Hitit Yasaları İnsan Haklarına Dair Ne Tür Hükümler İçeriyordu
"Geçmişin hukukunu bugünün vicdanıyla okumak gerekir; ama onu kendi çağının karanlığı ve imkanı içinde anlamadan verilen her hüküm eksik kalır."
- Ersan Karavelioğlu
Hitit Yasaları tam olarak nedir
Hitit Yasaları, Eski Hitit dönemine kadar giden ve iki yüzden fazla maddeden oluşan bir hukuk derlemesidir. Metinler; öldürme, yaralama, kaçırma, evlilik, miras, kölelik, mülkiyet ve hizmet yükümlülükleri gibi çok farklı alanları kapsar. Modern anlamda tek seferde yazılmış bir "anayasal haklar bildirgesi" değil, uzun süre uygulanmış örf ve hukuk kurallarının derlenmiş hali gibi görünür.
"İnsan hakları" açısından bakarken hangi uyarıyı yapmak gerekir
Bugünkü anlamıyla eşit yurttaşlık, evrensel insan onuru, ayrımcılık yasağı ve temel haklar bildirgesi gibi kavramları Hitit metinlerinde bire bir aramak anakronik olur. Çünkü bu yasaların temel amacı çağdaş insan hakları üretmek değil; toplumsal düzeni korumak, zararı telafi etmek ve statüye göre denge kurmaktı. Yine de bazı maddelerde, kendi çağı için dikkat çekici ölçüde telafi, hukuki başvuru ve ölçülülük unsurları görülebilir.
Bu yasaların genel ruhu neydi
Hitit hukukunun ayırt edici yönlerinden biri, birçok suçta intikam veya sürekli bedensel ceza yerine tazmin ve telafi yoluna eğilim göstermesidir. Texas Üniversitesi'nin yayımladığı eski Hitit hukuk metni, genel karakteri "öç alma veya hapis yerine işbirliği ve giderim" yönünde tanımlar; Britannica da Hitit cezalarının önceki bazı Yakın Doğu örneklerine kıyasla daha yumuşak olup özellikle cinayet ve hırsızlığı ağır para cezalarıyla karşıladığını belirtir.
Yaşam ve beden bütünlüğü konusunda ne tür hükümler vardı
Hitit Yasaları'nda bir kişiyi kör etme, dişini kırma, burnunu koparma, kulağını yırtma ya da kol-bacağını kırma gibi fiiller için ayrıntılı tazminatlar öngörülüyordu. Örneğin özgür bir kişiyi kör etme veya dişini sökme için para cezası, köleye karşı aynı fiilden daha yüksekti; bu da beden bütünlüğünün hukuken korunduğunu ama korumanın eşit değil statüye bağlı olduğunu gösterir.
Öldürme suçunda nasıl bir yaklaşım vardı
İlk maddeler, öldürme olaylarında çoğu kez ölüm cezasından ziyade bedenin aileye teslimi ve kişi ya da mal üzerinden tazmin mantığını gösterir. Özellikle kavga veya ihmal kaynaklı ölümlerde, failin mağdur ailesine insan ya da bedel vermesi öngörülür; bu, kan davası yerine telafi mantığının öne çıktığını düşündürür. Bununla birlikte mağdur özgürse tazmin daha yüksek, köleyse daha düşük tutulur.
Yani Hititler tamamen "insancıl" mıydı
Tam olarak değil. Evet, bazı eski sistemlere göre daha çok para cezası ve onarım kullanıyorlardı; fakat bu, herkesin eşit değerde görüldüğü anlamına gelmez. Örneğin özgür kişi ile köle için aynı fiilin karşılığı farklıydı; yani hukuk koruması vardı ama hiyerarşik koruma vardı.
Hamile kadın ve düşük konusunda ne söylenebilir
Birinin özgür bir kadının düşük yapmasına sebep olması halinde, gebeliğin ayına göre gümüş ödemesi gerekiyordu; daha ileri gebelik için daha yüksek tazmin öngörülmesi, ceninin ve annenin uğradığı zararın hukukça hesaba katıldığını gösterir. Aynı fiil köle kadın için de düzenlenmişti; fakat tazmin daha düşüktü. Bu madde, bir tür bedensel zarar koruması içerir; ama yine eşitlik ilkesine değil, statü farkına dayanır.
Kişi özgürlüğü ve kaçırılma konusunda hüküm var mıydı
Evet. Kadın ya da kişinin kaçırılmasıyla ilgili maddeler bulunur. Kaçıran kişiye tazmin ve bazen çok ağır sonuçlar yüklenir; hatta bir kadının kaçırılması üzerine kurtarmaya gelenlerle çatışmada ölen kaçıran taraf için "tazmin yok, kurt gibi oldun" denmesi, hukuk düzeninin kaçırmayı açıkça kanun dışı ve korumasız bir fiil saydığını gösterir. Bu, modern anlamda olmasa da kişi özgürlüğünü koruyan bir damar taşır.
Cinsel saldırı konusunda ne vardı
Hitit metinlerinde bugünkü anlamıyla bağımsız bir "kadının cinsel özerkliği" dili yoktur; buna rağmen bazı maddelerde, olayın evde mi açık alanda mı gerçekleştiğine göre fail ve mağdur ayrımı yapılır. Dağda ya da dışarıda zorla alınan kadında suç erkeğe yüklenirken, evdeki durumda kadın aleyhine sonuç doğurabilen hükümler vardır. Modern insan hakları ölçüsüyle bu açıkça sorunludur; yine de hukuk metni, cinsel şiddeti tümüyle görünmez bırakmamıştır.
Kadınların aile ve malvarlığı bakımından hiç koruması var mıydı
Vardı, ama sınırlıydı. Örneğin evlilikte çeyiz/dowry meselesi açıkça düzenlenmişti. Bir kadın kocasının evinde ölürse çeyizin kocaya geçmesi, ama baba evinde ölür ve çocukları varsa erkeğin çeyizi alamaması gibi hükümler, kadının malvarlığının hukukta tamamen yok sayılmadığını gösterir. Bu, modern eşitlik değil; fakat aile malının hukuken tanınmasıdır.

Evlilik bozulduğunda mal paylaşımı olur muydu
Bazı maddeler, özellikle özgür erkek ile kadın köle ya da erkek köle ile özgür kadın gibi birlikteliklerde, ayrılık olursa evin ve malların eşit bölünebildiğini gösterir. Çocukların paylaşımı yine cinsiyet ve statüye göre düzenlenmiştir; yani bugünkü velayet eşitliği yoktur. Ama salt güç ilişkisiyle değil, yazılı bir paylaşım mantığıyla hareket edilmesi önemlidir.

Kölelerle özgürler arasındaki evlilikler neden önemli
Bu maddeler, Hitit toplumunun katı hiyerarşisine rağmen farklı statüdeki kişilerin evlilik ve hane kurma ihtimalini hukuken tanıdığını gösterir. Özgür erkek ile kadın kölenin ya da erkek köle ile özgür kadının birlikte yaşaması, çocuk sahibi olması ve ayrıldıklarında evin paylaşılması düzenlenmiştir. Bu, köleliği ortadan kaldırmaz; ama kölelerin de hukuken tamamen "yok" sayılmadığını gösterir.

O halde kölelerin de "hakları" var mıydı
Kısmen ve çok sınırlı biçimde. Hitit hukukunda kölelerin yaralanması, öldürülmesi, kaçırılması ve geri getirilmesi de düzenlenir; yani efendinin keyfine bütünüyle bırakılmamış bir alan vardır. Fakat cezaların daha düşük olması, kaçak kölelerin iadesi ve bazı evliliklerde köle statüsünün korunması, bu korumanın insan onuru eşitliği değil, daha çok ekonomik ve sosyal düzen mantığıyla kurulduğunu gösterir.

Hukuki başvuru ve keyfi şiddeti önleme yönü var mıydı
Evet, bu açıdan dikkate değer bir tarafı var. Telipinu Fermanı'nda, kral ve prenslerle ilgili hoşnutsuzlukların bile cinayetle değil hukuki yollarla çözülmesi istenir; yanlış yapanların yargılanmasında pankus adı verilen üst kuruldan söz edilir. Bu, en azından siyasal-toplumsal düzlemde, keyfi intikam yerine hukuki çözüm arayışını teşvik eden bir çerçeve sunar.

Toplum güvenliği bakımından ilginç hükümler var mıydı
Vardı. Faili bulunamayan bir ölümde, en yakın yerleşimin mağdur yakınlarına toprak vermesi gibi hükümler görülür. Bu, bugün bize tuhaf gelse de, o çağ için yerel topluluğu güvenlikten sorumlu tutan bir modeldi. Bir bakıma bireyin güvenliği yalnızca aile meselesi değil, yerel kamusal sorumluluk sayılmış oluyordu.

Ekonomik ve sosyal haklara benzeyen bir taraf var mıydı
Doğrudan modern "sosyal hak" dili yoktu; ancak fiyatların, ücretlerin ve bazı hizmet yükümlülüklerinin hukukla düzenlenmesi, devletin ekonomik ilişkileri keyfiliğe bırakmadığını gösterir. Britannica, özgür kişi ve kölenin ücretlerinin bile düzenlendiğini belirtir. Bu, çağdaş anlamda emek hakkı değildir; ama hukuk düzeninin gündelik hayatı kapsadığını gösterir.

Peki bugünkü gözle "olumlu" sayılabilecek unsurlar hangileridir
Bugünkü dile en çok yaklaşan unsurlar şunlardır: bedensel zararın cezasız bırakılmaması, öldürmede telafi mekanizması, kaçırmaya karşı yaptırım, kadının çeyizinin hukuken tanınması, ayrılıkta mal paylaşımının yazılı kurala bağlanması ve mahkeme/kurul yoluyla çözüm arayışı. Bunlar evrensel insan hakları değil; fakat çıplak güç yerine kural, tazmin ve prosedür arayan hükümlerdi.

Bugünkü insan haklarıyla açıkça çatışan yönler nelerdi
En belirgin sorunlar şunlardı: özgür-köle ayrımı, kadın ve erkeğin eşit sayılmaması, cinsel suçlarda ataerkil bakış, köleliğin meşru kabul edilmesi ve bazı suçlarda çok sert yaptırımların sürmesiydi. Özellikle aynı eylem için köleye verilen zararda daha düşük tazmin öngörülmesi, hukuk korumasının herkese aynı ölçüde tanınmadığını açıkça gösterir.

Son Söz
Hitit Yasaları insan hakları bakımından nasıl değerlendirilmelidir
Hitit Yasaları'nı bugünkü anlamda bir insan hakları metni olarak nitelemek doğru olmaz. Ama onu tamamen kaba ve karanlık bir güç hukuku saymak da eksik kalır. Çünkü bu metinlerde, kendi çağı için önemli sayılabilecek biçimde ölçülülük, tazmin, kişi kaçırmaya karşı koruma, aile malının tanınması ve hukuki başvuru gibi damarlar vardır. Yine de bütün bunlar, özgür insan ile köleyi, erkek ile kadını eşit gören evrensel bir hak anlayışına değil; hiyerarşik ve ataerkil bir toplumsal düzene bağlıydı. En doğru cümle şu olur: Hitit Yasaları insan haklarının kendisi değil, bazı erken hukuk koruma fikirlerinin tarih içindeki uzak öncüllerinden biri olarak okunabilir.
"Adaletin tarihi, insanın bir günde merhametli oluşunun değil; yavaş yavaş keyfiliği sınırlamayı öğrenişinin tarihidir."
- Ersan Karavelioğlu
Son düzenleme: