📖 Nisâ Suresi 164. Ayette “Sana Daha Önce Anlattığımız Peygamberler de Anlatmadığımız Peygamberler de Gönderdik; Allah Musa ile Doğrudan Konuştu” | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 Nisâ Suresi 164. Ayette “Sana Daha Önce Anlattığımız Peygamberler de Anlatmadığımız Peygamberler de Gönderdik; Allah Musa ile Doğrudan Konuştu”

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,336
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Nisâ Suresi 164. Ayette “Sana Daha Önce Anlattığımız Peygamberler de Anlatmadığımız Peygamberler de Gönderdik; Allah Musa ile Doğrudan Konuştu” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“Nisâ 164, insanın bildiği peygamberlerin vahiy tarihinin tamamı olmadığını hatırlatır. Kur’an bazı isimleri anlatır, bazılarını anlatmaz; çünkü ilahî rehberlik insanlığın bizim bildiğimiz tarih kayıtlarından çok daha geniş bir hikâyesidir.”
Ersan Karavelioğlu

Nisâ Suresi’nin 164. ayeti, bir önceki ayette sıralanan Nuh, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub, İsa, Eyyûb, Yunus, Harun, Süleyman ve Davud gibi peygamberlerin ardından çok önemli bir açıklama yapar:


Kur’an’da adı geçen peygamberler, Allah’ın insanlığa gönderdiği bütün peygamberlerin tamamı değildir.


Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:


“Daha önce sana kıssalarını anlattığımız peygamberler de gönderdik, sana anlatmadığımız peygamberler de. Allah Musa ile de doğrudan konuştu.”


Bu kısa ayet iki büyük gerçeği aynı anda ortaya koyar:


İnsanlık tarihindeki peygamberlik zinciri, Kur’an’da isimleri verilen kişilerden çok daha geniştir.


Ve:


Hz. Musa, Allah ile özel bir konuşma ilişkisine mazhar olmuştur.


1️⃣ Nisâ Suresi 164. Ayetin Temel Mesajı Nedir ❓


Ayetin ilk büyük mesajı şudur:


Allah’ın gönderdiği bütün peygamberlerin isimlerini bilmiyoruz.


Kur’an bazı peygamberlerin hayatını ayrıntılı biçimde anlatır.


Bazılarının yalnızca ismini verir.


Bazı peygamberlerden ise hiç söz etmez.


Bu nedenle vahiy tarihini yalnızca Kur’an’da ismi geçen birkaç peygamberle sınırlandırmak doğru değildir.


İnsanlık tarihi, bildiğimizden daha geniş bir peygamberlik tecrübesi yaşamış olabilir.


2️⃣ Kur’an’da Adı Geçen Peygamberler Bütün Peygamberler midir ❓


Hayır.


Nisâ 164 bunu doğrudan açıklar:


“Sana anlatmadığımız peygamberler de vardır.”


Bu ifade son derece önemlidir.


Kur’an kendisini bütün peygamberlerin biyografik ansiklopedisi olarak sunmaz.


Amacı her peygamberin adını vermek değil, insanın hidayeti için gerekli mesajı ulaştırmaktır.


Dolayısıyla adı verilmeyen çok sayıda peygamberin bulunması mümkündür.


3️⃣ Kur’an Neden Bütün Peygamberlerin İsimlerini Vermemiştir ❓


Çünkü Kur’an’ın temel amacı tarih kitabı yazmak değildir.


Kur’an kıssaları çoğunlukla;


ibret,


ahlâk,


iman,


tevhid


ve insan davranışı


üzerinden anlatır.


Bir peygamberin isminin bilinmesi, mesaj açısından gerekli değilse onun hayatının ayrıntılı biçimde anlatılmaması mümkündür.


Burada önemli olan sayı değil, rehberliğin özüdür.


4️⃣ Adı Bilinmeyen Peygamberler Nerelere Gönderilmiş Olabilir ❓


Kur’an’ın genel peygamberlik anlayışı, farklı toplumlara uyarıcılar gönderildiğini bildirir.


Bu nedenle yalnızca Ortadoğu coğrafyasını düşünmek zorunda değiliz.


İnsanlık;


Asya,


Afrika,


Avrupa


ve başka bölgelerde


çok eski medeniyetler kurmuştur.


Kur’an, adı verilmeyen peygamberler bulunduğunu söyleyerek ilahî rehberliğin bilinen birkaç coğrafyayla sınırlandırılmadığını düşünmemize imkân verir.


Ancak belirli tarihsel kişileri kesin olarak peygamber ilan etmek için vahye dayalı açık bilgi gerekir.


5️⃣ Sokrates, Buda veya Başka Tarihsel Kişiler Peygamber Olmuş Olabilir mi ❓


Bu konuda kesin hüküm veremeyiz.


Bazı Müslüman düşünürler farklı medeniyetlerde ortaya çıkan büyük ahlâk ve hikmet öğreticilerinin peygamberlik geleneğiyle bağlantılı olabileceğini düşünmüşlerdir.


Fakat Kur’an onların isimlerini peygamber olarak zikretmez.


Bu nedenle:


“Kesinlikle peygamberdi.”


demek de,


“Kesinlikle peygamber değildi.”


demek de vahyin söylemediği bir konuda kesinlik iddiası olabilir.


En ihtiyatlı yaklaşım:


Allah daha iyi bilir.


demektir.


6️⃣ Bu Ayet İlahi Rehberliğin Evrensel Olduğunu mu Gösterir ❓


Evet, güçlü biçimde bunu düşündürür.


Allah sadece tek bir kavimle ilgilenmiş değildir.


Kur’an’ın genel anlatısında insanlık farklı dönemlerde uyarıcılarla karşılaşmıştır.


Bu perspektif, vahyi belirli bir ırkın veya coğrafyanın tekeline almamızı engeller.


İlahî rehberlik, insanlık tarihinin daha geniş bir parçasıdır.


7️⃣ Peygamberlerin Sayısı Kur’an’da Kesin Olarak Verilmiş midir ❓


Hayır.


Kur’an bütün peygamberlerin toplam sayısını bildiren kesin bir sayı vermez.


İslam geleneğinde peygamberlerin sayısı hakkında bazı rivayetler bulunmaktadır.


Ancak bunların hadis değeri ve yorumlanışı ayrı bir konudur.


Kur’an açısından kesin bildiğimiz şey şudur:


Anlatılan peygamberler de vardır, anlatılmayan peygamberler de.


Bu yüzden kesin rakam üretmek ayetin amacı değildir.


8️⃣ Neden Bazı Peygamberlerin Kıssaları Tekrar Tekrar Anlatılıyor ❓


Çünkü aynı kıssa farklı bağlamlarda farklı mesajlar taşıyabilir.


Örneğin Hz. Musa’nın kıssası;


zulme karşı mücadele,


tevhid,


sabır,


liderlik,


toplumsal değişim,


Firavun psikolojisi


ve İsrailoğullarının davranışları


gibi pek çok konuyu içerir.


Kur’an kıssayı sadece tarih anlatmak için değil, insanın kendisini görmesi için kullanır.


9️⃣ “Allah Musa ile Konuştu” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


Ayetin ikinci yarısı Hz. Musa’ya özel bir konum verir:


“Ve Allah Musa ile konuştu.”


Arapçada bu ifade:


“ve kellemallâhu Mûsâ teklîmâ”


şeklindedir.


Buradaki “teklîmâ” vurgusu, konuşmanın gerçek bir ilahî iletişim olduğunu kuvvetlendirir.


Bu nedenle Hz. Musa İslam geleneğinde Kelîmullah, yani Allah’ın kendisiyle konuştuğu peygamber olarak anılmıştır.


🔟 Allah’ın Musa ile Konuşması İnsanların Birbiriyle Konuşması Gibi midir ❓


İslam teolojisinde burada dikkatli olmak gerekir.


Allah yaratılmış varlıklar gibi kabul edilmez.


Dolayısıyla ilahî konuşmayı;


insan ağzı,


ses telleri,


hava titreşimi


ve fiziksel organlar


üzerinden düşünmek zorunda değiliz.


Kur’an Allah’ın Musa ile konuştuğunu bildirir.


Ancak bu konuşmanın mahiyetinin nasıl olduğu, insanın sıradan konuşma biçimine indirgenemez.


Klasik kelâm ekolleri de bu konu üzerinde ayrıntılı tartışmalar yürütmüştür.


1️⃣1️⃣ Hz. Musa Allah’ı Görmüş müdür ❓


Kur’an’ın başka bir anlatısında Hz. Musa Allah’ı görmek istemiştir.


Kendisine:


“Beni göremezsin.”


anlamındaki cevap verilmiş ve dağa yönelik ilahî tecelli anlatılmıştır.


Dolayısıyla Allah ile konuşmak ile Allah’ı gözle görmek aynı şey değildir.


Nisâ 164:


Allah Musa ile konuştu.


der.


Bu, Musa’nın Allah’ı fiziksel biçimde gördüğü anlamına gelmez.


1️⃣2️⃣ Hz. Musa’nın Allah ile Konuşması Onu Diğer Peygamberlerden Üstün mü Yapar ❓


Hz. Musa’ya verilen bu özellik önemli bir fazilettir.


Ancak peygamberlerin her birine farklı özellikler verilmiştir.


Hz. İbrahim başka yönleriyle,


Hz. İsa başka mucizeleriyle,


Hz. Davud başka nimetleriyle,


Hz. Muhammed başka görev ve özellikleriyle


öne çıkar.


Kur’an peygamberlerin bazılarına bazı hususlarda üstünlük verildiğini bildirirken Müslümanın hepsinin peygamberliğini kabul etmesini ister.


1️⃣3️⃣ Allah İnsanlarla Başka Hangi Yollarla İletişim Kurar ❓


Kur’an’ın başka ayetlerinde Allah’ın insanla iletişiminin farklı yollarından söz edilir.


Vahiy,


perde arkasından konuşma


ve bir elçi yani melek aracılığıyla mesaj iletme


bunlar arasındadır.


Hz. Musa’nın tecrübesi ise özel bir iletişim biçimine örnek gösterilir.


Bu da vahyin tek bir biçimde gerçekleşmek zorunda olmadığını gösterir.


1️⃣4️⃣ Peygamberlik Neden İnsanlık Tarihinin Farklı Dönemlerinde Tekrarlanmıştır ❓


Çünkü insanlar unutur.


Mesajlar zaman içinde yanlış yorumlanabilir.


Toplumlar değişebilir.


Yeni ahlâkî ve toplumsal şartlar ortaya çıkabilir.


İnsanlar yeniden rehberliğe ihtiyaç duyabilir.


Kur’an’ın peygamberlik anlatısında bu nedenle tarih boyunca tekrar tekrar:


Hatırlatma


vardır.


Peygamberler insanlara tamamen yabancı bir hakikat değil, çoğu zaman unutulmuş temel hakikati yeniden hatırlatırlar.


1️⃣5️⃣ Nisâ 164 Dinî Kibir Hakkında Ne Öğretir ❓


Çok önemli bir şey öğretir:


Sen bütün vahiy tarihini bilmiyorsun.


İnsan kendi bildiği birkaç peygamber üzerinden bütün insanlık tarihini değerlendirebilir.


Ama Allah:


“Sana anlatmadığımız peygamberler de var.”


der.


Bu ifade bilgi konusunda tevazu gerektirir.


Bilmediğimiz şeylerin varlığını kabul etmek de bilginin bir parçasıdır.


1️⃣6️⃣ Bu Ayet Farklı Kültürlere Bakışımızı Değiştirir mi ❓


Değiştirebilir.


Bir toplumun tarihinin bizim dinî kaynaklarımızda ayrıntılı biçimde anlatılmaması, o toplumun geçmişte hiçbir ilahî rehberlikle karşılaşmadığı anlamına gelmez.


Bu nedenle başka medeniyetlerin;


ahlâkî mirasına,


hikmet geleneklerine


ve tarihine


kibirle bakmamak gerekir.


Elbette her eski öğreti vahiy değildir.


Ama Nisâ 164 bize bilmediğimiz büyük bir tarih bulunduğunu hatırlatır.


1️⃣7️⃣ Nisâ 163 ile Nisâ 164 Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır ❓


  1. ayette birçok peygamberin adı sıralanmıştı.

Nuh,


İbrahim,


İsmail,


İshak,


Yakub,


İsa,


Eyyûb,


Yunus,


Harun,


Süleyman


ve Davud...


  1. ayet adeta hemen bir uyarı yapar:

“Liste bununla sınırlı değil.”


Bazı peygamberler sana anlatıldı.


Bazıları anlatılmadı.


Bu iki ayet birlikte vahiy tarihinin hem bilinen hem bilinmeyen yüzünü gösterir.


1️⃣8️⃣ Nisâ 164 Günümüz İnsanına Ne Söyler ❓


Modern insan büyük miktarda bilgiye erişebiliyor.


İnternet,


bilim,


tarih,


arkeoloji


ve dijital arşivler


sayesinde kendisini geçmiş insanlardan çok daha bilgili görebilir.


Ama Nisâ 164 çok temel bir gerçeği hatırlatır:


Bilmediğimiz tarih, bildiğimiz tarihten daha büyük olabilir.


Kayıtları kaybolmuş toplumlar vardır.


İsimleri unutulmuş insanlar vardır.


Mesajları bize ulaşmamış peygamberler vardır.


Gerçek entelektüel olgunluk:


“Bilmiyorum.”


diyebilme cesaretini de içerir.


1️⃣9️⃣ Nisâ 164’ün En Derin Mesajı Nedir ❓


Nisâ Suresi 164. ayet insanın bilgi sınırına çok zarif biçimde dokunur.


Bir önceki ayette birçok büyük peygamberin adı verilmiştir.


İnsan o listeyi okuyup:


“İşte vahiy tarihi bunlardan ibaret.”


diye düşünebilir.


Fakat hemen ardından Kur’an:


“Sana anlatmadığımız peygamberler de var.”


der.


Bu tek cümle, insanın bütün tarih iddiasını sarsmaya yeter.


Çünkü insan sadece kendisine ulaşan kayıtları bilir.


Kayıp medeniyetleri bilmiyoruz.


Silinmiş dilleri bilmiyoruz.


Tarihe hiç geçmemiş insanları bilmiyoruz.


Ve Kur’an’a göre, isimlerini bile bilmediğimiz peygamberler vardır.


Sonra ayet Hz. Musa’ya gelir:


“Allah Musa ile gerçekten konuştu.”


Böylece bilinmeyen büyük peygamberlik tarihinin içinden, çok özel bir iletişim anı seçilir.


Bir tarafta bize hiç anlatılmamış peygamberler vardır.


Diğer tarafta Allah ile özel biçimde konuşmuş Musa.


Bu iki yön aynı hakikati gösterir:


Vahiy dünyası insan bilgisinin sınırlarından daha büyüktür.


İnsan bazen bilmediği şeyi yok sayar.


“Ben duymadım, demek ki olmadı.”


der.


Kur’an ise bunun tam karşısına başka bir düşünce koyar:


Sana anlatılmamış olması, onun hiç olmadığı anlamına gelmez.


Belki de Nisâ 164’ün bugünün insanına bıraktığı en güçlü soru şudur:


Bildiklerimi bütün hakikatin kendisi mi sanıyorum, yoksa Allah’ın ve tarihin benim hiç bilmediğim ne kadar büyük bir alan taşıdığını kabul edebilecek kadar mütevazı mıyım?


“Bilgelik yalnızca bildiklerimizin çoğalması değildir; bilmediklerimizin büyüklüğünü fark etmektir. Kur’an bazı peygamberlerin isimlerini verir, sonra insanın kibrini tek cümleyle kırar: Sana anlatmadıklarımız da vardır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt