Nâziât Suresi 1. Ayette “Andolsun Şiddetle Çekip Çıkaranlara” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Burada Üzerine Yemin Edilen Varlıklar Kimlerdir
“Nâziât Suresi’nin ilk ayeti, insanın göremediği fakat hayat ile ölüm arasındaki en büyük geçişlerden birinde görev aldığı düşünülen varlıklara dikkat çeker. ‘Şiddetle çekip çıkaranlar’ ifadesi, yalnızca ölüm anını değil; insanın dünyaya ait bütün bağlarının bir anda çözülmesini düşündüren son derece güçlü bir tasvirdir.”
Ersan Karavelioğlu
Nâziât Suresi 1. Ayet Ne Söyler
Nâziât Suresi’nin ilk ayetinde:
“Ve’n-nâzi‘âti garkâ.”
ifadesi yer alır.
Genellikle;
“Andolsun şiddetle çekip çıkaranlara”
veya
“Andolsun, söküp çıkarırcasına çekenlere”
şeklinde anlamlandırılır.
Ayet son derece kısa olmasına rağmen “nâziât” ve “garkâ” kelimeleri çok güçlü bir hareket, çekiş ve derinlik anlamı taşır.
Burada dikkat çekici olan nokta şudur:
Kur’an doğrudan bu varlıkların kim olduğunu söylemez.
Bu nedenle ayetin neyi veya kimleri anlattığı konusunda farklı yorumlar ortaya çıkmıştır.
“Nâziât” Kelimesi Ne Anlama Gelir
Nâziât, Arapçadaki نزع “neze‘a” kökünden gelir.
Bu kök;
çekmek, sökmek, bulunduğu yerden çıkarmak, koparmak
gibi anlamlara sahiptir.
Dolayısıyla “nâziât”, kelime olarak;
şiddetle çekenler, söküp çıkaranlar
anlamına gelir.
Kelimenin kendisinde sıradan bir hareketten çok, bir şeyin bulunduğu yerden kuvvetli biçimde ayrılması düşüncesi vardır.
Bu nedenle klasik tefsirlerde ayet çoğunlukla ölüm anında ruhların bedenden çıkarılmasıyla ilişkilendirilmiştir.
“Garkâ” İfadesi Neden Önemlidir
Ayette yalnızca “çekenlere” denilmez.
Ardından “garkâ” kelimesi gelir.
Bu kelime temel olarak;
derine dalmak, tamamen içine girmek, son noktasına kadar ilerlemek
anlamlarıyla ilişkilidir.
Bu yüzden ifade;
“bütün kuvvetiyle çekip çıkaranlar”
gibi yoğunlaştırılmış bir anlam kazanır.
Tasvir adeta bir şeyin yüzeyden değil, en derinden sökülüp çıkarılmasını anlatmaktadır.
Burada Üzerine Yemin Edilenler Melekler Midir
Klasik İslam tefsir geleneğinde en yaygın yorumlardan biri budur.
Buna göre “nâziât”, ölüm sırasında ruhları alan meleklerdir.
Özellikle inkârcı veya kötülük içinde yaşayan insanların ruhlarının zor ve şiddetli biçimde çıkarılması şeklinde açıklamalar yapılmıştır.
Bu yorum daha sonraki ayetlerle birlikte değerlendirildiğinde belirginleşir.
Çünkü Nâziât Suresi’nin başlangıcında arka arkaya farklı görevler gerçekleştiren varlıklardan söz edilir.
Bunların meleklerin çeşitli görevlerini anlatan tasvirler olduğu düşünülür.
Ruhun Bedenden Çıkarılması Mı Anlatılıyor
En bilinen yorum budur.
İnsan hayatı boyunca bedeniyle kendisini neredeyse tek bir varlık olarak algılar.
Fakat ölüm anında Kur’an perspektifinde ruh ile beden arasındaki ilişki sona erer.
“Nâziât” tasviri bu ayrılığın özellikle bazı insanlar açısından sert ve zorlayıcı bir geçiş olabileceğini düşündürür.
Böylece ölüm;
sadece biyolojik bir olay değil,
varoluşun bir aşamasından diğerine geçiş
olarak sunulur.
Müminlerin Ruhları Da Aynı Şekilde Mi Çıkarılır
Surenin hemen sonraki ayetinde:
“Ve’n-nâşitâti neştâ.”
yani yaklaşık olarak;
“Usulca çözüp çıkaranlara andolsun”
denilir.
Bazı klasik yorumcular burada bir karşılaştırma görmüştür.
İlk ayette sert biçimde çıkarılan ruhlar, ikinci ayette ise kolaylıkla ve yumuşak biçimde alınan ruhlar anlatılıyor olabilir.
Buna göre ölüm tecrübesinin herkes için aynı olmadığı düşünülmüştür.
Ayet Kesin Olarak Meleklerden Mi Bahsediyor
Hayır, bunu dil açısından kesin biçimde söylemek kolay değildir.
Çünkü ayette doğrudan:
“Meleklere andolsun”
denilmez.
Sadece yaptıkları fiillerle tanımlanan varlıklardan söz edilir.
Bu nedenle tarih boyunca başka yorumlar da ortaya çıkmıştır.
Bazı yorumlarda;
yıldızlar, gök cisimleri, savaşçılar veya hareket hâlindeki birtakım kozmik varlıklar
gibi farklı açıklamalar bulunmaktadır.
Ancak klasik tefsirlerde melek yorumu güçlü ve yaygın bir konumdadır.
Neden Varlıkların İsmi Açıkça Söylenmemiştir
Bu, ayetin edebî gücünün önemli parçalarından biridir.
Kur’an bazen bir varlığı adıyla değil, yaptığı şeyle tanımlar.
Burada okuyucu:
“Kim bunlar?”
sorusunu sormaya yöneltilir.
Şiddetle çekip çıkaranlar…
Usulca çözenler…
Süzülüp gidenler…
Öne geçenler…
İşleri düzenleyenler…
Bu peş peşe gelen hareketler çok güçlü bir kozmik sahne oluşturur.
Allah Neden Bu Varlıklar Üzerine Yemin Etmektedir
Kur’an’daki yeminlerin amacı Allah’ın bir şeye inanmak için delile ihtiyaç duyması değildir.
Yeminler insanın dikkatini belirli gerçekliklere yönelten retorik ve edebî vurgu araçlarıdır.
Başka bir ifadeyle:
“Buna dikkat edin; burada büyük bir hakikat var.”
mesajı verilir.
Nâziât Suresi’nde bu yeminlerin hemen ardından kıyamet ve yeniden diriliş konusu gelir.
Dolayısıyla yeminlerin temel amacı insanı yaklaşan büyük hesaba hazırlamaktır.
İlk Beş Ayetin Birlikte Okunması Neden Önemlidir
Nâziât Suresi’nin başlangıcı birbirinden kopuk değildir.
İlk beş ayet adeta aynı sahnenin parçalarıdır:
Şiddetle çekip çıkaranlar,
yumuşakça çözenler,
süzülüp gidenler,
öne geçenler,
işleri düzenleyenler…
Bu ifadelerin melekleri anlattığı kabul edildiğinde ortaya çok geniş bir tablo çıkar:
Evren yalnızca insanların gördüğü maddi olaylardan oluşmamaktadır.
Görünmeyen bir düzen ve görev sistemi de bulunmaktadır.

Ölüm Neden “Çekip Çıkarma” İfadesiyle Anlatılmış Olabilir
Çünkü insanın dünya ile ilişkisi son derece güçlüdür.
Beden,
mal,
aile,
hatıralar,
alışkanlıklar,
arzular,
korkular…
Bütün bunlar insanı dünyaya bağlar.
Ölüm ise bunların tamamından geri dönüşsüz bir ayrılıştır.
“Çekip çıkarma” tasviri, ölümün fiziksel yönünden çok varoluşsal kopuşunu anlatıyor olabilir.

Ayette Korkutucu Bir Ölüm Tasviri Mi Vardır
Ayet gerçekten güçlü ve ürpertici bir tasvir taşır.
Fakat surenin amacı yalnızca korkutmak değildir.
Asıl mesele insanın:
“Öldükten sonra ne olacak?”
sorusuyla yüzleşmesidir.
Nitekim surenin ilerleyen ayetlerinde insanların yeniden dirilişe ilişkin şaşkınlıkları aktarılır.
Bu nedenle ilk ayetteki ölüm görüntüsü, aslında daha büyük bir konunun girişidir:
Diriliş.

Ölüm İle Kıyamet Arasında Nasıl Bir Bağ Kuruluyor
İnsan açısından ölüm kişisel kıyamet gibidir.
Kozmik kıyamet ise bütün mevcut düzenin sona ermesidir.
Nâziât Suresi bu iki gerçekliği birbirine yaklaştırır.
Önce ruhların çıkarılması çağrıştırılır.
Ardından büyük sarsıntı ve yeniden diriliş sahnelerine geçilir.
Mesaj oldukça açıktır:
Dünyadaki mevcut hayat nihai hayat değildir.

Ayet İnsanın Ölüm Üzerindeki Kontrolsüzlüğünü Mü Hatırlatıyor
Evet, ayetin düşündürdüğü en güçlü konulardan biri budur.
İnsan hayatının büyük bölümünde kontrol sahibi olduğunu düşünür.
Ev kurar.
Para kazanır.
Plan yapar.
Geleceği hesaplar.
Fakat ölüm geldiğinde insanın hayat üzerindeki kontrolü sona erer.
Bu açıdan ayet insan merkezli bakış açısını sarsar:
İnsan hayatın sahibi değil, hayatın geçici taşıyıcısıdır.

“Şiddetle Çekip Çıkarmak” Ruhun Acı Çektiğini Kanıtlar Mı
Ayet tek başına ölüm sırasında ruhun nasıl bir fiziksel veya metafizik acı yaşadığını ayrıntılı biçimde açıklamaz.
Burada dikkatli olmak gerekir.
Metindeki ifade güçlüdür ancak bundan ölümün biyolojik mekanizmasına ilişkin ayrıntılı sonuçlar çıkarmak mümkün değildir.
Ayetin esas işlevi bilimsel bir ölüm tarifi vermekten çok;
ölümün ciddiyetini ve geri döndürülemezliğini
vurgulamaktır.

Neden Surenin Daha İlk Kelimesinde Böyle Sert Bir Tasvir Kullanılmıştır
Çünkü Nâziât Suresi insanı doğrudan ölüm, kıyamet ve hesap düşüncesinin içine sokar.
Uzun bir giriş yapılmaz.
İlk kelimeden itibaren hareket vardır:
Çekenler…
Ardından:
Çözenler…
Yüzenler…
Yarışanlar…
Düzenleyenler…
Bu hızlı anlatım surenin ilerleyen bölümlerindeki kıyamet atmosferine hazırlık oluşturur.

Ayetin Felsefi Mesajı Nedir
Ayetin ortaya çıkardığı en derin sorulardan biri şudur:
İnsan gerçekten kendisine mi aittir?
Eğer insanın ruhu kendisinin mutlak mülkü olsaydı, ölüm geldiğinde onu vermemeyi seçebilmesi gerekirdi.
Fakat insan bunu yapamaz.
Bu nedenle ayet, hayatın sahipliğine ilişkin güçlü bir sorgulama doğurur:
Hayatı kullanıyoruz fakat hayatın mutlak sahibi değiliz.
Doğumumuza karar vermediğimiz gibi ölümümüzün nihai gerçekleşmesini de engelleyemeyiz.

Nâziât Suresi’nin İlk Ayeti Bize Ne Hatırlatır
İnsan çoğu zaman ölümü gelecekte çok uzak bir olay gibi düşünür.
Fakat ölüm insan hayatının dışında bir şey değildir.
Doğduğumuz andan itibaren hayatımızın kaçınılmaz gerçeklerinden biridir.
Nâziât Suresi’nin ilk ayeti ölümün üzerindeki alışkanlık perdesini kaldırır.
Ölüm:
kaybolmak değil,
Kur’an’ın ortaya koyduğu dünya görüşünde bir âlemden başka bir âleme geçmektir.
Ve bu geçiş insanın iradesinden bağımsız gerçekleşecektir.

Sonuç: “Şiddetle Çekip Çıkaranlar” Kimlerdir
Nâziât Suresi 1. ayette geçen “şiddetle çekip çıkaranlar” ifadesinin neyi kastettiği ayetin içinde açıkça isimlendirilmez.
Bununla birlikte klasik İslam tefsirlerinde en yaygın açıklama, bunların ruhları bedenlerden çıkaran melekler olduğudur.
Özellikle ayetin devamındaki ifadelerle birlikte düşünüldüğünde meleklerin farklı görevlerinin betimlendiği yorumu oldukça güçlüdür.
Ancak ayetin dili bilinçli biçimde açık uçlu ve görkemlidir.
Belki de asıl vurgu yalnızca:
“Bunlar kim?”
sorusunda değildir.
Daha büyük soru şudur:
İnsan ruhunun bedenden çıkarıldığı o an geldiğinde, geride hayatımız hakkında nasıl bir hikâye bırakmış olacağız?
Çünkü Nâziât Suresi ölümden söz ederek başlamasına rağmen insanı ölümde bırakmaz.
Onu dirilişe, hesaba ve insanın bütün hayatını yeniden değerlendireceği büyük güne götürür.
“İnsan ölümden korkarken çoğu zaman ölümün kendisini düşünür; Kur’an ise ölümün arkasındaki soruyu büyütür: ‘Sonra ne olacak?’ Nâziât’ın ilk ayeti belki de tam bu yüzden sarsıcıdır. Ruhun bedenden çıkarıldığı an, insanın sahip olduğunu sandığı her şeyden ayrıldığı fakat yaptığı hiçbir şeyden ayrılamadığı andır.”
Ersan Karavelioğlu