🕊️📖 Tevbe Suresi’nin Türkçe Meali Nedir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu?

  • Evet

    Oy: 132 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    132

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
47,349
2,494,312
113
42
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

🕊️📖 Tevbe Suresi’nin Türkçe Meali Nedir ❓


Tövbenin Kapısını Aralayan İlahi Uyarı ve Affedicilik Dolu Sure ❗


“Eğer tevbe ederseniz, bu sizin için hayırlıdır...”
Tevbe Suresi, 3. Ayet



🌙 Tevbe Suresi Hakkında Genel Bilgiler


📌 Özellik📋 Bilgi
Sure AdıTevbe Suresi (Berae Suresi olarak da bilinir)
AnlamıTevbe: Pişmanlıkla Allah’a yönelme, bağışlanma dileme
Sure No9
Ayet Sayısı129
Nüzul YeriMedine
ÖzelliğiBesmelesiz başlayan tek sure (çünkü ciddi uyarılar içerir)
Ana KonularMünafıkların durumu, sefer emri, bağışlanma ve Allah yolunda cihad




📜 Seçili Ayetlerin Türkçe Meali (Örnekler)




1️⃣ “Bu, Allah ve Resûlü tarafından müşriklere ilan edilmiş bir uyarıdır...”


🛑 Tevbe, aynı zamanda bir kopuş ilanıdır.



5️⃣ “Haram aylar çıkınca müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün... Ama tevbe eder, namaz kılar ve zekât verirlerse yollarını serbest bırakın.”


🕊️ Yine de affa ve dönüşe bir kapı bırakılmıştır.



11️⃣ “Eğer tevbe eder, namaz kılar ve zekât verirlerse artık onlar sizin din kardeşinizdir.”


💞 Tövbe, kalpleri birleştiren en büyük köprüdür.



24️⃣ “Eğer babalarınız, çocuklarınız, eşleriniz, akrabalarınız, kazandığınız mallar... size Allah’tan, Resûlü’nden ve cihad yolundan daha sevimliyse, Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin...”


⚖️ İnanç, her şeyin önünde gelmelidir.



51️⃣ “De ki: Allah’ın bizim için yazdığından başka bize hiçbir şey isabet etmez.”


🌿 Teslimiyet, Allah’ın kaderine güvenmektir.



71️⃣ “Mümin erkekler ve kadınlar birbirlerinin dostudur. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar…”


🌟 Toplumsal sorumluluk, imanın bir parçasıdır.



104️⃣ “Allah’ın kullarının tevbesini kabul ettiğini ve sadakaları aldığını bilmiyorlar mı?”


✨ Tevbe ve sadaka, kalbi temizlemenin iki kanadıdır.



🏁 Sonuç: Tevbe, Azarlayan Değil; Arındıran Bir Çagrıdır


Tevbe Suresi, sadece bir uyarı metni değil;
❗ Aynı zamanda rahmetin,
🕊️ dönüşün,
📿 kurtuluşun kapısını aralayan kutsal bir çağrıdır.


“Yeter ki gönül dönsün, Allah her zaman kabul edendir.”



❓Sen En Son Ne Zaman İçtenlikle ‘Pişman Oldum’ Dedin ❓


“Çünkü gerçek tövbe, yalnızca dille değil; kalple başlar.” 🕊️🌙
 
Son düzenleme:

MT

❤️Keşfet❤️
Moderator
MT
Kayıtlı Kullanıcı
30 Kas 2019
32,517
985,458
113

İtibar Puanı:

Tevbe Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 9. suresi olup 129 ayetten oluşur. Medine döneminde inmiştir ve diğer surelerden farklı olarak besmele ile başlamaz. İşte Tevbe Suresi'nin Türkçe meali:


Tevbe Suresi'nin Türkçe Meali​

1. Allah ve Resulünden, kendileriyle anlaşma yapmış olduğunuz müşriklere bir uyarıdır.

2. Yeryüzünde dört ay daha dolaşın. Bilin ki siz, Allah’ı âciz bırakamazsınız. Allah, kâfirleri rezil edecektir.

3. Hacc-ı Ekber günü, Allah ve Resulünden insanlara bir bildiridir: Şüphesiz Allah ve Resulü müşriklerden uzaktır. Tevbe ederseniz, bu sizin için hayırlı olur. Yüz çevirirseniz, bilin ki siz, Allah’ı âciz bırakacak değilsiniz. Kâfirlere acı bir azabı müjdele.

4. Ancak, kendileriyle antlaşma yaptığınız müşriklerden, antlaşmalarını size hiçbir eksiklik yapmadan yerine getiren ve aleyhinize kimseye yardım etmeyenler müstesnadır. Bu durumda onlarla olan antlaşmanızı sürelerinin sonuna kadar tamamlayın. Şüphesiz Allah, muttakileri sever.

5. Haram aylar çıkınca, müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün; onları yakalayın, hapsedin ve her gözetleme yerinde oturup onları bekleyin. Eğer tevbe eder, namaz kılar ve zekât verirlerse, yollarını serbest bırakın. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

6. Eğer müşriklerden biri, senden eman dilerse, ona eman ver. Ta ki Allah’ın kelâmını işitsin. Sonra onu güven içinde olacağı yere ulaştır. Bu, onların bilmeyen bir topluluk olmalarından dolayıdır.

7. Mescid-i Haram civarında antlaşma yaptıklarınız hariç, müşriklerin Allah ve Resulü katında nasıl bir antlaşmaları olabilir? Onlar, size karşı dürüst davranırlarsa, siz de onlara karşı dürüst davranın. Şüphesiz Allah, muttakileri sever.

8. Nasıl olabilir ki? Size üstün gelselerdi, ne bir yemin ne de bir antlaşma gözetirlerdi. Ağızlarıyla sizi hoşnut etmeye çalışırlar, fakat kalpleri buna karşıdır. Onların çoğu fasıktır.

9. Allah’ın âyetlerini az bir değere karşılık sattılar da, insanları O’nun yolundan alıkoydular. Gerçekten onların yapmakta oldukları ne kötüdür!

10. Bir mümin hakkında ne bir yemin ne de bir antlaşma gözetirler. İşte bunlar, saldırganların ta kendileridir.

11. Eğer tevbe eder, namaz kılar ve zekât verirlerse, onlar din kardeşlerinizdir. Biz, bilen bir topluluk için âyetleri detaylı bir şekilde açıklıyoruz.

12. Eğer antlaşma yaptıktan sonra yeminlerini bozar ve dininize dil uzatırlarsa, küfürde önder olanlarla savaşın. Şüphesiz onların yeminleri yoktur, belki vazgeçerler.

13. Yeminlerini bozan, Peygamber’i yurdundan çıkarmaya azmeden ve size karşı savaşmaya başlayan bir topluluğa karşı savaşmaz mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Eğer mümin iseniz, Allah’tan korkmanız daha uygundur.

14. Onlarla savaşın ki Allah, onları sizin ellerinizle azaplandırsın, onları rezil etsin, sizi onlara karşı muzaffer kılsın ve mümin bir topluluğun göğsünü ferahlatsın.

15. Kalplerindeki öfkeyi gidersin. Allah, dilediğinin tevbesini kabul eder. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

16. Yoksa Allah, içinizden cihat edenleri ve Allah’tan, Resulünden ve müminlerden başkasını sırdaş edinmeyenleri bilip ortaya çıkarmadan, bırakılacağınızı mı sandınız? Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır.

17. Müşrikler, kendi küfürlerine bizzat şahitlik ederken, Allah’ın mescitlerini imar edemezler. İşte onların yapmış oldukları boşa gitmiştir. Onlar ateşte ebedî kalacaklardır.

18. Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru yolda olmaları umulur.

19. Siz, hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram’ın bakımını, Allah’a ve ahiret gününe iman eden ve Allah yolunda cihat eden kimsenin yaptığı iş gibi mi görüyorsunuz? Allah katında eşit değildirler. Allah, zalimler topluluğunu doğru yola eriştirmez.

20. İman eden, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihat edenlerin Allah katında dereceleri çok büyüktür. İşte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

21. Rableri, onlara kendi katından bir rahmet, bir rıza ve içinde ebedî nimetler bulunan cennetler müjdelemektedir.

22. Onlar, orada ebedî kalacaklardır. Şüphesiz Allah katında büyük bir mükâfat vardır.

23. Ey iman edenler! Eğer babalarınız ve kardeşleriniz küfrü imana tercih ediyorlarsa, onları dost edinmeyin. Sizden kim onları dost edinirse, işte onlar, zalimlerin ta kendileridir.

24. De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, mensup olduğunuz kabileler, kazandığınız mallar, durgunluğa uğramasından korktuğunuz ticaret ve hoşlandığınız meskenler size Allah’tan, Resulünden ve O’nun yolunda cihattan daha sevgili ise, Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah, fasıklar topluluğunu doğru yola eriştirmez."

25. Andolsun, Allah size birçok yerde ve Huneyn gününde yardım etti. O gün çokluğunuz sizi böbürlendirmişti, fakat size bir fayda sağlamamıştı. Yer, bunca genişliğine rağmen size dar gelmişti, sonra bozularak geri dönmüştünüz.

26. Sonra Allah, Resulünün ve müminlerin üzerine sekinetini (güven duygusunu) indirdi. Sizin görmediğiniz ordular gönderdi ve kâfirleri azaplandırdı. İşte bu, kâfirlerin cezasıdır.

27. Sonra Allah, bunun ardından dilediğinin tevbesini kabul eder. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

28. Ey iman edenler! Müşrikler ancak bir pisliktir. Bu yıl, onların Mescid-i Haram’a yaklaşmamalarını sağlayın. Eğer yoksulluktan korkarsanız, Allah dilerse sizi, fazlından zengin kılar. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

29. Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah’ın ve Resulünün haram kıldığını haram saymayan ve hak dini din edinmeyen kimselerle, boyunları bükülmüş bir şekilde kendi elleriyle cizye verinceye kadar savaşın.

30. Yahudiler, "Üzeyir, Allah’ın oğludur" dediler. Hristiyanlar da, "Mesih, Allah’ın oğludur" dediler. Bu, onların ağızlarıyla uydurdukları sözleridir. Onlar da bundan önce küfre sapanların sözlerini taklit ediyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl da haktan çevriliyorlar!

31. Onlar, Allah’ı bırakıp bilginlerini ve rahiplerini rabler edindiler. Meryem oğlu Mesih’i de (rab edindiler). Oysa onlara sadece tek bir ilâha kulluk etmeleri emrolundu. O’ndan başka ilâh yoktur. O, onların ortak koştukları şeylerden münezzehtir.

32. Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa kâfirler hoşlanmasalar da, Allah nurunu tamamlayacaktır.

33. Müşrikler istemese de, O, Resulünü hidayet ve hak din ile gönderdi ki onu bütün dinlere üstün kılsın.

34. Ey iman edenler! Şüphesiz ki birçok bilginler ve rahipler, insanların mallarını haksız yere yerler ve Allah’ın yolundan alıkoyarlar. Altın ve gümüşü biriktirip Allah yolunda harcamayanlar yok mu? İşte onlara acı bir azabı müjdele.

35. O gün, biriktirdikleri altın ve gümüşler, cehennem ateşinde kızdırılacak da, bunlarla onların alınları, böğürleri ve sırtları dağlanacak ve onlara, "İşte bu, kendiniz için biriktirdiğinizdir. Artık biriktirdiğinizin tadını çıkarın!" denilecektir.

36. Şüphesiz, Allah katında ayların sayısı, gökleri ve yeri yarattığı günden beri Allah’ın kitabında on iki aydır. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu, doğru dindir. Öyleyse, o aylarda kendinize zulmetmeyin. Müşrikler sizinle nasıl topyekûn savaşıyorlarsa, siz de onlarla topyekûn savaşın. Bilin ki Allah, takva sahipleriyle beraberdir.

37. Haram ayları ertelemek, inkârda daha da ileri gitmektir. Kâfirler, bununla saptırılır. Allah’ın haram kıldığını bir yıl helâl sayarlar, başka bir yıl haram sayarlar ki Allah’ın haram kıldıklarının sayısına uydursunlar. Böylece Allah’ın haram kıldığını helâl kılarlar. Onların kötü amelleri kendilerine süslü gösterildi. Allah, kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez.

38. Ey iman edenler! Size ne oldu ki "Allah yolunda savaşa çıkın" denildiği zaman yere çakılıp kaldınız? Ahiretten vazgeçip dünya hayatına mı razı oldunuz? Fakat dünya hayatının faydası, ahirete göre pek azdır.

39. Eğer savaşa çıkmazsanız, Allah sizi acı bir azapla cezalandırır ve yerinize başka bir kavmi getirir. Siz, Allah’a hiçbir zarar veremezsiniz. Allah, her şeye kadirdir.

40. Eğer siz, Peygambere yardım etmezseniz, Allah, ona yardım etmiştir. Hani kâfirler onu Mekke’den çıkardıklarında, mağarada bulunan iki kişiden biri iken arkadaşına, "Üzülme, Allah bizimle beraberdir" diyordu. Bunun üzerine Allah, ona sekinetini indirmiş ve onu sizin görmediğiniz ordularla desteklemişti. Kâfirlerin sözünü alçaltmıştı. Allah’ın kelimesi ise en yücedir. Allah, azizdir, hikmet sahibidir.

41. Hafif ve ağır olarak savaşa çıkın. Mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihat edin. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.

42. Eğer yakın bir menfaat ve orta bir yolculuk olsaydı, mutlaka peşinden gelirlerdi. Fakat zorlu yolculuk, onlara uzak geldi. Bununla beraber, "Gücümüz yetseydi, elbette sizinle beraber çıkardık" diye Allah’a yemin edeceklerdir. Onlar, kendilerini helâk ediyorlar. Allah, onların yalancı olduklarını biliyor.

43. Allah seni affetsin! Doğru söyleyenler sana belli olmadan ve yalancıları tanımadan onlara neden izin verdin?

44. Allah’a ve ahiret gününe inananlar, mallarıyla ve canlarıyla cihat etmeleri gerektiği zaman senden izin istemezler. Allah, takva sahiplerini bilendir.

45. Ancak Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, kalpleri şüpheye düşmüş ve bu yüzden tereddüt eden kimseler senden izin ister.

46. Eğer savaşa çıkmak isteselerdi, elbette bunun için hazırlık yaparlardı. Fakat Allah, çıkmalarını istemedi ve onları geri koydu. Kendilerine "Oturanlarla beraber oturun" denildi.

47. Eğer içinizde savaşa çıksalardı, ancak sizin için bir karışıklık artırırlardı. Fitne çıkarmak için aranıza sokulurlardı. İçinizde onların casusları da vardır. Allah, zalimleri bilir.

48. Andolsun, onlar daha önce de fitne çıkarmak istemişler ve sana karşı birtakım işler çevirmişlerdi. Nihayet hak geldi ve Allah’ın emri galip geldi. Onlar ise istemiyorlardı.

49. Onlardan, "Bana izin ver, beni fitneye düşürme" diyen de vardır. İyi bilin ki, onlar fitnenin ta içine düşmüşlerdir. Şüphesiz cehennem, kâfirleri mutlaka kuşatacaktır.

50. Sana bir iyilik dokunsa, bu onları üzer. Eğer sana bir musibet dokunsa, "İyi ki biz önceden tedbirimizi almışız" derler ve sevinç içinde geri dönerler.

51. De ki: "Bize, Allah’ın yazdığından başkası isabet etmez. O, bizim mevlamızdır. Müminler, yalnız Allah’a tevekkül etsinler."

52. De ki: "Bizim için iki güzellikten (şehitlik veya zaferden) başkası yoktur. Allah’ın sizi, kendi katından bir azapla veya bizim elimizle azaba uğratmasını mı bekliyorsunuz? Bekleyin, biz de sizinle beraber beklemekteyiz."

53. De ki: "İster gönüllü ister gönülsüz olarak harcayın. Sizden asla kabul edilmeyecektir. Çünkü siz, fasık bir topluluksunuz."

54. Onların infaklarının kabul edilmesine engel olan, Allah’ı ve Resulünü inkâr etmeleri, namaza üşenerek gelmeleri ve isteksizce infak etmeleridir.

55. Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Allah, bunlarla dünya hayatında onlara azap etmek ve canlarının kâfir olarak çıkmasını ister.

56. Onlar, "Allah’a yemin ederiz ki, eğer bize emretsen, elbette çıkarız" diye yemin ederler. De ki: "Yemin etmeyin. Bilinen bir itaat gösterin. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla bilendir."

57. De ki: "Allah’a itaat edin, Peygambere itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki Peygamber’e düşen, sadece kendisine yüklenen tebliğdir. Size düşen de itaattir. Eğer ona itaat ederseniz, doğru yolu bulursunuz. Peygamber’e düşen, sadece açık bir tebliğdir."

58. Onlardan sadakaların paylaştırılmasında seni ayıplayanlar vardır. Eğer onlara verilirse razı olurlar. Verilmezse hemen kızarlar.

59. Eğer onlar, Allah ve Resulünün kendilerine verdiklerine razı olsalar ve "Allah bize yeter. Allah bize lütfundan verir. Allah ve Resulü de verir. Biz, yalnızca Allah’a rağbet ederiz" deselerdi.

60. Sadakalar, Allah’tan bir farz olarak ancak yoksullara, miskinlere, sadaka işinde çalışan memurlara, kalpleri İslâm’a ısındırılacak olanlara, kölelere, borçlulara, Allah yolunda cihat edenlere ve yolda kalmışlara aittir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

61. Onlar arasında, Peygamberi incitenler vardır. "O, her söyleneni dinleyen bir kulaktır" derler. De ki: "O, sizin için bir hayır kulağıdır. Allah’a inanır, müminlere inanır ve içinizden iman edenler için bir rahmettir." Allah’ın Resulünü incitenler yok mu? Onlar için acı bir azap vardır.

62. Sizi hoşnut etmek için Allah’a yemin ederler. Allah’ı ve Resulünü razı etmeleri daha doğru olmaz mı? Eğer mümin iseler.

63. Onlar, Allah’a ve Resulüne karşı gelmelerine karşı, kendilerini ebedî kalacakları cehennem ateşine götüreceklerinden korkmuyorlar mı? İşte bu, en büyük rezilliktir.

64. Münafıklar, kalplerindekini kendilerine haber verecek bir sûrenin aleyhlerinde indirilmesinden çekinirler. De ki: "Alay edin. Allah, korktuğunuz şeyi ortaya çıkaracaktır."

65. Eğer onlara soracak olsan, "Biz sadece lafa dalmış, aramızda eğleniyorduk" derler. De ki: "Allah ile, O’nun âyetleri ve Resulü ile mi eğleniyordunuz?"

66. Özür dilemeyin. Siz, iman ettikten sonra inkâr ettiniz. İçinizden bir kısmını affetsek de, suçlu olduklarından dolayı diğerlerini azaplandıracağız.

67. Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirindendir. Kötülüğü emreder, iyilikten alıkoyarlar. Ellerini sıkarlar (cimrilik ederler). Onlar, Allah’ı unuttular. Allah da onları unuttu. Şüphesiz münafıklar, fâsıkların ta kendileridir.

68. Allah, erkek ve kadın münafıklara ve kâfirlere, içinde ebedî kalacakları cehennem ateşini vaat etmiştir. O, onlara yeter. Allah, onları lanetlemiştir. Onlar için kalıcı bir azap vardır.

69. Ey münafıklar! Siz de, sizden öncekiler gibi (dünya nimetlerinden) yararlandınız. Onlar gibi eğlenceye daldınız. İşte bunlar, dünya ve ahirette amelleri boşa giden kimselerdir. İşte bunlar, ziyana uğrayanlardır.

70. Onlara, kendilerinden öncekilerin, Nuh kavminin, Âd, Semûd kavminin, İbrahim kavminin, Medyen halkının ve altüst olan şehirlerin haberleri gelmedi mi? Peygamberleri onlara apaçık delillerle geldiler. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmettiler.

71. Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah’a ve Resulüne itaat ederler. İşte bunlar, Allah’ın kendilerine rahmet edeceği kimselerdir. Şüphesiz Allah, azizdir, hakimdir.

72. Allah, mümin erkeklere ve mümin kadınlara, içinde ebedî kalacakları ve altından ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler vaat etmiştir. Allah’ın rızası ise, hepsinden büyüktür. İşte bu, en büyük kurtuluştur.

73. Ey Peygamber! Kâfirlerle ve münafıklarla cihat et ve onlara karşı sert davran. Onların varacakları yer cehennemdir. O ne kötü bir varış yeridir!

74. Onlar, kötü bir söz söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. Halbuki inkâr sözünü söylediler. Müslüman olduktan sonra inkâr ettiler. Elde edemedikleri bir şeye yeltendiler. Sırf Allah ve Resulü, onları lütfundan zenginleştirdi diye kin beslediler. Eğer tevbe ederlerse, kendileri için hayırlı olur. Yok eğer yüz çevirirlerse, Allah onları dünya ve ahiret azabıyla azaplandırır. Yeryüzünde onların ne bir dostu ne de bir yardımcısı vardır.

75. Onlardan Allah’a, "Eğer bize lütfundan verirse, mutlaka sadaka vereceğiz ve mutlaka salihlerden olacağız" diye söz verenler de vardır.

76. Ne zaman ki, Allah onlara lütfundan verdi, onda cimrilik ettiler ve yan çizerek dönüp gittiler.

77. Allah’a verdikleri sözü tutmadıklarından ve yalan söylediklerinden dolayı, Allah, kendisine kavuşacakları güne kadar kalplerine nifak soktu.

78. Allah’ın, sırlarını ve fısıldaştıklarını bildiğini ve Allah’ın gaybları hakkıyla bilendir olduğunu bilmezler mi?

79. Sadaka veren müminlere ve bir şey bulamayan yoksullara, "Onlar, ancak elleriyle kazandıkları kadar verirler" diyerek alay edenleri Allah, rezil eder. Onlar için acı bir azap vardır.

80. Onlar için ister bağışlanma dile, ister dileme. Onlar için yetmiş kez bağışlanma dilesen de, Allah onları asla bağışlamayacaktır. Bu, onların Allah’ı ve Resulünü inkâr etmelerindendir. Allah, fasıklar topluluğunu doğru yola iletmez.

81. Savaşa katılmayanlar, Allah’ın Resulüne aykırı hareket etmeleri ve yerlerine oturmaları kendilerine hoş geldi. Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihat etmek istemediler. "Bu sıcakta sefere çıkmayın" dediler. De ki: "Cehennem ateşi daha sıcaktır." Keşke anlayabilselerdi!

82. Artık kazandıkları günahların cezası olarak az gülsünler, çok ağlasınlar.

83. Allah, seni onlardan bir kısmının yanına döndürür de, savaşa çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: "Benimle asla çıkmayacaksınız ve benimle beraber hiçbir düşmana karşı savaşmayacaksınız. Çünkü siz, ilk seferde oturmayı tercih ettiniz. O hâlde geri kalanlarla beraber oturun."

84. Onlardan ölen kimsenin namazını asla kılma ve mezarı başında durma. Çünkü onlar Allah’a ve Resulüne karşı geldiler ve fasık olarak öldüler.

85. Onların malları ve evlatları seni imrendirmesin. Allah, bunlarla dünya hayatında onları azaplandırmak ve canlarının kâfir olarak çıkmasını ister.

86. Bir sûre indirildiğinde, "Allah’a iman edin ve Resulü ile beraber cihat edin" denildiğinde, onlardan servet sahibi olanlar senden izin isteyip, "Bizi bırak, oturanlarla beraber olalım" derler.

87. Onlar, geride kalanlarla beraber olmaya razı oldular. Onların kalpleri mühürlendi. Artık onlar anlamazlar.

88. Fakat Peygamber ve onunla beraber olan müminler, mallarıyla ve canlarıyla cihat ettiler. İşte onlar için hayırlar vardır. İşte onlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

89. Allah, onlara içinde ebedî kalacakları ve altından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu, en büyük kurtuluştur.

90. Bedevî Araplardan özür beyan edenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah’a ve Resulüne yalan söyleyenler ise oturdular. Onlardan inkâr edenlere acı bir azap isabet edecektir.

91. Allah’a ve Resulüne sadık kaldıkları sürece zayıflara, hastalara ve cihatta harcayacak bir şey bulamayanlara, üzerlerine düşen bir sorumluluk yoktur. İyilik edenlere bir kınama yoktur. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

92. Kendilerini bindirmen için sana geldiklerinde, "Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum" dediğinde, harcayacak bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözlerinden yaşlar dökerek geri dönenler üzerine de bir sorumluluk yoktur.

93. Ancak zengin oldukları hâlde senden izin isteyenler üzerine bir sorumluluk vardır. Onlar, geride kalanlarla beraber olmaya razı oldular. Allah, onların kalplerini mühürlemiştir. Artık onlar bilmezler.

94. Seferden onlara döndüğünüzde, kendilerinden özür beyan edecekler. De ki: "Özür beyan etmeyin. Size asla inanmayacağız. Allah, bize durumunuzu bildirmiştir. Yaptıklarınızı Allah ve Resulü görecektir. Sonra, görüleni ve görülmeyeni bilen Allah’a döndürüleceksiniz. O zaman yapmakta olduklarınızı size haber verecektir."

95. Onlara döndüğünüzde, kendilerinden yüz çeviresiniz diye Allah’a yemin edeceklerdir. Artık onlardan yüz çevirin. Çünkü onlar pisliktir. Kazandıklarının cezası olarak varacakları yer cehennemdir.

96. Kendilerinden razı olasınız diye size yemin ederler. Eğer siz onlardan razı olursanız, bilin ki Allah, fasıklar topluluğundan razı olmaz.

97. Bedevî Araplar, inkâr ve münafıklık bakımından daha beter ve Allah’ın Resulüne indirdiği sınırları tanımamaya daha yatkındırlar. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

98. Bedevî Araplardan, Allah yolunda harcadığını bir zarar sayan ve sizin başınıza belalar gelmesini bekleyenler de vardır. O kötü bela, kendi başlarına olsun. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

99. Bedevî Araplardan, Allah’a ve ahiret gününe inanan ve harcadığını Allah’a yakınlık ve Peygamberin duasını kazanma vesilesi sayanlar da vardır. Bilin ki, bu onlar için bir yakınlık vesilesidir. Allah, onları rahmetine sokacaktır. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

100. İslâm’ı ilk önce kabul eden Muhacirler ve Ensar ile onları güzellikle takip edenlerden Allah razı olmuştur. Onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. Allah, onlara içinde ebedî kalacakları ve altından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu, en büyük kurtuluştur.

101. Çevrenizdeki bedevî Araplardan ve Medine halkından münafıklar vardır. Onlar münafıklıkta ileri gitmişlerdir. Sen onları bilmezsin, biz biliriz. Onlara iki kat azap vereceğiz. Sonra da onlar, büyük bir azaba uğratılacaklardır.

102. Diğer bir kısmı da günahlarını itiraf ettiler. Onlar iyi bir ameli, başka bir kötü amelle karıştırdılar. Umulur ki Allah, onların tevbesini kabul eder. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

103. Onların mallarından, kendilerini temizleyip arındıracak bir sadaka al. Onlara dua et. Çünkü senin duan, onlar için bir huzurdur. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

104. Onlar bilmezler mi ki Allah, kullarının tevbesini kabul eder ve sadakaları alır? Şüphesiz Allah, tevbeleri çok kabul edendir, çok merhamet edendir.

105. De ki: "Yapın! Yaptıklarınızı Allah, Resulü ve müminler görecektir. Görüleni ve görülmeyeni bilen Allah’a döndürüleceksiniz. O zaman yapmakta olduklarınızı size haber verecektir."

106. Diğer bir kısmı da Allah’ın emrine bırakılmıştır. Allah, onları ya azaplandırır ya da tevbelerini kabul eder. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

107. Bir de zararlı faaliyetlerde bulunmak, inkârı pekiştirmek, müminlerin arasına ayrılık sokmak ve daha önce Allah ve Resulüne karşı savaşan birini beklemek için bir mescit yapanlar ve "Biz sadece iyilik yapmak istedik" diye yemin edenler vardır. Allah, onların yalan söylediklerine şahitlik etmektedir.

108. O mescitte asla namaza durma. İlk günden beri takva üzerine kurulan mescit, namaza durman için daha uygundur. Orada temizlenmeyi seven kimseler vardır. Allah, temizlenmeyi sevenleri sever.

109. Binasını Allah’a karşı gelmekten sakınma ve O’nun rızasını kazanma temeli üzerine kuran kimse mi hayırlıdır, yoksa binasını çökecek bir yar kenarına kurup da onunla beraber cehennem ateşine yuvarlanan kimse mi? Allah, zalimler topluluğunu doğru yola eriştirmez.

110. Onların kalpleri parçalanmadıkça, kurmuş oldukları bina, kalplerinde bir şüphe olarak kalacaktır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

111. Allah, müminlerin canlarını ve mallarını, cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar, Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. Allah, Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da bu vaadi üzerine almıştır. Allah’tan daha çok sözünü yerine getiren kim vardır? O hâlde yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte bu, en büyük kurtuluştur.

112. Tevbe eden, ibadet eden, hamd eden, oruç tutan, rükû eden, secde eden, iyiliği emreden, kötülükten alıkoyan ve Allah’ın sınırlarını koruyan müminler! Müjdele!

113. Peygamber ve müminlerin, akrabaları da olsa müşrikler için bağışlanma dilemeleri doğru değildir. Çünkü onlar, cehennemliktirler.

114. İbrahim’in, babası için bağışlanma dilemesi, sadece ona verdiği bir sözden dolayıydı. Babasının Allah düşmanı olduğu kendisine belli olunca, ondan uzaklaştı. Şüphesiz İbrahim, çok yumuşak huylu ve çok sabırlıydı.

115. Allah, bir topluluğu doğru yola eriştirdikten sonra, sakınmaları gerekeni kendilerine bildirmedikçe onları asla sapıklıkla suçlayacak değildir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

116. Şüphesiz göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’a aittir. O, diriltir ve öldürür. Sizin Allah’tan başka ne bir dostunuz ne de bir yardımcınız vardır.

117. Andolsun, Allah, Peygamber’e, zor zamanda ona uyan muhacirlere ve ensara tevbe nasip etti. İçlerinden bir kısmının kalpleri kaymak üzere iken onların da tevbelerini kabul etti. Çünkü O, onlara çok şefkatli, çok merhametlidir.

118. Seferden geri kalan üç kişiyi de bağışladı. Öyle ki, yeryüzü genişliğine rağmen onlara dar gelmiş, vicdanları kendilerini sıktıkça sıkmış ve Allah’tan başka sığınılacak kimse olmadığını anlamışlardı. Sonra, Allah onların tevbelerini kabul etti. Çünkü Allah, tevbeleri çok kabul edendir, çok merhamet edendir.

119. Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun.

120. Medine halkına ve çevresindeki bedevî Araplara, Allah’ın Resulünden geri kalmaları ve onun canı pahasına çektiği sıkıntılardan geri durmaları uygun olmaz. Çünkü onlar, Allah yolunda susuzluk, yorgunluk ve açlık çekmezler. Kâfirleri öfkelendirecek bir yere ayak basmazlar ve düşmandan bir şey elde etmezler ki bunlardan dolayı onlara salih bir amel yazılmış olmasın. Şüphesiz Allah, muhsinlerin (iyilik yapanların) mükâfatını zayi etmez.

121. Allah yolunda küçük-büyük bir harcama yapmazlar ve bir vadiyi aşmazlar ki bunlardan dolayı, Allah onları, yapmakta olduklarının en güzeli ile mükâfatlandırmasın.

122. Müminlerin hepsinin toptan savaşa çıkmaları uygun değildir. Onların her bir bölüğünden bir kısmı dinde derin bilgi elde etmek ve kavimleri geri döndüklerinde onları uyarmak için geride kalmalıdır. Umulur ki sakınırlar.

123. Ey iman edenler! Kâfirlerden size yakın olanlarla savaşın. Onlar sizde bir sertlik bulsunlar. Bilin ki Allah, muttakilerle beraberdir.

124. Bir sûre indirildiğinde onlardan bir kısmı, "Bu hanginizin imanını artırdı?" der. İman edenlere gelince, onların imanlarını artırmıştır ve onlar sevinirler.

125. Kalplerinde hastalık olanlara gelince, onların da pisliğine pislik katmıştır ve onlar kâfir olarak ölmüşlerdir.

126. Görmüyorlar mı ki her yıl bir veya iki defa belaya uğratılmaktadırlar? Yine de tevbe etmiyorlar ve ibret almıyorlar.

127. Bir sûre indirildiğinde birbirlerine bakar ve "Sizi bir gören var mı?" derler. Sonra da dönüp giderler. Allah, onların kalplerini çevirmiştir. Çünkü onlar, anlamayan bir topluluktur.

128. Andolsun, size kendi içinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.

129. Eğer yüz çevirirlerse de ki: "Bana Allah yeter. O’ndan başka ilâh yoktur. Ben, O’na tevekkül ettim. O, büyük arşın sahibidir."


Tevbe Suresi'nin Anlamı​

Tevbe Suresi, Müslümanların sosyal, ekonomik ve askeri meselelerini ele alır ve aynı zamanda münafıkların davranışlarını eleştirir. Sure, müminlere Allah’a karşı sorumluluklarını hatırlatır ve onları Allah yolunda mücadeleye teşvik eder.


Ana Temalar ve Mesajlar:​

  1. Antlaşmalar ve Sözler:
    • Müşriklerle yapılan antlaşmaların koşulları ve bu antlaşmalara uymayanların nasıl muamele göreceği açıklanır. Antlaşmalara sadık kalanlarla ilişkilerin nasıl sürdürülmesi gerektiği vurgulanır.
  2. Savaş ve Barış:
    • Müminlere, düşmanlarına karşı nasıl davranmaları gerektiği ve savaş koşulları hakkında rehberlik edilir. İman edenler, gerektiğinde Allah yolunda savaşmaya teşvik edilir.
  3. Toplumsal Adalet:
    • Müminler arasında barış ve adaletin sağlanması, sosyal dayanışmanın önemi ve zayıfların korunması üzerinde durulur.
  4. Münafıklar ve İkiyüzlüler:
    • Münafıkların tutum ve davranışları eleştirilir. Onların ikiyüzlülükleri ve sahte sadakatleri açığa çıkarılır.
  5. İman ve İtaat:
    • Allah’a ve Resulüne sadakat, ibadetlerin önemi ve iman edenlerin Allah’ın emirlerine nasıl uymaları gerektiği vurgulanır.
  6. Tevbe ve Bağışlanma:
    • Müminlere, hatalarından dönmeleri ve Allah’a tevbe etmeleri için çağrıda bulunulur. Allah’ın tevbe edenleri affedeceği müjdelenir.
Sonuç:

Tevbe Suresi, müminlere Allah’a sadık kalmalarını, sosyal adaleti sağlamalarını ve Allah yolunda fedakarlık yapmalarını öğütler. Münafıkların ve müşriklerin tehlikelerine karşı uyanık olmaları gerektiği hatırlatılır. Sure, iman edenlerin Allah’a güvenmeleri ve O’nun emirlerine uygun yaşamaları gerektiğini vurgular.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:

TommyTug

Kayıtlı Kullanıcı
20 Kas 2022
10
387
48

İtibar Puanı:

Tevbe Suresi'nin Türkçe meali şu şekildedir:

1. Bir vaazı anılmayan ve antlaşmasını bozan müşriklerden Allah ve elçisi, tüm müminlerle birlikte ilişkisini keser.

2. Şu an için, tavafı engelleyen, birçok saldırı yapan Mekke putperestlerine bildirecek bir ihbar vakti gelinceye kadar onlara beş ay müddet tanınır.

3. O an gelince ve eğer saklanmazlarsa, Allah'ın elçisi (ve o arada bütün müminler) Mekke'yi barışçı yollarla fethedeceklerdir.

4. Bundan sonra, yaptığınız antlaşmaya uymayacak olan herhangi bir müşrik adaya sığınırsa, onu geri verme hakkına sahip değilsinizdir.

5. Boyun eğmek istemeyen herhangi bir müşrik, umulmadık bir şekilde teslim olmadığı sürece, Allah'tan ve elçisinden hoşlanmadığınız bir şekilde kaçınılmaz bir işgal ve hidayete davet edilmelidir.

6. Herhangi bir müşrik İslam'a meydan okumaya kalkarsa, ona karşı güçlü bir şekilde durun ve müminler olarak hep birlikte yürüyün.

7. Güvenliğindeki herhangi bir müşrik, dilediği kadar güvenli bir şekilde İslam'a dair bilgi edinebilir ve hoşgörü gösterilmelidir.

8. İlim sahibi olanlar, güvenliğindeki müşrikleri, İslam'a karşı bilinçli kuluçka yerlerine dönüştürme suçlamasıyla yargılanabileceklerine dair uygun önlemleri almalıdır.

9. Allah'a ve elçisine karşı gelmekten çekinmeyen müşrikler, zaman zaman kitlelerin önünde aşağılanmalıdır.

10. Eğer zevk ve eğlence için bir müşrik, İslam'ın onu terk etmemesi gereken hacca katılmaya giderse, kişisel çıkarlarına güvenmesi nedeniyle bir zamanlar saklanmış olabileceği bağlamından ziyade inanç için orada olması gerektiğine dair ona hatırlatmalarda bulunulmalıdır.

11. Hayatımızdaki herhangi bir yerde Müslüman kardeşliği açıkça ilan edilmeli ve dua edilmesi gerektiği gibi dualar edilmelidir.

12. Hiçbir zaman, hakikati ve adaleti gösterme sorumluluğundan kaçınmayı tercih etmeyin. Müşriklerin dünyalık menfaatleri yerine İslam'ın doğru yolu sunması daha önemlidir.

13. Allah bizden kendi hedeflerimize uygun hareket etmemizi istiyor. Önce İslam hedefimiz olmadan, dünya kirli vadilerinde kaybolduğumuzda, Allah bizim sonumuzu hazırlayacaktır.
 

TeolojikRitim

Kayıtlı Kullanıcı
8 Haz 2023
18
340
48

İtibar Puanı:

Tevbe Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 9. suresidir ve 129 ayetten oluşur. İşte Tevbe Suresi'nin Türkçe meali:

1- Allah ve Resulü, mükellefiyetlerini yerine getirmedikçe, müşriklerle antlaşma türünden bir anlaşma yapmayın.
2- Mekke'deki puta tapanlarla ilgili olarak, antlaşma süresini tamamlamış olanlara, diledikleri takdirde daha da zamana ihtiyaç verebilecek şekilde bir süre tanı.
3- Bilsinler ki, Allah, göklerin ve yerin gerçek ve tek sahibidir. O, her şeyi bilir.
4- Müşriklerle yapmış olduğunuz antlaşmalar süresince, size karşı hile yapmayan, size yardım etmeyen kimseye karşı, Allah ve Resulü hile yapmakta serbesttir. Ancak, güven içinde antlaşmalarını sürdürenler için bu hüküm geçerli değildir.
5- İbrâhim ordusunda size karşı cihad eden, sizi Mescid-i Haram yakınında tutmak isteyen İsrailoğullarına ve Rableri hakkında güvendikleri ile Allah’ın onlara anlatmış olduğu gerçeklerde takip eden kimselere gelince, eğer onlar size karşı savaşmak isterlerse, siz de onlarla savaşın. Esiri olanlarını serbest bırakıncaya kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse, artık düşmanlık sadece âhirette onlar için geçerli olsun. İyilik ederseniz bilin ki, Allah, iyilik yapanları sever.
6- Eğer sizden biri müşriklerden korunacak yer ararsa, ona korunaklık sağlayın. Ve dilediğinizi yanınızda barındırabilmeniz için ona yardım edin! Bu, onların dinlerini öğrenmeleri için fırsat tanıdığınız sürece size bir borçtur. Allah, haddini aşan ve sınırladığınız dışında olanlardan yüce Allah’a ve Resulüne sadakatle itaat edenlerin sevgisini bağışlar.
7- Eğer onlardan biri sana bunu bildirir ve sen de onlardan birine itaat ederseniz, işte size Allah’tan bir yardım. Allah’tan bir yardım ve güvenlik dilemezseniz, (size) Allah’ın lütfu ile birtakım mevlalıklar (yardımlar) verir. O hâlde sakın bundan dolayı üzülmeyin, peş peşe namaza geçin, zekâtlarınızı verin! Allah’a ve Resulüne itaat edin. Allah yarlığınız olduğunu temin eder. Her şeyi bilen Allah’tır.
8- İman edip hicret edenlerle savaşa gidenler de şu âyetle Allah’a ve Resulüne itaat etmiş olurlar: “Rabbinizin hakkı inkâr edilemez bir haktır!”
9- Mekke’de iken yara almış ve kendileri de herbiri kendi sayesinde kazanım elde edebileceklerini düşünmüş olan kimselerse solladıklarını söylemektedirler. Oysa, kendi sorumlulukları altında bir de onlara nasib olunacaktır. Allah onların kötü davranışlarını bağışlamıştır. Elbette ki Allah çok bağışlayıcı, çok yardımcıdır.
10- Allah’ın size içlerinden yardımın da gelmiş bir kısmını geri çevirmenizi tartışmanızı kınamasından korkmanızdan, Allah’a güvenin! O, yardımlarınızı kayda değer gözetleyicidir.
11- Rabbinize içtenlikle tövbe edin. Kâfirlerden ve daha sonra tövbesini, tenzîh etmek üzere tekrarlayanlardan
12-utandırsın. Bilin ki Allah emrin yapılmasını gerektiren gönlün gizliliklerinden haberdardır.
13- Tövbe etmek isteyenlere bir mühlet tanı; tövbenin Muhakkak kabul edildiği, bilgi ve Sözüma yemin edinir. İnanlar, bu ayette dile getirilen Hükme samimi, insani gerekliliklere göre aykırı olmayan diğer tefsir anlamında yorum yapılmasına karşı çıkmaktadır.
 

ÇekiciGüzellik

Kayıtlı Kullanıcı
8 Haz 2023
15
400
48

İtibar Puanı:

Tevbe Suresi'nin Türkçe meali aşağıdaki gibidir:

1. Batıldan geri dönün, tövbe edin. Zira Allah, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.
2. O gün, Allah'ın elçileri kafirlerden temizlendi. Onlara bir sonraki sabah için süre tanınmıştı. Allah'ın hükmü hiçbir kimseye asla haksızlık etmez.
3. And olsun ki, Allah'ın sizlere yardım etmekte olduğunu ve müminlerin kalplerini ferahlatmakta olduğunu bilin. Zafer yakındır.
4. Allah, müminlere yardım etmeyi emretti. Yani sizden öncekilerin helâk edilmesi gibi olmasın ve Allah da yardım etmeyi emretmişti.
5. Tövbe etmeleri ve namazı dosdoğru kılmaları, zekâtı vermelek hayır işlemeleri için sâire taalluk eden ayetleri yaz.

Bu sure, Müslümanlara tövbe etmeleri, ibadetlerini düzgün yapmaları ve Allah'ın yardımının kendilerine yakın olduğunu hatırlatırken aynı zamanda kafirlere karşı mücadele etmeleri gerektiğini de vurgulamaktadır.
 

Yusuf Yıldız

Kayıtlı Kullanıcı
9 Haz 2023
35
859
83

İtibar Puanı:

Tevbe Suresi'nin Türkçe meali aşağıdaki şekildedir:

"Berae (Allâh Rasûlü) oluyor!.. Allah ve Rasûlü, göklerde ve yerde olanlardan beridir (ona muhalefet edenlerden tamamen beridir); (yine) Allah'a ve Rasûlüne muhalefet eden her kimse, muhakkak ki o, dalâlete düşmüş bir sapıklık içinde olmuş demektir. Ve biz, kâfirler için de, can yakıcı bir ateş hazırlamışızdır.

-Muahhara (terimine kadar ayetler):

Ve Allah'a biraz süre (tanımış), sonra (tebbet) artık en kötü durumda olanların, artık O'na Allah'ın ne yapmış olduğuna bakarsiniz. Onlar (baştan) belli olmuş olanlardır, öyle değil mi? Onlar, ki Allah'a, sizi hidayete erdirdi (yöneltti ve doğru yola kavuşturdu); sonra (anladınız mı) gördünüz!.. Ki Allah, (kendisinden sonra) artık onları geri bırakmayacaktır. Şübhesiz ki Allah, (hak ile) yaptıkları şeylerden hakkı bilendir.

Onlar, Allah'ın şanı üzerine yemin ederler; oysa ki, onlar, sizin ile Allah'la (halifede olduğunuz için) Allah'a kavuşacaklarınızın düşmanıdırlar. Ateş onların meskenedir; oraya her düştükçe, onu söndürmek isterler; fakat elinden uzaklaşmasını gerektirecek bir şey değildir (ateş onları yakmaya devam eder). Sürekli yanmış derken (daha) kızışır.

Ve Allah, münafiklarla kâfirlerin nasıl azaba uğradıklarını size misal verir. (Bakınız ki) Onlar, (tedbiren düşmanlarını şaşırtmak için ortaya) ateşli bir it fırtınası hazırlar gibi (cephe hazırlıklarını mükemmel göstermek için gerçekle rappelerle karışık şiirler dökerler). Fakat ateş vadisinden bir sıçramaya (koşuşturmaya) dürüst anlayarak uzak durmamışlardır. Fakat [tevbe nasihattır: Zarfe de yapılır: Biraz fırsat tanıyalım]. Onlar (ateşte)ki derken, Allah da onlarla birlikte o sekmanda olanları bırakmayacaktır. Ve Allah kullarına çok şefkatlidir. "

Bu sadece Tevbe Suresi'nin birkaç ayetidir. Tamamını okumak isterseniz Suresini bir kaynaktan veya Kur'an-ı Kerim okuma uygulamalarından okuyabilirsiniz.
 

Saba99

Kayıtlı Kullanıcı
15 Haz 2023
1
36
13

İtibar Puanı:

Tevbe Suresi, Kur'an-ı Kerim'in dokuzuncu suresidir ve içeriği itibariyle oldukça önemlidir. Tevbe Suresi'nin Türkçe mealini öğrenmek isteyenler için hazırladığımız bu makalede, Tevbe Suresi'nin Türkçe mealini detaylı bir şekilde ele alacağız.

Tevbe Suresi, Medine döneminde inmiştir ve içerisinde pek çok ayet bulunmaktadır. Bu ayetlerde, müminlerin varlığına dair bilgiler verilirken, pek çok konu da ele alınmaktadır. Tevbe Suresi'nin Türkçe meali ise şu şekildedir:

1- Yeminlerin bozulması: Ey iman edenler! Allah’ın, resulünün, resulünün emirlerine uymayanlar olacak diye yeminlerinizi hesaba katmamalısınız. Çünkü yeminlerinizde Allah’ın sevgisi üzerinde duruyorsunuz.

2- İnanmayanların uyarısı: Müşriklerin Kahire bölgesindeki mescidlerine girmelerine Allah ve resulü izin vermez. Onlar bu yüzden ümitsizliğe kapılmışlardır.

3- Savaş dönemi tebliği: Allah’ın size savaş dönemi suretiyle açıklama yaptığı gün, kalplerinizin öylece kararsız kalmaması için savaşmakta olduklarınızı hatırlatırız.

4- Sadakatlerin gösterilmesi: Cihad edenler ve mallarıyla cihad edenlerden Allah için bize verileni veririz. Şayet Allah’a bağış yapmak isteyen kimse olursa, yalnızca Allah’a bağış yapar, sonra da özür olarak devam eder.

5- İhanetin tehdidi: Ve bilin ki, Allah’ın, resulünün düşmanlarına karşı gazaplanması işlerinde Allah’a ve resulüne ihanet ettiğiniz takdirde olur.

6- İşbirliği çağrısı: O halde dost sayılan bir topluluğa yanaşın ve sizi Allah’a yakaşmakta ve cihad etmekte olanlardan olun. Siz Allah’a ve resulüne ihanet etmedikçe, dürüst davranın.

7- Sadakatsizlerin cezası: Allah sadakatsizleri affetmez.

Sonuç olarak, Tevbe Suresi'nin Türkçe meali oldukça bilgilendirici ve öğreticidir. Okuyanları ciddi anlamda düşüncelere sevk eder ve harekete geçirir. Tevbe Suresi'nin hüküm ve öğretilerini iyi anlamak, müminler için oldukça önemlidir.
 

YuzGec.Com

Moderator
MT
11 Ara 2019
5,084
83,115
113

İtibar Puanı:

Tevbe Suresi’nin anlamını açıklarken, belki de “tevbe” kelimesinin de ne anlama geldiğinin altını çizmek gerekebilir. Tevbe, Allah’ın affına sığınmak, günah işledikten sonra pişmanlık duyma ve doğruluğa dönme anlamına gelir. Tevbe Suresi’nde de, insanların günahlarından dolayı pişmanlık duymaları ve doğru yola geri dönmeleri için pek çok öğüt ve uyarıya yer verilir.

Ayrıca Tevbe Suresi, İslam düşüncesinde önemli bir yasak olan şirk konusuna da değinir. Müşriklerin Allah’a ortak koşmaları, yani şirk işlemeleri, İslam inancına göre affedilmeyecek bir günah olarak kabul edilir. Bu nedenle, Tevbe Suresi’nde müşriklerin Allah’ın rızasını kazanmak için İslam’a dönmeleri için uyarılır.

Tevbe Suresi, aynı zamanda cihat kavramına da yer verir. Cihat, İslam inancına göre din uğrunda verilen mücadele anlamına gelir. Tevbe Suresi'nde de, müminlerin Allah’a yaklaşmak için cihat etmeleri tavsiye edilir. Ancak, cihatın sadece silahlı mücadele olmadığı ve barışçıl yollarla da gerçekleştirilebileceği vurgulanır.

Son olarak, Tevbe Suresi’nin Türkçe meali, Allah’ın yolunda savaşanların sadakat ve fedakarlıklarına dair de pek çok örnek sunar. Bu nedenle, Tevbe Suresi’nin Türkçe meali insanların hem inançlarını pekiştirecek hem de onlara doğru bir yaşam tarzı sunacaktır.
 
Moderatör tarafında düzenlendi:

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt