Ferdinand de Saussure'un Düşüncelerine Yöneltilen Eleştiriler Nelerdir
Yapısalcı Dil Anlayışı Neden Güçlü Bulunmuş, Neden Yetersiz Görülmüş ve Sonraki Düşünürler Bu Mirası Nasıl Aşmaya Çalışmıştır
"Büyük düşünür, yalnızca doğruları söyleyen kişi değildir. Asıl büyük düşünür, kendisinden sonra gelen herkesi düşünmeye mecbur bırakandır. Bir fikir ne kadar güçlü ise, ona yönelen eleştiriler de o kadar verimli olur."
- Ersan Karavelioğlu
Saussure'a Yöneltilen Eleştiriler Neden Onu Küçültmez, Tam Tersine Büyüklüğünü Gösterebilir
Ferdinand de Saussure'a yöneltilen eleştirileri doğru okumak için önce çok önemli bir ayrımı görmek gerekir. Bir düşünürün eleştirilmesi, onun değersiz olduğu anlamına gelmez. Bazen tam tersine, bir düşüncenin ne kadar kurucu olduğunu gösterir. Çünkü zayıf fikirler uzun tartışmalar üretmez; güçlü fikirler ise kendilerinden sonra gelen bütün alanları ya etkiler ya da kendilerine karşı yeni yollar açar.
Saussure'un başına gelen tam da budur. O, dili sistem, fark, gösterge, değer, langue, parole, eşzamanlılık gibi kavramlarla öyle güçlü bir biçimde yeniden kurdu ki, ondan sonra gelen dilbilimciler, filozoflar, edebiyat kuramcıları, antropologlar ve kültür teorisyenleri artık onun açtığı zeminde düşünmek zorunda kaldılar. Kimi onunla birlikte yürüdü, kimi ona itiraz etti, kimi onu aştığını düşündü; ama neredeyse hiç kimse onu bütünüyle yok sayamadı.
Bu yüzden Saussure'a yöneltilen eleştiriler iki büyük gerçeği aynı anda gösterir:
Saussure'un Yapısalcı Dil Anlayışı Neden İlk Bakışta Bu Kadar Güçlü Görülmüştür
Saussure'un dil anlayışı güçlü bulundu; çünkü o, dili dağınık örnekler, tesadüfî kullanımlar ve yalnızca tarihsel kökenler içinden değil, bir sistem olarak düşündü. Bu hamle, dilbilime olağanüstü bir berraklık kazandırdı. Dili kelime listesi olmaktan çıkarıp ilişkiler ağı haline getirmesi, anlamı farklar ve değerler üzerinden açıklaması, dilin toplumsal yönünü vurgulaması ve eşzamanlı incelemeyi öne çıkarması büyük bir teorik sıçramaydı.
Onun modelinin güçlü bulunmasının nedenleri şunlardı:
Yani Saussure'un kurduğu yapı, dağınık alanları tek bir düşünsel omurgada topladı. Bu yüzden eleştiriler gelmeden önce bile onun modeli çok güçlü bir çekim merkezi oluşturmuştu.
Ona Yöneltilen İlk Büyük Eleştiri Neden "Aşırı Statik" Olduğu Yönündeydi
Saussure'un en sık eleştirilen yanlarından biri, dil sistemini fazla durağan, yani fazla sabit göstermesidir. Özellikle eşzamanlı yaklaşımı merkeze alması, bazı yorumculara göre dili canlı akışından soyutlayıp belirli bir anda donduruyordu. Oysa gerçek dil hayatı, sürekli hareket eden, değişen, kayan, bağlama göre yön değiştiren bir olgudur.
Eleştirmenlere göre Saussure'un sistemi, dilin şu yönlerini yeterince yansıtmıyordu:
Bu eleştirinin özü şudur: Saussure dili anlamak için sistemi görünür kıldı, ama bunu yaparken bazen dilin canlılığını fazla geriye çekti. Yani yapı çok güçlüydü; fakat hayatın titreşimi modelde olduğundan daha sakin görünüyordu.
"Dilin Kullanımı"nı Geri Plana Attığı Eleştirisi Tam Olarak Neyi Hedef Alır
Saussure'un langue kavramını merkeze koyması, dilin ortak ve toplumsal sistemini açıklamak açısından çok verimliydi. Ancak bu yaklaşım, kimi eleştirmenlere göre parole, yani gerçek kullanım alanını ikincilleştirdi. Oysa dil, sadece ortak kurallar bütünü değildir; insanlar onu her gün konuşarak, tartışarak, ikna ederek, yalan söyleyerek, şiir kurarak, emrederek, şaka yaparak ve kendilerini savunarak yaşatırlar.
Bu eleştiri şunu söyler:
Daha sonraki pragmatik, söylem çözümlemesi ve konuşma edimi teorileri tam da bu eksik hissedilen alanı büyütecektir.
Saussure'un "Toplumsal Sistem" Vurgusu Neden Bazılarına Göre Bireyi Fazla Gölgelemiştir
Saussure, dili bireysel icattan çok toplumsal bir kurum olarak düşündü. Bu büyük bir başarıydı. Fakat tam da burada başka bir eleştiri doğdu: Eğer dil fazlasıyla ortak sistem üzerinden açıklanırsa, bireysel yaratıcılık, niyet, psikolojik yoğunluk ve kişisel kullanım gücü yeterince görünmeyebilir.
Bu eleştiriye göre:
Burada mesele Saussure'un bireyi tamamen yok sayması değildir. Mesele, teorik ağırlık merkezinin çok kuvvetli biçimde sistem tarafına kaymış olmasıdır.
Gösteren ve Gösterilen Modeline Yöneltilen Eleştiriler Neden Ortaya Çıkmıştır
Saussure'un gösteren ve gösterilen ayrımı dil düşüncesi için devrimciydi. Ancak daha sonraki düşünürler bu modelin fazla dengeli, fazla kapalı ve bazen fazla ikili bir yapı sunduğunu düşündüler. Çünkü gerçek anlam üretimi, yalnızca bir biçim ile bir kavram arasındaki sakin bağdan ibaret görünmüyordu. Anlam çoğu zaman kayıyor, çoğalıyor, çatallanıyor, bağlama göre yön değiştiriyordu.
Eleştirmenlerin bazı soruları şunlardı:
Bu yüzden Saussure'un işaret modeli kurucu kabul edildi; ama birçok kişi onu daha hareketli ve çok katmanlı hale getirmeye çalıştı.
"Anlam Fazla Yapısallaştırıldı" Eleştirisi Ne Demektir
Saussure anlamı büyük ölçüde sistem içindeki farklarla açıkladı. Bu çok güçlüydü; ama bazılarına göre anlamın bütün zenginliği yalnızca yapısal karşıtlıklara indirgenemezdi. Çünkü insanlar bazen bir sözcüğü yalnızca dilsel farklardan dolayı değil; tarihsel deneyim, toplumsal hafıza, bedensel yaşantı, duygusal ton ve kültürel bağlam nedeniyle de belirli şekilde anlar.
Bu eleştirinin özü şudur:
Yani Saussure'un modeli anlamın iskeletini çok iyi gösterdi; fakat bazı eleştirmenlere göre anlamın eti, kanı ve sıcaklığı için daha geniş çerçeveler gerekliydi.
Tarihi İkincilleştirdiği Eleştirisi Ne Ölçüde Haklıdır
Saussure artzamanlı incelemeyi reddetmedi; ama eşzamanlı yaklaşımı özel bir öncelikle merkeze aldı. Bunun sonucu olarak bazı düşünürler, onun dilin tarihsel, toplumsal ve siyasal dönüşümünü ikinci plana ittiğini düşündüler. Bu eleştiriye göre dil yalnızca "bir anda işleyen sistem" değildir; aynı zamanda geçmiş çatışmaların, kültürel hareketlerin ve güç ilişkilerinin taşıyıcısıdır.
Burada öne sürülen sorun şudur:
Bu eleştiri kısmen haklıdır; çünkü Saussure'un asıl hedefi tarihi bütünüyle anlatmak değil, yapıyı görünür kılmaktı. Ancak sonradan gelenler, tarihin geri dönmesini isteyecektir.
Saussure'un Modeli Neden "Bağlamı Yeterince Ciddiye Almıyor" Şeklinde Eleştirilmiştir
Bir sözcük aynı kalabilir ama anlamı bağlama göre radikal biçimde değişebilir. Aynı cümle alay, sevgi, tehdit, şaka, aşağılama ya da samimiyet taşıyabilir. Saussure'un yapısal modeli dilin sistem tarafını olağanüstü gösterse de, bu tür bağlamsal salınımları teori içinde yeterince merkezileştirmediği düşünüldü.
Bu eleştirinin dayandığı noktalar şunlardır:
Bu nedenle sonraki dil teorileri, özellikle pragmatik ve söylem kuramı, Saussure'un yapıyı gösteren gücünü koruyup bağlamı daha fazla merkeze almaya çalıştı.
İktidar, İdeoloji ve Toplumsal Güç İlişkilerini Yeterince Göstermediği Eleştirisi Nedir
Saussure dilin toplumsal yönünü vurguladı; ancak dili daha çok ortak sistem ve işaret düzeni olarak gördü. Daha sonraki eleştirel kuramlar ise şu soruyu sordu: Bu ortak sistem gerçekten nötr müdür
Bu eleştirinin temelinde şu düşünce vardır:
Bu açıdan bakıldığında Saussure'un modeli, dilin yapısal mantığını iyi gösterir; ama dilin siyasal ve ideolojik gerilimlerini tam açmaz.

Saussure'un Modeli Neden "Bedensiz" ve "Tarihsiz Özne" Eleştirilerine Açılmıştır
Bazı düşünürler, Saussure'un dil modelinde konuşanın fazla soyut kaldığını söyler. Yani dil kullanan kişi, tarihsel bedeni, cinsiyeti, sınıfsal konumu, travmaları, arzuları, psikolojik yaraları ve toplumsal koşullarıyla yeterince görünür değildir. Konuşan özne, sanki ortak sisteme bağlanan nötr bir taşıyıcı gibi kalabilir.
Bu eleştirinin merkezindeki fikir şudur:
Buradan sonra özellikle psikanalitik ve post-yapısalcı okumalar, özne meselesini çok daha yoğun biçimde gündeme getirecektir.

Post-yapısalcı Düşünürler Saussure'u Neden Hem Sahiplendi Hem Aştı
Post-yapısalcı düşünce Saussure'u reddederek başlamadı; tam tersine çoğu kez onun kurduğu zeminden hareket etti. Fakat Saussure'un sistemi, post-yapısalcılara göre fazla düzenli, fazla dengeli ve fazla sabit görünüyordu. Onlar, yapının içinde daha fazla kayma, belirsizlik, çoğulluk ve çatlak görmek istediler.
Bu yüzden şöyle bir yön değişimi doğdu:
Yani Saussure'un mirası terk edilmedi; daha çok, içeriden sarsılarak genişletildi.

Pragmatik ve Söylem Kuramları Saussure'un Mirasını Nasıl Tamamlamaya Çalıştı
Pragmatik ve söylem kuramları, Saussure'un sistem kurucu gücünü kabul ederken onun daha az işlediği alanlara yöneldiler. Onlar için dil sadece işaretler düzeni değil; bir şey yapma biçimiydi. İnsan soru sorar, ikna eder, tehdit eder, özür diler, vaat eder, suçlar, över, manipüle eder. Yani dilin toplumsal etkisi ve bağlamsal işlevi ön plana alındı.
Bu yeni yönelimler şunu söyledi:
Böylece Saussure'un yapısı korunmadı değil; ama kullanım boyutuyla genişletildi.

Psikanalitik Yaklaşımlar Saussure'un Eksik Bıraktığı Hangi Alanı Büyüttü
Psikanalitik düşünürler, dilin yalnızca bilinçli ve düzenli sistemler üzerinden çalışmadığını; arzuların, bastırmaların, bilinçdışının ve kırılmaların da dile sızdığını vurguladılar. Bu yönelim, Saussure'un yapısal mantığını tümüyle reddetmeden ona başka bir derinlik ekledi.
Bu yaklaşımın vurguları şunlardı:
Burada Saussure'un düzenli modeli, insan ruhunun karanlık ve kırılgan katmanlarıyla karşı karşıya getirildi.

Sosyodilbilim Saussure'a Hangi Noktada İtiraz Etmiştir
Sosyodilbilim, dilin sadece ortak sistem olarak değil; toplumsal gruplar arasında farklılaşan, sınıf, bölge, yaş, cinsiyet, meslek ve kimliklere göre değişen canlı bir alan olduğunu güçlü biçimde gösterdi. Saussure'un langue kavramı ortak sistemi yakalasa da, gerçek dil kullanımının toplum içinde ne kadar çeşitlendiği ve farklı güçlerle işlediği daha fazla görünür hale geldi.
Sosyodilbilim şunu vurguladı:
Bu nedenle Saussure'un ortak sistem vurgusu değerli kalırken, toplumsal farklılaşma boyutu daha görünür hale getirildi.

Saussure'un Hâlâ Güçlü Bulunan Yönleri Nelerdir
Bunca eleştiriye rağmen Saussure neden hâlâ kurucu kabul edilir
Bugün bile güçlü bulunan yönleri şunlardır:
Yani Saussure yetersiz bulunduğu kadar vazgeçilmez de bulunmuştur. Çünkü eksik bıraktığı yerler bile çoğu zaman onun açtığı düşünsel alan içinde fark edilmiştir.

Sonraki Düşünürler Saussure'u "Aşmak" İçin Tam Olarak Ne Yaptı
Sonraki düşünürler Saussure'u tamamen terk etmedi. Daha çok, onun modelini şu yönlerde genişlettiler:
Bu yüzden "aşmak" kelimesi burada "yıkmak" değil, çoğu zaman "genişletmek", "kırmak", "esnetmek" ve "başka boyutlar eklemek" anlamına gelir. Saussure'un mirası tam da bu nedenle büyük kalır: O, tek başına tamamlanmış sistem kurmadı; verimli bir temel kurdu.

Saussure'a Yöneltilen Eleştiriler Maddeler Halinde Nasıl Özetlenebilir
Saussure'a yöneltilen başlıca eleştirileri toparlarsak, şu temel başlıklar ortaya çıkar:
Fakat aynı anda şu da söylenmelidir:

Son Söz
Saussure'un Mirası Neden Hem Kurucu Hem Eksik, Hem Güçlü Hem Aşılmak İstenmiş Bir Miras Olarak Yaşamaktadır
Ferdinand de Saussure'un düşünceleri, modern dil ve kültür kuramının en büyük dönüm noktalarından biridir. O, dilin görünmeyen iskeletini gösterdi. Sözcüklerin yalnızca ses değil, değer taşıyan işaretler olduğunu; anlamın şeylerin içinde değil, farklar ve ilişkiler içinde doğduğunu; dilin bireysel rastlantı değil, toplumsal sistem olduğunu ortaya koydu. Bu yüzden kurucudur.
Ama tam da bu kadar kurucu olduğu için eksikleri de görünür oldu. Çünkü hayat, her güçlü teoriden biraz daha dağınık, biraz daha sıcak, biraz daha çatışmalı, biraz daha akışkandır. Dil yalnızca sistem değildir; olaydır. Yalnızca fark değildir; tarih ve yaradır. Yalnızca işaret değildir; ses tonu, bağlam, iktidar, arzu ve susuştur. İşte sonrakiler bu eksik kalan alanları büyüttü.
Bu yüzden Saussure'un mirası ne kutsal bir tamamlanmışlık ne de eskimiş bir kalıntıdır. O, yaşayan bir temel taşı gibidir. Üzerine bina kurulmuş, sonra duvarları zorlanmış, sonra pencereleri genişletilmiş, sonra bazı yerleri yıkılıp yeniden yapılmıştır. Ama temel hâlâ oradadır.
Ve belki de gerçek büyüklük tam da budur:
Bir düşüncenin herkesi susturması değil, herkesi daha derin düşünmeye zorlaması.
"Bazı fikirler cevap olmak için değil, insanlığın zihninde uzun sürecek bir yankı başlatmak için doğar. Saussure'un mirası da böyledir; tamamlanmış bir son değil, düşüncenin bitmeyen başlangıçlarından biridir."
- Ersan Karavelioğlu