Nebe Suresi 27. Ayette “Çünkü Onlar Hesaba Çekilmeyi Ummuyorlardı” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Hesap Gününe İnanmamak İnsan Davranışlarını Nasıl Etkileyebilir
“İnsan hiçbir zaman hesap vermeyeceğine gerçekten inanırsa, vicdanının önündeki en büyük sorulardan biri şuna dönüşür: Yapabiliyorsam neden yapmayayım?”
Ersan Karavelioğlu
Nebe Suresinin 26. ayetinde cehennem azabının “yaptıklarına uygun bir karşılık” olduğu bildirildikten sonra 27. ayette bu sonuca götüren zihniyetin temel nedenlerinden biri açıklanır:
“Çünkü onlar hesaba çekilmeyi ummuyorlardı.”
Bu ayet son derece önemlidir.
Çünkü Kur’an burada yalnızca insanların ne yaptıklarını değil, neden öyle yaşadıklarını da açıklamaktadır.
Sorunun kökünde, bir gün dünya hayatının tamamının değerlendirileceğine ilişkin beklentinin bulunmaması vardır.
Eğer insan kendisini hiçbir nihai hesaba karşı sorumlu görmezse, bunun ahlaki tercihleri üzerinde nasıl bir etkisi olabilir?
Nebe Suresi 27. ayet tam olarak bu sorunun kapısını açmaktadır.
“Hesaba Çekilmeyi Ummuyorlardı” Ne Anlama Gelir
Ayette geçen temel ifade **“lâ yercûne hisâbâ”**dır.
Buradaki anlam:
hesabı beklememek, hesapla karşılaşılacağına inanmamak veya onu ciddiye almamak
şeklinde anlaşılabilir.
Buradaki “ummak” kelimesini günlük Türkçedeki yalnızca olumlu beklenti anlamıyla okumamak gerekir.
İfade daha çok:
“Bir hesap geleceğini beklemiyorlardı.”
anlamını taşır.
Ayetteki “Hesap” Nedir
Buradaki hesap maddi bir hesap değildir.
İnsanın dünya hayatının:
değerlendirilmesidir.
Kur’an’ın ahiret öğretisinde insanın hayatı rastgele başlayıp sonuçsuz biçimde kapanmaz.
Bir değerlendirme aşaması vardır.
İnsan Hesap Gününe İnanmazsa Mutlaka Kötü mü Olur
Hayır.
Bu ayrımı yapmak son derece önemlidir.
Ahirete inanmayan bir insan da:
dürüst,
merhametli,
adaletli,
yardımsever
olabilir.
İnsanların ahlaki davranışlarının tek nedeni dinî inanç değildir.
Empati, vicdan, toplumsal değerler, hukuk ve insanın ahlaki muhakemesi de davranışları etkiler.
Nebe Suresindeki bağlam ise sıradan bir inançsızlığı değil, hesabı reddetmenin azgınlık ve inkârla birleştiği belirli bir insan tipini ele almaktadır.
O Hâlde Hesap İnancının Ahlaka Etkisi Nedir
Hesap inancı ahlaki sorumluluğa başka bir boyut ekler.
İnsan şöyle düşünür:
“Kimse görmese bile yaptığım şeyin bir karşılığı vardır.”
Bu düşünce ahlakı yalnızca:
polis,
mahkeme,
toplum,
başkalarının görüşü
üzerine kurmaktan çıkarabilir.
İnsan kendi vicdanıyla baş başa kaldığında bile sorumluluğunun devam ettiğini düşünür.
Kimsenin Görmediği Yerde İnsan Neden İyi Davransın
Ahlakın en önemli sınavlarından biri budur.
Bir insan yanlış yaptığında:
kimse görmeyecekse,
ceza almayacaksa,
itibarı zarar görmeyecekse
ne yapacaktır?
Hesap günü düşüncesi burada şu cevabı verir:
İnsanların görmemesi, davranışın ahlaki değerini ortadan kaldırmaz.
Bu nedenle gizli davranışlar da sorumluluk alanına girer.
Hesap İnancı İnsan Özgürlüğünü Ortadan Kaldırır mı
Hayır.
Tam tersine hesap düşüncesinin anlamlı olabilmesi için insanın belli ölçüde seçim yapabilen bir varlık olması gerekir.
İnsan:
iyiliği,
kötülüğü,
adaleti,
haksızlığı
seçebilir.
Sonuçların bulunması bu özgürlüğü yok etmez.
O özgürlüğe sorumluluk kazandırır.
Özgürlük:
“İstediğimi yaparım.”
değil,
“Seçebilirim ve seçtiğim şeyden sorumluyum.”
anlamına gelir.
İnsan Neden Hesap Vermek İstemeyebilir
Çünkü hesap fikri insanın sınırsızlık arzusunu sınırlar.
Eğer hesap yoksa insan:
“Hayat benim, istediğimi yaparım.”
diye düşünebilir.
Fakat hesap varsa:
başkasının hakkı,
adalet,
vicdan,
ahlaki sınırlar
daha büyük önem kazanır.
Bu nedenle hesap düşüncesi bazı insanlar açısından yalnızca metafizik bir iddia değil, yaşam biçimini sınırlayan bir sorumluluk çağrısıdır.
“Nasıl Olsa Hesap Yok” Düşüncesi Nereye Götürebilir
Bu düşüncenin tek başına herkesi kötülüğe götüreceğini söylemek doğru değildir.
Fakat başka ahlaki frenler de ortadan kalkmışsa tehlikeli bir soru ortaya çıkabilir:
“Yakalanmayacaksam neden yapmayayım?”
Buradan:
gibi davranışlara geçiş kolaylaşabilir.
Nebe Suresinin eleştirdiği insan tipi bu noktaya yaklaşır.
Hukuk Varken Ahiret Hesabına Neden İhtiyaç Duyulsun
Çünkü insan hukuku kusursuz değildir.
Bazı suçlar ortaya çıkarılamaz.
Bazı suçlular yakalanmaz.
Bazı güçlü insanlar hukuku manipüle edebilir.
Bazı mağdurlar adalete ulaşamaz.
Hukuk toplum düzeni için vazgeçilmezdir fakat her haksızlığı çözemez.
Ahiret hesabı düşüncesi ise:
dünya hukukunun ulaşamadığı yerde bile nihai adaletin bulunduğunu
iddia eder.
İnsan Kendi Vicdanından Kaçabilir mi
Bazen evet.
İnsan yaptığı yanlışı meşrulaştırabilir.
Kendisine:
“Herkes yapıyor.”
“Mecburdum.”
“O zaten hak etmişti.”
“Benim suçum değildi.”
diyebilir.
Bu mekanizmalar insanın kendi davranışıyla yüzleşmesini zorlaştırabilir.
Ahiret hesabı düşüncesi ise bütün mazeretlerin ötesinde eksiksiz bilgiye dayalı bir değerlendirme bulunduğunu varsayar.

Hesap Günü İnancı İnsan Davranışını Otomatik Olarak Düzeltir mi
Hayır.
Bir insan ahirete teorik olarak inanabilir ama buna rağmen haksızlık yapabilir.
Bu nedenle:
inanmak ile inandığına göre yaşamak
aynı şey değildir.
Kişi:
“Bir gün hesap vereceğim.”
deyip aynı zamanda başkasının hakkını çiğniyorsa, inancıyla davranışı arasında ciddi bir çelişki vardır.
Nebe Suresi yalnızca zihinsel kabul değil, hayatın bu kabul doğrultusunda değişmesini önemser.

Hesap Bilinci İnsanı Sürekli Korkuyla mı Yaşatmalıdır
Hayır.
Sağlıklı hesap bilinci yalnızca:
“Cezalandırılacağım.”
düşüncesine indirgenmemelidir.
Aynı zamanda:
hatırlatır.
Hesap günü yalnızca kötünün cezası değil, iyiliğin de karşılık bulduğu gün olarak düşünülür.

Hesap İnancı İnsanın Kendini Sorgulamasını Sağlar mı
Sağlayabilir.
İnsan başkalarını değerlendirmekte son derece hızlıdır.
Fakat hesap bilinci soruyu başkasından kendisine çevirir:
Ben ne yaptım?
Kime haksızlık ettim?
Kimin hakkını yedim?
Hangi iyiliği yapabilecekken yapmadım?
Bu anlamda ahiret hesabının en sağlıklı sonucu, insanın sürekli başkalarını yargılaması değil, önce kendi hayatını sorgulamasıdır.

“Hesap Vermeyeceğim” Düşüncesi Güç Sahipleri İçin Neden Daha Tehlikelidir
Çünkü güç insanın yapabileceklerini artırır.
Güçlü bir insan:
daha fazla iyilik yapabilir,
ama aynı zamanda daha fazla zarar verme kapasitesine de sahip olabilir.
Eğer büyük güç:
“Kimse bana hesap soramaz.”
düşüncesiyle birleşirse tuğyan ortaya çıkabilir.
Bu nedenle önceki ayetlerde azgınlıktan, burada ise hesap beklentisinin bulunmamasından söz edilmesi birbirini tamamlar.

Firavun Zihniyeti İle Hesapsızlık Arasında Bir Bağ Var mıdır
Kur’an’daki Firavun tipi, kendisini nihai otorite gibi gören insanın sembolik örneklerinden biridir.
Temel problem şudur:
Gücü vardır ve üzerinde hiçbir sınır kabul etmek istemez.
Bu zihniyet:
“Ben hesap vermem.”
noktasına ulaştığında insanın başkalarına karşı yapabileceklerinin sınırı giderek kaybolabilir.
Bu yüzden hesap düşüncesi aynı zamanda gücün üzerinde daha yüksek bir ahlaki otorite bulunduğu fikrini taşır.

Ahirete İnanmayan Birinin Ahlakı Değersiz midir
Hayır.
Bir insanın yaptığı iyiliğin toplumsal ve insani değeri, onun dinî kimliğiyle otomatik olarak yok olmaz.
Bir ateist veya agnostik:
bir insanı kurtarabilir,
adaleti savunabilir,
fedakârlık yapabilir,
son derece dürüst yaşayabilir.
Aynı şekilde kendisini dindar olarak tanımlayan biri ciddi haksızlıklar yapabilir.
Bu nedenle insanları yalnızca etiketleri üzerinden ahlaken sınıflandırmak doğru değildir.
Nebe 27’nin bağlamı özellikle hesabı bilinçli biçimde reddederek azgınlıkta yaşayanları eleştirir.

26. Ve 27. Ayetler Birlikte Nasıl Okunmalıdır
- ayet:
- ayet:
Böylece önce sonuç, sonra zihinsel sebep gösterilir.
İnsan:
hesabı reddeder,
hayatını buna göre şekillendirir,
davranışları sonuçlar üretir,
sonunda yaptığıyla karşılaşır.
Bu nedenle ayetler yalnızca cezanın ne olduğunu değil, cezaya götüren düşünce biçimini de analiz eder.

Ayetin Bugünkü İnsana Yönelttiği Soru Nedir
Belki de en önemli soru şudur:
“Hayatının hiçbir zaman değerlendirilmeyeceğini kesin olarak bilseydin, yine aynı insan olur muydun?”
Kimse görmediğinde de dürüst olur muydun?
Yakalanmayacağını bilsen de başkasının hakkına dokunmaz mıydın?
Hiçbir teşekkür almayacağını bilsen yine iyilik yapar mıydın?
Bu sorular insanın ahlaki karakterinin neye dayandığını ortaya çıkarır.
Hesap düşüncesi bu nedenle yalnızca ölümden sonraki gelecekle ilgili değildir.
Bugünkü karakterimizi test eden bir fikirdir.

“Çünkü Onlar Hesaba Çekilmeyi Ummuyorlardı” Ayetinin En Derin Mesajı Nedir
İnsan davranışının arkasında çoğu zaman görünmeyen bir inanç vardır.
Bir kişi:
“Yaptıklarımın sonuçları vardır.”
diye yaşarsa başka türlü davranabilir.
Başka biri:
“Sonunda hiçbir şeyin önemi yok.”
diye yaşarsa farklı davranabilir.
Fakat Nebe Suresi daha da derine iner.
Sorunun yalnızca cehenneme inanıp inanmamak olmadığını gösterir.
Asıl mesele:
İnsan kendisini hesap verebilir bir varlık olarak görüyor mu?
Çünkü hesap bilinci yalnızca ahiret düşüncesi değildir.
Aynı zamanda:
“Benim davranışım önemlidir.”
“Başkasının hakkı önemlidir.”
“Kimse görmese de yaptığım şey önemlidir.”
demektir.
Belki de ayetin en derin uyarısı budur:
İnsan kendisini hiçbir otoriteye, hiçbir vicdana, hiçbir adalete ve hiçbir hesaba karşı sorumlu görmemeye başladığında, asıl tehlike yalnızca yanlış yapması değil; yanlışı artık yanlış olarak görmemeye başlamasıdır.
Ve insanın ahlaki çöküşü çoğu zaman tam da burada başlar.
“Hesap düşüncesinin en büyük gücü insanı korkutması değil, kimse görmediğinde bile yaptığının önemli olduğunu ona hatırlatmasıdır.”
Ersan Karavelioğlu