Neden Sevdiğimizi Seviyoruz ve Sevmediğimizi Sevmiyoruz
“Kalp, bazen akıldan önce karar verir. Ama o karar, geçmişin, arzunun ve aynada gördüğümüz benliğin yankısıdır.”
— Sevginin görünmeyen mimarları
Giriş: Sevginin Görünmeyen Kodları
Sevgi, sadece kalple verilen bir karar değildir.
O; beyin, bilinçaltı, deneyim, arzular ve savunma mekanizmaları tarafından birlikte örülmüş karmaşık bir psikolojik örgüdür.
Ama aslında o sevginin arkasında derin bağlar ve görünmez seçim mekanizmaları vardır.
Psikolojik ve Bilişsel Nedenler
A) Yansıtma ve Ayna Etkisi
- Sevdiğimiz kişiler ya kendimizde olmak istediğimiz bir yönü taşır…
- Ya da bizde zaten olan bir parçayı yansıtır.
B) Bağlanma Stilleri ve Çocukluk İzleri
- Bağ kurma biçimimiz, çoğu zaman çocuklukta oluşur.
- Anne-baba ilişkilerimiz, sevgiyi nasıl deneyimlediğimizi belirler.
- Kaçan sevgiye mi alıştık? Yoksa sarılan sevgiye mi?
C) Beynin Kimyası ve “Haz” Mekanizması
| Dopamin | Hoşlanma, alışkanlık ve arzu oluşumu |
| Oksitosin | Güven, bağ kurma, aidiyet |
| Serotonin | Huzur ve memnuniyet |
| Norepinefrin | Heyecan ve tutku |
Felsefî ve Varoluşsal Yaklaşımlar
A) Jean-Paul Sartre – “Özgür Seçim Sanrısı”
Sevgi bir seçim değil; bir “kabul”dür.
İnsan, sevdiğini seçtiğini sanır; ama çoğu zaman o duygu, kendi varoluşsal boşluğunu doldurma çabasıdır.
B) Platon – “Eksik Yarı Arayışı”
Sevgi, ruhun eksik parçasını arama çabasıdır.
Sevdiğimiz kişide, kendi bütünlüğümüze dair bir parça görürüz.
C) Nietzsche – “Sevgi, Güç Arzusudur”
Gerçek sevgi, karşılıklı sahip olma değil;
birbirine karışmadan birlikte var olabilmektir.
Peki Neden Sevmediğimizi Sevmeyiz?
| Tehdit algısı | Zihinsel ya da duygusal sınırlarımızı zorladığı için |
| Geçmiş deneyim yansıması | Bize daha önce zarar vermiş bir tipe benzediği için |
| Empati uyuşmazlığı | Duygusal rezonans kuramadığımız için |
| Kimlik çelişkisi | Değer dünyamızla çatıştığı için |
Ama zamanla, anlamla bağ kurunca sevgi de değişebilir.
Sonuç: Sevgi, Bilinçaltının Sessiz Seçimidir
Sevgi, akılla değil; birikmiş hafızayla,
rasyonel tercihle değil; duygusal yakınlıkla başlar.
“Sevdiğimizi neden seviyoruz?”
Çünkü o bizde bir iz bırakıyor.
“Sevmediğimizi neden sevmiyoruz?”
Çünkü o bizi yarım bırakıyor.
Son düzenleme: