Hz. Muhammed: Gizlenen Kitap: Tolstoy'un İslam Peygamberi İle İlgili Kayıp Risalesi Nedir
"Hakikat bazen kalın kitaplarda değil; bir insanın ömrünün sonunda seçtiği birkaç cümlede bütün ağırlığıyla görünür."
Ersan Karavelioğlu
Hz. Muhammed: Gizlenen Kitap: Tolstoy'un İslam Peygamberi ile İlgili Kayıp Risalesi, başlığıyla merak uyandıran, fakat dikkatli okunması gereken bir konudur. Çünkü burada iki ayrı gerçeklik iç içe geçmiştir: Birincisi, Lev Nikolayeviç Tolstoy'un Hz. Muhammed'in sözlerine ve İslam'ın ahlaki öğretilerine ilgi duyduğu tarihsel gerçeği; ikincisi ise bu risalenin etrafında zamanla oluşan "gizlendi", "kayıp kitap", "saklandı" gibi daha iddialı ve tartışmalı anlatılardır.
Tarihsel olarak bilinen çekirdek şudur: Tolstoy, Abdullah el-Sühreverdî'nin The Sayings of Muhammad adlı hadis/söz derlemesinden etkilenmiş; Hz. Muhammed'e nispet edilen bazı sözleri seçerek Rus okurlar için İzreçeniya Magometa, ne voşedşiye v Koran yani yaklaşık anlamıyla Kur'an'a Girmeyen Muhammed Sözleri başlıklı küçük bir derleme hazırlamıştır. Rusya Ulusal Elektronik Kütüphanesi kayıtlarında bu eser, Moskova, Posrednik Yayınları, 1910, 31 sayfa olarak görünür; sorumluluk kısmında da sözlerin L. N. Tolstoy tarafından seçildiği, İngilizceden Rusçaya çevirinin ise S. D. Nikolayeva tarafından yapıldığı belirtilir.
Bu nedenle konuya en doğru yaklaşım şudur: Bu metin, Tolstoy'un Hz. Muhammed'e ve İslam ahlakına duyduğu ilgiyi gösteren önemli bir tarihsel belgedir; fakat "KGB gizledi" gibi bazı popüler iddialar kronolojik ve tarihsel açıdan dikkatle sorgulanmalıdır. Çünkü Tolstoy 1910'da ölmüştür; KGB ise 1954'te kurulmuştur. Bu yüzden risalenin Tolstoy döneminde bizzat KGB tarafından gizlendiğini söylemek tarihsel olarak sorunludur. Buna karşılık, eserin uzun süre geniş kitlelerce bilinmemesi, Tolstoy külliyatlarında her zaman görünür olmaması ve Türkiye'de Gizlenen Kitap başlığıyla yeniden gündeme getirilmesi, onun etrafında güçlü bir merak perdesi oluşturmuştur.
Bu Kitap Gerçekten Tolstoy'a Mı Aittir
Bu konuda en sağlıklı ifade şudur: Tolstoy, baştan sona Hz. Muhammed hakkında özgün bir biyografi ya da klasik anlamda telif bir kitap yazmamıştır. Fakat Hz. Muhammed'e nispet edilen sözlerden oluşan küçük bir seçki hazırlamış, bu seçki Rus okurlara sunulmuştur.
Rus kaynaklarında eserin adı İzreçeniya Magometa, ne voşedşiye v Koran biçimindedir. Bibliyografik kayıtta eser Tolstoy L. N., Moskova, Posrednik, 1910, 31 sayfa olarak geçer ve içeriğin L. N. Tolstoy tarafından seçildiği belirtilir.
Bu ayrım çok önemlidir:
Tolstoy Hz. Muhammed hakkında kapsamlı bir kitap yazmadı.
Tolstoy Hz. Muhammed'in sözlerinden oluşan bir seçki hazırladı.
Bu seçki, onun İslam ahlakına duyduğu ilgiyi gösterir.
Fakat onu doğrudan "Tolstoy'un kayıp İslam kitabı" diye sunmak abartılı olabilir.
Yani eserin hakikati, sansasyonel başlığından daha sade; fakat daha değerlidir. Çünkü burada önemli olan gizem değil, Tolstoy gibi büyük bir yazarın Hz. Muhammed'in ahlaki öğretilerinde insanlık için ortak bir hikmet görmesidir.
"Gizlenen Kitap" İfadesi Ne Anlama Gelir
Gizlenen Kitap ifadesi, özellikle modern Türkçe baskılarda dikkat çekici bir başlık olarak kullanılmıştır. Bazı kitap tanıtımlarında, Tolstoy'un Hz. Muhammed'in hadislerinden derlediği bu risalenin Rus okurları İslam'la tanıştırdığı ve çeşitli güçler tarafından unutturulmaya çalışıldığı iddia edilir. Türkiye'deki bazı satış sayfalarında da kitabın bu iddialı anlatıyla tanıtıldığı görülür.
Fakat burada dikkatli olmak gerekir. Bir metnin az bilinmesi, onun mutlaka örgütlü biçimde gizlendiği anlamına gelmez. Bazen küçük risaleler, sınırlı baskılar, dil engeli, siyasi dönemler, yayın tercihleri ve ana külliyatlarda geri planda kalma gibi sebeplerle geniş kitlelere ulaşmayabilir.
Bu yüzden “gizlenen kitap” ifadesi şu şekilde dengeli anlaşılmalıdır:
Eser uzun süre çok yaygın bilinmemiştir.
Tolstoy'un ana romanları kadar görünür olmamıştır.
Rusça küçük bir risale olarak kalmıştır.
Modern baskılar bu bilinmezliği "gizlenmişlik" diliyle öne çıkarmıştır.
Fakat her gizlenmişlik iddiası tarihsel belgeyle desteklenmelidir.
Bu konu büyüleyici olduğu kadar hassastır. Çünkü hakikatin değeri, onu abartmaya ihtiyaç duymaz.
Tolstoy Neden Hz. Muhammed'in Sözlerine İlgi Duydu
Tolstoy'un hayatının son dönemlerinde din, ahlak, sade yaşam, şiddetsizlik, vicdan, hakikat arayışı ve kurumsal din eleştirisi çok önemli hale gelmiştir. O, yalnızca Ortodoks Hristiyanlığın kurumsal yapısını değil, bütün büyük dinlerin ahlaki özünü anlamaya çalışmıştır.
Tolstoy için dinin en önemli tarafı şunlardı:
Tanrı inancı,
ahlaki arınma,
gösterişten uzak yaşam,
insanın nefsini terbiye etmesi,
merhamet,
tevazu,
adalet,
yoksullara duyarlılık,
hakikate sadakat.
Hz. Muhammed'e nispet edilen birçok söz, Tolstoy'un bu ahlaki arayışına uygun düşüyordu. Özellikle fakirlik, eşitlik, merhamet, öfkeyi yenmek, güzel ahlak, kibirden uzak durmak, insanlara iyi davranmak gibi temalar Tolstoy'un geç dönem düşüncesiyle derinden uyuşuyordu.
Bu yüzden Tolstoy'un Hz. Muhammed'in sözlerine ilgisi, romantik bir meraktan çok ahlaki hakikat arayışının parçasıdır.
Tolstoy Müslüman Oldu Mu
Bu konuda kesin konuşmak doğru değildir. Tolstoy'un İslam'a büyük saygı duyduğu, Hz. Muhammed'in tevhid vurgusunu ve İslam'ın sade Tanrı anlayışını takdir ettiği bilinmektedir. 1909 tarihli Vekilova mektubu bağlamında Tolstoy'un İslam'ın temel dini-ahlaki öğretisinin büyük dinlerin özüyle birleşebileceğini düşündüğünü gösteren ifadeler aktarılır.
Fakat Tolstoy'un resmen Müslüman olduğuna dair güçlü ve kesin tarihsel kanıt yoktur. O, hayatının son döneminde kurumsal dinlerden bağımsız, daha evrensel, ahlaki ve sade bir din anlayışına yönelmiştir.
Bu yüzden doğru ifade şudur:
Tolstoy İslam'a saygı duymuştur.
Hz. Muhammed'in ahlaki öğretilerine önem vermiştir.
İslam'ın tevhid anlayışını sade ve güçlü bulmuştur.
Fakat onun resmen Müslüman olduğunu kesin biçimde söylemek belge açısından doğru değildir.
Bu ayrım, hem Tolstoy'a hem de İslam tarihine karşı daha dürüst bir yaklaşımdır.
Tolstoy'un Risalesinin Kaynağı Nedir
Tolstoy'un ilgilendiği temel kaynak, Abdullah el-Sühreverdî'nin The Sayings of Muhammad adlı derlemesidir. Bu eser, Hz. Muhammed'e nispet edilen sözleri İngilizce okura tanıtmayı amaçlayan bir derlemedir. Bazı kaynaklarda ilk baskının 1905 olduğu, Tolstoy'un bu metinden etkilendiği ve seçki hazırladığı belirtilir.
Tolstoy'un Rusça risalesi de bu çizgide anlaşılmalıdır. Yani Tolstoy burada bir hadis alimi gibi isnad ve rivayet tenkidi yapmıyor; daha çok ahlaki hikmet taşıyan sözleri seçen bir düşünür gibi davranıyor.
Bu yüzden metni okurken iki şeyi ayırmak gerekir:
| Alan | Açıklama |
|---|---|
| Hadis ilmi açısından | Her sözün kaynağı ve sıhhati ayrıca araştırılmalıdır |
| Tolstoy açısından | O, bu sözlerde evrensel ahlaki hikmet görmüştür |
| Edebiyat tarihi açısından | Risale Tolstoy'un dinler arası ahlak arayışını gösterir |
| İslam algısı açısından | Rus okura Hz. Muhammed'in sözlerini tanıtma değeri taşır |
Bu ayrım çok önemlidir. Çünkü Tolstoy'un seçtiği sözlerin manevi etkisi ayrı, hadis ilmi açısından doğruluk derecesi ayrı bir meseledir.
Risalede Hangi Temalar Öne Çıkar
Tolstoy'un Hz. Muhammed'e nispet edilen sözlerden yaptığı seçkinin temelinde ahlak vardır. Bu metinde İslam'ın siyasi, hukuki veya kelami tartışmalarından çok; insanın kalbini, davranışını ve vicdanını ilgilendiren öğretiler öne çıkar.
Öne çıkan temalar şunlardır:
Merhamet,
tevazu,
öfkeyi yenmek,
fakirleri gözetmek,
eşitlik,
adalet,
kibirden kaçınmak,
insanlara iyi davranmak,
sade yaşamak,
ahlaki olgunluk.
Bu temalar Tolstoy'un kendi hayatındaki manevi arayışla son derece uyumludur. Çünkü Tolstoy da hayatının son döneminde zenginlikten, gösterişten, devlet şiddetinden, kilise otoritesinden ve sahte dindarlıktan uzak bir ahlak arayışındaydı.
Bu yüzden Tolstoy'un Hz. Muhammed'in sözlerinde gördüğü şey, yalnızca dinî farklılık değil; insanı arındıran ortak ahlaki hakikattir.
Tolstoy'un Hz. Muhammed'e Bakışı Nasıl Özetlenebilir
Tolstoy'un Hz. Muhammed'e bakışı, saygı ve ahlaki ilgi üzerine kuruludur. O, Hz. Muhammed'i yalnızca tarihsel bir din kurucusu olarak değil, insanlara sade, güçlü ve ahlaki bir yol gösteren büyük bir dini şahsiyet olarak görmüştür.
Tolstoy'un yaklaşımı şu şekilde özetlenebilir:
Hz. Muhammed'in tevhid vurgusunu güçlü bulur.
İslam'ın sade Tanrı anlayışını önemser.
Ahlaki öğretileri evrensel değer taşır görür.
Dini gösterişten çok öz ahlak olarak anlamaya çalışır.
Hz. Muhammed'e nispet edilen sözleri insanlık için hikmetli bulur.
Tolstoy'un gözünde Hz. Muhammed'in önemi, insanı Tanrı karşısında sadeleştiren, kibri azaltan, ahlakı merkeze alan ve hayatı gösterişten uzaklaştıran bir öğreti sunmasıdır.
Bu Risale Neden Bugün Bu Kadar İlgi Çekiyor
Bu risalenin bugün ilgi çekmesinin birkaç sebebi vardır. Birincisi, Tolstoy dünya edebiyatının en büyük isimlerinden biridir. Savaş ve Barış ile Anna Karenina gibi eserlerin yazarı olan birinin Hz. Muhammed'in sözleriyle ilgilenmesi doğal olarak dikkat çeker.
İkincisi, Batı ve Rus edebiyatında büyük bir yazarın İslam peygamberine saygı duyması, Müslüman okurlar için özel bir anlam taşır. Çünkü bu durum, İslam'ın ahlaki öğretilerinin farklı kültürlerde de yankı bulabildiğini gösterir.
Üçüncüsü, "gizlenen kitap" ifadesi merak duygusunu artırır. İnsanlar saklandığı iddia edilen metinlere daha fazla ilgi duyar. Fakat bu ilgi, tarihsel dikkatle dengelenmelidir.
Bu risalenin ilgisi şu üç alandan beslenir:
Tolstoy'un büyük edebi itibarı,
Hz. Muhammed'in sözlerine duyulan saygı,
gizlenmişlik/kayıp metin anlatısının oluşturduğu merak.
Fakat en sağlam değer, gizem değil; metnin ahlaki içeriğidir.
Bu Kitap Gerçekten "Kayıp" Mıydı
“Kayıp” kelimesi burada dikkatle kullanılmalıdır. Eserin Rusça bibliyografik kayıtlarda yer alması, onun tamamen kayıp olmadığını gösterir. Rusya Ulusal Elektronik Kütüphanesi kaydı, eserin Moskova'da Posrednik tarafından yayımlandığını, 31 sayfa olduğunu ve Tolstoy tarafından seçilmiş sözlerden oluştuğunu belirtir.
Dolayısıyla tamamen kayıp bir kitap demek doğru değildir. Daha doğru ifade şudur:
Uzun süre geniş kitlelerce bilinmeyen küçük bir risale.
Tolstoy'un büyük romanları arasında gölgede kalmış bir seçki.
Modern dönemde yeniden keşfedilmiş ve popülerleştirilmiş bir metin.
Kayıp olmaktan çok az bilinen, geri planda kalmış bir yayın.
Bu ayrım metnin değerini azaltmaz. Aksine, onu daha sahici kılar. Çünkü bir metnin değerli olması için mutlaka gizli örgütler tarafından saklanmış olması gerekmez. Bazen küçük bir risale, gölgede kaldığı halde büyük bir manevi anlam taşıyabilir.
"KGB Gizledi" İddiası Nasıl Değerlendirilmelidir
Bazı Türkçe tanıtımlarda risalenin Rus istihbarat çevreleri veya KGB benzeri yapılar tarafından gizlendiği iddia edilir. Ancak bu iddia tarihsel olarak dikkatle ele alınmalıdır. Çünkü Tolstoy 1910'da ölmüştür, KGB ise 1954'te kurulmuştur. Bu nedenle Tolstoy'un yaşadığı dönemde risalenin KGB tarafından gizlenmesi kronolojik olarak mümkün değildir.
Bu noktada şu ayrım yapılmalıdır:
Eserin az bilindiği doğrudur.
Ana Tolstoy okurluğunda geri planda kaldığı doğrudur.
Sovyet döneminde dinî metinlere mesafeli bir yayın ortamı olduğu düşünülebilir.
Fakat "KGB Tolstoy'un risalesini gizledi" iddiası güçlü belge gerektirir.
Kronoloji açısından bu iddia popüler anlatı düzeyinde kalmaktadır.
Bu nedenle içerikte böyle iddialar kullanılacaksa, kesin hüküm gibi değil, tartışmalı popüler iddia olarak verilmelidir. Hakikate saygı, heyecandan daha değerlidir.

Tolstoy'un İslam'a Yakınlığı Nasıl Anlaşılmalıdır
Tolstoy'un İslam'a yakınlığı, daha çok ahlaki ve tevhidî yakınlık olarak anlaşılmalıdır. O, İslam'da sade Tanrı inancını, gösterişsiz ibadeti, ruhban sınıfının bulunmamasını, insanın doğrudan Tanrı'ya yönelmesini ve ahlaki davranış vurgusunu değerli bulmuştur.
Fakat Tolstoy'un ilgisi yalnızca İslam'la sınırlı değildir. O, Hinduizm, Budizm, Hristiyanlık, İslam ve diğer manevi geleneklerde ortak ahlaki öz arayan bir düşünürdür.
Bu yüzden onun İslam'a bakışını şöyle okumak gerekir:
Dinler arası ahlaki öz arayışı,
kurumsal dogmadan çok vicdan merkezli din anlayışı,
Hz. Muhammed'in sözlerinde evrensel hikmet görme,
tevhid ve sade inanç fikrine saygı,
insanın Tanrı karşısında ahlaki sorumluluğunu önemseme.
Tolstoy'un İslam'a ilgisi, onun hayatının son dönemindeki büyük ruhsal dönüşümün parçasıdır.

Tolstoy'un Bu Risalesi İslam Dünyası İçin Neden Önemlidir
Bu risale İslam dünyası için önemlidir; çünkü İslam'ın ahlaki öğretilerinin yalnızca Müslümanlar arasında değil, farklı kültürlerden büyük düşünürlerde de yankı bulduğunu gösterir.
Tolstoy gibi bir yazarın Hz. Muhammed'in sözlerine ilgi duyması şu bakımdan anlamlıdır:
İslam'ın ahlaki evrenselliğini gösterir.
Hz. Muhammed'in sözlerinin farklı kültürlerde de etki oluşturduğunu gösterir.
Müslüman okura kendi geleneğinin değerini yeniden hatırlatır.
Dinler arası saygının mümkün olduğunu gösterir.
Edebiyat ile dinî ahlak arasında köprü kurar.
Fakat burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Bir öğretiyi değerli kılan şey, sadece Batılı veya Rus bir yazarın onu onaylaması değildir. İslam'ın değeri kendi hakikatinde durur. Tolstoy'un ilgisi ise bu değerin farklı bir vicdanda yankı bulmuş olması bakımından ayrıca önemlidir.

Bu Risale Hadis Kaynağı Olarak Kullanılabilir Mi
Bu risale, hadis ilmi açısından temel kaynak yerine geçmez. Çünkü Tolstoy bir hadis alimi değildir; seçki de isnad, sıhhat derecesi ve rivayet tenkidi açısından klasik hadis kitapları gibi hazırlanmış değildir.
Bu nedenle doğru yaklaşım şudur:
Risaleyi edebi ve ahlaki bir seçki olarak okumak gerekir.
Hadislerin kaynakları ayrıca güvenilir hadis külliyatlarından kontrol edilmelidir.
Tolstoy'un seçimi, İslam ahlakına duyduğu ilgiyi gösterir.
Fakat dini hüküm çıkarmak için bu risale tek başına kaynak yapılmamalıdır.
Bu ayrım özellikle önemlidir. Çünkü bazı seçkilerde Hz. Muhammed'e nispet edilen sözlerin kaynakları zayıf, tartışmalı veya belirsiz olabilir. Hadis konusunda dikkatli olmak, Hz. Peygamber'e saygının da gereğidir.

Tolstoy'un Hz. Muhammed'e İlgisi Edebiyat Açısından Ne Anlama Gelir
Edebiyat açısından bu risale, Tolstoy'un yalnızca roman yazarı değil, aynı zamanda derin bir ahlak arayıcısı olduğunu gösterir. Tolstoy'un büyük romanları insan ruhunu, aileyi, savaşı, toplumu ve vicdanı işler. Hayatının son döneminde ise daha doğrudan dini-ahlaki metinlere yönelmiştir.
Hz. Muhammed'in sözlerine ilgisi, Tolstoy'un şu yönlerini gösterir:
Evrensel ahlak arayışı,
dinler arası hikmet ilgisi,
sade ve özlü sözlere verdiği değer,
insanlığın ortak manevi mirasını araştırması,
edebiyatı ahlakla birleştirme çabası.
Bu nedenle risale, Tolstoy'un edebi dehasından çok manevi arayışını gösteren bir metindir. Onu anlamak için Tolstoy'un yalnızca romancı değil, aynı zamanda büyük bir vicdan sorgulayıcısı olduğunu görmek gerekir.

Bu Konu Neden Yanlış Anlatılmaya Müsaittir
Bu konu yanlış anlatılmaya çok müsaittir; çünkü içinde büyük isimler, dinî hassasiyetler, gizemli başlıklar ve ideolojik yorumlar vardır. Tolstoy gibi dünya çapında bir yazarın Hz. Muhammed'e ilgisi, kolayca abartılı iddialarla süslenebilir.
Yanlış anlatıların sebepleri şunlardır:
"Tolstoy Müslüman oldu" gibi kesin olmayan iddiaların cazibesi,
"KGB gizledi" gibi sansasyonel ifadelerin dikkat çekmesi,
risalenin küçük ve az bilinen bir metin olması,
hadis seçkisinin kaynaklarının her zaman net kontrol edilmemesi,
dini heyecanla tarihsel dikkat arasındaki dengenin bozulması.
Bu yüzden bu konu anlatılırken hem kalbi hem aklı birlikte kullanmak gerekir. Çünkü İslam'ın hakikatini savunmanın yolu, abartıdan değil; doğruluktan geçer.

Bu Başlık Forum İçeriği Olarak Nasıl Okunmalıdır
Bu başlık forumda çok güçlü ilgi çekebilir; çünkü hem Tolstoy gibi büyük bir edebiyat ismini hem Hz. Muhammed gibi insanlık tarihinin en etkili manevi şahsiyetlerinden birini hem de “gizlenen kitap” gibi merak uyandıran bir ifadeyi içerir.
Fakat içerik şu dengede kurulmalıdır:
Okuyucunun merakı canlı tutulmalı.
Tarihsel gerçekler abartılmamalı.
Tolstoy'un İslam'a ilgisi saygıyla anlatılmalı.
"Kayıp/gizlenen" iddiaları kesin gerçek gibi sunulmamalı.
Risaleye hadis kaynağı değil, ahlaki-edebi seçki olarak bakılmalı.
Hz. Muhammed'in ahlaki öğretilerinin evrensel etkisi vurgulanmalı.
Bu şekilde içerik hem etkileyici hem güvenilir olur. Çünkü okuyucuya sadece heyecan değil, doğru bilgi de verilmiş olur.

Tolstoy'un Seçkisi Bize Bugün Ne Söyler
Tolstoy'un Hz. Muhammed'in sözlerine ilgisi bugün bize çok önemli bir şey söyler: Hakikat arayışı, kültürlerin ve dinlerin duvarlarını aşabilir. Bir Rus yazar, bir İslam peygamberinin sözlerinde insanlığın ortak vicdanına seslenen hikmet bulabilir.
Bugün bu risale bize şunları hatırlatır:
Ahlak evrensel bir dildir.
Merhamet bütün dinlerin ortak kalbidir.
Tevazu insanı yüceltir.
Güç değil, vicdan kalıcıdır.
Dinler arası saygı mümkündür.
Büyük insanlar hakikati yalnızca kendi geleneklerinde değil, başka geleneklerde de arayabilir.
Bu yönüyle Tolstoy'un risalesi, sadece geçmişe ait küçük bir metin değildir. Bugün de dinler arası anlayış, ahlaki birlik ve ortak insanlık bilinci açısından değer taşır.

Bu Kitabın Asıl Değeri Nerededir
Bu kitabın asıl değeri, gizeminde değil; verdiği ahlaki mesajdadır. Eğer bu metni yalnızca "saklandı mı, gizlendi mi, kayıp mıydı" sorularına indirgersek, onun asıl ruhunu kaçırırız.
Asıl değer şuradadır:
Tolstoy gibi büyük bir yazar, Hz. Muhammed'in sözlerinde hikmet görmüştür.
İslam'ın ahlaki öğretileri farklı kültürlerde yankı bulmuştur.
Hz. Muhammed'in merhamet, tevazu, adalet ve insanlık vurgusu evrensel bir değer taşır.
Dinler arası saygı, doğru ve dürüst okuma ile mümkündür.
Hakikat, insanın kalbini hangi gelenekten gelirse gelsin etkileyebilir.
Bu yüzden risalenin en büyük anlamı, Tolstoy'un Hz. Muhammed'e duyduğu saygıda değil yalnızca; Hz. Muhammed'in sözlerinin Tolstoy gibi büyük bir ahlak arayıcısının kalbine ulaşabilmiş olmasındadır.

Son Söz: Tolstoy'un Risalesi Gizemden Çok Vicdanın Belgesidir
Hz. Muhammed: Gizlenen Kitap: Tolstoy'un İslam Peygamberi ile İlgili Kayıp Risalesi, etkileyici başlığına rağmen en doğru şekilde Tolstoy'un Hz. Muhammed'in sözlerinden yaptığı küçük ama anlamlı bir ahlaki seçki olarak anlaşılmalıdır. Bu metin, Tolstoy'un İslam'a, özellikle de Hz. Muhammed'in ahlaki öğretilerine duyduğu ilginin önemli bir işaretidir.
Evet, bu risale uzun süre geniş kitlelerce bilinmemiştir. Evet, Tolstoy'un büyük romanlarının gölgesinde kalmıştır. Evet, modern dönemde “gizlenen kitap” başlığıyla yeniden dikkat çekmiştir. Fakat tarihsel dürüstlük gereği, onu abartılı ve kesinliği tartışmalı komplo anlatılarıyla değil, sağlam bilgiyle değerlendirmek gerekir.
Çünkü bu metnin değeri zaten büyüktür. Tolstoy gibi dünya edebiyatının en büyük isimlerinden biri, Hz. Muhammed'e nispet edilen sözlerde merhamet, tevazu, adalet, eşitlik, öfke terbiyesi, fakirleri gözetme ve ahlaki olgunluk gibi insanlığın ortak değerlerini görmüştür.
Bu risale bize şunu hatırlatır: Hakikat, bazen dinler arası tartışmalarda değil; bir insanın başka bir inanç geleneğinin ahlaki sözleri karşısında saygıyla durabilmesinde görünür. Tolstoy'un seçkisi, İslam'ı sadece Müslümanların değil, hakikati arayan vicdanların da duyabileceği bir ahlak çağrısı olarak göstermesi bakımından değerlidir.
"Bir söz, başka bir inançtan gelen kalbi bile iyiliğe çağırabiliyorsa, o söz artık yalnızca bir milletin değil, insanlığın vicdanına yazılmıştır."
Ersan Karavelioğlu