Müddessir Suresi 38. Ayette “Her Nefis Kazandığına Karşılık Bir Rehindir” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsan özgürce seçer; fakat seçtiklerinin sonucundan özgür değildir. Her söz, her niyet ve her davranış insanın geleceğine bırakılmış bir izdir. Kişi sonunda başkalarının görüntüsüyle değil, kendi kazandıklarıyla karşılaşır.”
Ersan Karavelioğlu
Müddessir Suresi’nin otuz sekizinci ayetinde şöyle buyrulur:
“Her nefis kazandığına karşılık bir rehindir.”
Ayetin Arapçası:
كُلُّ نَفْسٍ بِمَا كَسَبَتْ رَهِينَةٌ
Okunuşu:
“Küllü nefsin bimâ kesebet rehîneh.”
Bir önceki ayette insanların ileri gitmek veya geri kalmak konusunda tercih yapabilecekleri bildirilmişti. Bu ayette ise yapılan tercihlerin sonuçsuz kalmayacağı açıklanmaktadır.
İnsan düşünür, karar verir ve davranır. Her insan, kendi iradesiyle kazandığı iyilik ve kötülüklerin sorumluluğunu taşır. Hiç kimse yalnızca ailesi, toplumu, makamı veya başkalarının davranışları sayesinde hesap vermekten kurtulamaz.
“Her Nefis” İfadesi Ne Anlama Gelir
Nefis kelimesi burada insanın kendisini, şahsını ve sorumlu varlığını ifade eder.
“Her nefis” denilmesi:
Zengin, yoksul, güçlü, güçsüz, kadın, erkek, yönetici ve yönetilen ayrımı yapılmadan bütün insanların
bu ilkeye tabi olduğunu gösterir.
İlahi hesap karşısında ayrıcalıklı bir insan sınıfı yoktur.
Herkes kendi hayatı ve seçimleri üzerinden değerlendirilir.
“Kazandığı” İfadesi Ne Anlama Gelir
Ayetteki “kesebet” kelimesi:
Kazanmak, elde etmek, yapmak ve insanın iradeli davranışlarıyla ortaya çıkardığı sonuçlar
anlamlarına gelir.
İnsan yalnızca maddi kazanç elde etmez.
Sözleri, niyetleri ve davranışlarıyla:
Sevap, günah, güven, iyilik, haksızlık ve ahlaki bir karakter
de kazanır.
İnsanın gerçek kazancı, ölümün ardından kendisiyle birlikte götürebildiği davranışlarının karşılığıdır.
“Rehin” Ne Anlama Gelir
Rehin, bir borcun veya sorumluluğun karşılığı olarak tutulan şeydir.
Ayet insanın yaptığı davranışlarla bağlantılı olduğunu ve onların sonuçlarından kaçamayacağını anlatır.
İnsan:
Kendi kazandıklarının sorumluluğu altında tutulur ve hesabı görülmeden bütünüyle serbest bırakılmaz.
Buradaki rehinlik fiziksel bir eşyanın tutulmasından çok, ahlaki sorumluluğun güçlü bir benzetmeyle açıklanmasıdır.
İnsan Kendi Davranışlarının Rehini Nasıl Olur
İnsan tekrar ettiği davranışlarla karakterini oluşturur.
Sürekli yalan söyleyen kişi zamanla güvenilirliğini kaybeder. Sürekli iyilik yapan kişi ise merhametli bir karakter geliştirir.
Bu nedenle davranışlar yalnızca dış dünyada sonuç oluşturmaz.
Aynı zamanda insanın:
Düşüncelerini, alışkanlıklarını, vicdanını ve geleceğini
şekillendirir.
İnsan yaptığı şeyin yalnızca sahibi değil, zamanla onun oluşturduğu kişiliğin de taşıyıcısı olur.
Ayet İnsan Özgürlüğünü mü, Sorumluluğunu mu Vurgular
Ayet her ikisini birlikte vurgular.
Bir önceki ayette insanın ileri gitmek veya geri kalmak isteyebileceği bildirilmiştir. Bu, tercih imkânını gösterir.
Bu ayet ise:
Her tercihin bir karşılığı bulunduğunu
açıklar.
Özgürlük, sonuçsuz biçimde istenilen her şeyi yapabilmek değildir.
Gerçek özgürlük, insanın seçim yapabilmesi ve yaptığı seçimin sorumluluğunu üstlenmesidir.
İnsan Başkasının Günahından Sorumlu Tutulur mu
Kur’an’ın genel ilkesine göre hiçbir insan, işlemediği bir günah nedeniyle başkasının yerine suçlu sayılmaz.
Her insan kendi davranışından sorumludur.
Ancak kişi:
Başkasını kötülüğe teşvik etmiş, yanlış yönlendirmiş veya işlenen haksızlığa bilinçli biçimde yardım etmişse
kendi katkısı ölçüsünde sorumluluk taşır.
Başkasının günahını yüklenmez; fakat o günaha verdiği desteğin hesabını verir.
Ailenin Günahı Çocuğa Geçer mi
İnsan hangi ailede doğacağını seçmez.
Bu nedenle anne ve babanın işlediği günahlar otomatik olarak çocuğun günahı olmaz.
Ancak aileden öğrenilen yanlış davranışları kişi bilinçli biçimde devam ettirirse kendi tercihlerinden sorumlu olur.
Ayet insana:
“Atalarım böyle yaptı.”
sözünün tek başına bir mazeret olmadığını öğretir.
İnsan miras aldığı düşünceleri aklı ve vicdanıyla değerlendirmelidir.
Başkasının İyiliği İnsanı Kurtarabilir mi
Anne, baba, eş, çocuk veya dostun iyi olması insan için değerli bir nimettir.
Fakat insan yalnızca iyi insanlarla yakınlığı nedeniyle otomatik olarak kurtulmuş sayılmaz.
Bir peygamberin yakını olmak bile kişisel sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
İnsan:
Kendi inancı, niyeti ve davranışlarıyla
değerlendirilir.
İyi insanlara yakınlık, ancak onların güzel örneklerini hayata taşımaya vesile olursa anlam kazanır.
İnsanın Niyeti De Kazandıkları Arasında mıdır
Evet.
Niyet, davranışın ahlaki değerini belirleyen temel unsurlardan biridir.
Aynı davranış:
Gösteriş, çıkar, korku veya samimi iyilik amacıyla
yapılabilir.
Dışarıdan benzer görünen iki davranış, farklı niyetler nedeniyle farklı değer taşıyabilir.
Ancak güzel niyet her yanlış davranışı doğru hâle getirmez.
Niyetin yanında davranışın kendisi ve meydana getirdiği sonuç da önemlidir.
İnsan Yapmadığı Bir Şeyden Sorumlu Olabilir mi
İnsan gücünün yetmediği veya kendisine ait olmayan davranışlardan sorumlu tutulmaz.
Fakat yapması gereken bir iyiliği bilinçli biçimde terk etmesi de sorumluluk doğurabilir.
Bir insan haksızlığı engelleyebilecek durumdayken yalnızca çıkarını korumak için susarsa:
Yapmadığı müdahalenin ahlaki sonucuyla
karşılaşabilir.
Bazen kötülük yalnızca yapılan şeyle değil, yapılması gerektiği hâlde terk edilen görevle de oluşur.

Cehalet İnsan İçin Mazeret midir
İnsan gerçekten ulaşamadığı bir bilgiden, bildiği hâlde reddettiği bir gerçek kadar sorumlu tutulmayabilir.
Ancak kişi öğrenme imkânı bulunduğu hâlde:
Rahatı bozulmasın veya çıkarı zarar görmesin diye bilinçli biçimde bilgisiz kalmayı
seçebilir.
Bu durumda cehalet masum bir bilgisizlik olmaktan çıkar.
İnsan yalnızca bildiklerinden değil, bilmesi gerektiği hâlde araştırmadığı konulardan da sorumluluk taşıyabilir.
Gerçek hükmü Allah verir.

Tövbe İnsanı Kazandıklarının Rehinliğinden Kurtarabilir mi
Samimi tövbe, insanın kötülük yolundan dönmesine imkân verir.
Tövbe:
Yanlışı kabul etmek, pişman olmak, günahı bırakmak ve yeniden yapmamaya karar vermektir.
Başkasının hakkı ihlal edilmişse mümkün olduğu ölçüde hak geri verilmelidir.
Tövbe geçmişi hiç yaşanmamış hâle getirmez; fakat insanın geçmişiyle ilişkisini ve gelecekteki yönünü değiştirir.
Allah’ın bağışlaması, rehinliği çözen en büyük rahmettir.

İyilikler Kötülüklerin Etkisini Azaltabilir mi
Samimi iyilikler insanın ahlaki yönünü değiştirebilir ve bazı kötülüklerin ardından gerçek bir dönüşün göstergesi olabilir.
Ancak insan:
Bir taraftan haksızlık yapıp diğer taraftan birkaç iyilikle bütün sorumluluğunu kapatabileceğini
düşünmemelidir.
İyilik, devam eden zulmün satın alınmış affı değildir.
Gerçek iyilik yanlış davranışın bırakılması ve meydana gelen zararın giderilmesiyle birlikte anlam kazanır.

İnsan Dünyada Da Yaptıklarının Rehini Olur mu
Evet.
Ayet öncelikle ahiret sorumluluğunu anlatmakla birlikte, davranışların dünyada da sonuçları vardır.
Yalan söyleyen kişi güvenini, zulmeden kişi huzurunu ve sürekli öfkelenen kişi ilişkilerini kaybedebilir.
İnsan:
Kendi alışkanlıklarının, verdiği kararların ve oluşturduğu itibarın
içinde yaşamaya başlar.
Bazı davranışların sonucu hemen, bazılarınınki yıllar sonra, bazılarının kesin karşılığı ise ahirette ortaya çıkar.

Toplumun Baskısı Kişisel Sorumluluğu Ortadan Kaldırır mı
Toplumsal baskı insanın seçimlerini zorlaştırabilir.
Kişi ailesinden, işinden, çevresinden veya yönetimden korkabilir.
Bu şartlar sorumluluğun derecesini etkileyebilir; fakat insanın bütün iradesini her zaman ortadan kaldırmaz.
İnsan:
Elindeki gerçek imkânlar, maruz kaldığı baskı ve yapabileceği tercihler
ölçüsünde değerlendirilir.
Hiç kimsenin içinde bulunduğu şartları eksiksiz biçimde yalnızca dışarıdan gözlemleyerek hükme bağlamak doğru değildir.

İnsan Neden Kendi Hatasını Başkasına Yükler
Yanlışı kabul etmek insanın benlik algısını sarsabilir.
Bu nedenle kişi:
Ailesini, arkadaşlarını, şartları, toplumu veya kendisini kışkırtan insanları
suçlayabilir.
Dış etkenlerin davranışlarda payı bulunabilir.
Fakat insan bütün sorumluluğu başkasına aktararak kendi tercihlerini yok saymamalıdır.
Olgunluk, insanın bahaneler üretmeden kendi payını görebilmesidir.

Günümüz İnsanına Bu Ayet Ne Söyler
Modern dünyada insanlar çevrim içi ortamlarda takma isimlerin, kalabalıkların veya hızlı gündemlerin arkasına saklanabilir.
Bir kişi:
Yalan bilgi paylaşabilir, insanları aşağılayabilir ve yaptığı davranışın kaybolacağını
düşünebilir.
Fakat dijital ortamda yapılan davranışlar da insanın ahlaki kazançları arasındadır.
Ekranın arkasında olmak sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
İnsan yazdığı her sözün gerçek insanlara ulaşabileceğini unutmamalıdır.

Ayetin En Derin Anlamı Nedir
Ayetin en derin anlamı, insanın hayatının kendi tercihleriyle şekillenen ciddi bir emanet olduğudur.
İnsan başkalarının gözünde oluşturduğu imajla değil:
Gerçekte niyet ettiği, söylediği, yaptığı ve geride bıraktığı etkilerle
karşılaşacaktır.
Kişi dünyada sorumluluğunu gizleyebilir veya başkasına yükleyebilir.
Fakat ilahi hesapta herkesin kendi kazandığı açıkça ortaya çıkar.

Sonuç: İnsan Kendi Kazandıklarının Sorumluluğunu Taşır
Müddessir Suresi’nin otuz sekizinci ayetinde şöyle buyrulur:
“Her nefis kazandığına karşılık bir rehindir.”
Bu ifade insanın:
Özgür iradesiyle yaptığı tercihlerin, söylediği sözlerin, taşıdığı niyetlerin ve oluşturduğu sonuçların
sorumluluğunu taşıdığını bildirir.
Ayet bugünün insanına şu soruları yöneltir:
Kendi yanlışlarımı sürekli başkalarına mı yüklüyorum?
Yaptığım iyilik ve kötülüklerin karakterimi nasıl şekillendirdiğini düşünüyor muyum?
Kimsenin görmediği davranışlarımın da hesabı bulunduğunu hatırlıyor muyum?
Tövbe etmem ve zararını gidermem gereken hangi davranışları erteliyorum?
Bugün kazandıklarım beni özgürlüğe mi, yoksa kendi alışkanlıklarımın esaretine mi götürüyor?
İnsan mal, unvan ve şöhret kazanabilir; fakat bunların tamamını dünyada bırakır.
Onunla birlikte kalan gerçek kazanç, hayatı boyunca oluşturduğu ahlaki değerdir.
İnsan davranışlarının rehinidir; fakat tövbe, iyilik ve samimi dönüşle kendisini yanlışlarının esaretinden kurtarabilecek bir kapıya da sahiptir.
“İnsan bazen başkalarını suçlayarak kendi vicdanından kaçabileceğini sanır. Oysa her nefis kendi kazandığının karşısında durur. Kurtuluş, bahaneyi büyütmekte değil, sorumluluğu kabul edip yönünü değiştirmektedir.”
Ersan Karavelioğlu