Nebe Suresi 28. Ayette “Ayetlerimizi Yalanladıkça Yalanladılar” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Bir İnsan Hakikati Neden Sürekli Reddeder
“Bir insanın hakikati bir kez reddetmesi hata olabilir; fakat gerçeği gördükçe reddetmeye devam etmesi zamanla yalnızca düşüncesini değil, karakterini de biçimlendirebilir.”
Ersan Karavelioğlu
Nebe Suresinin 27. ayetinde azgınların hesaba çekilmeyi beklemedikleri, 28. ayetinde ise bu zihniyetin daha ileri bir boyutu açıklanır:
“Ayetlerimizi yalanladıkça yalanladılar.”
Ayetin Arapçasındaki “Ve kezzebû bi-âyâtinâ kizzâbâ” ifadesi, basit bir şüpheden çok daha güçlüdür.
Burada soru soran, araştıran veya anlamaya çalışan insandan değil; kendisine sunulan hakikati ısrarla ve güçlü biçimde reddeden bir insan tavrından söz edilmektedir.
“Ayetlerimizi Yalanladıkça Yalanladılar” Ne Anlama Gelir
Ayet sıradan bir:
“İnanmadılar.”
ifadesinden daha güçlüdür.
Burada:
reddetmek,
yalan saymak,
ısrarla karşı çıkmak
anlamları vardır.
Özellikle “kizzâbâ” kelimesi reddedişin yoğunluğunu vurgular.
Yani bir defalık tereddütten değil, yerleşmiş bir inkâr tavrından söz edilir.
Kur’an’da “Ayet” Ne Demektir
“Ayet” kelimesi:
işaret, gösterge ve delil
anlamlarını da taşır.
Kur’an’da:
birer “ayet”, yani üzerinde düşünülmesi gereken işaret olarak sunulabilir.
Bu nedenle ayetleri yalanlamak yalnızca bir metni reddetmekten daha geniş bir anlam taşıyabilir.
İnanmamak İle Yalanlamak Aynı Şey midir
Hayır.
Bir insan:
“Bilmiyorum.”
diyebilir.
Şüphe edebilir.
Soru sorabilir.
Delil arayabilir.
Bunların hiçbiri zorunlu olarak yalanlama değildir.
Yalanlama ise daha kesin bir tavırdır:
“Bu doğru değildir.”
diye reddetmektir.
Nebe Suresinde eleştirilen tavır özellikle ısrarlı ve bilinçli reddediştir.
Kur’an Sorgulamayı Kötü mü Görür
Hayır.
Kur’an’ın birçok yerinde insan düşünmeye çağrılır.
hakikat arayışının parçaları olabilir.
Bu nedenle samimi sorgulama ile peşin hükümlü inkârı birbirinden ayırmak gerekir.
Samimi soru:
“Gerçek nedir?”
diye sorar.
Peşin reddediş ise:
“Ne söylersen söyle kabul etmeyeceğim.”
noktasına gelebilir.
İnsan Hakikati Neden Reddeder
Bunun tek bir nedeni yoktur.
İnsan bazen:
bilgi eksikliği,
yanlış bilgi,
korku,
alışkanlık,
çıkar,
kibir,
toplumsal baskı
nedeniyle bir düşünceyi reddedebilir.
Bu nedenle her inanmayan insanın aynı psikolojik durumda olduğunu söylemek doğru değildir.
Nebe Suresinin eleştirdiği insan tipinde ise özellikle ısrar ve kibir dikkat çeker.
Kibir Hakikati Kabul Etmeyi Neden Zorlaştırır
Çünkü hakikati kabul etmek bazen:
“Ben yanılmışım.”
demeyi gerektirir.
Bu bazı insanlar için son derece zordur.
Yıllarca savunduğu görüşün yanlış olabileceğini kabul etmek kişiye yenilgi gibi gelebilir.
Oysa düşünsel olgunluk bazen:
“Yanlış düşünmüşüm.”
diyebilmektir.
Kibir ise insanı gerçeği değil, kendi eski fikrini savunmaya yöneltebilir.
Çıkarlar Hakikatin Önüne Geçebilir mi
Evet.
Bazı gerçekleri kabul etmek insanın hayatını değiştirmesini gerektirir.
Bir kişi yaptığı işin haksız olduğunu kabul ederse onu bırakması gerekebilir.
Kazancının adaletsiz olduğunu anlarsa çıkarından vazgeçmesi gerekebilir.
Bir insana zulmettiğini kabul ederse özür dilemesi gerekebilir.
Bu nedenle insan bazen hakikatin kendisini değil, hakikatin kendisinden isteyeceği bedeli reddeder.
Hesap Gününü Reddetmek İle Ayetleri Yalanlamak Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır
- ayette:
“Hesabı beklemiyorlardı.”
- ayette:
“Ayetlerimizi yalanladılar.”
denilir.
Bu iki ifade birbirini tamamlar.
Hesabı reddeden insan, hesabı haber veren mesajı da reddedebilir.
Mesajı sürekli reddettikçe hesap düşüncesinden daha fazla uzaklaşabilir.
Böylece düşünce ile davranış birbirini besleyen bir döngüye dönüşebilir.
İnsan Bir Şeyi Çok Reddederse Sonunda Ona Gerçekten İnanabilir mi
İnsan psikolojisinde tekrar son derece güçlüdür.
Bir kişi sürekli:
“Bu doğru değil.”
derse zamanla kendi söylediği şeye daha fazla bağlanabilir.
Çünkü insan zihni kendi düşünceleriyle tutarlı kalmak ister.
Bir görüşü uzun süre savunduktan sonra onu değiştirmek giderek zorlaşabilir.
Böylece reddediş başlangıçta bir fikirken zamanla kimliğin parçasına dönüşebilir.
İnsan Yanlış Olduğunu Anladığı Bir Görüşü Neden Savunmaya Devam Eder
Çünkü geri adım atmanın sosyal veya psikolojik maliyeti olabilir.
İnsan:
“Bunca yıl yanlış mı söyledim?”
diye düşünebilir.
İtibarını kaybetmekten korkabilir.
Çevresinin tepkisini düşünebilir.
Bu nedenle bazı insanlar hatayı kabul etmek yerine daha fazla savunabilir.
Fakat gerçek açısından kişinin geçmişte ne kadar güçlü savunduğu değil, gerçeğin kendisi önemlidir.

Toplum Baskısı Hakikatin Reddedilmesine Yol Açabilir mi
Evet.
İnsan sosyal bir varlıktır.
Ailesi,
arkadaşları,
toplumu,
kültürü
düşüncelerini etkileyebilir.
Bir görüş toplumda çok güçlü biçimde kabul ediliyorsa ona karşı çıkmak zor olabilir.
Aynı şekilde toplumun reddettiği bir düşünceyi açıkça kabul etmek de cesaret gerektirebilir.
Bu nedenle hakikat arayışı bazen insanın kendi grubunun düşüncelerini de sorgulamasını gerektirir.

Çoğunluk Bir Şeye İnanıyorsa O Şey Doğru mudur
Hayır.
Bir düşüncenin doğruluğu, ona inanan insanların sayısıyla belirlenmez.
Tarih boyunca milyonlarca insan yanlış kabul edilen görüşlere inanmıştır.
Aynı şekilde bazı doğru fikirler başlangıçta çok az kişi tarafından savunulmuştur.
Bu nedenle:
“Herkes böyle düşünüyor.”
cümlesi tek başına bir doğruluk kanıtı değildir.
Hakikat, çoğunluk oylamasından bağımsız olabilir.

Hakikati Reddetmenin Psikolojik Rahatlığı Var mıdır
Bazen vardır.
Bir gerçek insanın hayatını değiştirmesini gerektiriyorsa onu reddetmek daha kolay olabilir.
Örneğin:
“Ben yanlış yapıyorum.”
demek yerine:
“Ortada yanlış bir şey yok.”
demek psikolojik olarak daha rahat olabilir.
Böylece insan davranışını değiştirmek yerine gerçeğin tanımını değiştirmeye başlayabilir.
Bu noktada inkâr bir savunma mekanizmasına dönüşebilir.

Ayetleri Yalanlamak Sadece Dille mi Olur
Hayır, daha geniş açıdan insanın davranışı da reddediş gösterebilir.
Bir kişi:
adaletin önemli olduğunu söyler,
ama sürekli haksızlık yaparsa;
merhameti över,
ama güçsüze zulmederse;
hesaba inandığını söyler,
ama hiç hesap vermeyecekmiş gibi yaşarsa,
sözleri ile hayatı arasında büyük bir çelişki oluşur.
Bu nedenle hakikati kabul etmek yalnızca söylemekle değil, ona göre yaşamakla da ilgilidir.

İnsan Hakikate Karşı Zamanla Duyarsızlaşabilir mi
Evet.
Bir yanlış ilk yapıldığında insan vicdanında büyük rahatsızlık oluşturabilir.
Fakat aynı davranış tekrarlandıkça kişi ona alışabilir.
Bir süre sonra:
“Zaten herkes yapıyor.”
demeye başlayabilir.
Daha sonra yaptığının yanlış olduğunu bile düşünmeyebilir.
Bu nedenle kötülüğün en tehlikeli aşaması yalnızca kötülük yapmak değil, kötülüğü normal görmeye başlamaktır.

İnançlı Bir İnsan da Hakikati Reddedebilir mi
Elbette.
Hakikati reddetme problemi yalnızca dinî inançsızlıkla sınırlı değildir.
Bir insan kendisini dindar olarak tanımladığı hâlde:
kendi hatasını,
başkasının hakkını,
adaletsizliğini,
yanlış bilgisini
kabul etmek istemeyebilir.
Bu nedenle Nebe Suresinin uyarısı yalnızca “başkaları” hakkında okunmamalıdır.
Her insan kendisine:
“Ben hangi gerçeği kabul etmek istemiyorum?”
diye sorabilir.

Hakikati Kabul Etmenin İlk Şartı Nedir
Belki de en önemli şartlardan biri yanılabileceğini kabul etmektir.
İnsan:
“Ben her konuda doğru olmayabilirim.”
diyebildiği anda öğrenmeye açılır.
Bilimsel düşüncenin de temelinde bir görüşün yanlışlanabilir olması vardır.
Felsefi olgunluk da benzer biçimde kişinin kendi fikirlerini eleştirebilmesini gerektirir.
Hakikat arayışı:
kendi fikrini kazanmak değil, doğru olanı bulmak
olmalıdır.

27. Ve 28. Ayetler Birlikte İnsan Psikolojisini Nasıl Anlatır
- ayet:
- ayet:
Böylece bir düşünce zinciri ortaya çıkar:
Hesabı reddetmek,
hesabı bildiren mesajı reddetmek,
reddedişi tekrar etmek,
zamanla bu tavrı yaşam biçimine dönüştürmek.
Bu noktada inkâr yalnızca bir fikir olmaktan çıkar.
İnsanın karakterinin bir parçasına dönüşebilir.

“Ayetlerimizi Yalanladıkça Yalanladılar” Ayetinin En Derin Mesajı Nedir
İnsan çoğu zaman hakikati bulmanın en büyük engelinin bilgi eksikliği olduğunu düşünür.
Fakat bazen sorun bilgi değildir.
Sorun:
İnsan gerçeği gerçekten bilmek istiyor mu?
Çünkü hakikati aramak cesaret ister.
Belki fikrimiz değişecektir.
Belki yıllardır yanlış düşündüğümüzü anlayacağız.
Belki özür dilememiz gerekecektir.
Belki kazancımızdan vazgeçeceğiz.
Belki hayatımızı değiştireceğiz.
Hakikatin bedeli bazen budur.
Nebe Suresi 28. ayet bu nedenle yalnızca geçmişte vahyi reddeden insanlardan söz eden tarihsel bir cümle değildir.
Her insana çok zor bir soru yöneltir:
“Gerçek, senin inanmak istediğin şeyden farklı çıkarsa hangisini seçeceksin?”
Kendi fikrini mi?
Çıkarını mı?
Gururunu mu?
Yoksa hakikati mi?
Belki gerçek hakikat arayışı tam burada başlar:
İnsanın doğru çıkmaya değil, doğruyu bulmaya karar verdiği yerde.
“Hakikati arayan insanın en büyük cesareti başkasının yanlışını göstermek değil; bir gün kendi yanlışının karşısına çıktığında ‘yanılmışım’ diyebilmektir.”
Ersan Karavelioğlu