El Macid Nedir ve Ne Anlama Gelir
Şanı Yüce, Cömertliği Sonsuz, Övgüye ve İkramda Zirveye Layık Olan Allah'ı Tanımanın Kalpte Hayranlık, Şükür ve İlahi Asalet Bilincini Nasıl Kurduğu
"İnsan, büyüklüğü sadece güçte aradığında hakikatin yarısını görür; ama Allah'ın yüceliğini kerem, asalet, ihsan ve sonsuz övgüyle birlikte düşündüğünde, kulluk bir anda daha derin, daha zarif ve daha hayranlık dolu hale gelir."
Ersan Karavelioğlu
El Macid, Allah'ın şanı sonsuz derecede yüce, keremi sınırsız, ihsanı tükenmez, övgüye layıklığı mutlak olan yüce isimlerinden biridir. Bu isim, yalnızca "çok büyük" ya da "çok şanlı" demek değildir. Buradaki mana çok daha derindir: Allah'ın büyüklüğü kuru bir üstünlük değil; cömertlik, şeref, asalet, kemal, ihsan ve ilahi güzellikle parlayan bir yüceliktir.
İnsan bazen büyüklüğü yanlış okur.
Oysa El Macid ismi kula şu büyük hakikati öğretir: Allah'ın yüceliği, sadece kudretin yüceliği değil; aynı zamanda ikramın, keremin, şerefin ve sonsuz övgüye layık oluşun yüceliğidir. Bu idrak kalpte hem hayranlık, hem şükür, hem de ilahi asalet bilinci doğurur.
El Macid, şanı yüce, zatı asil, keremi büyük, övgüye tam layık, ihsanı bol olan Allah demektir. Bu isimde birkaç büyük mana birlikte parlar:
Yani Allah'ın mecdi, yalnızca yüksek görünmek değildir. O'nun yüceliği, şeref, güzellik, cömertlik, merhamet ve kemal ile doludur. Bu yüzden El Macid ismi, kalbi sadece ürperten değil, aynı zamanda kendine çeken ilahi bir yücelik hissi verir.
Çünkü "şan" kelimesi tek başına bazen dış ihtişam çağrışımı yapar. Oysa El Macid isminde yalnızca heybet değil, kerem, ihsan, asalet ve övgüye layık mutlak güzellik de vardır.
İnsanların şanı eksik olabilir.
Ama Allah'ın El Macid oluşunda hiçbir eksiklik yoktur. Bu yüzden bu isim, şanı ilahi tamlıkla parlayan yücelik olarak düşündürür.
Bu ismi gerçekten düşünen kalpte ilk değişen şey, hayranlık yönünün temizlenmesidir. Çünkü insan çoğu zaman yanlış şeylere hayran olur.
Fakat El Macid ismi kalbe şunu öğretir:
"Gerçek hayranlık, geçici ihtişama değil; ilahi asalet ve sonsuz kereme yönelmelidir."
İşte bu idrak yerleştiğinde insanın kalbi dünyadaki sahte büyüklüklerden çekilir ve hakiki ilahi yüceliğe yönelir.
Asalet, köksüz bir üstünlük değil; değeri, şerefi ve kemali bir arada taşımaktır. İşte El Macid ismi, Allah'ın mutlak asaletini düşündürür.
İnsandaki asalet ödünç olabilir.
Ama Allah'ın El Macid oluşu zatidir; verilmiş değil, ezeli ve ebedidir. Bu yüzden El Macid ismi, kalbe mutlak ilahi asalet bilinci yerleştirir.
Bu isimde yalnızca ihtişam yoktur; aynı zamanda ikram, ihsan, cömertlik ve lütuf da vardır. Çünkü Allah'ın yüceliği, kurak bir heybet değil; bol ikramla parlayan bir yüceliktir.
İşte bu yüzden El Macid ismi, kula yalnızca "Allah çok büyüktür" demez; aynı zamanda "Allah'ın yüceliği, keremiyle birlikte yücedir" hakikatini de öğretir.
Hamd, sadece nimet geldiğinde yapılan teşekkür değildir. Asıl hamd, Allah'ın zatı ve sıfatları itibarıyla övgüye layık olduğunu bilmektir. El Macid ismi bu şuuru büyütür.
Bu yüzden El Macid ismiyle kul, yalnızca işine geldiğinde değil; Allah'ın zatındaki yücelik sebebiyle de hamd etmeyi öğrenir.
Kulluk sadece korku ve görev duygusuyla yaşanırsa eksik kalır. Kalpte bir de hayranlık olmalıdır. İşte El Macid ismi bu hayranlığı uyandırır.
İnsan El Macid ismini düşündükçe, kulluk kuru görev olmaktan çıkar ve hayranlıkla derinleşen yakınlığa dönüşür.
Eğer Allah'ın büyüklüğü aynı zamanda keremle doluysa, o zaman kulun en doğal cevabı şükür olur. Çünkü El Macid olan Rabbin ihsanı, sıradan bir verme değildir.
Bu yüzden El Macid ismi, şükrü daha derin ve daha asil hale getirir. Çünkü insan artık yalnızca nimeti değil, nimetin geldiği ilahi yüceliği de düşünür.
Yüce olana yaklaşmanın en güzel yolu edeptir. El Macid ismini tanıyan kul, Allah'a yönelirken daha incelikli olmaya başlar.
İşte El Macid ismi, kalpte hem hayranlık hem edep doğurur. Ve gerçek kulluk da çoğu zaman bu ikisinin birleştiği yerde güzelleşir.
Allah'ın yüceliğini tanıyan insan, kendini doğru yere koymayı öğrenir. Bu da onu ezmez; aksine sahte büyüklüklerden korur.
İşte bu yüzden El Macid ismi, kulu değersizleştirmez; ama nefsin şişkinliğini söndürür. Böylece hakiki tevazu doğar.
Bu ismi bilen kul, dua ederken yalnızca isteyen biri olmaz; yöneldiği Rabbin yüceliğini ve keremini de düşünür.
Böylece dua, sadece ihtiyaç bildirimi olmaktan çıkar ve ilahi kerem karşısında edepli açılışa dönüşür.
Allah'ın yüceliğini ve keremini hisseden kul için ibadet çok daha canlı hale gelir.
İşte El Macid ismi, ibadetin içine heybet, güzellik ve kerem duygusu yerleştirir.
Hakiki izzet, Allah'ın yüceliğine bağlanınca olgunlaşır. İnsan kendi kendine izzet kurmaya çalışınca kibir üretir; ama Allah'ın yüceliğine bağlanınca vakar kazanır.
Bu yüzden El Macid ismi, kalpte hem hayranlık hem vakar kurar.
Dünyada nice şatafat vardır. Nice isimler, unvanlar, güçler, vitrinler, alkışlar... Ama El Macid ismi kalbe daha doğru bir ölçü verir.
Bu idrak, insanı kör hayranlıktan korur. Çünkü artık bilir ki asıl mecid Allah'a aittir, dünyanın parıltıları ise çoğu zaman geçicidir.
İnsan zor zamanlarda kendi yarasını çok büyük, Allah'ın yardımını ise uzak sanabilir. Oysa El Macid ismi, musibetin ortasında kalbe şu teselliyi taşır:
Bu bilinç, acıyı inkâr etmeden umudu canlı tutar.
Allah'ın ilahi asaletini tanıyan insan, kendisi de kaba, hoyrat ve küçültücü bir dil taşımamaya başlar.
Böylece El Macid ismi kulda zarafet, saygı ve ağırbaşlılık doğurur.
Allah'ın hem yüce hem cömert oluşu, kul için çok büyük bir umut kaynağıdır. Çünkü yalnızca güçlü bir Rab değil; aynı zamanda ikramı bol olan bir Rab vardır.
Bu yüzden El Macid ismi, kulun Allah'a bakışına hayranlıkla karışmış asil bir umut yerleştirir.
Bu ismi yaşamak, sadece manasını bilmek değil; her gün onu hayata, ibadete ve bakışa dönüştürmektir.
İşte bunlar, El Macid isminin bilgiden karaktere, karakterden yaşanan kulluğa dönüşmüş işaretleridir.
İnsan çoğu zaman büyüklüğü kaba güçte, şerefi dış parıltıda, itibarı kalabalık alkışlarda arar. Oysa bütün bunlar geçici, kırılgan ve çoğu zaman aldatıcıdır. El Macid ismi ise kalbe çok daha saf bir hakikati indirir: Gerçek yücelik, gerçek asalet, gerçek kerem ve gerçek övgüye layıklık yalnızca Allah'a aittir. O'nun büyüklüğü sert bir uzaklık değil; ikramla, şerefle, kemalle ve ilahi güzellikle parlayan mutlak bir yüceliktir.
Kul, Allah'ın El Macid olduğunu gerçekten idrak ettiğinde kulluğu değişir. Sadece korkuyla değil, hayranlıkla yönelir. Sadece istemez, edeple ister. Sadece şükretmez, şükrünü daha derin ve daha bilinçli taşır. Ve belki de bu ismin kulda kurduğu en kıymetli olgunluk şudur: Sahte ihtişamların büyüsünden kurtulup, Allah'ın ilahi asaleti karşısında daha zarif, daha şükredici ve daha olgun bir kul olabilmek.
"Allah'ın mecdi kalbe indiğinde insan artık dünyanın parıltılı büyüklüklerine kolayca aldanmaz; çünkü anlar ki asıl şeref, önünde hayranlıkla eğilmeye değer olan ilahi yüceliğin kendisindedir."
Ersan Karavelioğlu