📖 En‘âm Suresi 37. Ayette “Ona Rabbinden Bir Mucize İndirilmeli Değil miydi? Dediler. De ki: Şüphesiz Allah Bir Mucize İndirmeye Kadirdir; Fakat

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,499
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 En‘âm Suresi 37. Ayette “Ona Rabbinden Bir Mucize İndirilmeli Değil miydi? Dediler. De ki: Şüphesiz Allah Bir Mucize İndirmeye Kadirdir; Fakat Onların Çoğu Bilmezler” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

“En‘âm Suresi 37. ayet, insanın bazen hakikati kabul etmek yerine sürekli yeni bir şart ileri sürebileceğini gösterir. Mucize talebi her zaman samimi bir arayış olmayabilir; bazen karar vermeyi ertelemenin yeni bir biçimine dönüşebilir.”
Ersan Karavelioğlu
En‘âm Suresi 37. ayet, önceki ayetlerdeki işitmek, cevap vermek, hidayet ve delil temasını devam ettirir.

Bu kez inkârcıların talebi açıktır:

“Ona Rabbinden bir mucize indirilmeli değil miydi?”

Yani Hz. Muhammed’den, peygamberliğini destekleyecek daha farklı veya daha olağanüstü bir işaret isterler.

Kur’an’ın cevabı ise iki parçalıdır:

Allah böyle bir mucize indirmeye elbette kadirdir.

Ama mesele Allah’ın gücünün yetmemesi değildir.

Asıl sorun, insanların mucize talebinin ne anlama geldiğini ve böyle bir işaretin ardından gelecek sorumluluğu yeterince kavramamalarıdır.

1️⃣ “Ona Rabbinden Bir Mucize İndirilmeli Değil miydi?” Sözü Ne Anlama Gelir ❓

Bu, Hz. Muhammed’in peygamberliğini sorgulayanların bir talebidir.

Onlar daha açık, daha olağanüstü, daha görünür bir delil istemektedir.

Bu tür talepler Kur’an’da farklı yerlerde de görülür.

İnsanlar bazen:

gökyüzünden bir şey,

melek,

olağanüstü olay

veya fiziksel mucize

talep ederler.

Ama her talep aynı samimiyetle yapılmaz.

2️⃣ Mucize Talep Etmek Her Zaman Yanlış mıdır ❓

Hayır.

Bir insan gerçekten anlamak isteyebilir.

Şüphe duyabilir.

Daha fazla delil arayabilir.

Bu doğal olabilir.

Sorun, insanın her yeni delilden sonra başka bir şart ileri sürmesiyle başlar.

Yani:

“Bunu görürsem inanırım.”

der.

Görür.

Sonra:

“Bir de şunu görmem gerekir.”

der.

Bu durumda mesele delil değil, sürekli ertelenen kabul olabilir.

3️⃣ “Allah Bir Mucize İndirmeye Kadirdir” Ne Demektir ❓

Bu ifade Allah’ın kudretini açıkça belirtir.

Yani:

Mucize gelmemesi, Allah’ın gücünün yetmemesinden değildir.

Allah dilerse olağanüstü işaretler yaratabilir.

Doğa düzeninin sahibi de O’dur.

Bu yüzden mesele kudret meselesi değil, hikmet ve sorumluluk meselesidir.

4️⃣ Allah Her İstenen Mucizeyi Neden Göstermiyor ❓

Çünkü mucize bir gösteri değildir.

Kur’an’ın genel anlatımında mucize, insanların merakını gidermek için sınırsız biçimde sunulan bir eğlence aracı değildir.

Bazı mucizeler ciddi bir sınav oluşturur.

İnsan çok açık bir işaret gördükten sonra bile reddederse sorumluluğu ağırlaşabilir.

Bu nedenle her talebin karşılanmaması, kudretsizlik değil ilahî hikmetle ilişkilidir.

5️⃣ Mucize Görmek İmanı Zorunlu Hâle Getirir mi ❓

Her zaman değil.

Kur’an’ın önceki ayetlerinde bu konu açıkça işlenmişti.

İnsan bir işareti görebilir ama:

“Bu büyüdür.”

“Bu tesadüftür.”

“Bu hiledir.”

diyebilir.

Yani mucize görmek ile kabul etmek aynı şey değildir.

İnsanın yorumlama biçimi önemlidir.

6️⃣ İnsan Neden Mucize Görse Bile İnanmayabilir ❓

Çünkü insan sadece gözleriyle karar vermez.

Önyargıları vardır.

Kimliği vardır.

Çıkarları vardır.

Korkuları vardır.

Bir gerçeklik mevcut hayat düzenini tehdit ediyorsa insan onu reddetmek için yeni açıklamalar üretebilir.

Bu yüzden bazen sorun gözde değil, bakış biçimindedir.

7️⃣ Kur’an’ın Kendisi Bir Mucize Olarak mı Görülür ❓

İslam geleneğinde evet.

Kur’an’ın dili, mesajı, meydan okuyucu yapısı ve vahiy niteliği onun en temel mucizelerinden biri olarak değerlendirilir.

Ancak En‘âm 37’deki muhataplar, bunun dışında daha görünür ve olağanüstü bir işaret istemektedir.

Yani talepleri:

“Bize başka tür bir mucize göster.”

şeklindedir.

8️⃣ “Fakat Onların Çoğu Bilmezler” İfadesi Neyi Anlatıyor ❓

Bu ifade, onların sadece bilgi eksikliğini değil, olayın sonuçlarını kavrayamamasını da düşündürür.

Ne istediklerinin ağırlığını bilmiyor olabilirler.

Çok açık bir mucize geldikten sonra onu reddetmenin sorumluluğunu anlamıyor olabilirler.

Yani bazen insan:

İstediği delilin sonucunu düşünmeden delil ister.

9️⃣ Daha Fazla Delil Her Zaman Daha Fazla İman mı Üretir ❓

Hayır.

Bazen daha fazla delil daha fazla sorumluluk üretir.

İnsan bir gerçeğe dair çok daha güçlü işaretlerle karşılaştıkça:

“Bilmiyordum.”

deme alanı daralabilir.

Bu nedenle büyük delil, büyük ayrıcalık olduğu kadar büyük sorumluluk da olabilir.

🔟 Mucize ile İman Arasında Nasıl Bir İlişki Vardır ❓

Mucize imana yardımcı olabilir.

Düşündürebilir.

Sarsabilir.

Delil olabilir.

Ama iman sadece şaşkınlık değildir.

İman:

anlamayı,

kabul etmeyi,

güvenmeyi

ve yönelmeyi

içerir.

İnsan olağanüstü bir şey görüp şaşırabilir ama yine de içsel olarak teslim olmayabilir.

1️⃣1️⃣ Allah Neden İnsanları Mucizelerle Mecbur Bırakmıyor ❓

Çünkü zorunlu kabul ile özgür iman aynı şey değildir.

Eğer insanın karşısında hiçbir alternatif düşünme imkânı bırakmayan bir zorunluluk oluşturulsaydı, sınavın niteliği değişebilirdi.

Kur’an’ın genel çerçevesinde insan;

delil görür,

düşünür,

seçer

ve sorumluluk taşır.

Bu nedenle iman, iradeyle ilişkili olmaya devam eder.

1️⃣2️⃣ Mucize Talebinde Samimiyet Nasıl Anlaşılır ❓

Belki şu soruyla:

“İstediğim delil gerçekten gelirse fikrimi değiştirecek miyim?”

Eğer cevap:

“Hayır, yine başka açıklama bulurum.”

ise mesele delil arayışı olmayabilir.

Gerçek araştırma, insanın kendi görüşünün yanlış çıkma ihtimaline de açık olmasını gerektirir.

1️⃣3️⃣ İnsan Hakikati Sürekli Erteleyebilir mi ❓

Evet.

Şöyle diyebilir:

“Biraz daha kanıt.”

“Biraz daha zaman.”

“Bir işaret daha.”

“Bir şart daha.”

Bu süreç sonsuza kadar uzayabilir.

Bu nedenle hakikat arayışında insanın bir noktada:

“Elimdeki deliller ne söylüyor?”

diye dürüstçe karar vermesi gerekir.

1️⃣4️⃣ Bu Ayet Bilimsel Merakla Çelişir mi ❓

Hayır.

Delil istemek, araştırmak ve soru sormak aklın doğal faaliyetleridir.

Sorun, araştırmanın hiçbir sonuca ulaşmasına izin vermemektir.

Bilimsel düşünce de delili değerlendirir ve mevcut kanıta göre geçici sonuçlar çıkarır.

En‘âm 37’nin eleştirdiği tavır, samimi araştırma değil, bitmeyen şart üretme tavrıdır.

1️⃣5️⃣ En‘âm 36 ve 37 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓

En‘âm 36’da:

“Ancak işitenler cevap verir.”

denilmişti.

En‘âm 37’de ise bazı insanlar:

“Başka bir mucize gelsin.”

diyor.

Bu iki ayet birlikte önemli bir ayrım oluşturur:

Biri gerçekten dinler ve cevap verir.

Diğeri sürekli yeni şartlar ileri sürebilir.

Yani mesele bazen delilin miktarı değil, insanın delile karşı açıklığıdır.

1️⃣6️⃣ Bu Ayet Günümüzün “Bana Kanıtla” Kültürü Hakkında Ne Düşündürür ❓

“Kanıtla” demek yanlış değildir.

Tam tersine çok değerlidir.

Ama kanıt talep eden kişinin de dürüst bir ölçüsü olmalıdır.

Ne tür bir delilin kendisini ikna edebileceğini bilmelidir.

Eğer hiçbir delil yeterli olmayacaksa:

“Kanıtla.”

sözü gerçek bir araştırma talebi olmaktan çıkabilir.

1️⃣7️⃣ İnsan Bir Şeyi Görmeden de Makul Biçimde Kabul Edebilir mi ❓

Evet.

Hayatımızın büyük kısmı buna dayanır.

Tarihi doğrudan görmeyiz.

Ama belgelerden biliriz.

Atomu çıplak gözle görmeyiz.

Ama etkilerini ve bilimsel delilleri değerlendiririz.

Başkasının zihnini doğrudan görmeyiz.

Ama bilinç sahibi olduğunu kabul ederiz.

Dolayısıyla:

“Görmedim, o hâlde yoktur.”

tek başına güçlü bir bilgi ilkesi değildir.

1️⃣8️⃣ Bu Ayetin Günümüz İnsanına En Büyük Mesajı Nedir ❓

Belki de şu:

Delil iste ama delilin seni değiştirmesine de izin ver.

Soru sor.

Araştır.

Şüphe et.

Karşılaştır.

Ama bütün bunları sadece kendi fikrini korumak için yapma.

Gerçek araştırma, gerektiğinde:

“Ben yanılmışım.”

diyebilme cesaretini de içerir.

1️⃣9️⃣ En‘âm Suresi 37. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor ❓

En‘âm Suresi 37. ayet, insanın hakikat arayışındaki çok ince bir çizgiyi gösterir:

Delil aramak ile delilden kaçmak bazen birbirine benzeyebilir.

İnsan gerçekten delil ister.

Bu sağlıklıdır.

Ama bazen de delil talebini karar vermemek için kullanır.

“Şunu görürsem inanırım.”

Görür.

“Bir de bunu görmem lazım.”

O da olur.

“Daha güçlü bir şey olmalı.”

Ve süreç devam eder.

Bu noktada soru artık:

“Delil yeterli mi?”

değil,

“Ben herhangi bir delilin yeterli olmasına izin veriyor muyum?”

sorusuna dönüşür.

Ayet:

“Allah bir mucize indirmeye kadirdir.”

diyerek kudret meselesini kapatır.

Allah’ın güçsüzlüğü söz konusu değildir.

Ama ardından:

“Onların çoğu bilmezler.”

denir.

Çünkü insan bazen ne istediğini bilmiyor olabilir.

Çok büyük bir işaret ister.

Ama o işaretin ardından gelecek ahlaki sorumluluğu düşünmez.

Bu, hayatın başka alanlarında da böyledir.

Daha fazla bilgi istersin.

Ama bilgi geldiğinde ona göre yaşamak istemeyebilirsin.

Gerçeği öğrenmek istersin.

Ama gerçeğin senden değiştirmek istediği şeyi kabul etmek istemeyebilirsin.

İşte hakikat arayışının en zor noktası budur.

Çünkü gerçek delil sadece zihni tatmin etmez.

Bazen hayatını da sorgular.

Ve belki En‘âm 37’nin bugün için en güçlü cümlesi şudur:

Delil istemek hakikate açılan kapı olabilir; fakat hiçbir delili yeterli görmemeye karar vermişsen, sorun artık kanıtın eksikliği değil, zihnin kapanmışlığıdır.

“En‘âm Suresi 37. ayet, Allah’ın mucize göstermeye kadir olduğunu açıkça bildirirken insana başka bir soru yöneltir: Gerçekten delil mi arıyorsun, yoksa karar vermeyi mi erteliyorsun? Hakikat arayışının dürüstlüğü, istediğin delil geldiğinde fikrini değiştirebilecek kadar açık olabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt