📖 Bakara Suresi 186. Ayette “Kullarım Sana Beni Sorduğunda Bilin Ki Ben Çok Yakınım. Bana Dua Edenin Duasına, Bana Yöneldiğinde Karşılık Veririm.

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,862
2,724,958
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Bakara Suresi 186. Ayette “Kullarım Sana Beni Sorduğunda Bilin Ki Ben Çok Yakınım. Bana Dua Edenin Duasına, Bana Yöneldiğinde Karşılık Veririm. Öyleyse Onlar da Benim Çağrıma Uysunlar ve Bana İman Etsinler ki Doğru Yolu Bulabilsinler” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“İnsan bazen Tanrı’yı uzaklarda arar; oysa dua, mesafenin değil yönelişin meselesidir. Kalbin gerçekten yöneldiği yerde yakınlık başlar.” — Ersan Karavelioğlu

Bakara Suresi’nin 186. ayeti, Kur’an’ın dua, Allah’ın yakınlığı, insanın iç dünyası ve karşılıklı yöneliş konusunda en güçlü ayetlerinden biridir.


Bu ayetin dikkat çekici tarafı, Ramazan ve oruç hükümlerinin arasında yer almasıdır.


  1. ayette Ramazan, Kur’an ve oruç anlatılır.
  2. ayette yeniden oruç hükümlerine dönülür.

Tam ortada ise dua vardır.


Bu yerleşim bile çok anlamlıdır.


Çünkü oruç yalnızca bedensel disiplin değildir.


İnsanı içsel olarak da Allah’a yönelten bir ibadettir.


Bakara 186’nın merkezinde son derece güçlü bir ifade bulunur:


“Ben yakınım.”


Bu ifade insan ile Allah arasındaki ilişkinin yalnızca korku, görev ve hüküm üzerinden kurulmadığını; aynı zamanda yakınlık, yöneliş ve dua üzerinden de kurulduğunu gösterir.


1️⃣ Ayetin Temel Mesajı Nedir ❓


Ayetin temel mesajı şudur:


İnsan Allah’a ulaşmak için fiziksel bir mesafeyi aşmak zorunda değildir.


Allah’a dua etmek için:


belirli bir mekâna,


özel bir aracıya,


karmaşık bir törene


veya uzun bir protokole


ihtiyaç yoktur.


İnsan doğrudan dua edebilir.


Ayet bu nedenle çok sade ve güçlü bir ilişki kurar:


Kul yönelir.


Allah işitir.


Kul dua eder.


Allah karşılık verir.



Bu, insan ile Allah arasında son derece doğrudan bir bağdır.


2️⃣ “Kullarım Sana Beni Sorduğunda” İfadesi Neden Önemlidir ❓


Ayetin başlangıcı çok dikkat çekicidir.


İnsanlar Peygamber’e Allah hakkında soru sorarlar.


Kur’an’ın birçok yerinde bu tür sorulardan sonra:


“De ki...”


ifadesi gelir.


Fakat burada farklı bir yapı vardır.


Ayet:


“De ki ben yakınım.”


demez.


Doğrudan:


“Ben yakınım.”


der.


Bu dilsel ayrıntı çok etkileyicidir.


Sanki cevap ile kul arasına hiçbir mesafe koyulmamaktadır.


İnsan sorar.


Cevap doğrudan gelir:


“Ben yakınım.”


3️⃣ Allah’ın Yakınlığı Fiziksel Bir Yakınlık Mıdır ❓


Hayır.


Allah’ın yakınlığı mekânsal bir mesafe olarak düşünülmez.


Çünkü mekân ve mesafe yaratılmış varlıklara ait kavramlardır.


Buradaki yakınlık:


bilgi,


işitme,


rahmet,


ilgi



ve kulun hâlinden haberdar olma


anlamında anlaşılır.


İnsan dünyanın neresinde olursa olsun dua edebilir.


Gece.


Gündüz.


Kalabalıkta.


Yalnızken.


Allah’a yönelmek için belirli bir coğrafi mesafeyi kapatması gerekmez.


4️⃣ “Ben Yakınım” İfadesi İnsana Ne Hissettirmelidir ❓


Bu ifade insanda iki temel bilinç oluşturabilir:


Güven.


Ve:


sorumluluk.


Güven, çünkü insan yalnız olmadığını hisseder.


Sorumluluk, çünkü Allah’ın yakınlığı aynı zamanda insanın yaptığı ve düşündüğü şeylerin bilindiğini hatırlatır.


Dolayısıyla ilahi yakınlık yalnızca teselli değildir.


Aynı zamanda vicdani farkındalıktır.


5️⃣ Dua Nedir ❓


Dua yalnızca bir şey istemek değildir.


Dua;


yönelmek,


konuşmak,


dert anlatmak,


şükretmek,


bağışlanma istemek,


yardım dilemek



ve insanın kendi sınırlılığını kabul etmesi


anlamlarını taşıyabilir.


İnsan dua ettiğinde aslında şunu kabul eder:


“Her şeyi kontrol edemiyorum.”


Bu kabul insan için büyük bir varoluşsal tevazudur.


6️⃣ “Dua Edenin Duasına Karşılık Veririm” Ne Anlama Gelir ❓


Bu ifade bazen yanlış biçimde şöyle anlaşılabilir:


“Ne istersem aynen gerçekleşir.”


Oysa dua ile cevap arasında bundan daha derin bir ilişki vardır.


Bir insan bir şeyi isteyebilir.


Fakat istediği şey onun için gerçekten iyi olmayabilir.


Dolayısıyla duaya karşılık verilmesi her zaman insanın istediği şeyin aynı biçimde ve aynı zamanda gerçekleşmesi anlamına gelmek zorunda değildir.


Dua:


bazen istediğimiz şeyin gerçekleşmesi,


bazen bir zararın uzaklaştırılması,


bazen farklı bir iyiliğin ortaya çıkması,


bazen de insanın iç dünyasında güç ve sabır oluşması


şeklinde karşılık bulabilir.


7️⃣ Dua Edip İstediği Gerçekleşmeyen İnsan Ne Düşünmelidir ❓


Bu, dua konusunda en zor sorulardan biridir.


İnsan:


“Dua ettim ama olmadı.”


diyebilir.


Burada dua ile sipariş arasındaki farkı görmek gerekir.


Dua:


“Ben istiyorum, dolayısıyla olmak zorunda.”


demek değildir.


İnsan kendi perspektifinden bir şeyi iyi görebilir.


Fakat hayatın bütün sonuçlarını göremez.


Bu nedenle dua hem istemek hem de sonucu Allah’a bırakabilmektir.


Gerçek dua bazen şu olgunluğu gerektirir:


“Ben bunu istiyorum, ama benim için gerçekten hayırlı olanı sen bilirsin.”


8️⃣ Dua Kaderi Değiştirir Mi ❓


Bu konu İslam düşüncesinde geniş biçimde tartışılmıştır.


Dua da insanın hayatındaki sebeplerden biri olarak görülür.


Nasıl insan:


çalışır,


tedavi olur,


önlem alır,


karar verir


ve bunlar hayatın akışında etkili olursa dua da kulluğun bir parçasıdır.


Bu nedenle dua kaderin dışında bir şey değildir.


Dua da kaderin içindeki insan eylemlerinden biri olarak düşünülebilir.


9️⃣ Dua Etmek Çalışmanın Yerini Tutar Mı ❓


Hayır.


Kur’an’ın genel yaklaşımında dua ile çaba birbirinin alternatifi değildir.


Bir insan:


iş bulmak için dua eder ama iş aramazsa,


iyileşmek için dua eder ama tedaviyi reddederse,


başarılı olmak için dua eder ama çalışmazsa


duanın anlamını eksik kavramış olabilir.


Dua insanı pasifleştirmemelidir.


Tam tersine ona çabasını sürdürecek manevi güç verebilir.


🔟 Ayette Neden “Bana Dua Ettiğinde” Denilir ❓


Duanın en önemli şartlarından biri gerçek yöneliştir.


İnsan diliyle dua edebilir fakat zihni tamamen başka yerde olabilir.


Kur’an’ın burada vurguladığı şey samimi yöneliştir.


Dua yalnızca sözcüklerden oluşmaz.


İnsanın:


korkusu,


ümidi,


acısı,


arzusu


ve güveni


o duanın içinde yer alır.


Bazen birkaç kelimelik içten bir dua, çok uzun fakat bilinçsiz bir duadan daha anlamlı olabilir.


1️⃣1️⃣ Dua İçin Aracı Gerekir Mi ❓


Bakara 186’nın en dikkat çekici mesajlarından biri doğrudanlıktır.


Ayet:


“Bana dua edenin duasına karşılık veririm.”


der.


İnsan Allah’a doğrudan yönelir.


Bu, İslam’daki tevhid anlayışının önemli sonuçlarından biridir.


Peygamber dua öğretir.


İnsanlara rehberlik eder.


Fakat dua eden insanın Allah’a yönelmesi için başka bir insanın zorunlu biçimde araya girmesi gerekmez.


Kul ile Allah arasındaki dua bağı doğrudandır.


1️⃣2️⃣ Dua Belirli Bir Dilde Olmak Zorunda Mıdır ❓


İnsan Allah’a kendi diliyle dua edebilir.


Duanın özü kelimelerin dili değil, insanın yönelişidir.


Arapça Kur’an’ın dili ve birçok geleneksel duanın dilidir.


Bunun manevi ve tarihsel değeri vardır.


Fakat insan:


Türkçe,


İngilizce,


Almanca


veya bildiği başka herhangi bir dilde


Allah’a içinden gelenleri anlatabilir.


Çünkü Allah’ın insanın duasını anlaması belirli bir dile bağlı değildir.


1️⃣3️⃣ Neden Dua Orucun Anlatıldığı Ayetlerin Arasında Yer Alır ❓


Bu yerleşim oldukça anlamlıdır.


Oruç insanın günlük alışkanlıklarını kırar.


İnsan:


acıkır,


susar,


sabretmeye çalışır,


kendisiyle daha fazla baş başa kalır.


Bu süreç insanın iç dünyasını daha görünür hâle getirebilir.


Bu nedenle Ramazan yalnızca yemek saatlerinin değiştiği bir dönem değil, dua ve içsel yöneliş dönemi hâline gelir.


Bakara 186’nın oruç ayetlerinin ortasında bulunması bu bağlantıyı güçlendirir.


1️⃣4️⃣ “Onlar da Benim Çağrıma Uysunlar” Ne Anlama Gelir ❓


Ayet yalnızca:


“Dua edin, ben vereyim.”


şeklinde tek taraflı bir ilişki kurmaz.


Çok önemli bir karşılıklılık vardır.


İnsan Allah’tan cevap bekliyorsa kendisi de Allah’ın çağrısına cevap vermelidir.


Yani:


dua vardır,


ama sorumluluk da vardır.


İnsan:


“Allah benim isteğimi yerine getirsin.”


derken aynı zamanda:


“Ben Allah’ın benden istediği şeylere ne kadar karşılık veriyorum?”


sorusunu da sormalıdır.


1️⃣5️⃣ Dua İle İtaat Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır ❓


Dua insanın Allah’tan bir şey istemesidir.


İtaat ise Allah’ın insandan istediği şeylere yönelmesidir.


Bakara 186 bu iki yönü birbirine bağlar.


Kul:


Allah’a seslenir.


Allah da:


kulu doğruya çağırır.


İlişki tek yönlü değildir.


Bu nedenle dua yalnızca ihtiyaç anlarında Allah’ı hatırlamak değil, insanın hayatını da o ilişkiye göre şekillendirmesidir.


1️⃣6️⃣ “Bana İman Etsinler” İfadesi Neden Dua Ayetinde Yer Alır ❓


Çünkü dua güven gerektirir.


İnsan hiç inanmadığı bir varlığa gerçek anlamda yönelmez.


Dua eden kişi en azından:


“Beni duyan biri var.”


ümidini taşır.


İman bu güvenin temelidir.


Fakat ayette iman yalnızca teorik bir kabul değildir.


Allah’ın yakınlığına,


bilgisine,


rahmetine


ve hikmetine


güvenmeyi de içerir.


1️⃣7️⃣ “Umulur Ki Doğru Yolu Bulurlar” Ne Demektir ❓


Ayetin sonunda rüşd kavramı vardır.


Bu kavram yalnızca yol bulmak değil:


doğru düşünmek,


olgun davranmak,


isabetli karar vermek



ve hakikate yönelmek


anlamlarını taşıyabilir.


Bu son derece anlamlıdır.


Dua yalnızca insanın dış dünyasını değiştirmeye yönelik değildir.


İnsanın kendisini değiştirmesine de yardım eder.


Bazen dua ettiğimiz sorun ortadan kalkmaz.


Ama biz o sorun karşısında daha güçlü, daha sabırlı ve daha berrak hâle gelebiliriz.


Bu da duanın en büyük cevaplarından biri olabilir.


1️⃣8️⃣ Bakara 186 Günümüz İnsanına Ne Söyler ❓


Modern insan teknolojik olarak tarihin en bağlantılı insanıdır.


Telefonlar.


Mesajlar.


Sosyal medya.


Anlık iletişim.


Fakat aynı zamanda birçok insan kendisini derin biçimde yalnız hissedebilir.


Binlerce kişiyle bağlantıda olup hiç kimseye gerçekten içini açamamak mümkündür.


Bakara 186 bu yalnızlığın ortasına çok sade bir cümle bırakır:


“Ben yakınım.”


İnsan kimseye anlatamadığı şeyi dua içinde anlatabilir.


Fakat bu yakınlık, insanı dünyadan koparmamalıdır.


Tam tersine ona dünyayla daha güçlü biçimde yüzleşme cesareti vermelidir.


1️⃣9️⃣ Sonuç: Dua Uzak Bir Tanrı’ya Seslenmek Değil, Yakın Olan’a Yönelmektir​


Bakara Suresi 186. ayet, Allah ile insan arasındaki ilişkiyi olağanüstü sade fakat son derece derin biçimde anlatır.


İnsan sorar:


“Allah nerede?”


Ayetin cevabı:


“Ben yakınım.”


İnsan sorar:


“Beni duyuyor mu?”


Cevap:


“Dua edenin duasına karşılık veririm.”


Fakat ardından insanın sorumluluğu da hatırlatılır:


“Onlar da benim çağrıma uysunlar.”


Böylece dua, yalnızca insanın taleplerinin listelendiği bir ilişki olmaktan çıkar.


Bir karşılaşmaya dönüşür.


İnsan Allah’a yönelir.


Sonra kendi hayatına geri döner ve şu soruyu sorar:


“Ben neyi değiştirmeliyim?”


Belki duanın en büyük sırlarından biri budur.


İnsan bazen duasında dünyayı değiştirmek ister.


Fakat dua önce insanın kendisini değiştirmeye başlar.


Korkusunu ümide,


öfkesini sabra,


çaresizliğini dayanıklılığa,


dağınıklığını yönelişe


dönüştürebilir.


Ve Bakara 186’nın insana bıraktığı belki de en güçlü soru şudur:


“Allah’ın bana ne kadar yakın olduğunu sorarken, ben kendi hayatımda O’na ne kadar yöneliyorum?”


“Dua, insanın göğe gönderdiği kelimelerden ibaret değildir; bazen insan dua ederken değişen ilk şey şartları değil, o şartların karşısındaki kendi kalbidir.” — Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt