En‘âm Suresi 38. Ayette “Yeryüzünde Yürüyen Hiçbir Canlı ve İki Kanadıyla Uçan Hiçbir Kuş Yoktur ki Sizin Gibi Topluluklar Olmasınlar. Biz Kitapta Hiçbir Şeyi Eksik Bırakmadık. Sonra Hepsi Rablerinin Huzurunda Toplanacaklardır” İfadesi Ne Anlama Gelir
En‘âm Suresi 38. ayet, bir önceki ayetteki mucize talebi ve ilahî kudret temasından daha geniş bir yaratılış perspektifine geçer.“En‘âm Suresi 38. ayet, insanı yaratılışın merkezine yerleştirirken aynı zamanda onun yalnız olmadığını hatırlatır. Hayvanlar da kendi düzenleri, toplulukları ve yaratılış içindeki yerleriyle Allah’ın bilgisi ve hâkimiyeti altındadır.”
Ersan Karavelioğlu
İnsanlara adeta şöyle denir:
Sadece gökten olağanüstü bir mucize beklemeyin.
Zaten çevrenizde büyük bir düzen vardır.
Yeryüzündeki canlılar.
Gökyüzündeki kuşlar.
Topluluklar.
Düzen.
Hayat.
Ve bütün bunlar Allah’ın bilgisi ve hâkimiyeti içindedir.
Ayet bu yüzden hem yaratılış, ekoloji, hayvan toplulukları, ilahî bilgi ve ahiret hakkında çok güçlü anlamlar taşır.
“Yeryüzünde Yürüyen Hiçbir Canlı” Ne Anlama Gelir
Buradaki ifade geniştir.Karada hareket eden canlıları kapsar.
İnsan dışındaki hayvanlar özellikle ayetin merkezindedir.
Kur’an burada canlıları sıradan ve önemsiz varlıklar gibi sunmaz.
Tam tersine onların da yaratılış düzeninin anlamlı parçaları olduğunu vurgular.
“İki Kanadıyla Uçan Hiçbir Kuş” İfadesi Neden Ayrıca Belirtilmiştir
Bu ifade yaratılışın çeşitliliğine dikkat çeker.Yerde yürüyen canlılar ayrı.
Gökte uçan kuşlar ayrı.
Yani ayet insanın bakışını hem yere hem göğe yöneltir.
Hayat sadece insan dünyasından ibaret değildir.
Çevremizde bizden bağımsız yaşayan çok büyük bir canlılık evreni vardır.
“Sizin Gibi Topluluklar” Ne Demektir
Ayetin en dikkat çekici ifadelerinden biri budur.Hayvanlar da ümmetler, yani topluluklar olarak nitelenir.
Bu onların;
kendi yaşam biçimlerine,
grup düzenlerine,
iletişim yapılarına,
üreme sistemlerine,
davranış kalıplarına
sahip olduklarını düşündürür.
Yani onlar sadece tek tek canlılar değil, örgütlü yaşam biçimleri oluşturan topluluklardır.
Hayvanların “Topluluk” Olması Bilimsel Gözlemlerle Uyumlu mudur
Evet, çok güçlü biçimde uyumludur.Bugün hayvan davranışlarını inceleyen bilim dalları;
arı kolonilerini,
karınca toplumlarını,
kurt sürülerini,
fil ailelerini,
yunus gruplarını,
kuş sürülerini
ayrıntılı biçimde inceliyor.
Bu canlılarda;
iş bölümü,
iletişim,
hiyerarşi,
koruma,
öğrenme,
iş birliği
gibi karmaşık davranışlar görülebilir.
Ayet bilimsel bir zooloji kitabı değildir ama canlıların topluluk düzenine sahip olduğunu açıkça vurgular.
“Sizin Gibi” İfadesi İnsanlarla Hayvanları Tamamen Eşit mi Kılar
Hayır.Buradaki benzerlik her açıdan eşitlik anlamına gelmez.
İnsanların da toplulukları vardır.
Hayvanların da.
Ancak insanın ahlaki sorumluluğu, aklı ve vahiy karşısındaki konumu farklıdır.
Ayetin amacı türler arasındaki bütün farkları silmek değil, hayvanların da anlamlı toplumsal varlıklar olduğunu göstermektir.
Bu Ayet Hayvanların Değerli Olduğunu mu Gösterir
Evet.Çünkü hayvanlar Allah’ın yarattığı topluluklar olarak tanımlanıyor.
Bu, onların yalnızca insanın kullanacağı araçlar olmadığını düşündürür.
İnsan hayvanlardan yararlanabilir.
Ama bu, onlara sınırsız eziyet etme hakkı vermez.
İslam ahlakında hayvanlara merhamet bu yüzden önemli bir yere sahiptir.
Hayvanlara Zulmetmek Bu Ayetin Ruhuyla Çelişir mi
Evet.Bir canlıyı gereksiz yere acı çektirmek, eziyet etmek veya sadece eğlence için öldürmek İslam ahlakında ciddi biçimde eleştirilmiştir.
En‘âm 38’in bakışı da bunu destekler:
Karşındaki hayvan, anlamsız bir nesne değildir.
O da Allah’ın yarattığı bir canlı topluluğunun üyesidir.
Bu bakış insanın doğayla ilişkisini değiştirir.
Hayvanların da Kendilerine Özgü Bir Düzeni mi Vardır
Evet.Her türün farklı yaşam biçimi vardır.
Kuşların göç düzenleri.
Arıların koloni sistemi.
Balıkların sürü hareketleri.
Kurtların grup davranışları.
Primatların sosyal ilişkileri.
Bugün bilim bu sistemlerin ne kadar karmaşık olduğunu giderek daha ayrıntılı biçimde gösteriyor.
Ayetin “topluluklar” ifadesi bu çeşitliliği düşünmeye çok uygundur.
“Biz Kitapta Hiçbir Şeyi Eksik Bırakmadık” Ne Anlama Gelir
Bu ifade farklı şekillerde yorumlanmıştır.Buradaki “kitap” için başlıca iki yorum öne çıkar:
Kur’an
veya
Allah’ın katındaki kayıt, yani Levh-i Mahfuz.
Bağlam açısından birçok müfessir burada bütün yaratılışın ilahî bilgide kayıtlı olduğunu vurgular.
Bu nedenle ayeti:
“Kur’an’da bütün bilimsel ayrıntılar tek tek yazılıdır.”
şeklinde anlamak zorunlu değildir.
Kur’an’da Gerçekten “Her Şey” Ayrıntılı Biçimde Yazılı mıdır
Kur’an bir ansiklopedi değildir.Kimyanın tüm formüllerini vermez.
Astronominin tüm denklemlerini vermez.
Bütün hayvan türlerini listelemez.
Bu yüzden “hiçbir şeyi eksik bırakmadık” ifadesini, bağlamdan koparıp:
“Dünyadaki bütün teknik bilgi Kur’an’da açıkça vardır.”
şeklinde anlamak doğru olmaz.
Daha güçlü yorum, Allah’ın ilminde ve ilahî düzende hiçbir şeyin unutulmadığıdır.

“Kitap” Levh-i Mahfuz İse Ne Anlama Gelir
Bu durumda ayet şunu söyler:Hiçbir canlı Allah’ın bilgisinin dışında değildir.
Bir kuşun uçuşu.
Bir hayvanın doğumu.
Bir canlının ölümü.
Bir türün yaşamı.
Bütün bunlar ilahî bilgi açısından kayıtsız değildir.
Bu, Allah’ın bilgisinin kuşatıcılığını vurgular.

Hayvanlar da Ahirette Toplanacak mı
Ayetin sonu:“Sonra hepsi Rablerinin huzurunda toplanacaklardır.”
der.
Klasik İslam düşüncesinde bu ifade hayvanların da bir şekilde haşredileceği şeklinde anlaşılmıştır.
Bazı hadislerde hayvanlar arasındaki haksızlıkların bile adalet çerçevesinde karşılık bulacağı anlatılır.
Ancak bunun ayrıntılarının nasıl olacağı konusunda kesin biçimde spekülasyon yapmak doğru değildir.

Hayvanların Hesabı İnsanların Hesabı Gibi mi Olacaktır
Hayır demek daha doğru olur.İnsanların ahlaki ve dinî sorumluluğu farklıdır.
Hayvanlar insan gibi vahiy muhatabı ve fıkhî sorumluluk sahibi değildir.
Dolayısıyla onların haşri varsa bile bu, insanlarla tamamen aynı sorumluluk sistemi anlamına gelmez.
Ayet burada ayrıntıyı değil, hepsinin Allah’ın hâkimiyeti altında olduğunu vurgular.

Bu Ayet Ekolojik Bir Mesaj Taşır mı
Doğrudan modern çevre hukuku koymaz.Ama güçlü bir ekolojik bilinç üretir.
Çünkü insan şunu fark eder:
Dünya sadece bana ait değil.
Başka canlı toplulukları da var.
Onların da yaşam alanları var.
Onların da yaratılış içindeki yerleri var.
Bu bakış insanı doğayı sadece tüketilecek bir kaynak olarak görmekten uzaklaştırabilir.

İnsan Doğanın Sahibi mi, Emanetçisi mi
Kur’an’ın genel yaklaşımı insanın mutlak sahip olmadığını gösterir.Mülkün nihai sahibi Allah’tır.
İnsan ise dünyada sınırlı bir kullanım ve sorumluluk alanına sahiptir.
Bu nedenle doğaya yaklaşım:
“İstediğimi yaparım.”
değil,
“Bunun hesabını da taşıyorum.”
bilinciyle olmalıdır.

En‘âm 37 ve 38 Birlikte Nasıl Okunmalıdır
En‘âm 37’de insanlar:“Neden ona bir mucize indirilmiyor?”
diye soruyordu.
En‘âm 38’de ise bakış doğaya çevriliyor:
Yeryüzündeki canlılara bak.
Gökteki kuşlara bak.
Topluluklara bak.
Düzene bak.
Yani insan olağanüstü bir işaret ararken, çevresindeki olağan hayatın olağanüstülüğünü kaçırmamalıdır.
Bu iki ayet arasında çok güzel bir anlam ilişkisi vardır.

İnsan Neden Sıradan Gördüğü Mucizeleri Fark Etmez
Çünkü alışır.Her gün kuş görür.
Artık şaşırmaz.
Bir tohumu toprağa atar.
Bitki çıkar.
Normal gelir.
Bir bebeğin oluşumunu bilir.
Ama bunun olağanüstülüğünü düşünmez.
Alışkanlık, hayranlığı azaltabilir.
Ayet insanı yeniden bakmaya çağırır:
Sıradan sandığın şey gerçekten sıradan mı?

Bu Ayetin Günümüz İnsanına En Büyük Mesajı Nedir
Belki de şu:İnsan dışındaki hayatı küçümseme.
Gezegen sadece insanın sahnesi değildir.
Milyonlarca tür burada yaşar.
Her birinin kendine özgü davranışı ve ekolojik rolü vardır.
Bir tür yok olduğunda sadece bir hayvan kaybolmaz.
Bazen bütün bir ekolojik denge etkilenir.
Bu nedenle yaratılışa saygı, ahlakın bir parçası hâline gelmelidir.

En‘âm Suresi 38. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor
En‘âm Suresi 38. ayet insanın çok güçlü bir yanılgısını kırar:Dünyanın yalnız bizim için var olduğu düşüncesini.
İnsan şehir kurar.
Orman keser.
Denizi kullanır.
Hayvan yetiştirir.
Toprağı işler.
Ve zamanla kendisini gezegenin mutlak sahibi gibi görebilir.
Ama ayet sessizce başka bir gerçek söyler:
Sen yalnız değilsin.
Yeryüzünde yürüyen canlılar var.
Gökyüzünde uçan kuşlar var.
Ve onlar da:
“Sizin gibi topluluklardır.”
Bu ifade son derece güçlüdür.
Bir kuşa artık yalnızca uçan bir nesne gibi bakamazsın.
Bir kurt yalnızca tehlikeli bir hayvan değildir.
Bir arı sadece bal üreten bir araç değildir.
Her biri kendi yaşam sisteminin parçasıdır.
Kendi ilişkileri vardır.
Kendi düzenleri vardır.
Ve hepsi Allah’ın bilgisi içindedir.
Modern bilim geliştikçe bunun ne kadar derin olduğunu daha fazla görüyoruz.
Fillerin yas benzeri davranışlarını inceliyoruz.
Yunusların karmaşık iletişimini araştırıyoruz.
Kargaların problem çözme becerilerini görüyoruz.
Arıların koloni içindeki olağanüstü organizasyonunu öğreniyoruz.
Hayvan dünyası düşündüğümüzden çok daha karmaşıktır.
Bu yüzden ayetin insanı küçülten değil, yerine yerleştiren bir etkisi vardır.
İnsan değerlidir.
Ama tek değerli canlı değildir.
İnsan sorumludur.
Bu nedenle gücünü sömürüye değil, korumaya dönüştürmelidir.
Ayetin:
“Kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.”
ifadesi de bu bütünlüğü tamamlar.
Hiçbir canlı Allah’ın bilgisinin dışında değildir.
Hiçbir tür anlamsız değildir.
Hiçbir hayat bütünüyle görünmez değildir.
Ve sonunda:
“Hepsi Rablerinin huzurunda toplanacaktır.”
denir.
Yani yaratılışın tamamı Allah’a aittir.
İnsan dahil.
Hayvan dahil.
Gökte uçan kuş dahil.
Belki de En‘âm 38’in bugün için en güçlü cümlesi şudur:
Dünya yalnız insanın evi değildir; Allah’ın yarattığı sayısız canlı topluluğunun ortak yaşam alanıdır. İnsanın üstün imkânları varsa, bu ona sınırsız sahiplik değil, daha büyük sorumluluk yükler.
“En‘âm Suresi 38. ayet, hayvanları sessiz ve önemsiz varlıklar olarak değil, kendi düzenlerine sahip topluluklar olarak görmemizi ister. Yaratılışa dikkatle bakıldığında insan yalnızlığını değil, büyük bir hayat ailesinin içinde olduğunu fark eder.”
Ersan Karavelioğlu