Nisâ Suresi 24. Ayette “Sahip Olduklarınız Hariç Evli Kadınlar da Size Haram Kılındı; Bunların Dışındakilerle Mallarınızla İffetli Bir Evlilik Kurmanız Size Helâl Kılındı” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Nisâ 24, cinselliği sınırsız bir arzu alanı olarak değil; evlilik, hak, mehir ve sorumlulukla çevrelenmiş bir ilişki alanı olarak düzenler. Ayetin tarihsel kölelik bağlamı ise bugünün dünyasında mutlaka kendi dönemi içinde anlaşılmalıdır.”
Ersan Karavelioğlu
Nisâ Suresi’nin 24. ayeti, bir önceki ayette başlayan kimlerle evlenilemeyeceği konusunu devam ettirir.
Nisâ 23’te anne, kız, kız kardeş, hala, teyze, sütanne ve çeşitli evlilik bağları sebebiyle evlenilmesi yasak olan kadınlar sıralanmıştı.
Nisâ 24 ise bunlara önemli bir kategori daha ekler:
Evli kadınlar.
Ayetin devamında evlenilmesi yasak olmayan kadınlarla ilişkinin;
mal harcayarak,
mehir vererek,
iffetli bir evlilik amacıyla
kurulması gerektiği anlatılır.
Ancak ayette geçen “mâ meleket eymânukum”, yani klasik olarak savaş esirleri ve kölelik sistemi bağlamında yorumlanan ifade, günümüzde ayetin en fazla açıklama gerektiren bölümlerinden biridir.
“Evli Kadınlar Size Haram Kılındı” Ne Demektir
Ayetin temel hükümlerinden biri oldukça açıktır:
Başka biriyle geçerli evlilik bağı bulunan kadınla evlenilemez.
Bir kadının evli olması, onu başka bir evlilik teklifinin veya ikinci bir eş ilişkisinin konusu olmaktan çıkarır.
Bu hüküm, evlilik bağının hukuki ciddiyetini korur.
Bir insanın mevcut evlilik bağı görmezden gelinemez.
Neden Evli Bir Kadınla Evlilik Yasaktır
Çünkü mevcut evlilik;
haklar,
sorumluluklar,
nesep,
miras,
aile düzeni
gibi birçok hukuki sonuç oluşturur.
Aynı kişinin aynı anda birbiriyle çelişen iki evlilik bağı içinde bulunması, klasik İslam hukukunda kabul edilmez.
Bu nedenle ayet aile ilişkilerindeki hukuki belirliliği korur.
“Sahip Olduklarınız Hariç” İfadesi Ne Anlama Gelir
Ayetin Arapçasındaki ifade “illâ mâ meleket eymânukum” şeklindedir.
Klasik tefsirlerin büyük çoğunluğu bunu savaş şartlarında esir alınmış ve dönemin kölelik sistemi içerisinde bulunan kadınlarla ilişkilendirmiştir.
Bu konu, modern okuyucu açısından en zor bölümlerden biridir.
Çünkü ayet, köleliğin ve savaş esirliği sisteminin dünyanın birçok bölgesinde var olduğu bir tarihsel ortamda konuşmaktadır.
Bugün ise kölelik hukuken kaldırılmıştır ve insanın başka bir insan üzerinde mülkiyet hakkı kabul edilmez.
Bu İfade Bugün Cariyelik Kurumu Yeniden Kurulabilir Demek midir
Modern hukuk ve mevcut uluslararası düzen açısından hayır.
Bugün kölelik;
uluslararası hukukta yasaktır,
insan ticareti suçtur,
bir insanı mülk edinmek meşru kabul edilmez.
Dolayısıyla tarihsel bir kölelik kurumuna ait hükümleri, bugün bireysel insanların kendi başlarına yeniden uygulayabilecekleri bir sistemmiş gibi okumak doğru değildir.
Ayet kendi tarihsel hukuk ortamı içinde değerlendirilmelidir.
Kur’an Köleliği Bir Anda Neden Tamamen Kaldırmadı
Bu, Kur’an tarihi konusunda en çok tartışılan sorulardan biridir.
Kölelik antik dünyada;
ekonominin,
savaş hukukunun,
borç ilişkilerinin,
ev hizmetlerinin
çok derin bir parçasıydı.
Kur’an köle azadını pek çok yerde teşvik etmiş, bazı günahların kefareti olarak köle özgürleştirmeyi düzenlemiş ve kölelere ilişkin haklar getirmiştir.
Ancak sistemi tek bir ayetle tamamen kaldırmamıştır.
Bu nedenle bazı modern Müslüman düşünürler Kur’an’ın yönünün özgürleştirmeye doğru olduğunu savunurken, klasik hukuk tarihsel kurumun varlığını kabul ederek ayrıntılı hükümler geliştirmiştir.
Savaş Esiri Kadınların Durumu Neden Böyle Düzenlenmişti
Eski savaş düzenlerinde savaşın kaybeden tarafındaki insanlar;
öldürülebiliyor,
köleleştirilebiliyor,
fidye karşılığı bırakılabiliyor
veya topluma farklı statüler altında dahil edilebiliyordu.
Modern savaş esiri hukukunun henüz bulunmadığı bu dünyada Kur’an mevcut sistemi kendi hukuk ve ahlak çerçevesine almaya çalıştı.
Ancak bunun bugünün özgürlük anlayışıyla aynı sistem olmadığı açıkça kabul edilmelidir.
Tarihsel bağlamı açıklamak, sistemi bugün ahlaken ideal ilan etmek anlamına gelmez.
Ayetin Devamında Neden “Bunların Dışındakiler Size Helâldir” Denir
Bir önceki ayet ve Nisâ 24 birlikte bir sınır haritası oluşturur.
Kimlerle evlenilemeyeceği açıklandıktan sonra diğer kadınlarla, gerekli şartlar yerine getirildiği sürece evlilik kurulabileceği belirtilir.
Yani yasak kategori sınırsız değildir.
Kur’an belli akrabalık ve evlilik ilişkilerini koruma altına alırken bunların dışındaki evlilikleri meşru kabul eder.
“Mallarınızla Aramanız” Ne Anlama Gelir
Buradaki ifade evliliğin ekonomik bir sorumluluk boyutu bulunduğunu gösterir.
Klasik yorumda bu özellikle mehir ile ilişkilendirilmiştir.
Erkeğin evlilik kurarken;
kadının ekonomik hakkını tanıması,
mehir vermesi,
evliliğin getirdiği mali sorumlulukları üstlenmesi
beklenir.
Cinsellik, hiçbir sorumluluk almadan elde edilen bir ilişki olarak sunulmaz.
“İffetli Olmak Üzere” İfadesi Neden Önemlidir
Ayet yalnızca:
“İstediğiniz kadınlarla ilişki kurabilirsiniz.”
demez.
İlişkinin muhsanîn, yani iffetli ve evlilik sorumluluğu taşıyan biçimde olması istenir.
Bu, cinsel ilişkinin;
gizli sömürü,
aldatma,
geçici çıkar
üzerine değil, belirli bir hukuki ve ahlaki çerçeve üzerine kurulmasını hedefler.
“Zina Etmemek Üzere” Mesajı Ayetin Neresindedir
Ayetin kullandığı karşıtlık dikkat çekicidir.
Bir tarafta muhsanîn, yani iffetli ve evlilik yolunu izleyen insanlar vardır.
Diğer tarafta musâfihîn, yani cinsel ilişkiyi sorumluluktan koparan yaklaşım bulunur.
Böylece Kur’an cinselliği reddetmez.
Fakat onu;
hak,
sorumluluk,
evlilik,
mehir
çerçevesine yerleştirir.

“Onlardan Faydalandığınızda Mehirlerini Verin” Ne Demektir
Ayetin devamında “fe mâ istemta‘tum bihî minhunne fe âtûhunne ucûrahunne farîdah” ifadesi bulunur.
Sünni tefsir geleneğinin hakim yorumunda bu, evlilik gerçekleştikten sonra kadına farz olan mehrinin verilmesi anlamına gelir.
Yani kadınla evlilik ilişkisinden yararlanılmışsa onun ekonomik hakkı ertelenmemeli veya yok sayılmamalıdır.
Burada yine kadın yalnızca ilişkinin nesnesi değil, ekonomik hak sahibi olarak karşımıza çıkar.

Bu Ayet Mut‘a Nikâhından mı Bahsediyor
Bu, İslam tarihindeki önemli yorum ayrılıklarından biridir.
Şiî gelenekte ayetteki “istimta‘tum” ifadesi, belirli süreli evlilik olarak bilinen mut‘a nikâhının Kur’anî dayanaklarından biri kabul edilmiştir.
Sünni gelenekte ise ayet normal nikâh ve mehir bağlamında yorumlanmış, mut‘anın daha sonra Hz. Peygamber tarafından yasaklandığı kabul edilmiştir.
Dolayısıyla bu ayetin yorumu konusunda İslam mezhepleri arasında gerçek ve tarihsel bir görüş ayrılığı vardır.
Bunu tek bir yorum varmış gibi aktarmak doğru olmaz.

Mut‘a Nikâhı Nedir
Mut‘a, belirli süre ve mehir üzerinde anlaşmaya dayanan süreli evlilik biçimidir.
İmâmiyye Şiîliği bunu belirli şartlarla meşru kabul eder.
Sünni mezhepler ise tarihsel olarak ilk dönemde bir süre izin verilmiş olsa bile daha sonra yasaklandığını kabul eder.
Bu ayrılık yalnızca Nisâ 24’ün kelimelerinden değil, hadislerin ve erken İslam uygulamasının nasıl yorumlandığından da kaynaklanır.

Ayette Mehir Neden Tekrar Tekrar Vurgulanmaktadır
Nisâ Suresi’nde mehir konusu daha önce de karşımıza çıkmıştı.
Bunun nedeni kadının ekonomik hakkının kolayca göz ardı edilebilmesidir.
Kur’an tekrar tekrar;
verilmiş olan hakkı korur.
Mehir;
hediye gibi geri alınabilecek,
erkeğin isterse ödeyeceği,
kadının ailesinin sahip olacağı
bir şey değildir.
Kadının kendisine ait ekonomik bir haktır.

“Belirlenmiş Bir Hak Olarak” İfadesi Ne Söyler
Ayet mehrin verilmesini farîza, yani belirlenmiş bir yükümlülük olarak ifade eder.
Bu çok önemlidir.
Erkek:
“İstersem veririm.”
diyemez.
Mehir taraflar arasında belirlenmişse, kadının hakkı haline gelir.
Bu nedenle evlilikte ekonomik sorumluluk yalnızca ahlaki tavsiye değil, hukuki yükümlülük niteliği kazanır.

“Belirlenen Mehirden Sonra Karşılıklı Anlaşmanızda Günah Yoktur” Ne Demektir
Ayet, zorunlu hak belirlendikten sonra tarafların kendi rızalarıyla bazı değişiklikler üzerinde anlaşabileceğini belirtir.
Örneğin kadın;
mehrin bir bölümünden gönüllü biçimde vazgeçebilir
veya taraflar farklı bir ödeme düzeninde anlaşabilir.
Ancak burada yine temel şart gerçek rızadır.
Baskıyla alınan feragat, gönüllü anlaşmayla aynı değildir.

Ayetin Sonunda “Allah Bilendir, Hikmet Sahibidir” Denmesi Neden Önemlidir
Ayet çok hassas alanlardan söz eder:
Evlilik,
cinsellik,
savaş,
kölelik,
mehir,
ekonomik haklar.
Bunların tamamı insan hayatının güçlü çıkar ve arzularla bağlantılı alanlarıdır.
Ayetin sonunda Allah’ın Alîm ve Hakîm, yani bilen ve hikmet sahibi olduğunun belirtilmesi, bu düzenlemelerin ilahi bilgi ve hikmet çerçevesinde sunulduğunu ifade eder.

Nisâ 23 ile Nisâ 24 Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır
Nisâ 23:
Kimlerle evlenemezsin?
sorusunun büyük bölümünü cevaplar.
Nisâ 24 ise:
Başka hangi evlilik engelleri vardır ve meşru ilişki nasıl kurulmalıdır?
sorusuna devam eder.
Böylece iki ayet birlikte;
akrabalık sınırlarını,
mevcut evlilik bağını,
mehir hakkını,
cinsel ilişkinin hukuki çerçevesini
belirleyen bir bütün oluşturur.

Nisâ Suresi 24. Ayetin Bugüne Verdiği En Büyük Mesaj Nedir
Nisâ 24, modern okuyucu için iki ayrı düzeyde okunması gereken bir ayettir.
Birinci düzey tarihsel olandır.
Ayet, köleliğin ve savaş esirliği sisteminin mevcut olduğu bir dünyada konuşur. Bu kısmı bugünün dünyasına aynen taşıyıp insan üzerinde yeniden mülkiyet hakkı kurulabileceğini söylemek, tarihsel ve hukuki bağlamı göz ardı eder.
İkinci düzey ise ayetin bugün de açık biçimde anlaşılabilecek ahlaki yapısıdır:
Mevcut evlilik bağına saygı göster.
Cinselliği sorumluluktan koparma.
Kadının ekonomik hakkını tanı.
Mehri bir lütuf değil, hak olarak ver.
İlişkide rızayı ve hukuki sorumluluğu gözet.
Bu açıdan Nisâ 24 yalnızca “kim helâl, kim haram?” listesi değildir.
Ayet cinselliğin, insanı yalnızca arzularıyla hareket eden bir varlığa dönüştürmemesi gerektiğini söyler.
Çünkü cinsel ilişki;
başka insanların hayatına,
ailesine,
geleceğine,
ekonomik haklarına
dokunur.
Bu yüzden Kur’an onu yalnızca arzu meselesi değil, sorumluluk meselesi olarak da ele alır.
“Arzu insanı bir başkasına yaklaştırabilir; fakat ilişkiyi insanî yapan şey yalnızca arzu değildir. Rıza, hak, sorumluluk ve adalet olmadığında yakınlık kolayca sömürüye dönüşebilir.”
Ersan Karavelioğlu