Enbiya Suresi 23. Ayette Geçen ‘O, Yaptığından Sorguya Çekilmez; Onlar İse Sorguya Çekilirler’ İfadesi Ne Anlama Gelir
Allah'ın Mutlak Hükümranlığı, İlahi Hikmet, Kulun Sorumluluğu, Hesap Bilinci Ve İnsan İradesinin Sınırı Nasıl Anlaşılır
"Kul, sınırlı aklıyla her hikmeti hemen göremeyebilir; fakat Allah'ın hükmünde eksiklik, adaletinde şaşma, ilminde unutma yoktur. İnsan sorgulayan değil; önce kendi emanetinden sorgulanacak olan varlıktır."
Ersan Karavelioğlu
Enbiya Suresi'nin 23. ayeti, Allah'ın mutlak hükümranlığını ve insanın sorumluluk bilincini çok kısa ama son derece derin bir ifadeyle ortaya koyar: "O, yaptığından sorguya çekilmez; onlar ise sorguya çekilirler." Bu ayet, insanın Allah karşısındaki konumunu, yaratılmış olmanın sınırını, ilahi hikmetin yüceliğini ve hesap gününün kaçınılmazlığını hatırlatır.
Burada anlatılan hakikat, Allah'ın fiillerinin hikmetsiz olduğu anlamına gelmez. Tam tersine, Allah'ın ilmi sınırsız, hikmeti kusursuz, adaleti mutlak ve mülkü tamamen kendisine ait olduğu için O kimseye hesap vermek zorunda değildir. Sorguya çekilecek olan Allah değil; kendisine akıl, irade, zaman, nimet, beden, vicdan ve sorumluluk verilen insandır.
Enbiya Suresi 23. Ayetin Meali Nedir
Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
"O, yaptığından sorguya çekilmez; onlar ise sorguya çekilirler."
(Enbiya Suresi, 21:23)
Bu ayet iki temel hakikati bildirir:
Allah yaptıklarından sorguya çekilmez.
Çünkü O, mutlak Rab, mutlak Malik, mutlak Hakîm ve mutlak Âdil olandır.
Kullar ise sorguya çekilir.
Çünkü onlar yaratılmış, sınanmış, nimet verilmiş, irade sahibi kılınmış ve sorumlulukla yükümlü tutulmuştur.
Bu ayet, insanın haddini bilmesi ve kendi hesabına hazırlanması için çok güçlü bir uyarıdır.
Ayetin Önceki Ayetle Bağlantısı Nedir
Bir önceki ayette Allah'ın birliği şöyle delillendirilmişti:
"Eğer yerde ve gökte Allah'tan başka ilahlar olsaydı, ikisinin de düzeni bozulurdu."
Bu ayette ise tevhidin doğal sonucu açıklanır:
Madem göklerin ve yerin Rabbi Allah'tır, madem bütün mülk O'nundur, madem varlık O'nun hükmüyle ayaktadır; o hâlde hüküm sahibi de yalnızca O'dur.
Allah'ın üzerinde başka bir otorite yoktur.
O'nu sorgulayacak, O'na hesap soracak, O'nun hükmünü denetleyecek başka bir güç bulunmaz.
Çünkü Allah'tan üstün hiçbir makam yoktur.
"O, Yaptığından Sorguya Çekilmez" İfadesi Ne Anlama Gelir
Bu ifade, Allah'ın fiillerinin başıboş, keyfî veya hikmetsiz olduğu anlamına gelmez.
Tam aksine şu anlamı taşır:
Allah'ın fiilleri mutlak ilim, mutlak hikmet, mutlak adalet ve mutlak kudret üzeredir.
İnsan bir iş yaptığında sorgulanabilir; çünkü insan yanılabilir, haksızlık yapabilir, eksik bilebilir, nefsine uyabilir.
Fakat Allah;
yanılmaz, unutmaz, zulmetmez, eksik bilmez, nefsin etkisi altında değildir, bir şeye muhtaç değildir.
Bu yüzden Allah sorguya çekilmez.
Çünkü sorgu, eksiklik ihtimali bulunan varlıklar içindir.
Allah ise bütün eksikliklerden münezzehtir.
Allah'ın Sorguya Çekilmemesi Adaletsizlik Anlamına Gelir Mi
Hayır.
Bu ayet, Allah'ın adaletsiz davranabileceği anlamına asla gelmez.
Kur'an'ın bütünlüğünde Allah;
zulmetmeyen, adaletle hükmeden, rahmeti geniş olan, her şeyi bilen, her şeyi yerli yerince yaratan Rab olarak tanıtılır.
Allah'ın sorguya çekilmemesi, O'nun adaletten bağımsız olduğu değil; adaletin kaynağı olduğu anlamına gelir.
İnsan adaleti Allah'ın koyduğu ölçülerle tanır.
Allah ise adaleti sonradan öğrenmez; adalet O'nun hükmünde en mükemmel şekilde tecelli eder.
İnsan Allah'ın Her Hikmetini Hemen Anlayabilir Mi
Hayır.
İnsanın bilgisi sınırlıdır.
İnsan çoğu zaman olayların sadece görünen kısmını bilir.
Geçmişin tamamını bilmez.
Geleceği bilmez.
Bir olayın kalplerde, kaderde, toplumlarda ve ahirette nasıl sonuçlar doğuracağını bütünüyle göremez.
Bu yüzden insan bazen şöyle sorabilir:
"Neden böyle oldu
"Bu imtihanın hikmeti nedir
"Neden bazı şeyler gecikiyor
Bu sorular insanîdir.
Fakat müminin edebi şudur:
Anlayamadığım yerde Allah'ı suçlamam; kendi sınırlı bilgimi hatırlarım.
İlahi Hikmet Ne Demektir
İlahi hikmet, Allah'ın her şeyi yerli yerince, ölçüyle, ilimle, adaletle ve nihai hayra yönelik bir düzen içinde yaratmasıdır.
Hikmet;
sadece insanın hoşuna giden olaylarda değil,
zor imtihanlarda, gecikmiş gibi görünen adalette, kayıplarda, sabır gerektiren süreçlerde ve insanın hemen kavrayamadığı kader akışlarında da bulunabilir.
İnsan bir sayfayı görür.
Allah bütün kitabı bilir.
İnsan bir anı yaşar.
Allah başlangıcı da sonu da kuşatır.
Bu yüzden ilahi hikmet, insan aklının üstünde olabilir; fakat asla adaletin dışında değildir.
"Onlar İse Sorguya Çekilirler" İfadesi Kimleri Kapsar
Bu ifade bütün yaratılmış sorumlu varlıkları kapsar.
Özellikle;
insanlar ve cinler, irade ve sorumluluk sahibi oldukları için hesaba çekileceklerdir.
İnsan;
imanından, inkârından, sözlerinden, davranışlarından, niyetlerinden, nimetleri nasıl kullandığından, kul hakkından, zamanından, gücünden ve kendisine verilen emanetlerden sorgulanacaktır.
Bu sorgu, Allah'ın bilmediği bir şeyi öğrenmesi için değildir.
Allah zaten her şeyi bilir.
Bu sorgu, adaletin açığa çıkması ve insanın kendi yaptıklarıyla yüzleşmesi içindir.
Hesap Bilinci İnsanın Hayatını Nasıl Değiştirir
Hesap bilinci olan insan daha dikkatli yaşar.
Çünkü bilir ki:
Söz boşa gitmez.
Niyet kaybolmaz.
Kul hakkı unutulmaz.
İyilik zayi olmaz.
Zulüm karşılıksız kalmaz.
Nimet hesapsız bırakılmaz.
Bu bilinç, insanı karamsar yapmaz; daha zarif, daha adil, daha sorumlu ve daha ölçülü hâle getirir.
Hesap bilinci olmayan insan ise çoğu zaman hayatı oyalanma alanı zanneder.
Oysa Kur'an'a göre hayat, emanet ve imtihan alanıdır.
İnsan Hangi Nimetlerden Sorgulanacaktır
İnsan sadece günahlarından değil, kendisine verilen nimetlerden de sorgulanacaktır.
Çünkü nimet, beraberinde sorumluluk taşır.
İnsan;
ömründen, sağlığından, malından, bilgisinden, makamından, bedeninden, ailesinden, dilinden, gözünden, kulağından, zamanından ve imkânlarından sorumludur.
Mal verildiyse nereden kazanıldığı ve nereye harcandığı sorulacaktır.
Dil verildiyse hak mı söyledi, yalan mı söyledi sorulacaktır.
Güç verildiyse adalet için mi, zulüm için mi kullanıldı sorulacaktır.
Bu yüzden nimet, sadece sevinç değil; emanet bilincidir.
Allah'ın Hükmüne Teslimiyet Körü Körüne Bir Teslimiyet Midir
Hayır.
İslam'da teslimiyet, aklı iptal etmek değildir.
Teslimiyet;
aklı kullanmak, ayetleri düşünmek, evreni tefekkür etmek, hakikati araştırmak ve sonunda Allah'ın ilminden daha üstün bir bilgi bulunmadığını kabul etmektir.
Mümin düşünür.
Sorgulama anlamında öğrenmeye çalışır.
Hikmeti arar.
Fakat Allah'ı yargı makamına oturtmaz.
Çünkü kulun görevi Allah'ı hesaba çekmek değil; Allah'ın huzurunda kendi hesabına hazırlanmaktır.

Allah'a "Neden?" Diye Sormak Her Zaman Yanlış Mıdır
Burada çok hassas bir ayrım vardır.
İnsan, öğrenmek, anlamak, hikmeti kavramak ve imanını derinleştirmek için soru sorabilir.
Bu güzeldir.
Fakat insanın Allah'a karşı isyanla, kibirle, suçlayıcı bir tavırla ve kendisini hüküm makamına koyarak soru sorması tehlikelidir.
Birincisi ilim arayışıdır.
İkincisi haddini aşmaktır.
Kur'an, insanın düşünmesini ister; fakat insanın Allah'a karşı edebini kaybetmesini istemez.

Kulun İradesi Varsa Allah'ın Hükmü Nasıl Mutlak Olur
Allah'ın mutlak hükümranlığı, insanın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Allah insana belirli bir irade alanı vermiştir.
İnsan bu alan içinde tercih yapar.
İyiliği veya kötülüğü seçer.
Doğruluğa veya yalana yönelir.
Adaleti veya zulmü tercih eder.
Allah ise insanın tercihlerini bilir, kuşatır ve hesabını adaletle görür.
Bu yüzden kader inancı, sorumluluktan kaçış bahanesi değildir.
İnsan seçimlerinden sorumludur.

Bu Ayet Kibirli İnsana Ne Söyler
Kibirli insan çoğu zaman kendisini merkezde görür.
Olayları kendi isteğine göre değerlendirmek ister.
Allah'ın hükmünü bile kendi arzusuna uygun olup olmadığına göre tartmaya kalkabilir.
Bu ayet ona şunu hatırlatır:
Sen yargıç değilsin; kulusun.
Sen mülkün sahibi değilsin; emanetçisin.
Sen her şeyi bilen değilsin; sınırlı bilensin.
Sen hesap soran değil; hesaba çekilecek olansın.
Bu hakikati anlamak insanı küçültmez.
Aksine onu kibrin ağırlığından kurtarır.

Bu Ayet Mazlum İçin Ne Anlama Gelir
Bu ayet mazlum için büyük bir tesellidir.
Çünkü Allah'ın sorguya çekilmemesi, O'nun adaletsizliği görmediği anlamına gelmez.
Tam tersine, son hükmün Allah'a ait olduğunu bildirir.
İnsanların unuttuğu zulmü Allah unutmaz.
Mahkemelerin göremediği hakkı Allah bilir.
Kimsenin duymadığı feryadı Allah işitir.
Kimsenin savunmadığı mazlumu Allah görür.
Bu yüzden mümin bilir:
Dünya hesabı eksik kalabilir; fakat Allah'ın hesabı eksik kalmaz.

Bu Ayet Günümüz İnsanına Ne Söyler
Modern insan çoğu zaman kendisini her şeyi değerlendirebilecek nihai ölçü gibi görür.
Bilgi arttıkça bazen tevazu artacağına kibir artabilir.
İnsan;
Allah'ın hükümlerini kendi çağının zevklerine, arzularına, ideolojilerine veya sınırlı aklına göre yargılamaya kalkabilir.
Bu ayet modern insana çok güçlü bir uyarı yapar:
Aklını kullan; fakat aklını ilahlaştırma.
Düşün; fakat haddini unutma.
Soru sor; fakat Rabbin karşısında kul olduğunu bil.
Çünkü insan aklı büyük bir nimettir; fakat mutlak değildir.

Bu Ayet Müminin Günlük Hayatına Nasıl Yansır
Bu ayeti anlayan mümin daha dikkatli yaşar.
Konuşurken düşünür.
Haksızlık yapmaktan sakınır.
Kul hakkını hafife almaz.
Kendisine verilen nimetleri emanet bilir.
Başına gelen imtihanlarda hemen isyana yönelmez.
Anlamadığı olaylarda Allah'ın hikmetine sığınır.
Karar verirken ahireti hesaba katar.
Çünkü bilir ki:
Ben yaptıklarımdan sorguya çekileceğim.
Bu bilinç, insanın hem iç dünyasını hem de dış davranışlarını olgunlaştırır.

Bu Ayet İnsanı Hangi Muhasebeye Çağırır
Bu ayeti okuyan insan kendi kalbine şu soruları sormalıdır:
Ben Allah'ın hükmüne karşı edebimi koruyor muyum
Anlamadığım olaylarda hemen isyana mı düşüyorum, yoksa hikmeti ararken sabrediyor muyum
Hesaba çekileceğimi bilerek mi konuşuyorum
Bana verilen nimetleri emanet olarak mı görüyorum
Kendi nefsimi sorgulamak yerine sürekli Allah'ın takdirini mi sorguluyorum
Bugün hesabını veremeyeceğim hangi davranışı düzeltmem gerekiyor
Bu sorular, ayeti sadece teolojik bir bilgi olmaktan çıkarır; kalbi sarsan bir muhasebeye dönüştürür.

Enbiya Suresi 23. Ayetin En Büyük Hikmeti Nedir
Bu ayetin en büyük hikmeti şudur:
Allah mutlak Rabdir; insan sorumlu kuldur.
Allah'ın fiilleri eksiksiz ilim ve hikmet üzeredir.
İnsanın fiilleri ise niyet, irade, ahlak ve sorumluluk taşır.
Bu yüzden Allah sorguya çekilmez; insan çekilir.
Bu hakikat insanı hem tevazuya hem de ciddiyete çağırır.
Çünkü kul olduğunu bilen insan;
Allah'a karşı edebini korur, kendi nefsini hesaba çeker, hayatı başıboş yaşamaz, dünyayı oyun sanmaz, ahirete hazırlıksız gitmemeye çalışır.

Sonuç: Allah Hüküm Sahibidir, İnsan Hesap Verecek Kuludur
Enbiya Suresi'nin 23. ayeti, insanın Allah karşısındaki yerini çok net biçimde ortaya koyar. Allah, yaptığından sorguya çekilmez; çünkü O'nun üzerinde hiçbir güç, hiçbir makam, hiçbir otorite yoktur. O'nun ilmi eksiksiz, hikmeti kusursuz, adaleti şaşmaz ve mülkü bütünüyle kendisine aittir. Kullar ise sorguya çekilir; çünkü onlara akıl, irade, vicdan, nimet ve zaman verilmiştir.
Bu ayet mümine derin bir ölçü kazandırır: Allah'ı yargılamaya kalkma; kendi nefsini hesaba çek. Anlamadığın yerde isyana değil, hikmete yönel. Sahip olduklarını emanet bil. Sözünü, niyetini, davranışını ve kul hakkını hafife alma. Çünkü insanın en büyük uyanışı, mahşer günü zorunlu olarak değil; dünyadayken gönüllü olarak kendini sorgulamasıdır.
Hayatın özeti bu ayette saklıdır: Allah Rabdir, kul sorumludur. Allah hükmeder, kul hesap verir. Allah bilir, kul yaşar ve yaptıklarının karşılığıyla yüzleşir.
"Kendi nefsini dünyadayken hesaba çeken insan, mahşerin ağırlığını daha derinden kavrar. Çünkü gerçek kulluk, Allah'ı sorgulamak değil; Allah'ın huzurunda sorgulanacağını bilerek yaşamaktır."
Ersan Karavelioğlu