🧠 Pozitivizm Ve Bilimcilik Arasındaki Fark Nedir ❓ Bilime Güvenmek İle Bilimi Mutlaklaştırmak Aynı Şey Midir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
49,726
2,724,478
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

🧠 Pozitivizm Ve Bilimcilik Arasındaki Fark Nedir ❓ Bilime Güvenmek İle Bilimi Mutlaklaştırmak Aynı Şey Midir ❓


"Bilim insana hakikatin ölçülebilir yüzünü gösterir; fakat insan, yalnızca ölçüyle değil, anlamla da yaşayan bir varlıktır."
Ersan Karavelioğlu

Pozitivizm ile bilimcilik çoğu zaman birbirine karıştırılır. Çünkü ikisi de bilime, gözleme, deneye, kanıta, ölçülebilir bilgiye ve akılcı düşünceye önem verir. Fakat aralarında çok önemli bir fark vardır: Pozitivizm, bilginin bilimsel yöntemle sağlamlaştırılması gerektiğini savunan bir felsefi yaklaşımdır; bilimcilik ise bilimi insan hayatındaki bütün hakikat, anlam ve değer alanlarının tek ölçüsü haline getirme eğilimidir.


Yani bilime güvenmek başka şeydir; bilimi mutlaklaştırmak başka şeydir. Bilime güvenmek, insanın doğayı, toplumu, bedeni ve gözlemlenebilir gerçekliği anlamak için en sağlam yöntemlerden birine başvurmasıdır. Bilimi mutlaklaştırmak ise insanın ahlak, din, sanat, estetik, maneviyat, varoluş, vicdan ve hayatın anlamı gibi alanları da yalnızca bilimsel ölçütlerle açıklamaya çalışmasıdır.


Bu ayrım çok önemlidir. Çünkü bilim, insanlığın en büyük akıl başarılarından biridir; fakat insanın bütün varoluşunu tek başına kuşatabilecek tek alan değildir. Bilim dünyayı açıklar; fakat insanın dünyada ne için yaşadığını her zaman tek başına söylemez.


1️⃣ Pozitivizm Nedir ❓ Bilimsel Bilgiye Dayanan Felsefi Yaklaşım​


Pozitivizm, insan bilgisinin sağlam temelini gözlem, deney, olgular, ölçüm ve bilimsel yöntem üzerinde kurmaya çalışan felsefi bir anlayıştır. Bu yaklaşıma göre gerçek bilgi, mümkün olduğunca kanıta dayalı, sınanabilir, tekrarlanabilir ve nesnel olmalıdır.


Pozitivizmin temel amacı, insan zihnini kanıtlanamayan spekülasyonlardan, belirsiz metafizik açıklamalardan, hurafelerden ve rastgele yorumlardan uzaklaştırmaktır. Bu yönüyle pozitivizm, düşünceye büyük bir disiplin kazandırır.


Pozitivizme göre bilgi şu özellikleri taşımalıdır:


Pozitivist Bilgi ÖlçütüAçıklama
GözlemlenebilirlikBilgi, olgularla temas etmelidir
Deneyle sınanabilirlikİddia test edilebilir olmalıdır
ÖlçülebilirlikSonuçlar belirli yöntemlerle incelenebilmelidir
NesnellikKişisel kanaatten bağımsız denetlenebilmelidir
TekrarlanabilirlikBenzer şartlarda yeniden kontrol edilebilmelidir
Bilimsel yöntemBilgi rastgele değil, düzenli biçimde kurulmalıdır

Bu nedenle pozitivizm, bilimsel düşüncenin felsefi savunusu olarak görülebilir. Fakat pozitivizm, her zaman zorunlu olarak bilimi putlaştırmak anlamına gelmez. Onun asıl derdi, bilginin sağlam temellere dayanmasıdır. 🔬


2️⃣ Bilimcilik Nedir ❓ Bilimi Tek Hakikat Ölçüsü Yapmak​


Bilimcilik, bilimin yalnızca güçlü ve güvenilir bir bilgi yöntemi olarak değil, bütün hakikat alanlarının tek geçerli ölçüsü olarak görülmesidir. Bu anlayışta bilim, doğayı ve toplumu açıklayan bir yöntem olmaktan çıkar; insan hayatındaki bütün anlamların hakemi haline getirilir.


Bilimcilik şu düşünceye yaklaşır:


Bilimle açıklanamayan şey ya önemsizdir ya da gerçek değildir.


İşte sorun burada başlar. Çünkü insan hayatında bilimsel olarak incelenebilen çok şey olduğu gibi, doğrudan laboratuvar ölçümüne indirgenemeyen çok derin alanlar da vardır:


Aşk,
vicdan,
iman,
umut,
güzellik duygusu,
ahlaki sorumluluk,
ölüm karşısındaki anlam arayışı,
sanatın insan ruhunda bıraktığı titreşim.


Bilim bunların etkilerini, biyolojik ve psikolojik yönlerini inceleyebilir; fakat bu alanların bütün içsel anlamını tamamen tüketemez. Bu yüzden bilimcilik, bilimin gücünü kabul etmekten daha ileri giderek, bilimi insan varoluşunun tek tercümanı haline getirmeye çalışır.


3️⃣ Pozitivizm Ve Bilimcilik Arasındaki Temel Fark Nedir ❓


Pozitivizm ile bilimcilik arasındaki temel fark, bilime verilen rolün sınırında ortaya çıkar. Pozitivizm, bilimsel yöntemi sağlam bilgi üretmek için merkeze alır. Bilimcilik ise bilimi, bütün anlam alanlarının üstüne yerleştirerek onu neredeyse mutlak bir otoriteye dönüştürür.


AlanPozitivizmBilimcilik
Bilime bakışGüvenilir bilgi yöntemiTek geçerli hakikat ölçüsü
Metafiziğe yaklaşımBilimsel bilgi alanından ayırırÇoğu zaman değersizleştirir
Ahlaka bakışOlgu ile değeri ayırırDeğerleri bilime indirgeme eğilimindedir
Sanata bakışBilimsel olarak incelenebilir yönlerini kabul ederSanatsal anlamı ölçülebilir etkiye indirgemeye çalışabilir
İnsana bakışDavranış ve toplum bilimsel incelenebilirİnsan varoluşunu fazla mekanikleştirebilir
Temel riskÖlçülemeyeni dışarıda bırakmakÖlçülemeyeni önemsiz saymak

Bu fark şuna benzer: Pozitivizm, bilimi güçlü bir pusula olarak görür. Bilimcilik, o pusulayı hayatın tamamı sanabilir. Oysa pusula yön gösterir; fakat yolculuğun anlamını tek başına vermez.


4️⃣ Bilime Güvenmek Neden Gereklidir ❓


Bilime güvenmek, insan aklının en önemli erdemlerinden biridir. Çünkü bilim, iddiaları kişisel kanaatlerden, söylentilerden, geleneksel kabullerden ve rastgele inançlardan ayırmaya çalışır. Bilim sayesinde insan doğayı daha iyi anlamış, hastalıklarla mücadele etmiş, teknolojiyi geliştirmiş, evreni gözlemlemiş ve toplumsal sorunları daha sistemli biçimde incelemiştir.


Bilime güvenmek şu anlama gelir:


Kanıt aramak,
veriye bakmak,
deneysel sonuçları önemsemek,
uzmanlık bilgisini ciddiye almak,
yanlışlanabilir düşünmek,
önyargı yerine yönteme başvurmak,
duygusal kanaati gerçek sanmamak.


Bu bakımdan bilime güvenmek, insanı daha dikkatli, daha sorumlu ve daha gerçekçi hale getirir. Bir hastalık konusunda tıbba başvurmak, bir köprü inşa ederken mühendisliğe dayanmak, bir iklim meselesini anlamak için veriye bakmak, bir toplumsal sorunu çözmek için araştırma yapmak son derece değerlidir.


Bilime güvenmek, aklın tevazusudur. Çünkü insan şöyle der: "Ben her şeyi kendiliğimden bilemem; ölçmeli, araştırmalı, sınamalı ve öğrenmeliyim."


5️⃣ Bilimi Mutlaklaştırmak Neden Sorunludur ❓


Bilimi mutlaklaştırmak, bilimi kendi alanından çıkarıp insan hayatındaki bütün anlamların tek yargıcı haline getirmektir. Bu durumda bilim, güçlü bir yöntem olmaktan çok, yeni bir dogma gibi kullanılabilir.


Bilimi mutlaklaştırmanın sorunlu tarafları şunlardır:


Ölçülemeyen değerleri küçümseyebilir.
Ahlaki soruları teknik problemlere indirger.
Sanatı yalnızca beyin tepkisi gibi okuyabilir.
Dini ve manevi tecrübeyi sadece psikolojik durum sayabilir.
İnsanın iç dünyasını fazlaca mekanikleştirebilir.
Bilim insanının da insan olduğunu, yani hata yapabileceğini unutabilir.



Bilim çok güçlüdür; fakat bilimsel kurumlar, bilim insanları, araştırma fonları, yayın politikaları ve akademik çevreler de insan dünyasının içindedir. Bu yüzden bilimsel bilgi çok değerlidir; fakat bilim adına konuşan herkesin otomatik olarak mutlak hakikati temsil ettiği sanılmamalıdır.


Gerçek bilim zaten mutlak kibirle değil, sürekli sorgulama, düzeltme, yeniden test etme ve yanılabilirliği kabul etme ile ilerler.


6️⃣ Pozitivizm Bilimi Nasıl Savunur ❓


Pozitivizm bilimi, insan bilgisinin en sağlam yolu olarak savunur. Çünkü bilimsel yöntem, insanı rastgele inançlardan, kanıtsız iddialardan ve belirsiz spekülasyonlardan korur. Pozitivizme göre bilgi, kişisel kanaat düzeyinde kalmamalı; olgularla sınanmalı ve başkaları tarafından denetlenebilmelidir.


Pozitivist düşünce için bilim şu nedenlerle önemlidir:


Doğayı açıklama gücü vardır.
Toplumsal olayları inceleyebilir.
Hastalıkları ve bedensel süreçleri çözebilir.
Teknolojik gelişmenin temelidir.
Bilgiyi kişisel görüşten ayırır.
İnsanlığa ortak denetlenebilir bir bilgi alanı sunar.



Bu açıdan pozitivizm, bilimsel düşüncenin ciddiyetini ve yöntemsel gücünü savunur. Fakat pozitivizmde bile dikkatli olunması gereken nokta şudur: Bilimsel olarak incelenemeyen her şey otomatik olarak anlamsız değildir.


Bu farkı korumak, pozitivizmi bilimcilikten ayıran en önemli bilinçtir.


7️⃣ Bilimcilik Neden Bir Tür Modern Dogmaya Dönüşebilir ❓


Dogma, sorgulanamaz kabul haline gelmiş düşüncedir. Bilim ise doğası gereği dogmatik olmamalıdır; çünkü bilim sürekli sorgular, test eder, düzeltir ve yeniden kurar. Fakat bilimcilik, bilimin bu sorgulayıcı ruhunu bazen katı bir inanca dönüştürebilir.


Bilimcilik şöyle diyebilir:


"Bilim söylemişse artık tartışma bitmiştir."
"Bilimle ölçülemiyorsa önemsizdir."
"Metafizik, sanat, din ve ahlak gereksizdir."
"İnsan tamamen biyoloji ve kimyadan ibarettir."



Bu tür bir yaklaşım, bilimin kendisine bile zarar verir. Çünkü bilim, kesin dogmaların değil, kontrollü şüphenin alanıdır. Bilim insanı, elindeki veriye güvenir; ama yeni veri geldiğinde fikrini değiştirebilir. Bilimsel ruh, kapalı değil açıktır.


Bu yüzden bilimcilik, bilimi savunuyor gibi görünse de bazen bilimin gerçek ruhunu daraltabilir. Bilim, alçakgönüllü kesinlikler üretir; bilimcilik ise bazen kibirli genellemeler yapar.


8️⃣ Bilimin Sınırları Var Mıdır ❓


Evet, bilimin sınırları vardır. Bu, bilimi küçültmek anlamına gelmez; tam tersine bilimi doğru anlamak demektir. Her güçlü yöntemin belirli bir alanı vardır. Bilim, gözlemlenebilir ve sınanabilir gerçeklik alanında olağanüstü güçlüdür. Fakat insanın bütün anlam sorularını tek başına çözmek için tasarlanmamıştır.


Bilim şunlarda çok güçlüdür:


Doğa olaylarını açıklamak,
bedensel süreçleri incelemek,
teknoloji üretmek,
davranış örüntülerini analiz etmek,
toplumsal verileri değerlendirmek,
neden-sonuç ilişkilerini araştırmak.


Fakat şu sorularda tek başına yeterli olmayabilir:


Hayatın anlamı nedir ❓
İyi insan nasıl olur ❓
Güzellik neden ruhumuza dokunur ❓
Ölüm karşısında nasıl yaşamalıyız ❓
Adaletin nihai temeli nedir ❓
İnsan sadece madde midir ❓



Bu sorular bilimle temas edebilir; fakat tamamen bilim tarafından tüketilemez. Burada felsefe, din, ahlak, sanat ve varoluşsal düşünce devreye girer.


9️⃣ Ahlak Bilime İndirgenebilir Mi ❓


Ahlak, insanın neyin iyi, doğru, adil, erdemli ve sorumlu olduğunu sorguladığı alandır. Bilim ahlakı inceleyebilir; ahlaki davranışların psikolojik, biyolojik ve toplumsal temellerini araştırabilir. Fakat ahlakın kendisini bütünüyle bilime indirgemek zordur.


Bilim bize şunu söyleyebilir:


Bir davranış beyinde şu bölgeyi etkiler.
Bir karar şu toplumsal sonucu doğurur.
Bir uygulama verimliliği artırır.
Bir ceza yöntemi suç oranını azaltabilir.



Fakat ahlak şu soruları sorar:


Bu davranış doğru mu ❓
Bu sonuç adil mi ❓
İnsan onuruna uygun mu ❓
Zayıf olanı koruyor mu ❓
Menfaat ile vicdan çatıştığında ne seçilmeli ❓



Bilim sonuçları gösterir; ahlak o sonuçların nasıl değerlendirilmesi gerektiğini tartışır. Bu yüzden bilim, ahlak için çok değerli veri sağlar; fakat ahlaki hükmün tamamını tek başına vermez.


🔟 Din Ve Maneviyat Bilimle Nasıl Karıştırılmamalıdır ❓


Din ve maneviyat, insanın anlam, kutsal, ibadet, ahlak, varoluş, ölüm, umut, teslimiyet ve yaratılış gibi derin sorularıyla ilgilidir. Bilim ise doğanın ve gözlemlenebilir dünyanın işleyişini araştırır.


Sağlıklı yaklaşım, bu alanları birbirine düşman yapmak değil; sınırlarını doğru anlamaktır.


Bilim şunu sorar:


Bu olay nasıl gerçekleşiyor ❓
Hangi mekanizma çalışıyor ❓
Hangi nedenler sonucu doğuruyor ❓



Din ve maneviyat ise şunu sorar:


Bu hayatın anlamı nedir ❓
İnsan ne için sorumludur ❓
İyi ve kötü karşısında insanın konumu nedir ❓
Yaratılış ve kulluk bilinci nasıl anlaşılır ❓



Bilimsel açıklama, dini anlamı zorunlu olarak ortadan kaldırmaz. Aynı şekilde dini inanç da bilimsel yöntemin yerine geçirilmemelidir. Sorun, bilim doğa olaylarını incelerken dinin laboratuvarın yerine konması ya da din anlam alanını konuşurken bilimin kutsal bir mutlaklıkla her şeyi susturmasıdır.


1️⃣1️⃣ Sanat Ve Estetik Bilimle Tamamen Açıklanabilir Mi ❓


Sanat bilimsel olarak incelenebilir. Bir müziğin beyindeki etkisi, bir rengin psikolojik çağrışımı, bir şiirin dil yapısı, bir romanın toplumsal arka planı, bir tablonun görsel düzeni araştırılabilir. Bu çok değerlidir.


Fakat sanatın insan ruhunda bıraktığı derin iz, çoğu zaman ölçülebilir etkiden daha fazlasıdır.


Bir şarkı bazen insanı çocukluğuna götürür.
Bir şiir, kimsenin anlayamadığı bir acıyı anlatır.
Bir tablo, insanın içinde sakladığı sessizliği görünür kılar.
Bir roman, okuyucunun kendi hayatını yeniden düşünmesine neden olur.


Bilim bu süreçleri inceleyebilir; fakat sanatın bütün anlamını sadece beyin dalgalarına, hormonlara veya sosyolojik verilere indirgemek eksik kalır. Çünkü sanat, insanın yalnızca biyolojik değil, sembolik, duygusal, tarihsel ve varoluşsal bir varlık olduğunu gösterir. 🎨


1️⃣2️⃣ Pozitivizm Bilimcilikten Nasıl Ayrı Tutulmalıdır ❓


Pozitivizmi bilimcilikten ayırmak için şu ayrım korunmalıdır:


Bilimsel bilgi, olgusal alanlarda çok güçlüdür.
Fakat olgusal bilgi, insan hayatındaki bütün anlam alanlarını tek başına tüketmez.



Pozitivizm sağlıklı yorumlandığında şunu söyler:


"Bilgi iddian varsa kanıt göster."


Bilimcilik ise bazen şuna dönüşür:


"Kanıtlanamıyorsa değersizdir."


Bu iki cümle arasında büyük fark vardır. Birincisi düşünce disiplinidir. İkincisi ise insanın anlam alanlarını daraltan bir indirgemeciliktir.


Sağlıklı pozitivist tavır şöyle olabilir:


Bilimsel konularda bilimsel yönteme başvur.
Ahlaki konularda değer ve vicdan muhakemesini ihmal etme.
Sanatta estetik tecrübeyi küçümseme.
Dinde ve maneviyatta bilimsel açıklama ile varoluşsal anlamı karıştırma.
İnsanı yalnızca ölçülebilir davranışlardan ibaret sayma.



Böyle bir yaklaşım, hem bilime saygı duyar hem de insanın derinliğini korur.


1️⃣3️⃣ Bilime Güvenmek İle Bilimi Putlaştırmak Arasındaki İnce Çizgi Nedir ❓


Bilime güvenmek, insanın hakikati araştırırken en sağlam yöntemlerden birini ciddiye almasıdır. Bilimi putlaştırmak ise bilimi insan hayatındaki bütün soruların tek ve tartışılmaz cevabı haline getirmektir.


Bu ince çizgi şu şekilde görülebilir:


Sağlıklı Bilim GüveniBilimi Putlaştırma
Bilimsel yönteme saygı duyarBilimi sorgulanamaz otorite yapar
Veriye bakarVerinin yorum boyutunu unutabilir
Yanılabilirliği kabul ederKesinlik iddiasını abartır
Uzmanlığı önemserUzmanlığı mutlaklaştırır
Bilimi kendi alanında güçlü görürBilimi bütün alanların yerine koyar
Aklı disipline ederAnlamı daraltabilir

Gerçek bilim, tevazu ister. Çünkü bilim tarihi, dün doğru sanılan birçok şeyin bugün düzeltildiğini gösterir. Bu bilimin zayıflığı değil, gücüdür. Bilim kendini yenileyebilir. Bilimcilik ise bazen bu yenilenebilirliği unutup bilimi kapalı bir inanç sistemine çevirebilir.


1️⃣4️⃣ İnsan Sadece Bilimsel Bir Nesne Midir ❓


İnsan bilimsel olarak incelenebilir; fakat sadece bilimsel bir nesne değildir. İnsan bedeni biyolojinin, zihni psikolojinin, davranışı sosyolojinin, dili dilbilimin, kararları nörobilimin konusu olabilir. Fakat insan aynı zamanda kendi içinde bir dünya taşıyan, kendine soru soran, anlam arayan ve kendi varlığını yorumlayan bir bilinçtir.


İnsan:


Ölçülür ama ölçüden ibaret değildir.
Gözlemlenir ama gözlemden ibaret değildir.
Davranır ama davranıştan ibaret değildir.
Düşünür ama düşünceden ibaret değildir.
Hisseder ama duygudan ibaret değildir.



İnsanı sadece bilimsel nesne gibi görmek, onun ruhsal, ahlaki ve varoluşsal derinliğini eksiltir. Fakat insanı bilimsel olarak hiç incelememek de onu anlamayı zorlaştırır.


Doğru yaklaşım, insanı hem bilimsel hem felsefi hem ahlaki hem de manevi boyutlarıyla düşünmektir.


1️⃣5️⃣ Bilimsel Bilgi İle Hikmet Arasında Fark Var Mıdır ❓


Evet, bilimsel bilgi ile hikmet aynı şey değildir. Bilimsel bilgi, bir şeyin nasıl işlediğini açıklayabilir. Hikmet ise bilginin ne zaman, nasıl, hangi ölçüyle ve hangi ahlaki sorumlulukla kullanılacağını kavramaktır.


Bilim atomu parçalayabilir.
Hikmet, bu gücün insanlık için nasıl kullanılacağını sorgular.


Bilim insan beynini inceleyebilir.
Hikmet, insan onurunun ne olduğunu düşünür.


Bilim üretimi artırabilir.
Hikmet, üretimin adil paylaşılıp paylaşılmadığını sorar.


Bilim teknoloji geliştirir.
Hikmet, teknolojinin insanı özgürleştirip özgürleştirmediğini tartışır.


Bu yüzden bilim çok güçlüdür; fakat hikmet olmadan yönsüzleşebilir. Bilgi güç verir; hikmet o güce ahlaki yön kazandırır. Pozitivizm bilgiye disiplin verir; fakat hikmet, bilginin insanı yüceltip yüceltmediğini sorar.


1️⃣6️⃣ Pozitivizm, Bilimcilik Ve İndirgemecilik Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır ❓


İndirgemecilik, karmaşık bir gerçeği tek bir düzeye indirerek açıklama eğilimidir. Bilimsel yöntem bazen karmaşık olayları anlamak için parçalarına ayırır; bu yararlıdır. Fakat insan, toplum, ahlak ve anlam gibi alanlar yalnızca tek bir düzeye indirgenirse eksik anlaşılır.


Bilimcilik çoğu zaman indirgemecilikle birleşir:


Aşk sadece kimyadır.
Vicdan sadece sinir sistemidir.
Din sadece toplumsal işlevdir.
Sanat sadece nörolojik tepkidir.
İnsan sadece genetik programdır.



Bu cümlelerde kısmen doğru yönler olabilir; fakat "sadece" kelimesi insanın derinliğini küçültür. Aşkın biyolojik yönü vardır; ama sadece biyoloji değildir. Vicdanın nörolojik karşılıkları olabilir; ama sadece sinirsel aktivite değildir. Din sosyolojik işlev taşıyabilir; ama inanan insan için yalnızca toplumsal yapı değildir.


Pozitivizm dikkatli olursa indirgemeciliğe düşmeyebilir. Bilimcilik ise çoğu zaman bu "sadece" kelimesinin tuzağına düşer.


1️⃣7️⃣ Sağlıklı Bir Bilim Anlayışı Nasıl Olmalıdır ❓


Sağlıklı bir bilim anlayışı, bilimi küçümsemez; fakat onu mutlaklaştırmaz. Bilimsel yönteme saygı duyar; fakat insan hayatındaki bütün değerleri laboratuvara hapsetmez. Kanıt ister; fakat ölçülemeyen anlamları alaya almaz.


Sağlıklı bilim anlayışı şu ilkeleri taşımalıdır:


Kanıt arar ama kibir üretmez.
Veriye dayanır ama insanı sayıya indirgemez.
Uzmanlığı önemser ama otoriteyi sorgulanamaz yapmaz.
Yanılabilir olduğunu bilir.
Yeni bilgiye açık kalır.
Ahlaki sorumluluğu ihmal etmez.
Bilim dışı alanları otomatik olarak değersiz saymaz.
İnsanın anlam arayışına saygı duyar.



Böyle bir bilim anlayışı, insanlığa hem güç hem de denge kazandırır. Çünkü gerçek bilgelik, bilimin ışığını insanın vicdanıyla birlikte taşıyabilmektir.


1️⃣8️⃣ Pozitivizm Ve Bilimcilik Tartışmasından Ne Öğrenmeliyiz ❓


Pozitivizm ve bilimcilik tartışması bize çok önemli bir ders verir: Bilgiye saygı duymak gerekir; fakat bilgiyi putlaştırmamak gerekir. İnsan, kanıtsız iddialara teslim olmamalı; fakat kanıtlanamayan her anlamı da yok saymamalıdır.


Bu tartışmadan çıkarılabilecek temel dersler şunlardır:


Bilim, olgusal dünyayı anlamada vazgeçilmezdir.
Bilimsel yöntem, düşünceyi disipline eder.
Bilime güvenmek aklın gereğidir.
Bilimi mutlaklaştırmak ise insanı daraltabilir.
Ahlak, sanat, din ve varoluş soruları bilimle temas eder ama ona tamamen indirgenemez.
İnsan hem bilen hem anlam arayan bir varlıktır.
En güçlü düşünce, bilimi felsefe, ahlak ve hikmetle birlikte düşünebilen düşüncedir.



Bu nedenle doğru tavır, bilimi reddetmek değil; bilimin sınırlarını bilerek ona hak ettiği değeri vermektir.


1️⃣9️⃣ Son Söz: Bilim Işık Verir, Hikmet Yön Gösterir ❓


Pozitivizm ve bilimcilik arasındaki fark, modern insanın düşünce hayatı için çok önemlidir. Pozitivizm bize kanıta dayanmayı, gözlem yapmayı, deneyle sınamayı, olguları ciddiye almayı ve bilimsel yöntemin değerini öğretir. Bu yönüyle insan aklını güçlendirir ve düşünceyi disipline eder.


Bilimcilik ise bilimi güçlü bir yöntem olmaktan çıkarıp insan hayatındaki bütün hakikat, değer ve anlam alanlarının tek ölçüsü haline getirdiğinde sorunlu hale gelir. Çünkü insan yalnızca ölçen, sayan, deney yapan ve veri toplayan bir varlık değildir. İnsan aynı zamanda seven, acı çeken, dua eden, güzelliğe hayran kalan, adalet isteyen, ölüm karşısında titreyen ve hayatına anlam arayan bir varlıktır.


Bu yüzden bilime güvenmek gerekir; fakat bilimi mutlaklaştırmamak gerekir. Bilim bize gerçeğin işleyişini gösterir. Felsefe o gerçeği düşünür. Ahlak o gerçek karşısında sorumluluğumuzu sorar. Sanat o gerçeği hissedilir hale getirir. Maneviyat ise insanın o gerçek içindeki yerini ve anlamını arar.


En olgun insan, bilimi reddeden değil; bilimi doğru yere koyan insandır. Çünkü bilim ışık verir; fakat o ışığın nereye yöneltileceğini hikmet, vicdan ve insani derinlik belirler.


"Bilime güvenen akıl güçlenir; bilimi putlaştırmayan ruh ise insan kalır."
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt