📖 Bakara Suresi 285. Ayette “Peygamber, Rabbinden Kendisine İndirilene İman Etti, Müminler de İman Ettiler. Hepsi Allah’a, Meleklerine, Kitaplarına

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,954
2,724,959
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Bakara Suresi 285. Ayette “Peygamber, Rabbinden Kendisine İndirilene İman Etti, Müminler de İman Ettiler. Hepsi Allah’a, Meleklerine, Kitaplarına ve Peygamberlerine İman Ettiler. ‘O’nun Peygamberlerinden Hiçbiri Arasında Ayrım Yapmayız’ Dediler. ‘İşittik ve İtaat Ettik. Rabbimiz! Bağışlamanı Dileriz. Dönüş Yalnız Sanadır’ Dediler” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“İman yalnızca doğru şeyleri kabul etmek değil, hakikat insana ulaştığında ‘işittim’ diyebilmek ve ardından hayatıyla ‘itaat ettim’ cevabını verebilmektir.” — Ersan Karavelioğlu

Bakara Suresi’nin 285. ayeti, surenin son iki büyük ayetinden ilkidir.


Bir önceki ayette insanın:


gizlediği,


açığa vurduğu,


kalbinde taşıdığı


şeylerin Allah’ın bilgisi dışında olmadığı anlatılmıştı.


Şimdi ise bütün surenin sonunda insanın Allah karşısındaki cevabı verilir:


“İşittik ve itaat ettik.”


Bu ifade son derece önemlidir.


Bakara Suresi’nin başlarında İsrailoğulları bağlamında geçen:


“İşittik ve karşı geldik.”


tavrının tam karşısında burada müminlerin ideal cevabı vardır:


“İşittik ve itaat ettik.”


Ayet aynı zamanda imanın temel unsurlarını sıralar:


Allah,


melekler,


kitaplar,


peygamberler.



Ve bütün peygamberlere iman konusunda çok önemli bir ilke getirir:


“O’nun peygamberlerinden hiçbiri arasında ayrım yapmayız.”


Buradaki anlam, bütün peygamberlerin her bakımdan aynı dereceye sahip olması değil; Allah tarafından gönderilmiş olanlardan bazılarını kabul edip bazılarını reddetmemektir.


Çünkü Bakara 253. ayet zaten bazı peygamberlerin diğerlerinden farklı derecelere sahip olduğunu açıkça belirtmişti.


Dolayısıyla 285. ayetin mesajı:


“Bütün peygamberler eşit derecededir.”


değil,


“Allah’ın gönderdiği hiçbir peygamber iman bakımından reddedilemez.”


şeklinde anlaşılmalıdır.


1️⃣ Ayetin Temel Mesajı Nedir ❓


Bakara 285’in temel mesajı şudur:


Peygamber ve müminler vahyi imanla karşılar; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve bütün peygamberlerine inanır; vahiy karşısında işitme, itaat, bağışlanma talebi ve Allah’a dönüş bilinci taşırlar.


Ayet imanı yalnızca:


bilgi,


teori,


kimlik


olarak anlatmaz.


İmanın bir cevabı vardır:


“İşittik ve itaat ettik.”


Yani hakikat hayatı değiştirmelidir.


2️⃣ “Peygamber Rabbinden Kendisine İndirilene İman Etti” Ne Anlama Gelir ❓


Buradaki peygamber Hz. Muhammed’dir.


Bu ifade çok anlamlıdır.


Peygamber sadece vahyi insanlara aktaran kişi değildir.


Kendisi de getirdiği vahye iman eder.


Yani:


vahyin dışında duran bir anlatıcı değil,


vahyin ilk muhataplarından biridir.


Bu durum peygamberliğin samimiyet boyutunu gösterir.


Peygamber:


söylediğine inanır,


bildirdiğini yaşar


ve kendisi de Allah karşısında kulluk sorumluluğu taşır.


3️⃣ “Müminler de İman Ettiler” İfadesi Neden Peygamberle Birlikte Geçer ❓


Ayet peygamber ile müminleri iman ortaklığında bir araya getirir.


Elbette peygamberin konumu farklıdır.


Ama Allah’a iman konusunda:


peygamber de,


mümin de


Allah’ın kuludur.


Bu ifade dini sadece:


“Peygamber söyler, insanlar dinler.”


şeklinde tek yönlü bir yapı olarak bırakmaz.


Peygamberin kendisi de Allah’a teslimdir.


4️⃣ Allah’a İman Ne Anlama Gelir ❓


Allah’a iman sadece:


“Allah vardır.”


demek değildir.


Kur’an bağlamında Allah’a iman:


O’nu tek ilah kabul etmeyi,


nihai otoritenin O’na ait olduğunu,


insanın O’na karşı sorumlu olduğunu,


dönüşün O’na olduğunu


kabul etmeyi içerir.


Bu nedenle ayetin sonunda:


“Dönüş sanadır.”


ifadesinin gelmesi tesadüf değildir.


İman yalnızca başlangıç değil, hayatın yönüdür.


5️⃣ Meleklere İman Neden İmanın Unsurları Arasında Sayılır ❓


Melekler Kur’an’da Allah’ın emirlerini yerine getiren gayb varlıkları olarak anlatılır.


Vahyin ulaştırılması,


bazı ilahî görevlerin yerine getirilmesi,


insanların amellerinin kaydedilmesi


gibi çeşitli bağlamlarda zikredilirler.


Meleklere iman insanın gerçekliği sadece gözle görülen maddi dünyaya indirgememesini sağlar.


Kur’an’ın dünyasında:


görünen


ve


görünmeyen


gerçeklik birlikte vardır.


6️⃣ “Kitaplarına İman Ettiler” Ne Anlama Gelir ❓


Ayet sadece Kur’an’a değil:


Allah’ın gönderdiği kitaplara


imanı ifade eder.


Kur’an:


Tevrat,


İncil,


Zebur


gibi önceki vahiylerden söz eder.


Dolayısıyla Müslüman, vahiy tarihini yalnızca Hz. Muhammed ile başlayan bir süreç olarak görmez.


Allah’ın insanlığa farklı dönemlerde gönderdiği vahiy geleneğinin devamlılığına inanır.


7️⃣ Önceki Kitaplara İman Etmek Bugünkü Her Metni Aynen Onaylamak mı Demektir ❓


Hayır.


İslamî inançta Allah’ın Musa’ya Tevrat’ı, İsa’ya İncil’i ve diğer peygamberlere vahiyler gönderdiğine iman edilir.


Ancak bugün elde bulunan metinlerin:


tarihsel oluşumu,


aktarım süreçleri,


yorum gelenekleri


ayrı bir konudur.


Dolayısıyla:


“Allah önceki vahiyleri göndermiştir.”


inancı ile:


“Bugün mevcut her ifadeyi hiçbir ayrım yapmadan doğrudan Allah’ın değişmemiş sözü kabul etmek”


aynı şey değildir.


8️⃣ “Peygamberlerine İman Ettiler” Ne Anlama Gelir ❓


Kur’an peygamberliği tek bir millete ait görmez.


İnsanlık tarihine farklı peygamberlerin gönderildiğini bildirir.


Müslüman:


Âdem,


Nuh,


İbrahim,


Musa,


İsa,


Muhammed


gibi Kur’an’da adı geçen peygamberlere iman eder.


Ayrıca Kur’an bütün peygamberlerin isimlerinin bildirilmediğini de ifade eder.


Bu nedenle peygamberlik tarihi Kur’an’da geniş bir insanlık tarihi olarak görülür.


9️⃣ “Peygamberlerden Hiçbiri Arasında Ayrım Yapmayız” Ne Demektir ❓


Bu ifade:


bazı peygamberlere inanıp bazılarını reddetmemek


anlamındadır.


Örneğin:


Musa’ya inanıp İsa’yı reddetmek,


İsa’ya inanıp Muhammed’i reddetmek


Kur’an’ın iman anlayışıyla bağdaşmaz.


Bir peygamberi Allah’ın elçisi olarak kabul edip diğerini sırf:


milleti,


dönemi,


topluluğu


farklı diye reddetmek doğru değildir.


İman bütün peygamberlik zincirini kapsar.


🔟 Bu İfade Bütün Peygamberlerin Derecesinin Aynı Olduğu Anlamına mı Gelir ❓


Hayır.


Bakara Suresi’nin 253. ayetinde açıkça:


“O peygamberlerin bir kısmını diğerlerinden üstün kıldık.”


denilmişti.


Dolayısıyla iki ayet birlikte okunmalıdır.


Bakara 285:


iman bakımından hiçbir peygamberi reddetmemeyi


öğretir.


Bakara 253 ise:


peygamberlerin görevleri ve dereceleri arasında farklılık bulunabileceğini


bildirir.


Burada çelişki yoktur.


Kabulde ayrım yapılmaz; derecede farklılık olabilir.


1️⃣1️⃣ “İşittik” Ne Anlama Gelir ❓


Kur’an’daki işitme yalnızca sesin kulağa ulaşması değildir.


Burada:


anlamak,


ciddiye almak,


vahyin çağrısını kabul etmek


anlamı vardır.


İnsan fiziksel olarak bir sözü duyabilir ama onu hiç önemsemeyebilir.


Ayetin:


“İşittik.”


ifadesi ise:


“Mesaj bize ulaştı ve onu ciddiye aldık.”


demektir.


1️⃣2️⃣ “İtaat Ettik” Ne Anlama Gelir ❓


İtaat, işitilen hakikatin davranışa dönüşmesidir.


İnsan:


Allah’ın hükmünü öğrenir,


sonra hayatını ona göre yönlendirmeye çalışır.


Bu, insanın:


hiç hata yapmaması,


hiç günaha düşmemesi


anlamına gelmez.


Ayetin hemen ardından:


“Rabbimiz, bağışlamanı dileriz.”


denmesi zaten insanın kusursuz olmadığını gösterir.


Müminin tavrı:


“Hiç yanılmam.”


değil,


“Yönüm itaat yönüdür; yanılırsam bağışlanma isterim.”


şeklindedir.


1️⃣3️⃣ “İşittik ve İtaat Ettik” Körü Körüne Boyun Eğmek midir ❓


Kur’an insanı düşünmeye ve akletmeye sürekli çağırır.


Dolayısıyla burada kastedilen:


düşünmeden,


anlamadan,


her insan otoritesine sorgusuzca boyun eğmek


değildir.


Buradaki itaat Allah’a ve O’nun vahyine yöneliktir.


İnsan vahyin Allah’tan geldiğine iman ettikten sonra onun karşısındaki temel tavrı:


kibirli reddediş değil,


teslimiyettir.


Bu, düşünmenin bittiği değil; imanın davranışa dönüştüğü noktadır.


1️⃣4️⃣ Bakara Suresinde “İşittik ve İtaat Ettik” Neden Özellikle Anlamlıdır ❓


Bakara Suresi boyunca geçmiş toplumların vahiy karşısındaki tavırları birçok kez anlatılmıştır.


Bazı yerlerde sözleşmeye rağmen:


itiraz,


bahane,


direniş,


emre karşı gelme


görülür.


Surenin sonuna gelindiğinde ise ideal cevap verilir:


“Semi‘nâ ve ata‘nâ.”


Yani:


“İşittik ve itaat ettik.”


Bu açıdan ayet adeta bütün surenin insan üzerinde oluşturmak istediği tavrı özetler.


1️⃣5️⃣ “Rabbimiz, Bağışlamanı Dileriz” Neden İtaatten Hemen Sonra Gelir ❓


Çünkü insan itaat etmeye çalışsa bile kusursuz değildir.


İnsan:


unutabilir,


yanılabilir,


zayıflayabilir,


günah işleyebilir.


Bu nedenle mümin:


“İtaat ettim, artık kusursuzum.”


demez.


Tam tersine:


“Bağışlamanı dilerim.”


der.


Bu, çok önemli bir tevazu öğretisidir.


İbadet insanı kibre değil, bağışlanma ihtiyacının farkına götürmelidir.


1️⃣6️⃣ Bağışlanma Talebi İnsanın Sürekli Suçluluk Duyması mı Demektir ❓


Hayır.


Bağışlanma istemek:


insanın hatasını fark etmesi,


Allah’ın rahmetine yönelmesi,


yeniden doğruya dönmesi


anlamına gelir.


Bu sağlıklı bir ahlaki bilinçtir.


Ama insanın kendisini sürekli:


değersiz,


umutsuz,


affedilemez


görmesi Kur’an’ın rahmet anlayışıyla uyumlu değildir.


İstiğfarın amacı insanı ezmek değil, yeniden ayağa kaldırmaktır.


1️⃣7️⃣ “Dönüş Sanadır” İfadesinin En Derin Anlamı Nedir ❓


Ayetin sonundaki:


“Ve ileyke’l-masîr”


ifadesi hayatın nihai yönünü gösterir:


Allah’a dönüş.


İnsan dünyada:


para kazanır,


ev kurar,


kariyer yapar,


ilişkiler geliştirir.


Fakat bütün bu yolların sonunda ölüm ve hesap vardır.


Bu nedenle ayet insanın hayat pusulasını değiştirir:


Nereye gidiyorum?


Sadece yarına mı?


Sadece başarıya mı?


Yoksa nihayetinde Allah’a mı?


1️⃣8️⃣ Bakara 285 İnsana Hangi Öz Eleştiriyi Yaptırır ❓


Ayet şu soruları düşündürebilir:


İmanımı yalnızca kimlik olarak mı taşıyorum, yoksa hayatıma yön veriyor mu?


Allah’ın mesajını gerçekten işitiyor muyum, yoksa sadece okuyup geçiyor muyum?


Hoşuma giden hükümleri kabul edip zoruma gidenleri görmezden mi geliyorum?


Bazı peygamberleri kültürel yakınlığıma göre daha “gerçek” kabul eder gibi mi davranıyorum?


İbadet ettikçe daha mütevazı mı oluyorum, yoksa kendimi diğer insanlardan üstün mü görüyorum?


Hata yaptığımda mazeret mi üretiyorum, yoksa bağışlanma isteyip yönümü düzeltiyor muyum?


Hayatımın sonunda nereye döneceğimi günlük kararlarımda gerçekten hesaba katıyor muyum?



Ve belki en önemlisi:


Ben gerçekten “işittim ve itaat ettim” diyebilecek bir hayat mı yaşıyorum, yoksa işittiklerim ile yaptıklarım arasında giderek büyüyen bir mesafe mi var?


1️⃣9️⃣ Sonuç: Bakara Suresi’nin Sonunda İman, Bilgiden Teslimiyete; Teslimiyet de Tevazu ve Allah’a Dönüş Bilincine Dönüşür​


Bakara Suresi 285. ayet, bütün surenin sonunda çok güçlü bir iman bildirisi sunar:


Peygamber iman etti.


Müminler iman ettiler.



Neye?


Allah’a.


Meleklerine.


Kitaplarına.


Peygamberlerine.



Ve şöyle dediler:


“Peygamberlerinden hiçbiri arasında ayrım yapmayız.”


Yani vahiy tarihini parçalamazlar.


Allah’ın peygamberlerinden bazılarını kabul edip bazılarını keyfî biçimde reddetmezler.


Ardından bütün surenin belki de en önemli insan cevabı gelir:


“İşittik ve itaat ettik.”


Ama bu cümleden hemen sonra kibir doğmaz.


Tam tersine:


“Rabbimiz, bağışlamanı dileriz.”


denir.


Çünkü mümin bilir:


İtaat etmeye çalışıyorum.


Ama kusursuz değilim.


İnanıyorum.


Ama zayıflıklarım var.


Doğruyu biliyorum.


Ama bazen yanılıyorum.


Bu yüzden iman:


itaat


ile


istiğfarı


birlikte taşır.


Ve bütün bunlar son cümlede tek bir yöne bağlanır:


“Dönüş sanadır.”


İşte ayetin bütün anlamı belki burada birleşir.


İnsan:


Allah’tan gelir,


Allah’ın dünyasında yaşar,


Allah’ın vahyiyle yön bulur


ve sonunda Allah’ın hükmüne döner.


Bakara 285’in insana yönelttiği en güçlü soru belki de şudur:


“Hayatımın sonunda Allah’a döneceğime gerçekten inanıyorsam, bugün işittiğim hakikate verdiğim cevap neden hayatımın geri kalanından ayrı olsun?”


“İmanın en güçlü cümlesi belki ‘biliyorum’ değil, ‘işittim ve yönümü değiştirdim’ cümlesidir. Çünkü hakikat insanın hayatında hiçbir şeyi değiştirmiyorsa, onu duymak ile gerçekten işitmek arasında hâlâ büyük bir mesafe vardır.” — Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt