İslam Felsefesi Nedir
"İslam felsefesi, aklın karanlığa karşı yaktığı bir kandil değil yalnızca; vahyin nuruyla kendi sınırını, sorumluluğunu ve hakikate duyduğu edebi öğrenen derin bir düşünce yolculuğudur."
— Ersan Karavelioğlu
İslam Felsefesi Nedir
İslam felsefesi, İslam medeniyeti içinde gelişen; varlık, bilgi, akıl, ruh, ahlak, Allah, evren, insan, özgürlük, kader, toplum, siyaset ve mutluluk gibi temel meseleleri aklî yöntemlerle inceleyen büyük bir düşünce geleneğidir.
Bu felsefe, yalnızca eski Yunan düşüncesinin Arapçaya çevrilmesiyle doğmuş basit bir aktarım değildir. Elbette Antik Yunan felsefesi, özellikle Platon, Aristoteles ve Yeni-Platoncu gelenek İslam felsefesinin oluşumunda etkili olmuştur. Fakat İslam felsefesi, bu mirası Kur'anî dünya görüşü, tevhid inancı, nübüvvet anlayışı, ahlak bilinci ve İslam medeniyetinin ilim geleneği içinde yeniden yorumlamıştır.
| Temel Alan | İslam Felsefesindeki Anlamı |
|---|---|
| Varlık | Allah, alem, yaratılış, zorunlu ve mümkün varlık meselesi |
| Bilgi | Akıl, vahiy, duyular, sezgi ve burhan ilişkisi |
| Ahlak | Erdem, mutluluk, nefs terbiyesi ve iyi hayat |
| İnsan | Ruh, akıl, irade, sorumluluk ve kemal arayışı |
| Siyaset | Adalet, yönetim, erdemli toplum ve imamet/başkanlık |
| Metafizik | Allah'ın varlığı, sıfatları, yaratma ve kozmik düzen |
İslam felsefesi, insan aklını vahye düşman bir güç gibi değil; hakikati anlamaya çalışan sorumlu bir emanet gibi görür.
İslam Felsefesinin Temel Amacı Nedir
İslam felsefesinin temel amacı, hakikati akıl, düşünce, delil ve hikmet yoluyla anlamaya çalışmaktır. Bu hakikat yalnızca dış dünyayı tanımakla sınırlı değildir; insanın kendisini, Allah ile ilişkisini, evrendeki yerini ve hayatın nihai anlamını kavramasını da içerir.
İslam filozofları için felsefe, kuru bir zihin oyunu değildir. Felsefe, insanı daha hikmetli, daha erdemli, daha bilinçli ve daha olgun hâle getirmelidir.
| Amaç | Açıklama |
|---|---|
| Hakikati Aramak | Varlığın ve hayatın anlamını kavramak |
| Aklı Kullanmak | Düşünmeyi, sorgulamayı ve delili önemsemek |
| Vahyi Anlamak | İlahi mesajın hikmet boyutunu kavramak |
| Nefsi Terbiye Etmek | Bilgiyi ahlaka dönüştürmek |
| Erdemli Hayat Kurmak | İnsanın kemale yönelmesini sağlamak |
| Toplumu Islah Etmek | Adaletli ve hikmetli bir düzen aramak |
Bu açıdan İslam felsefesi, yalnızca "ne vardır
İslam Felsefesi Nasıl Ortaya Çıktı
İslam felsefesi, özellikle Abbasiler döneminde gelişen büyük tercüme hareketleriyle güçlü biçimde görünür hâle geldi. Bağdat, bu dönemde ilim, tercüme, matematik, astronomi, tıp, mantık ve felsefe çalışmalarının merkezlerinden biri oldu.
Antik Yunan felsefesine ait eserler Arapçaya çevrildi. Aristoteles'in mantık ve metafizik eserleri, Platon'un düşünceleri, Yeni-Platoncu yorumlar ve Helenistik bilim mirası İslam dünyasında tartışılmaya başlandı. Fakat Müslüman düşünürler bu metinleri yalnızca kopyalamadı; onları İslam'ın tevhid, yaratılış, peygamberlik ve ahiret anlayışıyla birlikte yeniden değerlendirdi.
| Oluşum Kaynağı | Etkisi |
|---|---|
| Kur'an Ve Sünnet | Temel dünya görüşünü ve ahlaki yönü belirledi |
| Kelam Geleneği | İnanç meselelerinde aklî tartışma zemini sundu |
| Yunan Felsefesi | Mantık, metafizik ve sistematik düşünce katkısı verdi |
| Hint Ve Fars Mirası | Matematik, astronomi, siyaset ve hikmet alanlarını etkiledi |
| Bilimsel Çalışmalar | Felsefeyi doğa, tıp, matematik ve astronomiyle besledi |
Bu süreçte İslam felsefesi, farklı medeniyetlerden gelen fikirleri tevhid merkezli bir düşünce potasında yeniden işledi.
İslam Felsefesi İle Kelam Arasındaki Fark Nedir
İslam düşüncesinde felsefe ve kelam birbirine yakın ama aynı olmayan iki büyük alandır. Kelam, İslam inanç esaslarını savunmak, açıklamak ve aklî delillerle temellendirmek için gelişmiştir. Felsefe ise daha geniş bir şekilde varlık, bilgi, ahlak, evren ve insan üzerine sistematik düşünür.
| Alan | Temel Özellik |
|---|---|
| Kelam | İnanç esaslarını aklî delillerle savunur |
| Felsefe | Varlık, bilgi, akıl, ahlak ve evreni sistemli inceler |
| Kelamın Başlangıç Noktası | İman esasları |
| Felsefenin Başlangıç Noktası | Hakikat arayışı ve aklî araştırma |
| Kelamcı | İnancı açıklamaya ve savunmaya odaklanır |
| Filozof | Varlığın bütün yapısını anlamaya çalışır |
Fakat bu ayrım mutlak değildir. Bazı düşünürlerde kelam ile felsefe iç içe geçer. Mesela Gazali hem kelamcı hem felsefe eleştirmeni hem de derin bir metafizik düşünürdür. Fahreddin Razi gibi isimlerde kelam, felsefî derinlik kazanır.
İslam Felsefesinin Ana Konuları Nelerdir
İslam felsefesi çok geniş bir alandır. Metafizikten ahlaka, mantıktan siyasete, bilgi teorisinden psikolojiye kadar birçok konuyu kapsar.
| Konu | Açıklama |
|---|---|
| Allah'ın Varlığı | Zorunlu varlık, ilk neden, yaratıcı kudret |
| Evrenin Yapısı | Alem, yaratılış, sudur teorisi, kozmoloji |
| Akıl Ve Vahiy | İkisi arasında çatışma mı uyum mu olduğu |
| Nefs Ve Ruh | İnsan benliği, ruhun mahiyeti, ölüm sonrası hayat |
| Bilgi Teorisi | Bilginin kaynağı, akıl, duyular, sezgi ve kesinlik |
| Ahlak | Erdem, mutluluk, nefs terbiyesi, iyi insan |
| Siyaset | Erdemli şehir, adil yönetim, toplum düzeni |
| Mantık | Doğru düşünmenin kuralları |
| Bilim Felsefesi | Doğa, nedenlik, gözlem ve aklî açıklama |
Bu konuların tamamında İslam felsefesi, insanı yalnızca düşünen bir varlık olarak değil; Allah'a karşı sorumlu, ahlaki ve anlam arayan bir varlık olarak ele alır.
Akıl Ve Vahiy İlişkisi İslam Felsefesinde Nasıl Ele Alınır
İslam felsefesinin en önemli meselelerinden biri akıl ile vahiy arasındaki ilişkidir. Bazı yüzeysel yaklaşımlar bu ikisini birbirine düşman gibi gösterir. Oysa İslam felsefesinde güçlü bir damar, akıl ile vahyin hakikatin farklı düzeylerine işaret ettiğini savunur.
Akıl, insanın düşünme, delil kurma, kavrama ve sonuç çıkarma yetisidir. Vahiy ise Allah'ın peygamberler aracılığıyla insanlığa gönderdiği ilahi rehberliktir. İslam filozoflarına göre doğru kullanılan akıl, sahih vahye düşman olmaz; onu anlamaya çalışır.
| Akıl | Vahiy |
|---|---|
| Düşünür, sorgular, delil arar | Hidayet verir, yön gösterir |
| Evrenin düzenini kavramaya çalışır | Hayatın nihai anlamını bildirir |
| Sınırlıdır ama değerlidir | İlahi kaynaklıdır |
| Yöntem ve analiz sunar | Hakikat ve ahlak ufku verir |
Bu konuda temel ölçü şudur: Akıl vahyi iptal etmez; vahiy de aklı susturmaz. Gerçek hikmet, ikisinin doğru yerde buluşabilmesidir.
İslam Felsefesinde Varlık Anlayışı Nasıldır
İslam felsefesinde varlık meselesi, metafiziğin merkezindedir. En temel ayrımlardan biri zorunlu varlık ile mümkün varlık ayrımıdır. Bu ayrım özellikle Farabi ve İbn Sina çizgisinde büyük önem kazanmıştır.
Zorunlu varlık, varlığı kendinden olan, yokluğu düşünülemeyen, hiçbir şeye muhtaç olmayan Allah'tır. Mümkün varlıklar ise var olmak için başka bir sebebe muhtaç olan bütün yaratılmış varlıklardır.
| Kavram | Anlamı |
|---|---|
| Zorunlu Varlık | Varlığı kendinden olan Allah |
| Mümkün Varlık | Var olması da yok olması da düşünülebilen yaratılmış varlık |
| Sebep | Mümkün varlığın varlığa çıkmasını sağlayan ilke |
| Yaratılış | Varlığın Allah'ın kudretiyle meydana gelmesi |
| Metafizik Düzen | Varlık mertebelerinin ilahi kaynağa bağlı oluşu |
Bu anlayış, insanı şu derin hakikate götürür: Alem kendi kendine yeterli değildir; varlığı, kendinden olmayan bir kaynağa muhtaçtır.
Farabi İslam Felsefesinde Neden Önemlidir
Farabi, İslam felsefesinin en büyük kurucu isimlerinden biridir. Ona "Muallim-i Sani", yani İkinci Öğretmen denmiştir. Birinci öğretmen Aristoteles kabul edilir; Farabi ise Aristoteles felsefesini İslam dünyasında sistemli biçimde yorumlayan büyük düşünürlerden biri olduğu için bu unvanla anılır.
Farabi'nin en önemli katkıları:
| Alan | Katkısı |
|---|---|
| Mantık | Doğru düşünmenin kurallarını sistemleştirdi |
| Metafizik | Varlık düzeni ve ilk neden üzerine düşündü |
| Siyaset Felsefesi | Erdemli şehir anlayışını geliştirdi |
| Akıl Teorisi | İnsan aklının mertebelerini inceledi |
| Din-Felsefe İlişkisi | Hakikatin felsefi ve dini anlatımları üzerine düşündü |
Farabi'ye göre ideal toplum, yalnızca güçlü olanın yönettiği toplum değildir. Erdemli şehir, insanların hakikate, mutluluğa ve ahlaki olgunluğa yöneldiği toplumdur.
İbn Sina'nın İslam Felsefesindeki Yeri Nedir
İbn Sina, İslam felsefesinin en etkili filozoflarından biridir. Hem tıp hem felsefe hem mantık hem metafizik alanında derin eserler vermiştir. Batı dünyasında Avicenna adıyla tanınır.
İbn Sina'nın en önemli felsefi katkılarından biri zorunlu varlık delilidir. Ona göre mümkün varlıklar kendi başlarına var olamazlar; onların varlığı nihai olarak zorunlu bir varlığa dayanmalıdır. Bu zorunlu varlık Allah'tır.
| İbn Sina'nın Katkısı | Açıklama |
|---|---|
| Zorunlu Varlık Teorisi | Allah'ın varlığını metafizik temelde açıklar |
| Ruh Anlayışı | Nefsin bedenden farklı bir cevher olduğunu savunur |
| Bilgi Teorisi | Akıl, soyutlama ve faal akıl kavramlarını işler |
| Tıp Ve Felsefe Birliği | İnsanı hem beden hem ruh yönüyle ele alır |
| Metafizik Sistem | Varlığı derin ve sistemli biçimde inceler |
İbn Sina'nın düşüncesi yalnızca İslam dünyasını değil, Orta Çağ Avrupa felsefesini de derinden etkilemiştir.

Gazali İslam Felsefesinde Nasıl Bir Rol Oynar
Gazali, İslam düşüncesinde felsefe eleştirisiyle tanınan büyük bir alimdir. Fakat onu sadece "felsefe düşmanı" gibi göstermek çok eksik olur. Gazali, felsefeyi çok iyi bilen, mantığı kullanan, kelamı derinleştiren ve tasavvufî tecrübeyi düşünceye taşıyan çok yönlü bir isimdir.
Gazali'nin en meşhur eserlerinden biri Tehafütü'l-Felasife, yani Filozofların Tutarsızlığıdır. Bu eserde özellikle bazı filozofların metafizik görüşlerini eleştirir.
| Gazali'nin Rolü | Açıklama |
|---|---|
| Felsefe Eleştirmeni | Bazı metafizik iddiaları sorgular |
| Kelamcı | İnanç meselelerini aklî temelde savunur |
| Mantık Kullanıcısı | Mantığı ilim için gerekli görür |
| Tasavvufî Düşünür | Kalp, arınma ve manevi tecrübeye önem verir |
| Epistemolog | Kesin bilgi, şüphe ve yakîn meselesini işler |
Gazali'nin önemi, felsefeyi tamamen yok etmesinde değil; aklın sınırlarını, imanın derinliğini ve kalbin bilgiyle ilişkisini yeniden düşündürmesindedir.

İbn Rüşd İslam Felsefesinde Neden Önemlidir
İbn Rüşd, özellikle Aristoteles yorumları ve felsefe savunusuyla tanınan büyük Endülüslü filozoftur. Batı dünyasında Averroes adıyla bilinir.
İbn Rüşd, felsefenin dinle çelişmek zorunda olmadığını savunur. Ona göre doğru felsefi araştırma, hakikati aradığı için dinin özüne aykırı değildir. Eğer akıl ile vahiy arasında görünürde bir çatışma varsa, bu ya aklî yorumda ya da metni anlama biçiminde derinlemesine düşünmeyi gerektirir.
| İbn Rüşd'ün Katkısı | Açıklama |
|---|---|
| Felsefe Savunusu | Felsefî düşüncenin meşru olduğunu savundu |
| Aristoteles Şerhleri | Batı felsefesini derinden etkiledi |
| Din-Felsefe Uyumu | Hakikatin farklı yollarla anlaşılabileceğini savundu |
| Gazali'ye Cevap | Tehafütü't-Tehafüt ile filozofları savundu |
| Akıl Vurgusu | Burhanî düşünceyi önemsedi |
İbn Rüşd, İslam felsefesinin yalnızca Doğu'da değil, Avrupa düşüncesinde de yankı bulmasını sağlayan büyük köprü isimlerden biridir.

İslam Felsefesinde Bilgi Anlayışı Nasıldır
İslam felsefesinde bilgi, sadece duyularla elde edilen veri değildir. Bilgi; duyular, akıl, sezgi, vahiy, tecrübe ve burhan gibi farklı yollarla düşünülür.
Filozoflara göre insan bilgisi katmanlıdır. Duyular dış dünyadan malzeme verir. Akıl bu malzemeyi işler, soyutlar ve kavramlara dönüştürür. Vahiy ise insanın yalnız akılla ulaşamayacağı nihai ahlaki ve metafizik hakikatlerde rehberlik eder.
| Bilgi Kaynağı | Anlamı |
|---|---|
| Duyu | Görme, işitme, dokunma gibi deneyimler |
| Akıl | Kavrama, çıkarım, delil kurma |
| Vahiy | İlahi rehberlik |
| Sezgi / İlham | Özellikle tasavvufi düşüncede içsel kavrayış |
| Burhan | Kesin delile dayalı aklî ispat |
| Tecrübe | Yaşayarak ve gözlemleyerek öğrenme |
İslam felsefesinde bilgi, insanı kibirli yapmamalıdır. Gerçek bilgi, insanı hikmete, tevazuya ve Allah karşısında sorumluluğa götürmelidir.

İslam Felsefesinde Ahlak Nasıl Ele Alınır
İslam felsefesinde ahlak, insanın ne yapması gerektiği kadar, nasıl bir insan olması gerektiği sorusuyla ilgilidir. Ahlak sadece kurallar listesi değil; nefsin terbiyesi, erdemlerin kazanılması ve insanın kemale ulaşmasıdır.
Farabi, İbn Sina, İbn Miskeveyh ve daha birçok düşünür, insanın mutluluğunu erdemli yaşamla ilişkilendirmiştir. Gerçek mutluluk, sadece haz almak veya dünyevi başarı elde etmek değildir. Gerçek mutluluk, aklın, ahlakın ve ruhun doğru yönde olgunlaşmasıdır.
| Ahlaki Kavram | Anlamı |
|---|---|
| Erdem | İnsanı iyiye yönelten kalıcı ahlaki nitelik |
| Nefs Terbiyesi | Arzu, öfke ve tutkuların dengelenmesi |
| Mutluluk | Ruhun hakikate ve iyiliğe uygun yaşaması |
| Adalet | Hem bireyde hem toplumda denge |
| Hikmet | Bilginin doğru yaşamla birleşmesi |
İslam felsefesinde ahlakın özü şudur: Bilmek yetmez; insan bildiği hakikate uygun yaşamayı da öğrenmelidir.

İslam Felsefesinde Siyaset Düşüncesi Nasıldır
İslam felsefesinde siyaset, yalnızca iktidar mücadelesi olarak görülmez. Özellikle Farabi'de siyaset, insanın mutluluğa ve erdemli hayata yönelmesini sağlayan toplumsal düzen arayışıdır.
Farabi'nin erdemli şehir anlayışı bu konuda çok önemlidir. Ona göre iyi toplum, insanların yalnızca güvenlik ve geçim için bir araya geldiği yer değildir. İyi toplum, insanı ahlaki ve aklî kemale yönelten toplumdur.
| Siyasi Kavram | Açıklama |
|---|---|
| Erdemli Şehir | Hakikat, adalet ve mutluluk amacıyla kurulan toplum |
| Adil Yönetici | Bilge, erdemli ve toplumun iyiliğini gözeten lider |
| Toplumsal Düzen | İnsanların ortak iyiye yönelmesi |
| Adalet | Siyasetin ahlaki temeli |
| Mutluluk | Siyasetin nihai hedeflerinden biri |
İslam felsefesinde siyaset, güç elde etmekten çok insanı ve toplumu ıslah etme sanatı olarak düşünülür.

İslam Felsefesi Tasavvufla Nasıl İlişkilidir
İslam felsefesi ile tasavvuf arasında hem farklar hem de yakınlıklar vardır. Felsefe daha çok akıl, kavram, delil ve sistem üzerinden ilerler. Tasavvuf ise kalp, arınma, manevi tecrübe, zikir, murakabe ve Allah'a yakınlık üzerinde durur.
Fakat birçok düşünürde bu iki alan birbirine yaklaşır. Özellikle Sühreverdi'nin işrak felsefesi, aklî düşünce ile manevi aydınlanmayı birlikte ele alır. İbn Arabi ise varlık, tecelli ve insan-ı kamil kavramlarıyla hem felsefi hem tasavvufi derinlikte büyük bir etki oluşturur.
| Felsefe | Tasavvuf |
|---|---|
| Akıl ve kavramlarla ilerler | Kalp ve manevi tecrübeyi önemser |
| Burhan ve mantık kullanır | Arınma ve sezgisel idraki vurgular |
| Varlığı sistemle açıklar | Varlığı tecelli ve marifetle okur |
| Hakikati düşünerek arar | Hakikati yaşayarak tatmayı amaçlar |
Bu iki alan birlikte düşünüldüğünde İslam düşüncesi yalnızca aklın değil, kalbin de hakikat yolculuğu olduğunu gösterir.

İslam Felsefesi Bilimle Nasıl İlişkilidir
İslam felsefesi, bilimsel düşünceyle de yakından ilişkilidir. İslam medeniyetinde astronomi, matematik, tıp, optik, coğrafya ve fizik gibi alanlarda önemli çalışmalar yapılmıştır. Bu bilimsel çalışmalar, felsefi düşünceyle çoğu zaman iç içe gelişmiştir.
Filozoflar evreni incelerken yalnızca teknik açıklama yapmamış; aynı zamanda evrendeki düzen, nedenlik, ölçü ve hikmeti de düşünmüşlerdir.
| Bilim Alanı | Felsefi İlişki |
|---|---|
| Astronomi | Kozmosun düzeni ve ilahi hikmet |
| Tıp | Beden-ruh ilişkisi ve insan sağlığı |
| Matematik | Düzen, oran ve aklî kesinlik |
| Optik | Görme, algı ve bilgi meselesi |
| Coğrafya | Yeryüzünü anlama ve düzen fikri |
| Doğa İncelemesi | Nedensellik ve yaratılış üzerine düşünme |
İslam felsefesinde evren, kör bir mekanizma değil; akıl yoluyla okunabilecek hikmetli bir düzen olarak görülür.

İslam Felsefesine Yöneltilen Eleştiriler Nelerdir
İslam felsefesi tarih boyunca bazı eleştirilerle karşılaşmıştır. Özellikle bazı kelamcılar ve fakihler, filozofların Yunan düşüncesinden fazla etkilenmesini, bazı metafizik görüşlerini ve vahiy-akıl ilişkisini yorumlama biçimlerini sorunlu bulmuştur.
En önemli eleştiri başlıkları şunlardır:
| Eleştiri | Açıklama |
|---|---|
| Yunan Etkisi | Bazı görüşlerin İslam dışı kaynaklardan geldiği düşünülmüştür |
| Metafizik Sorunlar | Alemin ezeliliği gibi konular tartışılmıştır |
| Nübüvvet Yorumu | Peygamberliği felsefi kavramlarla açıklama biçimi eleştirilmiştir |
| Akla Fazla Güven | Aklın vahiy karşısında sınırı aşabileceği savunulmuştur |
| Halktan Kopukluk | Felsefi dilin soyut ve seçkinci olduğu düşünülmüştür |
Fakat bu eleştiriler İslam felsefesinin tamamen reddedildiği anlamına gelmez. Tam tersine, bu tartışmalar İslam düşüncesini derinleştirmiş, akıl-vahiy ilişkisinin daha ince biçimde ele alınmasını sağlamıştır.

İslam Felsefesi Bugün Neden Önemlidir
İslam felsefesi bugün de çok önemlidir. Çünkü modern insan hâlâ aynı temel sorularla karşı karşıyadır: Ben kimim
İslam felsefesi bu sorulara köklü bir miras sunar. Modern dünyada teknoloji arttıkça bilgi çoğalıyor; fakat hikmet eksik kalabiliyor. İslam felsefesi, bilgi ile hikmet arasındaki farkı hatırlatır.
| Bugünkü Önemi | Açıklama |
|---|---|
| Akıl-Vahiy Dengesi | Modern din-bilim tartışmalarına derinlik katar |
| Ahlak Arayışı | Değer krizine karşı erdem düşüncesi sunar |
| İnsan Anlayışı | İnsanı sadece biyolojik varlık olarak görmez |
| Varlık Sorusu | Evrenin anlamına dair metafizik ufuk açar |
| Medeniyet Bilinci | İslam ilim geleneğini yeniden düşündürür |
| Hikmet İhtiyacı | Bilginin ahlaka dönüşmesini hatırlatır |
Bugün İslam felsefesini okumak, geçmişe nostaljik bakmak değil; bugünün zihinsel krizlerine daha derin cevaplar aramaktır.

Son Söz
İslam Felsefesi Aklın Vahiy Işığında Hakikati Arama Yolculuğu Mudur
İslam felsefesi, insan aklının Allah, evren, insan, bilgi, ahlak ve hayatın anlamı üzerine yürüttüğü en derin arayışlardan biridir. O, yalnızca filozofların soyut tartışmalarından ibaret değildir; insanın varoluşunu, sorumluluğunu, özgürlüğünü, ahlakını ve nihai mutluluğunu anlamaya çalışan büyük bir hikmet geleneğidir.
Bu gelenekte akıl küçümsenmez; fakat tanrılaştırılmaz. Vahiy dışlanmaz; fakat düşünmeden okunacak kuru bir metne de indirgenmez. Evren incelenir; fakat anlamsız bir madde yığını gibi değil, Allah'ın kudretini ve hikmetini gösteren düzenli bir alem olarak düşünülür. İnsan araştırılır; fakat sadece bedenden ibaret görülmez, ruhu, aklı, iradesi ve ahlaki sorumluluğuyla birlikte ele alınır.
Farabi'nin erdemli şehir arayışı, İbn Sina'nın zorunlu varlık düşüncesi, Gazali'nin aklın sınırlarını sorgulaması, İbn Rüşd'ün felsefeyi savunması ve tasavvufi düşüncenin kalp merkezli hikmeti, İslam felsefesinin ne kadar zengin bir damar olduğunu gösterir.
İslam felsefesinin en derin çağrısı şudur: Düşün, ama kibrinle değil; ara, ama haddini bilerek; bil, ama bildiğini ahlaka ve kulluk bilincine dönüştürerek.
"İslam felsefesi, aklın hakikate yürüyüşüdür; fakat bu yürüyüşte akıl yalnız değildir, vahyin nuru, ahlakın terazisi ve kalbin tevazusu ona yol arkadaşlığı eder."
— Ersan Karavelioğlu
Son düzenleme: