Saff Suresi'nin Arapça ve Türkçe Okunuşu Nasıldır
“Saflar hâlinde duranların ardında, göklerin ve yerin sahibi konuşur.”![]()
Saff Suresi Hakkında Genel Bilgi
| Bilgi | Detay |
|---|---|
| Saff (الصّفّ) – Saflar | |
| 61 | |
| Medine | |
| 14 | |
| Allah yolunda birlik, sadakat, samimiyet ve mücadele |
Arapça Okunuş ve Türkçe Meali (1. – 5. Ayetler Örneğiyle)
1. Ayet
Arapça:
سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ ۖ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
Okunuşu:
Sebbaha lillâhi mâ fissemâvâti ve mâ fil-ard; ve huvel azîzul hakîm.
Türkçe Meali:
Göklerde ve yerde olan her şey Allah’ı tesbih etmektedir. O, üstün kudret sahibi, hüküm ve hikmet sahibidir.
2. Ayet
Arapça:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لِمَ تَقُولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ
Okunuşu:
Yâ eyyuhellezîne âmenû lime tekûlûne mâ lâ tef‘alûn.
Türkçe Meali:
Ey iman edenler! Yapmadığınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?
3. Ayet
Arapça:
كَبُرَ مَقْتًا عِندَ اللَّهِ أَنْ تَقُولُوا مَا لَا تَفْعَلُونَ
Okunuşu:
Kebure makten ‘indallâhi en tekûlû mâ lâ tef‘alûn.
Türkçe Meali:
Yapmadığınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir gazaba yol açar.
4. Ayet
Arapça:
إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الَّذِينَ يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِهِ صَفًّا كَأَنَّهُمْ بُنْيَانٌ مَرْصُوصٌ
Okunuşu:
İnnallâhe yuhibbullezîne yugâtilûne fî sebîlihî saffen keennehum bunyânun marsûs.
Türkçe Meali:
Şüphesiz Allah, kendi yolunda bir saf halinde savaşan, sanki birbirine kenetlenmiş bir duvar gibi olanları sever.
5. Ayet
Arapça:
وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِ يَا قَوْمِ لِمَ تُؤْذُونَنِي وَقَدْ تَعْلَمُونَ أَنِّي رَسُولُ اللَّهِ إِلَيْكُمْ
Okunuşu:
Ve iz kâle Mûsâ li kavmihî yâ kavmi lime tu’zûneni ve kad ta‘lemûne ennî resûlullâhi ileykum.
Türkçe Meali:
Hani Musa, kavmine demişti ki: “Ey kavmim! Biliyorsunuz ki ben size gönderilmiş bir Allah elçisiyim, niçin bana eziyet ediyorsunuz?”
6. Ayet
Arapça:
وَإِذْ قَالَ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ يَا بَنِي إِسْرَائِيلَ إِنِّي رَسُولُ اللَّهِ إِلَيْكُمْ مُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيَّ مِنَ التَّوْرَاةِ وَمُبَشِّرًا بِرَسُولٍ يَأْتِي مِنْ بَعْدِي اسْمُهُ أَحْمَدُ ۖ فَلَمَّا جَاءَهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ قَالُوا هَٰذَا سِحْرٌ مُبِينٌ
Okunuşu:
Ve iz kâle ‘Îsâbnu Meryeme yâ benî isrâîle innî resûlullâhi ileykum musaddikan limâ beyne yedeyye mine’t-Tevrâti ve mubashshiran bi resûlin ye’tî min ba‘dî ismuhu Ahmed. Felemmâ câehum bil beyyinâti kâlû hâzâ sihrun mubîn.
Türkçe Meali:
Hani Meryem oğlu İsa demişti ki: "Ey İsrailoğulları! Ben, size Allah’ın gönderdiği bir elçiyim. Benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek, adı 'Ahmed' olan bir elçiyi müjdeleyici olarak geldim." Fakat o elçi kendilerine açık delillerle gelince, "Bu apaçık bir büyüdür" dediler.
7. Ayet
Arapça:
وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرَىٰ عَلَى اللَّهِ الْكَذِبَ وَهُوَ يُدْعَىٰ إِلَى الْإِسْلَامِ ۚ وَاللَّهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ
Okunuşu:
Ve men azlemu mimmenifterâ ‘alallâhi’l-kezibe ve huve yud‘â ile’l-islâmi; vallâhu lâ yehdîl kavme’z-zâlimîn.
Türkçe Meali:
Allah’a karşı yalan uydurandan ve İslam’a çağrıldığı hâlde yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Allah, zalim toplumu doğru yola iletmez.
8. Ayet
Arapça:
يُرِيدُونَ لِيُطْفِئُوا نُورَ اللَّهِ بِأَفْوَاهِهِمْ وَاللَّهُ مُتِمُّ نُورِهِ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ
Okunuşu:
Yurîdûne li yutfi’û nûrallâhi bi efvâhihim; vallâhu mutimmu nûrihî ve lev kerihe’l-kâfirûn.
Türkçe Meali:
Ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki Allah, kâfirler istemese bile nurunu tamamlayacaktır.
9. Ayet
Arapça:
هُوَ الَّذِي أَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدَىٰ وَدِينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدِّينِ كُلِّهِ وَلَوْ كَرِهَ الْمُشْرِكُونَ
Okunuşu:
Huvellezî ersele resûlehu bil-hüdâ ve dîni’l-hakkı li yuzhirahu ‘aleddîni kullihî ve lev kerihe’l-mushrikûn.
Türkçe Meali:
O, elçisini hidayet ve hak din ile gönderdi ki onu, tüm dinlerin üstünde kılmak istesin. Müşrikler hoşlanmasa da…
10. Ayet
Arapça:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا هَلْ أَدُلُّكُمْ عَلَىٰ تِجَارَةٍ تُنْجِيكُمْ مِنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ
Okunuşu:
Yâ eyyuhellezîne âmenû hel edullukum ‘alâ ticâratin tuncîkum min ‘azâbin elîm.
Türkçe Meali:
Ey iman edenler! Sizi elem verici bir azaptan kurtaracak bir ticareti size göstereyim mi?
11. Ayet
Arapça:
تُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَتُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ بِأَمْوَالِكُمْ وَأَنْفُسِكُمْ ۚ ذَٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ
Okunuşu:
Tu’minûne billâhi ve resûlihî ve tucâhidûne fî sebîlillâhi bi emvâlikum ve enfusikum; zâlikum hayrun lekum in kuntum ta‘lemûn.
Türkçe Meali:
Allah’a ve Resûlü’ne inanır, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda mücadele ederseniz… İşte bu, sizin için en hayırlı olandır; eğer bilirseniz.
12. Ayet
Arapça:
يَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَيُدْخِلْكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ وَمَسَاكِنَ طَيِّبَةً فِي جَنَّاتِ عَدْنٍ ۚ ذَٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ
Okunuşu:
Yagfir lekum zunûbekum ve yudkhilkum cennâtin tecrî min tahtihel enhâru ve mesâkine tayyibeten fî cennâti ‘adn; zâlike’l-fevzu’l-‘azîm.
Türkçe Meali:
(O zaman) Allah, günahlarınızı bağışlar; sizi altından ırmaklar akan Adn cennetlerinde, güzel konaklara yerleştirir. İşte bu, en büyük kurtuluştur.
13. Ayet
Arapça:
وَأُخْرَىٰ تُحِبُّونَهَا ۖ نَصْرٌ مِنَ اللَّهِ وَفَتْحٌ قَرِيبٌ ۚ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنِينَ
Okunuşu:
Ve uhrâ tuhibbûnehâ; nasrun minallâhi ve fethun karîb; ve beşşiri’l-mu’minîn.
Türkçe Meali:
Bir de sevdiğiniz başka bir şey daha var: Allah’tan bir yardım ve yakın bir zafer. Müminleri müjdele!
14. Ayet
Arapça:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُونُوا أَنْصَارَ اللَّهِ كَمَا قَالَ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ لِلْحَوَارِيِّينَ مَنْ أَنْصَارِي إِلَى اللَّهِ ۖ قَالَ الْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ أَنْصَارُ اللَّهِ فَآمَنَتْ طَائِفَةٌ مِنْ بَنِي إِسْرَائِيلَ وَكَفَرَتْ طَائِفَةٌ ۖ فَأَيَّدْنَا الَّذِينَ آمَنُوا عَلَىٰ عَدُوِّهِمْ فَأَصْبَحُوا ظَاهِرِينَ
Okunuşu:
Yâ eyyuhellezîne âmenû kûnû ansârallâhi kemâ kâle ‘Îsâbnu Meryeme lil-havâriyîne men ansârî ilallâh. Kâle’l-havâriyûne nahnu ansârullâh. Fe âmene tâifatun min benî isrâîle ve keferet tâifeh. Fe eyyednâllezîne âmenû ‘alâ ‘aduwwihim fe asbahû zâhirîn.
Türkçe Meali:
Ey iman edenler! Allah’ın yardımcıları olun! Hani Meryem oğlu İsa, havarilere “Allah’a giden yolda benim yardımcılarım kimdir?” demişti. Havariler: “Biz Allah’ın yardımcılarıyız” dediler. İsrailoğulları’ndan bir grup iman etti, bir grup inkâr etti. Biz de iman edenleri düşmanlarına karşı destekledik, böylece galip geldiler.
Saff Suresi'nin Sonu
Bu sure, bir sesleniştir:
“Söz veriyorsan tut. İnandığını yaşa. Birlikte saf tut.”
Saff Suresi’nin Manevî Vurgusu
bu surenin özüdür.
“İnananlar, yalnızca konuşmaz… birlikte yürür, birlikte saf tutar.”
Tüm Ayetlerin PDF veya Tam Metni İçin:
Sonuç: Bu Surede Dua Yok, Ama Bir Çağrı Var
Saff Suresi’nde klasik dua cümleleri olmasa da,
bu sure bir dua gibi yükselir göklere:
"Birlik olun, dürüst olun, Allah için saf tutun."
Son düzenleme: