Fîl Suresi 2. Ayette “Onların Tuzaklarını Boşa Çıkarmadı mı?” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve İnsan Planlarının Sınırı, Strateji, Kibir, İlahi Müdahale, Askerî Güç, Başarısızlık, Tedbir, Tevekkül Ve Sonucun Mutlak Olarak Kontrol Edilememesi Açısından Nasıl Anlaşılmalıdır
“İnsan plan yaparak geleceği şekillendirebilir; fakat planın kusursuzluğu sonucu mutlaklaştırmaz. Bazen en büyük yanılgı, hesabı doğru yaptığımız için hayatın da mutlaka o hesaba uyacağını sanmaktır.”
Ersan Karavelioğlu
“أَلَمْ يَجْعَلْ كَيْدَهُمْ فِي تَضْلِيلٍ — Elem Yec’al Keydehum Fî Tadlîl” Ne Demektir
Fîl Suresi’nin ikinci ayetinde şöyle buyrulur:
أَلَمْ يَجْعَلْ كَيْدَهُمْ فِي تَضْلِيلٍ
Anlam olarak:
“Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı?”
(Fîl Suresi, 105/2)
Birinci ayette:
diye sorulmuştu.
İkinci ayette ise ilk cevap gelir:
Onların:
planları,
hesapları,
saldırı düzenleri
sonuca ulaşmamıştır.
“Keyd” Kelimesi Ne Anlama Gelmektedir
Keyd, plan, düzen, strateji, gizli hesap veya bir amaca ulaşmak için kurulan tasarım anlam alanına sahiptir.
Bağlama göre:
hile,
tuzak,
düzen
anlamları da taşıyabilir.
Burada Fil sahiplerinin Mekke’ye yönelik büyük girişimlerinin planlı ve amaçlı bir saldırı olduğu vurgulanır.
Yani karşı karşıya olduğumuz şey rastgele bir hareket değil, hesaplanmış bir projedir.
“Tadlîl” Ne Anlama Gelmektedir
Tadlîl, bir şeyi:
hedefinden saptırmak,
boşa çıkarmak,
sonuçsuz bırakmak
anlamlarını taşıyabilir.
Bu nedenle ayet, ordunun planının yalnız küçük bir aksaklık yaşadığını söylemez.
Daha güçlü biçimde:
Amaçlarının boşa çıkarıldığını
bildirir.
Yani güçlü görünen plan, hedeflediği sonuca ulaşamamıştır.
Planın Boşa Çıkması İle Ordunun Yenilmesi Aynı Şey midir
Birbirine bağlıdır ama aynı vurgu değildir.
Ayet önce ordunun fiziksel yok oluşundan söz etmiyor.
İlk olarak:
planın başarısızlığına
dikkat çekiyor.
Bu çok anlamlıdır.
Çünkü insanın gücü önce:
stratejisinde,
hesabında,
amacında
ortaya çıkar.
Kur’an ise önce tam bu noktayı hedef alır:
“Planınız sizi kurtarmadı.”
Büyük Bir Askerî Plan Neden Başarısız Olabilir
Dünya şartlarında bunun birçok nedeni olabilir:
yanlış bilgi,
lojistik sorun,
beklenmeyen olay,
direniş,
hastalık,
coğrafi şartlar.
Fîl Suresi ise bu belirli olayın nihai açıklamasını ilahi müdahale bağlamında verir.
Yani bu olay, yalnız askerî strateji hatası olarak anlatılmaz.
Kur’an’ın bakışı:
Allah onların planını boşa çıkardı.
şeklindedir.
İnsan Neden Planını Güçle Karıştırabilir
Çünkü plan ne kadar ayrıntılıysa insana o kadar güven verebilir.
Harita hazırdır.
Kaynaklar vardır.
Ordu vardır.
Hedef bellidir.
Bu durumda kişi:
“Artık sonuç kesin.”
diye düşünebilir.
Ama plan yapmak ile geleceği mutlak biçimde kontrol etmek aynı şey değildir.
Fîl 2 tam da bu farkı ortaya koyar.
Fil Ordusunun Gücü Planlarına Neden Aşırı Güven Vermiş Olabilir
Çünkü dönemin şartlarında:
fil,
büyük ordu,
organize saldırı
çok ciddi üstünlük göstergeleriydi.
Güçlü araçlar insanda:
yenilmezlik duygusu
oluşturabilir.
Bu duygu arttıkça kişi planını:
ihtimal
olmaktan çıkarıp
kaçınılmaz sonuç
gibi görmeye başlayabilir.
İşte tehlike burada başlar.
Bu Ayet İnsan Gücünü Değersizleştirir mi
Hayır.
Kur’an insanın:
plan yapmasını,
tedbir almasını,
çalışmasını
reddetmez.
Ayetin eleştirdiği şey, insan gücünün mutlaklaştırılmasıdır.
Plan önemlidir.
Ama plan:
ilah değildir.
Tedbir gereklidir.
Ama tedbir:
sonucu bütünüyle garanti etmez.
Bu ayrım hem dini hem de akli açıdan önemlidir.
Tedbir İle Tevekkül Arasında Nasıl Bir Denge Kurulmalıdır
Tedbir:
insanın sorumluluğudur.
Tevekkül ise:
sonucun yalnız insanın kontrolünde olmadığını kabul etmektir.
Sağlıklı denge şudur:
Elinden geleni yap.
Planını kur.
Riskini hesapla.
Ama sonra:
“Ben her şeyi kontrol ederim.”
yanılgısına düşme.
Fîl Suresi bu dengeyi tarihsel bir olay üzerinden çok güçlü biçimde öğretir.
Başarısızlık Her Zaman Kötü Plan Yapıldığı Anlamına mı Gelir
Hayır.
İnsan bazen çok iyi plan yapabilir ve yine de sonuç istediği gibi olmayabilir.
Çünkü hayatta:
öngörülemeyen değişkenler,
başkalarının iradeleri,
tabiat şartları
vardır.
Fîl Suresindeki olay ise bunların ötesinde, vahyin belirttiği biçimde ilahi müdahale ile açıklanır.
Bu nedenle her başarısızlığı:
“Planın kötüydü.”
diye açıklamak da eksik olabilir.

Her Başarısız Planı “Allah Bozdu” Diye Kesin Yorumlayabilir miyiz
Hayır.
Bu önemli bir ayrımdır.
Fîl Suresi belirli bir tarihsel olay hakkında vahyin kendisinin yaptığı açıklamayı verir.
Bugün herhangi bir kişinin:
işinin bozulması,
siyasî planının çökmesi,
şirketinin başarısız olması
hakkında:
“Allah bunu kesin şu nedenle bozdu.”
diye gaybî hüküm veremeyiz.
İlahi sebebi kesin olarak ancak vahyin bildirdiği yerde bilebiliriz.

İnsan Başarılı Olduğunda Planının Gücünü, Başarısız Olduğunda Kaderi mi Öne Çıkarır
İnsan psikolojisinde böyle bir eğilim olabilir.
Başarı geldiğinde:
“Ben yaptım.”
denebilir.
Başarısızlık geldiğinde ise dış nedenler suçlanabilir.
Fîl Suresi insanın başarı ve başarısızlık karşısında daha dengeli olmasını düşündürür.
Başarı:
kibir sebebi olmamalıdır.
Başarısızlık:
sorumluluktan kaçma bahanesi olmamalıdır.
İnsan hem çabasını hem sınırını görmelidir.

Büyük Devletler Ve Kurumlar da Planlarının Mutlak Olduğunu Sanabilir mi
Evet.
Tarih boyunca büyük güçler:
askerî,
ekonomik,
siyasal
üstünlüklerine güvenerek uzun vadeli planlar kurmuştur.
Bazıları gerçekleşmiştir.
Bazıları beklenmedik biçimde çökmüştür.
Fîl Suresinin tefekkür boyutu burada da anlamlıdır:
Hiçbir güç yapısı geleceği bütünüyle sahiplenemez.
Tarih, insan planlarının her zaman açık sistemler içinde gerçekleştiğini gösterir.

Haksız Bir Planın Başarılı Olması Onu Haklı Yapar mı
Hayır.
Dünya hayatında haksız girişimler bazen geçici başarı elde edebilir.
Bu, onların ahlaken doğru olduğu anlamına gelmez.
Ahlak:
yalnız sonuçla
ölçülmez.
Bir plan:
başarılı olabilir
ama zalimce olabilir.
Başarısız olabilir
ama doğru bir amaç taşıyabilir.
Bu nedenle başarı ile haklılık birbirine karıştırılmamalıdır.

Planın Bozulması İnsan İçin Bazen Bir Uyanış Fırsatı Olabilir mi
Evet.
İnsan başarısızlıkla karşılaştığında:
kendi sınırlarını,
hatalarını,
yanlış varsayımlarını
görebilir.
Bazen planın bozulması:
daha iyi düşünmeye,
daha etik davranmaya,
kibri azaltmaya
vesile olabilir.
Elbette Fîl Suresindeki olayın doğrudan konusu saldırgan ordudur; fakat ayetin tefekkür boyutunda başarısızlığın öğretici yönü düşünülebilir.

Güçlü Bir Planın Yanında Ahlaki Bir Plan da Gerekir mi
Evet.
Bir plan yalnız:
verimli,
akıllı,
etkili
olabilir.
Ama aynı zamanda şu sorular da sorulmalıdır:
Adil mi?
Kime zarar veriyor?
Başkasının hakkını çiğniyor mu?
Amaç ne kadar meşru?
Çünkü güçlü strateji, ahlaki doğruluk anlamına gelmez.
Fîl Suresindeki saldırı planı da tam bu açıdan gücün ahlaki sınırını düşündürür.

Fîl Suresinin İlk İki Ayeti Birlikte Nasıl Bir Yapı Kurmaktadır
1. Ayet:
Büyük olay hatırlatılır.
2. Ayet:
Sonucun ilk boyutu açıklanır.
Yani sure:
önce olayı, sonra planın çöküşünü gösterir.
Bir sonraki ayet artık ilahi müdahalenin nasıl gerçekleştiğine geçecektir.

Bir Sonraki Ayette Ne Anlatılacaktır
Fîl Suresi’nin üçüncü ayetinde şöyle buyrulacaktır:
وَأَرْسَلَ عَلَيْهِمْ طَيْرًا أَبَابِيلَ
Anlam olarak:
“Üzerlerine sürü sürü kuşlar gönderdi.”
İkinci ayette:
bildirilmişti.
Üçüncü ayette ise bu sürecin çok çarpıcı bir unsuru sahneye girecektir:
Ardından dördüncü ayette:
“Onlara pişmiş balçıktan taşlar atıyorlardı.”
buyrulacaktır.
Ve beşinci ayette ordunun sonucu:
tasvir edilecektir.

Sonuç: “Onların Tuzaklarını Boşa Çıkarmadı mı?” İfadesi, İnsanların Çok Büyük Askerî Güce, Ayrıntılı Stratejiye Ve Maddi Üstünlüğe Sahip Olsalar Bile Sonucu Mutlak Biçimde Kontrol Edemeyeceklerini, Planın Güçlü Olmasının Onu Kaçınılmaz Kılmadığını Ve İnsan Kudretinin İlahi İrade Karşısında Sınırlı Olduğunu Bildiren Çok Güçlü Bir Ayettir
Fîl Suresi’nin ikinci ayeti insanın çok temel bir yanılsamasını hedef alır:
Plan yaptıysam sonuç benimdir.
Oysa hayat böyle işlemez.
İnsan:
hesap yapabilir.
Riskleri azaltabilir.
Ordusunu güçlendirebilir.
Kaynaklarını artırabilir.
Ama bütün bunlar sonucu mutlaklaştırmaz.
Fil sahiplerinin planı güçlüydü.
Ama sure tek cümlede şunu söyler:
Boşa çıktı.
İşte burada insan için büyük bir ders vardır.
Plan yapmak gereklidir.
Ama planına tapmak tehlikelidir.
Başarıya hazırlanmak gereklidir.
Ama başarıyı kendi gücünün kaçınılmaz sonucu sanmak kibirdir.
Ve belki de daha önemlisi:
Bir planın teknik olarak güçlü olması, onun ahlaken doğru olduğu anlamına gelmez.
İnsan çok zekice bir zulüm planı kurabilir.
Çok verimli bir haksızlık sistemi inşa edebilir.
Çok iyi organize edilmiş bir saldırı gerçekleştirebilir.
Ama teknik başarı ile ahlaki doğruluk aynı şey değildir.
Fîl Suresi bu nedenle yalnız askerî tarih anlatmaz.
İnsana şu soruyu da sorar:
“Planın güçlü olabilir; peki doğru mu?”
Ve bir başka soru daha:
“Planın bozulduğunda kimliğin de mi çöküyor?”
Eğer insan bütün benliğini kendi kontrol gücü üzerine kurmuşsa, beklenmedik bir başarısızlık onu tamamen sarsabilir.
Ama kendi sınırını bilen insan:
çalışır,
tedbir alır,
plan yapar
ve yine de sonucu mutlaklaştırmaz.
Bir sonraki ayette ise planın bozulmasının nasıl gerçekleştiği anlatılmaya başlanacaktır:
“Üzerlerine sürü sürü kuşlar gönderdi.”
Böylece büyük bir ordunun karşısına, ilk bakışta askerî güçle kıyaslanmayacak kadar küçük görünen kuşlar çıkarılacaktır.
Ve surenin güç hakkındaki büyük ironisi giderek daha görünür hâle gelecektir.
“İnsan plan yaparak sorumluluğunu yerine getirir; fakat planın sonucunu mutlaklaştırdığı anda tedbir kibire dönüşmeye başlar. Bilgelik, elinden geleni yapmakla her şeyin kendi elinde olmadığını aynı anda kabul edebilmektir.”
Ersan Karavelioğlu