📖 Meryem Suresi 9. Ayette “Bu Benim İçin Kolaydır; Daha Önce Sen Hiçbir Şey Değilken Seni de Ben Yaratmıştım” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
54,157
2,736,297
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Meryem Suresi 9. Ayette “Bu Benim İçin Kolaydır; Daha Önce Sen Hiçbir Şey Değilken Seni de Ben Yaratmıştım” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“İnsan bazen önündeki şartlara bakar ve ‘Bu nasıl mümkün olacak?’ diye düşünür. Allah ise kuluna kendi başlangıcını hatırlatır: Sen bir zamanlar yoktun ve seni var eden Rabbin, bugün sana zor görünen şeyi yaratmaktan aciz değildir. Meryem 9, insana sebepleri küçümsemeyi değil, sebeplerin arkasındaki Yaratan’ı unutmamayı öğretir. Çünkü kul için zor olan, Allah’ın kudretine sınır değildir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Meryem Suresi 9. Ayetin Anlamı Nedir ❓​

Meryem Suresi'nin 9. ayeti, Hz. Zekeriyyâ'nın bir önceki ayette dile getirdiği “Ben iyice yaşlanmışken ve eşim çocuk sahibi olamazken nasıl bir oğlum olabilir?” şeklindeki şaşkınlığına verilen ilahî cevaptır.

Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:

“Öyledir. Rabbin buyurdu ki: Bu benim için kolaydır. Daha önce sen hiçbir şey değilken seni de Ben yaratmıştım.”
Meryem Suresi, 19:9
Ayet, Zekeriyyâ'nın dikkatini mevcut şartlardan kendi yaratılışının başlangıcına çevirmektedir. Zekeriyyâ bugün yaşlıdır, eşi de çocuk sahibi olamamaktadır. Bunlar insan açısından gerçek ve ciddi sebeplerdir. Ancak Allah ona daha temel bir hakikati hatırlatmaktadır: Sen bir zamanlar hiç yoktun ve seni varlığa Ben çıkardım.

Dolayısıyla ayetin temel mesajı şudur: İnsanın zor gördüğü şey ile Allah’ın yaratma kudreti aynı ölçüyle değerlendirilemez.

2️⃣ “Bu Benim İçin Kolaydır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Bu ifade Allah'ın yaratmasının insanın çabasına benzeyen bir zorluk ve güçlük altında olmadığını anlatmaktadır.

İnsan bir iş yaparken enerji harcar.

Malzemeye ihtiyaç duyar.

Zamana ihtiyaç duyar.

Bilgiye ve imkâna ihtiyaç duyar.

Büyük bir iş küçük bir işe göre daha zor olabilir.

Allah'ın yaratması ise yaratılmışların çalışma biçimine benzemez. Bu nedenle Allah'ın:

“Bu benim için kolaydır.”

buyurması, Zekeriyyâ'nın gözünde olağanüstü görünen bir olayın Allah'ın kudreti açısından imkânsız olmadığını göstermektedir.

Burada Allah'ın kudreti insanın kudretiyle kıyaslanmaz.

Kul için zorluk vardır; Allah’ın kudreti ise kulun zorluk ölçülerine tabi değildir.

3️⃣ Allah İçin “Kolay” ve “Zor” Kavramlarını Nasıl Anlamalıyız ❓​

İnsan için kolay ve zor arasında büyük fark vardır. Bir bardak kaldırmak kolay, tonlarca ağırlığı kaldırmak zordur. Birkaç satır yazmak kolay, binlerce sayfa üretmek çok daha zordur.

Fakat Allah hakkında bu kavramları insan tecrübesindeki fiziksel yorgunluk anlamıyla düşünmek doğru değildir.

Ayet bize insanın anlayabileceği bir dille konuşmaktadır. Mesaj şudur:

Allah’ın kudreti karşısında Zekeriyyâ’ya çocuk vermek herhangi bir güç yetmezliğiyle karşılaşmaz.

Allah'ın yaratması için:

“Bu biraz zor.”

“Bu çok enerji ister.”

“Bunun için daha fazla hazırlanması gerekir.”

gibi yaratılmışlara ait sınırlamalar düşünülemez.

Bu nedenle ayet tevhid açısından çok güçlü bir hakikat öğretir:

Allah’ın kudreti yaratılmışların kudret ölçülerinin ötesindedir.

4️⃣ “Daha Önce Seni de Ben Yaratmıştım” İfadesi Neden Hatırlatılmaktadır ❓​

Çünkü insan bazen bugünkü şartlara o kadar yoğunlaşır ki kendi varlığının zaten başlı başına büyük bir yaratılış hakikati olduğunu unutur.

Zekeriyyâ:

“Ben yaşlıyım.”

demektedir.

Allah ise adeta:

“Senin yaşlı hâlinden önce gençliğin vardı; gençliğinden önce çocukluğun vardı; bundan da önce sen hiç yoktun. Seni varlığa çıkaran Benim.”

hakikatini hatırlatmaktadır.

Bu hatırlatma, Zekeriyyâ'nın sorusunu küçümsemek değildir. Onun bakışını daha geniş bir çerçeveye taşımaktadır.

İnsan bugünkü problemini görür.

Allah ona bazen kendi başlangıcını düşündürür.

Var oluşunun kendisi Allah’ın kudretine işaret ederken, insanın Allah’ın yeni bir şey yaratmasını mutlak imkânsız görmesi tutarlı değildir.

5️⃣ “Sen Hiçbir Şey Değilken” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Bu ifade insanın bir zamanlar mevcut olmadığını, Allah'ın onu sonradan var ettiğini anlatmaktadır.

İnsan ezelî değildir.

Kendi kendisini yaratmamıştır.

Doğacağı zamanı seçmemiştir.

Anne babasını seçmemiştir.

Bedeni başlangıçta kendi iradesiyle kurmamıştır.

İnsan varlığı kendisine verilmiş bir nimettir.

Bu nedenle ayet insanı kendi kökeni üzerinde düşünmeye çağırır.

İnsan büyük başarılar elde edebilir ve:

“Ben yaptım.”

diyebilir.

Emeğini küçümsemek doğru değildir. Fakat daha temel seviyede o emeği gösterebilecek varlığın kendisi bile Allah’ın yaratmasıdır.

Bu hakikat kibri kırar.

Sen kendi varlığının başlangıcının bile sahibi değilsen, bütün başarılarının mutlak sahibi olduğunu nasıl düşünebilirsin?

6️⃣ Bu Ayet İnsanın Yaratılmışlığını Neden Hatırlatır ❓​

Çünkü insanın en büyük yanılgılarından biri, bir süre sonra kendini kendine yeterli sanmasıdır.

Sağlık vardır.

Para vardır.

Bilgi vardır.

Güç vardır.

İnsan bunlarla uzun süre yaşadığında bunların kendisine ait mutlak özellikler olduğunu düşünmeye başlayabilir.

Meryem 9 ise insanın en temel gerçeğini hatırlatır:

Sen yaratılmışsın.

Bu küçültücü bir ifade değildir.

Tam tersine insanın doğru konumunu gösterir.

Yaratılmış olmak, değersiz olmak değildir.

İnsan Allah tarafından yaratılmış, akıl verilmiş, sorumluluk verilmiş ve kullukla şereflendirilmiştir.

Fakat kul hiçbir zaman Rab hâline gelmez.

İnsanın değeri yaratılmış olmadığını sanmasında değil, yaratılmış olduğunu bilerek Rabbine yönelmesindedir.


7️⃣ Bu Ayet Allah’ın Yoktan Yaratma Kudretini mi Anlatır ❓​

Ayetin açık mesajlarından biri, Zekeriyyâ'nın daha önce mevcut değilken Allah tarafından yaratılmış olmasıdır. Bu, Allah'ın yaratma kudretinin insanın mevcut malzemeleri dönüştürme kabiliyetine benzemediğini gösterir.

İnsan genellikle zaten var olan şeyleri kullanır.

Ağaçtan masa yapar.

Taştan bina yapar.

Metali şekillendirir.

İnsan “üretirken” bile çoğunlukla Allah'ın yaratmış olduğu maddeler üzerinde işlem yapmaktadır.

Allah'ın yaratması ise bu anlamda insan üretimine benzemez.

Bu yüzden ayet insanı şu büyük hakikate taşır:

Bir zamanlar hiçbir insan var değildi; varlığı başlatan Allah’tır.

Bu hatırlatma, Yahyâ'nın doğumunun Allah açısından neden imkânsız olmadığını anlamanın temelidir.

8️⃣ Allah’ın Zekeriyyâ’ya Çocuk Vermesi Bir Mucize midir ❓​

Evet, Zekeriyyâ'nın ileri yaşı ve eşinin çocuk sahibi olamaması bağlamında Yahyâ'nın müjdelenmesi olağanüstü bir ilahî ikram olarak anlatılmaktadır.

Bu olay günlük hayatta her insanın beklemesi gereken sıradan biyolojik bir durum değildir.

Bu ayrım önemlidir.

Mucizeye inanmak:

“Normal biyolojik süreçlerin hiçbir anlamı yoktur.”

demek değildir.

Allah normal hayatta belirli sebepler ve düzenler yaratmıştır. İnsan da bu düzenleri araştırabilir ve onlardan yararlanabilir.

Fakat Allah'ın kudreti bu düzenlere mahkûm değildir.

Bu nedenle mucize ile normal sebep düzeni arasında şu denge korunmalıdır:

Normal hayatta sebepleri kullan; Allah’ın kudretini ise sebeplerle sınırlandırma.

9️⃣ Bu Ayet Sebepleri Terk Etmemizi mi İster ❓​

Hayır.

Ayet:

“Allah her şeye kadirdir, o hâlde hiçbir tedbir alma.”

dememektedir.

İnsan hastalandığında tedavi olur.

Çocuk sahibi olmak isteyen çift gerektiğinde tıbbi yardım alabilir.

İş isteyen insan başvuru yapar.

Sınava girecek öğrenci çalışır.

Bunların hepsi hayatın sebepleridir.

Sorun sebepleri kullanmak değil, sebeplere Allah'a ait mutlak güç vermektir.

Bir doktor:

“Bu tedavinin başarı ihtimali düşüktür.”

diyebilir.

Bu, onun tıbbi veriye göre yaptığı değerlendirmedir.

Fakat doktor Allah değildir.

Aynı şekilde insan:

“Bütün tedbirleri aldım.”

diyebilir.

Ama tedbir de sonucu garanti eden bir ilah değildir.

Tevhid, sebebi kullanırken sebebin sınırını bilmektir.

🔟 “Bu Allah İçin Kolaydır” Demek İnsan İçin Her Şeyin Kolaylaşacağı Anlamına Gelir mi ❓​

Hayır. Allah'ın bir şeyi yaratmaya kadir olması ile insanın o süreçte hiç zorluk yaşamaması aynı şey değildir.

İnsan dua eder.

Bekler.

Tedavi görür.

Sıkıntı yaşayabilir.

Sabretmek zorunda kalabilir.

Allah'ın kudreti sonsuzdur; fakat dünya hayatı yine imtihan dünyasıdır.

Bu nedenle ayeti:

“Allah için kolay, o hâlde benim istediğim hemen ve zahmetsizce olmalı.”

şeklinde okumak doğru değildir.

Zekeriyyâ bile uzun bir bekleyiş yaşamıştır.

Allah'ın kudretine iman etmek, Allah'ın bizim takvimimize göre hareket etmek zorunda olduğunu düşünmek değildir.

Allah’ın gücü sınırsızdır; fakat kulun isteğinin zamanı ve biçimi yine Allah’ın hikmetine bağlıdır.

1️⃣1️⃣ Bu Ayet İmkânsız Görünen Durumlarda Bize Nasıl Umut Verir ❓​

Meryem 9 insanın karşılaştığı her problemi:

“Kesin çözülecek.”

diye garanti etmez.

Fakat insana şu önemli manevi ölçüyü verir:

Kendi gördüğün sınırı Allah’ın kudretinin sınırı sanma.

İnsan:

“Ben çözüm göremiyorum.”

diyebilir.

Bu dürüst bir cümledir.

Ama:

“Dolayısıyla hiçbir çözüm var olamaz.”

demek daha büyük bir iddiadır.

Aradaki fark önemlidir.

Mümin:

“Benim bilgim ve gücüm burada bitiyor; Allah ise benim bilmediğimi bilir.”

diyebilir.

Bu yaklaşım insanı hayal dünyasına değil, tevazuya ve umuda götürür.

Ümit, kesin sonuç bildiğimizi iddia etmek değildir.

Ümit, Allah’ın rahmetinin bizim gördüğümüzden daha geniş olabileceğini kabul etmektir.

1️⃣2️⃣ Bu Ayet “Allah’a Güven, Hiçbir Şey Yapma” Anlamına Gelir mi ❓​

Hayır. Böyle bir anlayış tevekkülü pasifliğe dönüştürür.

Kur’an kıssalarında kulların sürekli hareket ettiğini görürüz.

Musa yolculuk eder.

Zülkarneyn imkanlarını kullanır.

Meryem ilerleyen ayetlerde kendisine verilen yönlendirmelere göre hareket eder.

Zekeriyyâ da dua etmektedir.

Yani kulluk hareketsizlik değildir.

İnsan üzerine düşeni yapar.

Dua eder.

Planlar.

Çalışır.

Sonra kendi kontrolü dışında kalan sonucu Allah'a bırakır.

Bu, tevekkülün dengeli hâlidir.

Elini işten çekip Allah’a güvenmek değil; elinden geleni yaparken kalbini Allah’a bağlamak gerekir.

1️⃣3️⃣ Kendi Yaratılışımızı Düşünmek İmanı Nasıl Güçlendirebilir ❓​

İnsan bazen dışarıdaki olağanüstü işaretleri ararken kendi varlığının ne kadar dikkat çekici olduğunu unutabilir.

Bir zamanlar yoktun.

Sonra var oldun.

Bedenin oluştu.

Kalbin çalışıyor.

Sinir sistemin işliyor.

Düşünebiliyorsun.

Hatırlayabiliyorsun.

Sevebiliyorsun.

Bütün bunlar insanın kendi varlığı üzerinde düşünmesi için büyük bir alan açar.

Buradan bilimsel ayrıntıları ayete zorla yerleştirmeye gerek yoktur.

Ayetin temel tefekkür çağrısı zaten güçlüdür:

Kendi varlığını sıradanlaştırma.

İnsan kendi başlangıcını düşündüğünde kibri azalabilir ve şükrü artabilir.

Var olmak, çoğu zaman fark etmeden yaşadığımız en büyük nimetlerden biridir.

1️⃣4️⃣ Bu Ayet Kibirle Mücadele Konusunda Ne Öğretir ❓​

İnsanın:

“Daha önce sen hiçbir şey değildin.”

hakikatini hatırlaması kibri ciddi biçimde sarsar.

Bugün makamın olabilir.

Büyük bir servetin olabilir.

Binlerce insan seni tanıyabilir.

Bilgin çok olabilir.

Fakat bir zamanlar hiçbiri yoktu.

Hatta sen bile yoktun.

Bu düşünce insanın başarısını değersizleştirmez. Ancak başarının onu ilahlaştırmasını engeller.

İnsan:

“Ben değerliyim.”

diyebilir.

Ama:

“Ben her şeyin sahibiyim.”

diyemez.

Tevazu, başarını inkâr etmek değil; başarının seni yaratılmışlık gerçeğinden koparmasına izin vermemektir.

Meryem 9 insanı tam da bu noktada yerine oturtur.

1️⃣5️⃣ Bu Ayet Ölümden Sonra Dirilişi Anlamamıza da Yardımcı Olur mu ❓​

Ayet doğrudan Zekeriyyâ'ya Yahyâ'nın verilmesi bağlamındadır. Ancak ilk yaratılışın hatırlatılması, Kur’an'ın başka yerlerinde ölümden sonra dirilişle ilgili kullanılan temel düşünce çizgisiyle de uyumludur.

İnsan:

“Öldükten sonra nasıl yeniden dirileceğim?”

diye sorabilir.

Kur’an'ın genel cevabında ilk yaratılış önemli bir hatırlatmadır:

Seni ilk defa yaratan Allah, yeniden yaratmaya da kadirdir.

Fakat Meryem 9'un ana bağlamını kaybetmemek gerekir. Buradaki doğrudan mesele Zekeriyyâ'nın şaşkınlığına verilen cevaptır.

Yine de ayetin taşıdığı genel tevhid ilkesi şudur:

Yaratılışı bir defa başlatan Allah’ın kudreti, insanın gördüğü biyolojik sınırlarla tükenmez.

1️⃣6️⃣ Bu Ayet Günlük Hayattaki “Olmaz” Cümlelerimizi Nasıl Değiştirmelidir ❓​

İnsan hayatında bazen çok hızlı biçimde:

“Olmaz.”

der.

“Ben değişemem.”

“O insan düzelmez.”

“Bu yaştan sonra öğrenemem.”

“Bu sorun çözülmez.”

Bazı durumlarda gerçekten ihtimal çok düşük olabilir. Fakat özellikle kendi gelişimimiz konusunda “olmaz” kelimesini gereğinden fazla kullanmak insanı daha başlamadan durdurabilir.

Meryem 9 her hedefin mucizeyle gerçekleşeceğini öğretmez.

Fakat insana şunu öğretir:

Kendi sınırını dürüstçe bil ama kendi tahminini mutlak hakikat hâline getirme.

Belki başarısız olursun.

Belki hedefin değişir.

Belki beklediğin kapı açılmaz.

Ama bazı şeyleri yalnız:

“Olmaz.”

dediğin için hiç denememek de ayrı bir kayıp olabilir.

İhtimalin düşük olması ile gayretin anlamsız olması aynı şey değildir.

1️⃣7️⃣ Meryem Suresi 8–10. Ayetler Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır ❓​

  1. ayette Zekeriyyâ, kendisine Yahyâ müjdelendikten sonra eşinin çocuk sahibi olamadığını ve kendisinin ileri yaşa ulaştığını hatırlatarak bunun nasıl gerçekleşeceğini sormuştu.
  2. ayette Allah onun şaşkınlığına cevap verir: “Bu benim için kolaydır; daha önce sen hiçbir şey değilken seni de yaratmıştım.” Böylece kulun bakışı mevcut biyolojik şartlardan Allah'ın yaratma kudretine yöneltilir.
  3. ayette Zekeriyyâ bu defa Rabbinden kendisine bir işaret verilmesini isteyecektir. Allah da onun işaretinin, sağlıklı olduğu hâlde üç gece insanlarla konuşamaması olacağını bildirecektir.
Bu üç ayet güçlü bir akış oluşturur: 8. ayette insanî hayret, 9. ayette ilahî kudretin hatırlatılması, 10. ayette ise müjdenin ardından bir alamet talebi.

Bu akış bize şunu öğretir:

İman, soruyu yasaklamaz; soruyu Allah’ın kudretini daha iyi anlamaya götüren bir yola dönüştürür.

1️⃣8️⃣ Meryem Suresi 9. Ayetin En Büyük Manevi Mesajı Nedir ❓​

Bu ayetin en büyük manevi mesajlarından biri şudur:

Kendi sınırını Allah’ın sınırı zannetme.

Sen yorulursun.

Allah yorulmaz.

Sen bilmezsin.

Allah bilir.

Senin imkânların tükenebilir.

Allah'ın kudreti tükenmez.

Sen bir olayın nasıl gerçekleşeceğini göremeyebilirsin.

Bu, Allah'ın hiçbir yol yaratamayacağı anlamına gelmez.

Fakat bu hakikat insanı sorumsuzluğa değil, daha derin bir tevekküle götürmelidir.

Çalış.

Tedbir al.

Gerçeği kabul et.

Sonra Allah'ın kudretini kendi hesaplarının içine hapsetme.

İman, imkânsızı garanti etmek değil; Allah’ın kudretini kendi ihtimallerimizin seviyesine indirmemektir.

1️⃣9️⃣ Meryem Suresi 9. Ayetin Sonuç Olarak Bize Anlattığı Nedir ❓​

Meryem Suresi'nin 9. ayeti, Hz. Zekeriyyâ'nın “Bu nasıl olacak?” şeklindeki insanî şaşkınlığına Allah'ın son derece güçlü ve sade cevabını verir: “Bu benim için kolaydır.” Ardından Zekeriyyâ'nın kendi yaratılışı hatırlatılır. Bir zamanlar o da mevcut değildi; onu varlığa çıkaran Allah'tı.

Bu cevap, insanın bakış açısını değiştirmektedir. Zekeriyyâ yalnız bugünkü şartlara baktığında yaşlı bir beden ve çocuk sahibi olamayan bir eş görmektedir. Bunlar gerçeklerdir. Kur’an bunları inkâr etmez. Fakat Allah, bu gerçeklerin üzerine daha büyük bir hakikati koyar: Yaratılışın Rabbi Allah'tır.

Bu nedenle iman, gerçeği reddetmek değildir. İnsan:

“Şartlar çok zor.”

diyebilir.

Ama ardından:

“Allah’ın kudreti benim gördüğüm şartlarla sınırlı değildir.”

deyebilir.

İşte Meryem 9'un öğrettiği denge budur.

Birçok insan tevekkülü yanlış anlayarak gerçekçi değerlendirmeyi imansızlık gibi görebilir. Oysa Zekeriyyâ'nın kendisi yaşlılığını ve eşinin durumunu açıkça söylemiştir.

Allah ona:

“Bunları söyleme.”

dememiştir.

Onun bakışını genişletmiştir.

Bu nedenle mümin doktorun teşhisini dinleyebilir, ekonomik tabloyu değerlendirebilir ve teknik sorunu olduğu gibi görebilir. Bunların hiçbirinde iman kaybı yoktur.

Fakat bütün bu değerlendirmelerin ardından son sözü insan verilerinin mutlaklaştırılmasına bırakmaz.

Doktor tıbbi ihtimali söyler.

Ekonomist ekonomik ihtimali söyler.

Mühendis teknik ihtimali söyler.

Bunların hepsi kendi alanlarında değerlidir.

Fakat hiçbirinin bilgisi Allah'ın ilmi değildir.

Bu yüzden Meryem 9 hem aklı korur hem tevhidi korur.

Ayetin:

“Daha önce sen hiçbir şey değilken seni yarattım.”

ifadesi insanın kibri açısından da son derece güçlüdür. İnsan dünyada belirli bir noktaya ulaştığında başlangıcını unutabilir.

Bir şirket kurmuştur.

Serveti büyümüştür.

Makam sahibi olmuştur.

Binlerce insan onu tanımaktadır.

Sonra bütün bunların tamamen kendisinden kaynaklandığını düşünmeye başlayabilir.

Meryem 9 insana:

“Bir zamanlar sen bile yoktun.”

diye hatırlatır.

Bu cümle başarının değerini ortadan kaldırmaz; başarıyı şükürle dengelemeye çalışır.

Sen çalıştın.

Ama çalışacak beden verilmişti.

Sen düşündün.

Ama düşünecek akıl verilmişti.

Sen fırsatı kullandın.

Ama hayatın kendisi sana verilmişti.

Bu bilinç insana şu güzel dengeyi kazandırır:

Emeğini küçümseme; fakat kendini de ilahlaştırma.

Meryem 9 ayrıca insanın bugün sahip olduğu nimetleri yeniden fark etmesini sağlayabilir. İnsan çoğu zaman olmayan şeylere bakar.

Daha fazla para.

Daha iyi iş.

Daha güzel ev.

Daha güçlü beden.

Bunları istemek tek başına yanlış değildir.

Fakat insan bir an için daha temel soruyu sorabilir:

“Benim varlığımın kendisi ne kadar büyük bir nimet?”

Bugün nefes alıyorsun.

Düşünebiliyorsun.

Bir şeyler hissediyorsun.

Dua edebiliyorsun.

Sevebiliyorsun.

Bunların hiçbirini tamamen kendi kendine yaratmadın.

Bu tefekkür, insanı hayatın sıradan görünen yönleri karşısında şükre taşıyabilir.

Bazen insan mucize ararken varlığın kendisini sıradanlaştırır.

Oysa Meryem 9 adeta:

“Önce kendi varlığına bak.”

der.

Ayet aynı zamanda insanın geçmiş ile gelecek arasındaki ilişkisini de değiştirir. Allah Zekeriyyâ'ya bugünkü sorununa cevap verirken geçmişteki en temel olayı hatırlatır: yaratılışını.

Bu bize kendi hayatımızda da güzel bir yöntem öğretebilir.

Zor bir dönemden geçerken geçmişteki nimetleri hatırlamak insanı güçlendirebilir.

Daha önce çözülen sorunlar.

Aşılan dönemler.

Beklenmedik yardımlar.

Bunların hiçbiri geleceğin garantisi değildir.

Ama kalbe:

“Hayatım yalnız bugünkü problemden ibaret değil.”

bilincini verebilir.

İnsan bugünün sıkıntısını bütün hayat hikâyesi hâline getirmemelidir.

Bugünkü karanlık, geçmişteki bütün rahmeti silmez.

Meryem 9'un başka bir önemli dersi, insanın Allah'ın kudretini kendi teknolojik kapasitesiyle ölçmemesi gerektiğidir. İnsanlık bugün çok büyük işler başarabilir.

Uzaya araç gönderebilir.

Organ nakli yapabilir.

Büyük veri sistemleri kurabilir.

Bunlar gerçekten önemli başarılardır.

Fakat bütün bunlar insanı yaratıcı hâline getirmez.

İnsan var olan yasaları keşfeder ve mevcut malzemeler üzerinde çalışır.

Bu nedenle teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin:

Yaratılmış olan, Yaratan’ın makamına çıkmaz.

Teknoloji güçlü olabilir ama ilah değildir.

Bilim büyük olabilir ama mutlak bilgi değildir.

Bu ölçü, modern insanın kendi başarısı karşısında tevazu taşımasına yardımcı olur.

Ayet bize dua ederken de önemli bir ahlak kazandırır. İnsan bazen:

“Allah bunu yapabilir, o hâlde mutlaka benim istediğim gibi yapmalıdır.”

diye düşünebilir.

Bu doğru değildir.

Allah'ın kudreti ile Allah'ın iradesi aynı mesele değildir.

Allah bir şeyi yapmaya kadirdir; fakat ne yapacağını kendi hikmetiyle takdir eder.

Bu yüzden:

“Allah'ın gücü yetiyor.”

cümlesinden:

“O hâlde benim isteğimi mutlaka vermek zorunda.”

sonucu çıkmaz.

Bu ayrım çok önemlidir.

Mümin Allah'ın kudretine inanır, dua eder ve aynı zamanda:

“Hayırlısını Sen bilirsin.”

der.

İşte gerçek kulluk burada ortaya çıkar.

Allah'ı güçlü kabul edip onu kendi isteğimize hizmet eden bir güç gibi görmek tevhid değildir.

Allah Rabdir; kul ise talep eder ve teslim olur.

Meryem 9 çocuk sahibi olamayan insanlar açısından da dikkatle okunmalıdır. Zekeriyyâ'ya Yahyâ'nın verilmesi çok büyük bir mucizedir.

Ancak bu ayeti alıp çocuk sahibi olamayan her insana:

“Allah için kolay, demek ki kesin olacak.”

demek doğru değildir.

Allah'ın bir şeye kadir olması ile o şeyi her kul için mutlaka takdir etmesi aynı şey değildir.

Bu nedenle ayet umut verirken insanları suçluluk ve sahte garanti altına sokmamalıdır.

Bir çift çocuk sahibi olamayabilir.

Bu onların duasının değersiz olduğunu göstermez.

Allah'ın onları sevmediğini göstermez.

İmanlarının eksik olduğunu da göstermez.

Kaderin ayrıntılarını biz dağıtamayız.

Ayetten öğreneceğimiz şey, Allah'ın kudretinden ümit kesmemek ve sonucu yine Allah'a bırakmaktır.

Meryem 9'un günlük hayattaki en güzel uygulamalarından biri ise “Ben yapamam” ile “Bu yapılamaz” arasındaki farkı bilmektir.

İnsan bazen:

“Ben bunu şu anda yapabilecek durumda değilim.”

diyebilir.

Bu dürüstlüktür.

Ama hemen:

“Dolayısıyla bu hiçbir şekilde mümkün değildir.”

demek aşırı bir genelleme olabilir.

Bazen başka yöntem vardır.

Başka zaman vardır.

Başka insan vardır.

Belki hedef değişmelidir.

Belki de gerçekten mümkün değildir.

İnsan bunu her zaman baştan bilemez.

Bu yüzden tevazu:

“Benim bilgim kadarını biliyorum.”

diyebilmektir.

Bu, Meryem 9'un ilim ahlakıyla da uyumludur.

Ayet ayrıca insanın geçmişteki yokluğunu hatırlatarak ölüm karşısındaki perspektifini de değiştirir. İnsan bir gün bu dünyadan ayrılacaktır.

Beden güçsüzleşebilir.

Hayat sona erebilir.

Fakat Kur’an'ın genel öğretisinde Allah'ın yaratması ilk doğumla sınırlı değildir.

Bu nedenle ilk yaratılışı hatırlamak, ahiret imanını da güçlendiren bir tefekkür alanı oluşturur.

Seni ilk kez yaratmış olan Allah, varlığın bütün aşamalarının Rabbidir.

Bu düşünce insanın dünyaya aşırı bağlanmasını azaltabilir.

Dünya değerlidir.

Ama ebedî değildir.

İnsan burada çalışır, sever, aile kurar ve hayır üretir.

Fakat sonunda Rabbine döneceğini bilir.

Meryem Suresi'nin 9. ayeti bugün bize şu soruları sordurur: Kendi imkânımın sınırını Allah'ın kudretinin sınırı mı sanıyorum? Sebepleri kullanırken onları mutlak güç hâline mi getiriyorum? Başarılarım bana yaratılmış olduğumu unutturuyor mu? Dua ederken Allah'ın kudretine inanıyor ama aynı zamanda sonucu O'nun hikmetine bırakabiliyor muyum?

Bu sorular ayetin yalnız Yahyâ'nın mucizevi doğumunun mümkünlüğünü açıklamadığını; Allah'ın kudreti, insanın yaratılmışlığı, tevekkül, sebep, dua, tevazu ve şükür hakkında son derece güçlü bir hayat ölçüsü sunduğunu göstermektedir.

Sonuç olarak Meryem 9 bize şunu öğretmektedir: Hz. Zekeriyyâ'ya çocuk verilmesi insan açısından olağanüstü görünse de Allah'ın kudreti açısından imkânsız değildir. Allah Zekeriyyâ'ya kendi yaratılışını hatırlatarak, bir zamanlar hiç yokken onu var ettiğini bildirmiştir.

Gerçeği gör ama gerçeğin Rabbini unutma.

Sebebe sarıl ama sebebi ilahlaştırma.

Kendi gücünü bil ama Allah'ın kudretini kendi gücünle ölçme.

Başarını küçümseme ama başlangıcını unutup kibirlenme.

Ve hayat sana:

“Bu çok zor.”

dediğinde şu ayrımı koru:

Senin için zor olan, Allah’ın kudretine sınır değildir.

⠀

🌿 Son Söz​

“Bir zamanlar sen yoktun; seni var eden Rabbin bugün önünde duran sebeplerin de Rabbidir. Bu yüzden şartları inkâr etme, hesaplarını yap ve üzerine düşeni yerine getir; fakat kendi gücünün bittiği yere Allah’ın kudretinin de bittiğini yazma. Dua ederken istediğini samimiyetle söyle, fakat sonucunu Rabbine bırak. Çünkü kulluğun güzelliği, her istediğini garanti etmekte değil; sebeplerin içinde çalışırken kalbinin nihai güvenini Yaratan’a verebilmektedir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt