El Halik Nedir ve Ne Anlama Gelir
Yoktan Varlığa Çıkaran, Her Şeyi Hikmetle Yaratan ve Varlığın Temeline İlahi Ölçü Koyan Allah'ı Tanımanın Kulda Hayret, Şükür ve Derin Yaratılış Bilinci Nasıl Kurduğu
"İnsan yaratılmış olduğunu gerçekten idrak ettiğinde, sahip olduğu hiçbir şeyi sıradan göremez; çünkü nefesinden yıldızlara kadar her şeyin ardında ilahi bir takdirin izini fark etmeye başlar."
Ersan Karavelioğlu
El Halik, Allah'ın yoktan var eden, her şeyi ilimle, hikmetle, ölçüyle ve maksatsız hiçbir boşluk bırakmadan yaratan yüce ismlerinden biridir. Bu isim, sadece "yaratan" demek değildir. Buradaki mana çok daha derindir: Allah, varlığı rastgele ortaya çıkaran değil; her şeyi bilgisiyle takdir eden, hikmetiyle yerli yerine koyan ve her yaratılışa anlam yükleyen mutlak yaratıcıdır.
İnsan çoğu zaman varlığı görür ama yaratılışı düşünmez.
İşte El Halik ismi, kula şu büyük hakikati öğretir: Sen kendinin sahibi değilsin; sen yaratılmışsın. Evren de tesadüfen oluşmuş değildir; o da yaratılmıştır. Ve bütün yaratılışın arkasında, sonsuz ilim ve hikmet sahibi Allah vardır.
El Halik, her şeyi yoktan var eden, her varlığa mahiyetini veren, yaratılışını takdir eden ve her şeyi ilahi bir ölçüyle meydana getiren Allah demektir. Bu isimde birkaç büyük mana birlikte parlar:
Yani Allah'ın yaratması, rastgele bir ortaya çıkarış değildir. O'nun yaratışı, bilgi, ölçü, amaç ve hikmet taşır. Bu yüzden El Halik ismi, kula hem varlığın kaynağını hem de yaratılışın ciddiyetini düşündürür.
Çünkü "yaratmak" kelimesi, insanlar için çoğu zaman var olan malzemeyi düzenlemek gibi düşünülür. Oysa Allah'ın yaratışı bundan çok farklıdır.
Ama Allah için yaratmak, önceden var olan bir şeye muhtaç olmadan, eksiksiz bilgiyle, mutlak kudretle ve kusursuz takdirle var etmektir. Bu yüzden El Halik ismi, yaratmayı sıradan bir yapım işi değil; ilahi bir varlık verme fiili olarak düşündürür.
Bu ismi gerçekten düşünen kalpte ilk değişen şey, sahiplik vehminin zayıflamasıdır. Çünkü insan kendi bedenine, aklına, yeteneğine ve hayatına çoğu zaman "benim" duygusuyla yaklaşır.
Fakat El Halik ismi kalbe şunu söyler:
"Bunların hiçbiri kendiliğinden olmadı. Sana verilen her şey yaratıldı, takdir edildi ve sana lütfedildi."
İşte bu idrak yerleştiğinde insan, kendine farklı bakmaya başlar. Kibir çözülür, hayret artar, şükür derinleşir.
Yoktan var etme, insan aklı için en sarsıcı hakikatlerden biridir. Çünkü insan çoğu zaman ancak mevcut olanı dönüştürebilir. Allah ise varlığın kaynağıdır.
Bu yüzden El Halik ismi, kula sadece dünyadaki düzeni değil; varlığın başlangıç hakikatini de düşündürür. İnsan böylece kendi oluşunu tesadüf, zorunluluk ya da başıboşlukla açıklamaktan uzaklaşır.
Allah'ın yaratması gelişi güzel değildir. Her varlıkta bir ölçü, bir denge, bir uyum vardır.
Bu düzen, kör bir gelişigüzelliğin değil; takdir edilmiş bir yaratılışın işaretidir. El Halik ismi, kula evrene bakarken yalnızca görüntü değil; ölçü görmeyi öğretir.
İnsan kendine sadece psikolojik, biyolojik ya da toplumsal bir varlık olarak baktığında eksik bir resim görür. Ama El Halik ismiyle kendine baktığında daha derin bir şey fark eder:
Bu bilinç kişiyi ne kibre götürür ne de değersizliğe. Çünkü insan artık kendini rastgele oluşmuş biri gibi değil; yaratılmış, murat edilmiş ve anlam verilmiş bir kul olarak okumaya başlar.
Allah'ın yaratması yalnızca güç gösterisi değildir; aynı zamanda hikmet taşır. Hikmet, her şeyin yerli yerinde ve amaçlı olmasıdır.
El Halik ismi, kula varlığa bakarken "Bu niçin böyle?" sorusunu sormayı öğretir. Böylece insan, yüzeysel bakmaktan çıkıp yaratılışın derin anlamlarına inmeye başlar.
Hayret, iman yolculuğunda küçümsenmemesi gereken çok kıymetli bir duygudur. Çünkü hayret, kalbin kabalaşmasını engeller. El Halik ismini düşünen kişi, alıştığı şeyleri bile yeniden görmeye başlar.
İşte bu yüzden El Halik ismi, kalpte alışkanlık perdesini yırtan bir hayret üretir. İnsan artık sadece bakmaz; görür. Sadece yaşamaz; yaratılmış olduğunu hisseder.
Şükür, çoğu zaman sadece nimete sevinmek sanılır. Oysa asıl şükür, nimetin yaratılmış ve verilmiş olduğunu fark etmektir. El Halik ismi işte bunu derinleştirir.
Bu fark ediş kalpte büyük bir dönüşüm yapar. İnsan, her şeyi doğal ve kendiliğinden kabul etmek yerine, verilmiş ve yaratılmış nimetler olarak görmeye başlar. Böylece şükür sadece dilde değil, bakışta da oluşur.
İnsan bazen kendini çok güçlü sanır. Fakat kendi varlığının en temel katmanlarına bile tam anlamıyla hükmedemediğini fark ettiğinde acziyet ortaya çıkar.
İşte El Halik ismi, kula bu acziyeti küçük düşürmek için değil; hakiki yerine yerleştirmek için öğretir. Çünkü yaratılmış olduğunu bilen insan, ilahlık taslamaktan uzaklaşır.
Allah'ın yaratıcı oluşunu gerçekten hisseden kul için ibadet, sadece görev olmaktan çıkar. Çünkü artık ibadet, yaratılmış kulun yaratıcı Rabbe yönelişi haline gelir.
Böylece ibadet, kuru alışkanlıktan çıkar; varlığın kaynağına bilinçli dönüş haline gelir.
İnsan ya kendini abartır ya da anlamsızlaştırır. El Halik ismi, bu iki aşırılığı da dengeler.
Bu denge çok önemlidir. Çünkü insan, ancak yaratılmışlığını doğru anladığında hem tevazuya hem de anlamlı bir iç değere ulaşabilir.
Yaratmak ile takdir etmek birbirinden kopuk değildir. Allah yalnızca var etmez; nasıl, ne zaman, hangi yapıda ve hangi hikmet alanında yaratacağını da bilir.
Bu yüzden El Halik ismi, kula şunu öğretir: Hayat başıboş akmıyor. Her şey bizim anlayışımızı aşan yönleri olsa da ilahi bir takdir planı içinde yaratılıyor.
Bir insan, Allah'ın yaratıcı olduğunu gerçekten hissederse başka insanlara da daha dikkatli bakmaya başlar. Çünkü artık onları yalnızca sosyal kimlikleriyle değil, yaratılmışlıklarıyla görür.
Bu da hem merhameti hem de adaleti besler. Çünkü yaratılmış olana saygı, yaratana duyulan saygının bir yansımasıdır.
Evrene bakmak, düzeni incelemek, bedeni anlamaya çalışmak, tabiatın işleyişini araştırmak imanın karşıtı değildir. Aksine doğru bakıldığında bunlar, yaratılışın inceliklerini fark etmeye de vesile olabilir.
El Halik ismi, kula şu bilinci verir: Hakiki bilgi, varlığın arkasındaki yaratıcıyı unutarak eksik kalır. Çünkü mekanizmayı görmek önemlidir; ama mekanizmanın kendiliğinden olmadığını anlamak daha derindir.
Bu ismi bilen kul, dua ederken Allah'tan yalnızca bir şey istemez; O'nun yaratıcı kudretine güvenerek ister.
Böylece dua, sadece mevcut sıkıntıyı kaldırma talebi değil; iç dünyada yeni bir yaratılış düzeni isteme haline gelir.
Hayat bazen bozulur, planlar dağılır, insan kendini eksilmiş hisseder. İşte böyle anlarda El Halik ismi büyük bir teselli olur. Çünkü yoktan var eden Allah, dağılmış olanın içinden de yeni yollar açabilir.
Bu bilinç, acıyı inkâr etmez. Ama şunu öğretir: Yaratıcı olan Allah için imkansızlık, kulun sandığı kadar dar değildir. Bu da kalbe yeniden umut verir.
Bu ismi yaşamak, sadece "Allah yaratandır" demek değil; gündelik hayatta bunun sonuçlarını taşımaktır.
İşte bunlar, El Halik isminin bilgiden hayata ve karaktere dönüşmüş işaretleridir.
İnsan, yaratılmış olduğunu unuttuğunda ya kibre kapılır ya da anlamsızlığa düşer. Kendini kendi kendine olmuş gibi görürse haddini kaybeder; tesadüfün çocuğu sanırsa ruhunun değerini unutur. Oysa El Halik ismi kalbe çok büyük bir denge getirir: Sen yaratılmışsın. Bu cümle, doğru anlaşıldığında küçültmez; aksine insanı hakikate yerleştirir. Çünkü yaratılmış olmak, sahipsiz olmak değildir. Bilakis ilahi ilim, kudret ve hikmetle var edilmiş olmaktır.
Kul, Allah'ın El Halik olduğunu gerçekten idrak ettiğinde dünya gözü değişir. Nefesini daha farklı hisseder, bedenine daha bilinçli bakar, gökyüzünü daha dikkatli seyreder, insanı daha saygılı okur, hayatı daha az rastgele görür. Ve belki de bu ismin kalpte kurduğu en güzel şey şudur: Hayretin içinden doğan derin bir şükür. Çünkü yaratılmışlığını anlayan kalp, artık hiçbir nimeti sıradan sayamaz.
"Yaratılmış olduğunu unutan insan kibirlenir; yaratılmışlığının ardındaki ilahi hikmeti hisseden insan ise sessizce şükreder, derinleşir ve incelir."
Ersan Karavelioğlu