📖 En‘âm Suresi 25. Ayette “Onlardan Seni Dinleyenler Vardır; Fakat Biz Onların Kalplerinin Üzerine Onu Anlamalarına Engel Perdeler, Kulaklarına da

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,497
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 En‘âm Suresi 25. Ayette “Onlardan Seni Dinleyenler Vardır; Fakat Biz Onların Kalplerinin Üzerine Onu Anlamalarına Engel Perdeler, Kulaklarına da Ağırlık Koyduk. Her Türlü Ayeti Görseler Yine de Ona İnanmazlar; Nihayet Sana Geldiklerinde Seninle Tartışırlar ve İnkâr Edenler ‘Bu, Eskilerin Masallarından Başka Bir Şey Değildir’ Derler” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

“En‘âm Suresi 25. ayet, duymak ile anlamak arasındaki büyük farkı gösterir. İnsan hakikatin sesini işitebilir ama onu gerçekten dinlemeyebilir; gözünün önünde deliller bulunabilir ama zihni ve kalbi peşinen kapalıysa bunların hiçbiri ona ulaşmayabilir.”
Ersan Karavelioğlu
En‘âm Suresi 25. ayet, önceki ayetlerde anlatılan inkâr, kendini kandırma ve sahte dayanakların çöküşü temasını bu kez insanın iç dünyasına taşır.

Ayetin başında çok çarpıcı bir durum vardır:

Bazı insanlar Hz. Muhammed’i dinlemektedir.

Yani vahyin sesi kulaklarına ulaşmaktadır.

Fakat buna rağmen onu anlamazlar.

Ardından Kur’an bu zihinsel ve manevi kapanışı;

kalpler üzerindeki perdeler

ve

kulaklardaki ağırlık

imgeleriyle anlatır.

Sonra durum daha da ileri gider:

“Her türlü ayeti görseler yine de inanmazlar.”

Ve en sonunda vahyi:

“Eskilerin masalları.”

diye küçümserler.

Böylece ayet, hakikate ulaşmanın sadece bilgiye maruz kalmakla değil, onu dürüstçe anlamaya açık olmakla ilişkili olduğunu gösterir.

1️⃣ “Onlardan Seni Dinleyenler Vardır” Ne Anlama Gelir ❓

Bu insanlar Hz. Muhammed’in sözlerini gerçekten işitmektedir.

Yani fiziksel olarak oradadırlar.

Kur’an okunmaktadır.

Onlar da duymaktadır.

Ama ayetin devamı gösterir ki işitmek ile dinlemek aynı şey değildir.

İnsan sesi duyabilir ama mesajla hiç karşılaşmamış gibi kalabilir.

2️⃣ Duymak ile Anlamak Arasında Nasıl Bir Fark Vardır ❓

Duymak biyolojik bir olaydır.

Ses kulağa gelir.

Anlamak ise zihinsel ve ahlaki bir süreçtir.

İnsan bazen karşısındaki konuşurken sadece cevap vermek için dinler.

Ne söylediğini gerçekten kavramaya çalışmaz.

Ayet tam olarak bu farkı görünür hâle getirir:

Kulak açık olabilir, zihin kapalı olabilir.

3️⃣ “Kalplerinin Üzerine Perdeler Koyduk” Ne Demektir ❓

Bu ifade Kur’an’ın güçlü mecazlarından biridir.

Kalp burada yalnızca duygu organı değil, aynı zamanda;

anlama,

kavrama,

yönelme

ve ahlaki değerlendirme

merkezi olarak kullanılır.

Perde ise hakikat ile insan arasındaki engeli anlatır.

Yani kişi vahyi duyuyor ama iç anlamına ulaşamıyor.

4️⃣ Allah Neden İnsanların Kalplerine Perde Koyuyor ❓

Bu önemli ve hassas bir sorudur.

Kur’an’ın genel anlatımında bu tür ifadeler çoğu zaman insanın ısrarlı inkârının sonucu olarak anlaşılır.

Yani kişi tekrar tekrar yüz çevirir.

Delilleri küçümser.

Hakikati reddeder.

Sonunda bu tavır kalıcı bir iç kapanmaya dönüşür.

Dolayısıyla mesele keyfî biçimde masum bir insanın hakikatten uzaklaştırılması olarak değil, seçilen tavrın katılaşması şeklinde anlaşılabilir.

5️⃣ “Kulaklarına Ağırlık Koyduk” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Bu, işitme engelinden çok hakikati duyamama hâli için kullanılan bir mecazdır.

Söz kulağa gelir ama içeri girmez.

İnsan aynı kelimeleri tekrar tekrar duyar.

Ama üzerinde düşünmez.

Bu da bize önemli bir gerçeği gösterir:

Bazı sözleri çok duymak, onları gerçekten anladığın anlamına gelmez.

6️⃣ İnsan Kendi Zihinsel Perdelerini Kendisi Oluşturabilir mi ❓

Evet.

Önyargı.

Kibir.

Çıkar.

Korku.

Aidiyet.

Toplum baskısı.

Bunların hepsi insanın gerçeğe ulaşmasını zorlaştırabilir.

Bir düşünceyi daha baştan:

“Bu yanlış.”

diye damgalarsan, sonra gelen delilleri de taraflı biçimde değerlendirebilirsin.

Böylece zihinsel perde giderek kalınlaşır.

7️⃣ “Her Türlü Ayeti Görseler Yine de İnanmazlar” Ne Demektir ❓

Bu ifade problemin artık delil eksikliği olmadığını gösterir.

Bir işaret gelir.

Reddedilir.

Başka bir işaret gelir.

O da reddedilir.

Yani insanın tavrı şuna dönüşmüştür:

“Ne gelirse gelsin kabul etmeyeceğim.”

Bu noktada delil arayışı değil, karar verilmiş bir reddediş vardır.

8️⃣ Daha Fazla Delil Neden Bazen Fayda Etmez ❓

Çünkü insan delili nötr biçimde değerlendirmeyebilir.

Eğer sonucu en baştan reddetmişse, her yeni delili başka biçimde yorumlayabilir.

Bir mucize gelir:

“Büyü.”

Bir vahiy gelir:

“Masal.”

Bir uyarı gelir:

“Abartı.”

Bu durumda delil değişir ama zihinsel refleks değişmez.

9️⃣ “Sana Geldiklerinde Seninle Tartışırlar” Ne Anlama Gelir ❓

Buradaki tartışma, hakikati öğrenmek amacıyla yapılan samimi müzakere değildir.

Daha çok itiraz ve mücadele amacı taşır.

Yani dinlemek için değil, karşı çıkmak için gelirler.

Bu çok önemli bir ayrımdır.

Bir insan soru sorabilir çünkü anlamak ister.

Başka biri ise aynı soruyu sadece karşısındakini susturmak için sorabilir.

🔟 Tartışmak Her Zaman Kötü müdür ❓

Hayır.

Sağlıklı tartışma değerlidir.

İnsan sorar.

Delil ister.

Fikrini savunur.

Karşı tarafı dinler.

Bu düşüncenin gelişmesine yardımcı olur.

Sorun tartışmanın amacı hakikati aramak değil, haklı çıkmak olduğunda başlar.

En‘âm 25’te eleştirilen tavır budur.

1️⃣1️⃣ “Bu Eskilerin Masallarından Başka Bir Şey Değildir” Sözü Ne Anlama Gelir ❓

Bu ifade vahyi değersizleştirme girişimidir.

Yani Kur’an’ın anlattıkları:

“Yeni bir ilahî hakikat değil, eski insanların uydurduğu hikâyeler.”

şeklinde sunulur.

Böylece mesajla içerik düzeyinde yüzleşmek yerine ona bir etiket yapıştırılır.

Bu, tartışmayı kısa yoldan bitirme yöntemidir.

1️⃣2️⃣ “Eskilerin Masalları” Demek Neden Bir Delil Değildir ❓

Çünkü bir şeyi “masal” diye adlandırmak, onun neden yanlış olduğunu göstermez.

Bu sadece bir etikettir.

Gerçek eleştiri şunu yapmalıdır:

Metni incelemeli.

İddiasını ortaya koymalı.

Delil sunmalı.

Çelişki varsa göstermeli.

Sadece:

“Masal.”

demek, düşünsel bir cevap değildir.

1️⃣3️⃣ İnsan Neden Etiketlemeye Başvurur ❓

Çünkü etiket hızlıdır.

Bir görüşü gerçekten anlamak zaman alır.

Ama bir kelimeyle değersizleştirmek kolaydır.

“Masal.”

“Gerici.”

“Saçma.”

“Hurafe.”

“Komplo.”

Bu kelimeler bazen doğru eleştirilerin parçası olabilir.

Ama delilin yerine geçtiklerinde düşünmeyi durdururlar.

1️⃣4️⃣ Bu Ayet Kur’an’ı Eleştirmeyi Yasaklıyor mu ❓

Hayır.

Kur’an’ın kendisi insanları düşünmeye, sorgulamaya ve delil istemeye çağırır.

Eleştiri ile küçümseyici etiketleme farklıdır.

Bir insan:

“Bu ayeti şu nedenle ikna edici bulmuyorum.”

diyebilir.

Bu tartışılabilir.

Ama:

“Bunlar eskilerin masalları.”

deyip bütün metni incelemeden geçmek farklı bir tavırdır.

1️⃣5️⃣ Kalbin Kapanması Bir Anda mı Gerçekleşir ❓

Çoğu zaman süreç hâlinde düşünülebilir.

İlk önce insan bir gerçeği önemsemez.

Sonra reddeder.

Sonra onunla alay eder.

Sonra sürekli karşı delil üretir.

En sonunda hiçbir şey onu etkilemez hâle gelebilir.

Bu yüzden hakikate kapanma bazen küçük reddedişlerin birikimidir.

1️⃣6️⃣ En‘âm 24 ve 25 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓

En‘âm 24’te insanlar kendi yalanlarıyla yüzleşiyor ve uydurdukları şeyler kayboluyordu.

En‘âm 25 ise dünyada bu noktaya nasıl geldiklerini gösteriyor:

Dinlediler ama anlamadılar.

Ayet gördüler ama reddettiler.

Tartıştılar ama öğrenmek istemediler.

Sonunda vahyi masal diye etiketlediler.


Yani ahiretteki yüzleşmenin kökleri dünyadaki zihinsel kapanmada bulunur.

1️⃣7️⃣ Bu Ayet Dini Anlatan İnsanlara Ne Öğretir ❓

Şunu:

Herkes seni dinliyor diye herkes seni anlıyor sanma.

Bazen mesajı daha açık anlatmak gerekir.

Bazen kişinin önyargısını anlamak gerekir.

Bazen ise ne söylersen söyle dinlemek istemeyen biri olabilir.

Bu durumda zorlamak yerine, hakikati mümkün olduğunca açık ve saygılı biçimde bırakmak daha doğru olabilir.

1️⃣8️⃣ Bu Ayetin Günümüz İnsanına En Büyük Mesajı Nedir ❓

Belki de şu:

Bir fikri reddetmeden önce gerçekten anlayıp anlamadığını kontrol et.

Bugün insanlar çoğu zaman başlık okuyor.

Kısa video izliyor.

Bir cümle görüyor.

Sonra bütün konu hakkında hüküm veriyor.

En‘âm 25’in uyarısı çok günceldir:

Dinlemek başka, anlamak başka.

1️⃣9️⃣ En‘âm Suresi 25. Ayet Bize Bugün Ne Söylüyor ❓

En‘âm Suresi 25. ayet, insanın düşünce hayatında yaşadığı en büyük sorunlardan birini ortaya çıkarır:

Kendimizi açık zannederken aslında kapalı olabiliriz.

Bir konuşmayı dinleriz.

Ama sadece yanlışını bulmak için.

Bir yazıyı okuruz.

Ama yalnız kendi fikrimizi doğrulayan cümleleri seçmek için.

Karşı görüşü açarız.

Ama anlamak için değil, alay etmek için.

Sonra da:

“Ben araştırdım.”

deriz.

Oysa gerçek araştırma, insanın kendi fikrini de risk altına sokabilmesidir.

Gerçekten açık bir zihin şu cümleyi söyleyebilir:

“Eğer karşımdaki haklıysa fikrimi değiştirebilirim.”

Bunu diyemiyorsan aslında tartışmıyorsun.

Sadece savunuyorsun.

En‘âm 25’in:

“Her türlü ayeti görseler yine de inanmazlar.”

ifadesi tam da bu zihinsel katılığı gösterir.

Ve ayetin sonunda:

“Bu eskilerin masallarıdır.”

denir.

Bu da insanın en kolay kaçış yollarından biridir:

Etiketlemek.

Çünkü etiketlediğin şeyi anlamak zorunda kalmazsın.

Ama hakikat arayışı bundan daha zor ve daha dürüst bir şey ister.

Oku.

Dinle.

Karşılaştır.

Sor.

Deliline bak.

Sonra karar ver.

Ve en önemlisi, kendi önyargılarını da masaya koy.

Çünkü bazen hakikat ile aramızdaki en büyük perde dışarıda değil, kendi zihnimizin içinde olabilir.

Belki de En‘âm 25’in bugün için en güçlü cümlesi şudur:

Hakikati duymak için yalnızca kulağının açık olması yetmez; zihninin, kalbinin ve gerektiğinde fikrini değiştirecek kadar dürüst iradenin de açık olması gerekir.

“En‘âm Suresi 25. ayet, insanın hakikati işitip yine de ona ulaşamayabileceğini gösterir. En kalın perde bazen gözün önünde değil, zihnin içinde oluşur. Gerçek dinleme, cevabı hazırlarken değil, gerekirse kendi fikrini değiştirmeye hazırken başlar.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt