☀️ Dinozorlar Yok Oldu, İmparatorluklar Yıkıldı, Milyarlarca İnsan Öldü Ama Güneş Hâlâ Doğuyor ❓ Bu Değişmeyen Tanığın Kaynağı Nedir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
49,899
2,724,721
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

☀️ Dinozorlar Yok Oldu, İmparatorluklar Yıkıldı, Milyarlarca İnsan Öldü Ama Güneş Hâlâ Doğuyor ❓ Bu Değişmeyen Tanığın Kaynağı Nedir ❓


“İnsan gider, şehirler susar, imparatorluklar toprağa karışır; fakat güneşin her sabah doğması, varlığın arkasındaki düzeni ve kudreti sessizce hatırlatmaya devam eder.”
— Ersan Karavelioğlu

Dinozorlar yok oldu, imparatorluklar yıkıldı, krallar öldü, peygamberler geldi geçti, filozoflar sustu, uygarlıklar kuruldu ve çöktü. Milyarlarca insan bu dünyaya geldi, sevdi, ağladı, savaştı, dua etti, yaşlandı ve toprağa döndü. Fakat güneş hâlâ doğuyor.


Bu düşünce insanı derinden sarsar. Çünkü insan kendi hayatını çok büyük sanır; fakat güneşin karşısında insan ömrü bir an kadar kısadır. Biz geliriz, gideriz; fakat gökyüzündeki düzen bizim gelişimize de gidişimize de bağlı değildir.


Güneşin her sabah doğması sadece astronomik bir olay değildir. Aynı zamanda varlık, zaman, ölüm, düzen, yaratılış, kudret, insanın küçüklüğü ve Allah'ın büyüklüğü üzerine derin bir tefekkür kapısıdır.


Asıl soru şudur:


Bütün faniler giderken, bu düzen neden hâlâ devam ediyor ❓ Bu değişmeyen tanığın kaynağı nedir ❓




1️⃣ Güneş Neden Değişmeyen Bir Tanık Gibi Görünür ❓


Güneş, insanlık tarihinin bütün dönemlerine tanıklık etmiş gibi görünür. İlk insanlar mağaralardan çıkarken de güneş vardı. Dinozorlar dünyada dolaşırken de güneş vardı. Sümerler yazıyı icat ederken, Mısır piramitleri yükselirken, Roma imparatorluğu büyürken, Osmanlı tarih sahnesine çıkarken de güneş doğuyordu.


Bu yüzden güneş, insana zamanın üstünde duran bir tanık gibi görünür.


Ama burada önemli bir hakikat vardır:


Güneş de mutlak değildir.
Güneş de yaratılmıştır.
Güneş de sınırlıdır.
Güneş de bir gün görevini tamamlayacaktır.



Yani güneş bize kalıcılığı hatırlatır ama kendisi de sonsuz değildir. Onun değişmeyen gibi görünmesi, insan ömrünün çok kısa olmasındandır.


İnsan kısa yaşadığı için güneşi değişmez sanır. Oysa hakiki değişmeyen güneş değil; güneşi de ayakta tutan ilahi düzenin kaynağıdır.




2️⃣ Dinozorların Yok Oluşu Bize Ne Anlatır ❓


Dinozorlar milyonlarca yıl boyunca yeryüzünde var oldular. Devasa bedenleri, güçlü yapıları ve uzun hâkimiyetleriyle dünyanın en dikkat çekici canlıları arasındaydılar. Fakat onlar da yok oldular.


Bu bize çok derin bir hakikat öğretir:


Güçlü olmak kalıcı olmak anlamına gelmez.
Büyük olmak sonsuz olmak değildir.
Yeryüzüne hükmetmek, varlığın sahibi olmak demek değildir.



Dinozorların yok oluşu, insanın kibirli tarafına büyük bir uyarıdır. Çünkü insan da bazen kendini dünyanın merkezi sanır. Teknolojisiyle, şehirleriyle, ordularıyla, bilimiyle, servetiyle çok güçlü olduğunu düşünür.


Fakat tarih ve doğa şunu söyler:


Yeryüzünde hiçbir canlı, kendi varlığının garantörü değildir.


Dinozorlar gitti, güneş doğmaya devam etti. Bu bize şunu düşündürür:


Varlık, hiçbir türün egemenliğine bağlı değildir. Daha büyük bir düzenin içinde akmaktadır.




3️⃣ İmparatorlukların Yıkılması Neyi Gösterir ❓


İnsanlık tarihinde nice imparatorluklar kuruldu. Krallar kendilerini yenilmez sandı. Ordular kıtalar aştı. Saraylar yapıldı. Yasalar yazıldı. Bayraklar dikildi. Fakat hepsi bir gün tarih kitabının sayfasına dönüştü.


Roma yıkıldı.
Babil yıkıldı.
Persler dağıldı.
Moğollar çekildi.
Osmanlı sona erdi.
Modern güçler bile değişmeye devam ediyor.



Fakat güneş doğmaya devam etti.


Bu gerçek bize şunu anlatır:


İktidar geçicidir.
Saltanat geçicidir.
Zenginlik geçicidir.
Askerî güç geçicidir.
Dünya sahnesindeki bütün roller geçicidir.



İmparatorluklar kendilerini kalıcı sanır. Fakat güneş onların yükselişini de, çöküşünü de sessizce görür. Hiçbir taht, hiçbir saray, hiçbir güç güneşin doğuşunu durduramaz.


Bu yüzden güneşin her doğuşu, insana şu dersi verir:


Dünya kimseye kalmaz. Düzen, insanın mülkünden daha büyüktür.




4️⃣ Milyarlarca İnsanın Ölümü Karşısında Güneşin Doğması Ne Anlama Gelir ❓


Bu düşünce insanı hem ürpertir hem de derinleştirir. Çünkü biz kendi hayatımızı çok önemli yaşarız. Sevinçlerimiz, acılarımız, planlarımız, korkularımız bize çok büyük görünür. Fakat biz öldükten sonra güneş yine doğar.


Bu gerçek ilk bakışta insana acımasız gelebilir. Çünkü dünya bizim yokluğumuzda da devam eder.


Fakat bunun içinde büyük bir hikmet vardır:


İnsan fanidir.
Hayat geçicidir.
Dünya kimseye göre durmaz.
Varlık insanın bireysel ömründen daha büyüktür.



Güneşin bizden sonra da doğacak olması, insanı yok saymaz. Tam tersine, insana haddini bildirir. İnsan büyüklenmeyi bırakır. Kendini evrenin sahibi değil, emanetçisi olarak görmeye başlar.


Bu yüzden ölüm karşısında güneşin doğması bize şunu öğretir:


Hayat bize ait değildir; bize emanet edilmiştir.




5️⃣ Güneşin Kaynağı Nedir ❓


Bilimsel açıdan güneş, merkezinde gerçekleşen nükleer füzyon sayesinde enerji üretir. Hidrojen atomları birleşerek helyuma dönüşür ve bu süreçte muazzam bir enerji açığa çıkar. Bu enerji ışık ve ısı olarak uzaya yayılır.


Fakat bu bilimsel açıklama, daha derin soruyu ortadan kaldırmaz:


Bu düzenin kaynağı nedir ❓
Bu fizik yasaları neden vardır ❓
Madde neden böyle davranır ❓
Enerji neden bu düzen içinde işler ❓
Güneşi mümkün kılan varlık düzeni nereden gelir ❓



Bilim bize güneşin nasıl çalıştığını anlatır. Fakat insan aklı daha derin bir soruya yönelir:


Bu işleyişin var olmasını sağlayan nihai kaynak nedir ❓


İnanç açısından bu düzenin kaynağı Allah'ın yaratması, kudreti, ilmi ve iradesidir. Güneş kendi kendisinin sahibi değildir. O da yaratılmış bir varlıktır. Belirli yasalar içinde hareket eder. Verilen görevi yerine getirir.


Bu yüzden güneş, tapılacak bir varlık değil; yaratıcıyı hatırlatan büyük bir ayettir.




6️⃣ Güneşin Her Sabah Doğması Tesadüf Müdür ❓


Güneşin her sabah doğması bize sıradan gelir çünkü buna alışmışızdır. Fakat alışmak, mucizeyi küçültmez. İnsan her gün gördüğü şeyi basit sanır. Oysa düzenli tekrar, basitlik değil; muazzam bir süreklilik gösterir.


Düşünmek gerekir:


Dünya dönüyor.
Güneş ışık saçıyor.
Yerçekimi işliyor.
Atmosfer hayatı koruyor.
Mevsimler dönüyor.
Gece gündüz birbirini takip ediyor.



Bu düzenin her gün devam etmesi, insan için büyük bir nimettir. Eğer güneş doğmasa, hayat durur. Eğer dünya düzenli dönmese, zaman algımız bozulur. Eğer güneşin ısısı çok değişse, yaşam tehlikeye girer.


Bu yüzden güneşin doğuşu sadece fiziksel bir olay değil; rahmetin, düzenin ve ölçünün sürekliliğidir.


Tesadüf, bu kadar derin bir düzeni açıklamakta insan ruhunu tatmin etmez. Çünkü akıl düzen gördüğünde düzenleyeni, ölçü gördüğünde ölçü koyanı, süreklilik gördüğünde sürekliliğin kaynağını sorar.




7️⃣ Güneş Neden İnsan İçin Tefekkür Kapısıdır ❓


Güneş, insanı düşünmeye çağıran en güçlü varlık işaretlerinden biridir. Çünkü her insan güneşi görür. Fakir de görür, zengin de görür. Kral da görür, çoban da görür. Çocuk da görür, yaşlı da görür.


Güneş ayrım yapmadan doğar. Işığını bütün dünyaya yayar. İnsanlara hayat, sıcaklık ve zaman duygusu verir.


Güneş insana şunları düşündürür:


Ben nereden geldim ❓
Bu düzen nasıl kurulmuş ❓
Benim ömrüm neden bu kadar kısa ❓
Bu ışığın kaynağı nedir ❓
Varlığın sahibi kimdir ❓
Her şey değişirken değişmeyen hakikat nedir ❓



Tefekkür, sadece bakmak değil; gördüğünün arkasındaki anlamı düşünmektir. Güneşe sadece ışık kaynağı olarak bakan insan bilgi elde eder. Fakat güneşi yaratılışın bir işareti olarak düşünen insan hikmete yaklaşır.


Bu yüzden güneş, gökyüzünde duran bir cisimden daha fazlasıdır. O, insanın kalbine sorular gönderen sessiz bir öğretmendir.




8️⃣ Ay Ve Güneş Neden İnsanlık Hafızasında Bu Kadar Önemlidir ❓


Ay ve güneş, insanlık tarihinin en eski sembollerindendir. İnsanlar takvimlerini onlara göre kurmuş, mevsimleri onlarla anlamış, yönlerini onlarla bulmuş, şiirlerini, mitlerini, dualarını ve sanatlarını onların etrafında şekillendirmiştir.


Güneş çoğu zaman:


Işık.
Hayat.
Gündüz.
Güç.
Zaman.
Uyanış.



Ay ise çoğu zaman:


Gece.
Sessizlik.
Döngü.
İncelik.
Hüzün.
Takvim.



anlamlarıyla düşünülmüştür.


Fakat inanç açısından ay ve güneşin anlamı, onlara tapmak değildir. Onlar yaratılmıştır. Onlar ilah değildir. Onlar, ilahi kudretin düzen içinde hareket eden işaretleridir.


İnsanlık tarih boyunca göğe bakmıştır. Çünkü gökyüzü, insana kendi küçüklüğünü ve varlığın büyüklüğünü hatırlatır.




9️⃣ İnsan Neden Kalıcı Olmak İster ❓


İnsan fanidir ama kalıcı olmak ister. İsmini bırakmak ister. Eser yapmak ister. Çocuk sahibi olmak ister. Şehirler kurar, kitaplar yazar, anıtlar diker, hatıra bırakır. Çünkü insan, yok olup gitme fikrinden ürker.


Fakat güneş karşısında insanın kalıcılık arzusu sarsılır. Çünkü güneş nice isimlerin unutulduğunu görmüş gibidir.


Bu bize şunu düşündürür:


İnsan kalıcılığı dünyada ararsa hayal kırıklığına uğrar.
Çünkü dünya kalıcı değildir.
İnsan ancak hakikate bağlanırsa anlam bulur.



Kalıcı olmak, sadece dünyada iz bırakmak değildir. Asıl kalıcılık, insanın doğru, iyi, güzel ve hakikatle uyumlu bir hayat yaşamasıdır.


Bir insanın bedeni ölür ama:


İyiliği kalabilir.
Duası kalabilir.
Eseri kalabilir.
Adaleti kalabilir.
Güzel ahlakı kalabilir.
Allah katındaki karşılığı kalabilir.



Bu yüzden güneşin doğuşu insana şunu hatırlatır:


Dünyada kalmaya çalışma; dünyadayken kalıcı hakikate yönel.




1️⃣0️⃣ Güneşin Değişmeyen Gibi Görünmesi İnsana Ne Öğretir ❓


Güneş insana süreklilik hissi verir. Her sabah doğar, her akşam batar. İnsan bu düzene güvenerek yaşar. Saatlerini, işlerini, uykusunu, ibadetini, tarımını, yolculuğunu bu döngüye göre ayarlar.


Fakat bu süreklilik insana iki şeyi aynı anda öğretir:


Birincisi: Evren başıboş değildir.
İkincisi: İnsan bu düzenin sahibi değildir.


Güneşin düzeni insana güven verir. Ama insanın ölümlülüğü ona tevazu öğretir. Çünkü güneşin doğuşuna hükmedemeyiz. Onu durduramayız, hızlandıramayız, geri çeviremeyiz.


Bu yüzden güneş her sabah bize sessizce şunu söyler:


Sen her şeye sahip değilsin.
Sen zamanı yönetmiyorsun.
Sen yaratılmış bir varlıksın.
Sana verilen günü emanet bil.



Bu bakış, insanı hem küçültmez hem de olgunlaştırır. Çünkü insan haddini bildikçe gerçek anlamını bulur.




1️⃣1️⃣ Güneşin Doğuşu Ölümü Nasıl Hatırlatır ❓


İlk bakışta güneşin doğuşu hayatı hatırlatır. Fakat derin düşününce ölümü de hatırlatır. Çünkü her doğan gün, insan ömründen bir gün daha eksiltir.


Güneş doğduğunda yeni bir gün başlar ama aynı zamanda insanın ömründen bir sayfa daha çevrilir.


Bu yüzden güneşin doğuşu şunu da söyler:


Bir gün daha verildi.
Bir gün daha geçti.
Bir fırsat daha açıldı.
Bir adım daha sona yaklaşıldı.



Bu bakış insanı karamsar yapmaz. Aksine, insanı uyanık yapar. Çünkü ömrün sınırlı olduğunu bilen kişi, hayatını daha dikkatli yaşar.


Daha az kibirlenir.
Daha çok şükreder.
Daha çok sever.
Daha az erteler.
Daha çok iyilik yapar.
Daha çok Allah'ı hatırlar.


Güneşin doğuşu bu yüzden sadece sabah değil; aynı zamanda hesap bilincidir.




1️⃣2️⃣ Güneş Allah'ın Varlığına Nasıl İşaret Eder ❓


Güneş, Allah'ın varlığına doğrudan “ben yaratıcıyım” diye işaret etmez; çünkü güneş yaratıcı değildir. Fakat düzeniyle, ölçüsüyle, hayata katkısıyla ve kainattaki yerine uygun hareket edişiyle yaratıcı kudreti düşündürür.


Güneşin işaret ettiği şeyler:


Düzen.
Ölçü.
Süreklilik.
Hayatın korunması.
Enerji dengesi.
Zamanın akışı.
Yaratılmış varlıkların bağımlılığı.



İnsan güneşe baktığında şunu fark eder: Güneş kendi kendine bilinçli bir ilah değildir. O da bir düzene bağlıdır. O da yasalar içinde çalışır. O da yaratılmıştır.


O hâlde güneşin büyüklüğü, güneşe tapmayı değil; güneşi yaratanın büyüklüğünü düşünmeyi gerektirir.


Sanat eseri sanatçıyı gösterir.
Düzen düzenleyeni düşündürür.
Ölçü ölçüyü koyanı hatırlatır.
Güneş de yaratıcı kudretin gökteki büyük işaretlerinden biridir.





1️⃣3️⃣ Bilim İle İnanç Bu Konuda Çelişir Mi ❓


Hayır, doğru anlaşıldığında bilim ile inanç burada çelişmek zorunda değildir. Bilim güneşin nasıl çalıştığını, hangi elementlerden oluştuğunu, enerjisini nasıl ürettiğini, dünyaya etkisini ve zaman içindeki gelişimini inceler.


İnanç ise daha derin bir soru sorar:


Bu düzenin nihai kaynağı nedir ❓
Varlık neden vardır ❓
Fizik yasaları neden işler ❓
Hayat neden bu kadar ince ölçülere bağlıdır ❓



Bilim mekanizmayı açıklar. İnanç anlamı ve nihai kaynağı sorar.


Bir insan güneşin nükleer füzyonla enerji ürettiğini bildiğinde Allah'a iman etmekten uzaklaşmak zorunda değildir. Tam tersine, bu bilgiyi daha derin bir hayretle okuyabilir.


Çünkü mekanizmayı bilmek, mekanizmanın yaratıcısını inkâr etmeyi zorunlu kılmaz.


Saatin nasıl çalıştığını bilmek, saati yapan aklı yok saymak değildir.
Güneşin nasıl ışık saçtığını bilmek de onun yaratılmış düzenini küçültmez.





1️⃣4️⃣ Güneşin Bir Gün Sönecek Olması Ne Anlama Gelir ❓


Güneş bize kalıcı gibi görünür ama o da sonsuz değildir. Bilimsel olarak güneşin de bir ömrü vardır. Bir gün mevcut hâliyle görevini tamamlayacak, değişecek ve bugünkü düzen sona erecektir.


Bu gerçek çok derin bir anlam taşır:


Güneş bile fanidir.
Yıldızlar bile kalıcı değildir.
Evrenin içindeki hiçbir şey mutlak değildir.
Mutlak olan sadece yaratıcı kudrettir.



İnsan güneşi çok büyük görür. Gerçekten de güneş, insan ölçüsüne göre muazzamdır. Fakat Allah'ın kudreti karşısında güneş de yaratılmış, sınırlı ve emre bağlı bir varlıktır.


Bu yüzden güneşin sonlu olması, insanın düşüncesini daha da derinleştirir.


Eğer güneş bile sonluysa, insanın kibri neye dayanır ❓
Eğer yıldızlar bile sönecekse, dünya saltanatı ne kadar sürebilir ❓
Eğer gök cisimleri bile değişecekse, hakiki sığınak nerede aranmalıdır ❓


Cevap açıktır:


Fani olanın ardında baki olan aranmalıdır.




1️⃣5️⃣ Güneşin Doğuşu Bize Şükretmeyi Nasıl Öğretir ❓


Her sabah güneşin doğması, insana verilmiş yeni bir nimettir. Fakat insan çoğu zaman bunu fark etmez. Çünkü en büyük nimetler alışıldığında görünmez olur.


Oysa güneş doğmasa:


Bitkiler yaşayamaz.
Gıda zinciri bozulur.
Isı dengesi kaybolur.
Zaman düzeni sarsılır.
İnsan hayatı devam edemez.



Bu yüzden güneşin doğuşu sadece “sabah oldu” demek değildir. Aynı zamanda hayat yeniden bize açıldı demektir.


Şükür, nimeti fark etmektir. İnsan güneşi fark ettiğinde, aslında kendi hayatının ne kadar büyük bir lütuf içinde sürdüğünü de fark eder.


Her sabah şunu düşünmek insanı değiştirir:


Bugün bana yeniden verildi.
Bu ışık bana hak edilerek değil, lütuf olarak ulaştı.
Bu gün boşa geçirilmemeli.
Bu nefes, bu beden, bu zaman emanet.



Güneşin doğuşu böyle bakıldığında ruhu uyandıran bir şükür dersine dönüşür.




1️⃣6️⃣ İnsan Güneş Karşısında Kendi Küçüklüğünü Nasıl Anlar ❓


Güneşin büyüklüğü, insanın küçüklüğünü hatırlatır. Fakat bu küçüklük değersizlik anlamına gelmez. İnsan küçük olabilir ama anlamsız değildir. İnsanın bedeni küçük, ömrü kısa, gücü sınırlıdır; fakat aklı, ruhu, vicdanı ve tefekkür kabiliyeti onu çok özel kılar.


İnsan güneşe bakıp şunu anlayabilir:


Ben evrenin sahibi değilim.
Ama evreni düşünebilen bir varlığım.
Ben güneşi durduramam.
Ama güneşin anlamını sorabilirim.
Ben fanîyim.
Ama baki olana yönelebilirim.



Bu çok büyük bir dengedir. İnsan ne kendini tanrılaştırmalı ne de kendini tamamen anlamsız görmelidir.


Güneş bize tevazu öğretir. Tevazu ise insanı küçültmez; hakiki yerine koyar.


İnsan haddini bildiğinde küçülmez, olgunlaşır.




1️⃣7️⃣ Güneşin Şahitliği Gerçek Bir Şahitlik Midir ❓


Güneşin “tanık” oluşu mecazî bir anlatımdır. Yani güneş insan gibi bilinçli biçimde tarihe şahitlik etmez. Fakat onun sürekliliği, insanlık tarihinin gelip geçiciliğine karşı güçlü bir sembol oluşturur.


Güneş şuna tanık olmuş gibi görünür:


Doğumlara.
Ölümlere.
Savaşlara.
Dualara.
Aşklara.
Yıkımlara.
Göçlere.
Medeniyetlere.
Kayıplara.



Bu mecaz çok güçlüdür çünkü insanın tarih içindeki geçiciliğini hissettirir. Güneşin sessizliği, insanın gürültüsünden büyüktür.


İnsan bağırır, iddia eder, sahiplenir, savaşır, hükmeder. Fakat güneş susar ve doğmaya devam eder.


Bu sessizlik insana şunu öğretir:


Hakikat çok gürültü yapmaz. Düzen, sessizce işler.


Güneşin tanıklığı, varlığın insana söylediği sessiz bir derstir.




1️⃣8️⃣ Bu Düşünce İnsanı Karamsarlığa Mı Götürür ❓


Hayır. Bu düşünce doğru anlaşılırsa insanı karamsarlığa değil, derinliğe götürür. Evet, insan fanidir. Evet, imparatorluklar yıkılır. Evet, güneş bizden sonra da doğacaktır. Fakat bu gerçek hayatı anlamsız yapmaz.


Tam tersine, hayatı daha değerli yapar.


Çünkü insan şunu fark eder:


Ömür kısa.
Zaman kıymetli.
Kibir gereksiz.
İyilik ertelenmemeli.
Sevgi boşa harcanmamalı.
Hakikat aranmalı.
Allah unutulmamalı.



Fanilik, hayatı değersizleştirmez; hayatın emanet olduğunu öğretir. İnsan sonsuza kadar yaşamayacağını bildiğinde, bugünü daha doğru yaşama imkânı bulur.


Güneşin doğuşu bu yüzden hüzünlü olduğu kadar umutludur. Çünkü her sabah yeni bir fırsat gelir.


Dün geçti.
Bugün verildi.
Yarın garanti değil.



Bu bilinç, insanı uyanık, şükreden ve anlam arayan biri yapar.




1️⃣9️⃣ Son Söz: Değişmeyen Tanığın Kaynağı Güneş Değil, Onu Yaratan Kudrettir ❓


Dinozorlar yok oldu. İmparatorluklar yıkıldı. Milyarlarca insan öldü. Nice şehirler harabeye döndü. Nice krallar unutuldu. Nice isimler mezar taşlarından bile silindi. Ama güneş hâlâ doğuyor.


Bu hakikat, insana çok büyük bir ders verir:


Dünya kimseye kalmaz.
Güç kalıcı değildir.
İnsan fanidir.
Saltanat geçicidir.
Zaman kimse için durmaz.
Güneş bile yaratılmış ve sınırlıdır.



O hâlde bu değişmeyen gibi görünen düzenin kaynağı güneşin kendisi değildir. Güneş de kendi başına bağımsız bir güç değildir. O da yaratılmıştır. O da emre bağlıdır. O da bir ölçü içinde hareket eder. O da bir gün son bulacaktır.


Asıl kaynak, güneşi var eden, ona ölçü veren, ışığını düzenleyen, dünyayı onunla hayat bulacak şekilde yaratan ve bütün varlık düzenini ayakta tutan Allah'ın kudreti, ilmi ve iradesidir.


Güneşe bakan insan sadece parlak bir yıldız görmemelidir. Aynı zamanda şunu da düşünmelidir:


Bu ışığın arkasında nasıl bir kudret var ❓
Bu düzenin ardında nasıl bir ilim var ❓
Bu sürekliliğin kaynağı ne ❓
Ben bu büyük düzen içinde nasıl yaşamalıyım ❓



Güneşin her sabah doğması, insana sadece yeni bir gün vermez. Aynı zamanda yeni bir tefekkür, yeni bir şükür ve yeni bir uyanış çağrısı yapar.


“Dinozorlar yok oldu, imparatorluklar yıkıldı, insanlar toprağa döndü; fakat güneşin hâlâ doğması, güneşin gücünden değil, onu da yaratan ve düzen içinde tutan Allah'ın sonsuz kudretinden haber verir.”
— Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt