Deniz Kirliliği ile İlgili Uluslararası Düzenlemeler
"Deniz, insanlığa ayna tutar; biz ona ne atarsak, o da onu büyütüp sessizce bize geri yollar."
— Ersan Karavelioğlu
Neden Uluslararası Düzenleme Şart
Sınır Tanımayan Kirlilik
Deniz kirliliği sınır tanımayan bir olgudur:
Bir ülkeden denize karışan petrol, plastik, kimyasal ya da atık su; akıntılarla, rüzgarla ve ekosistem zinciriyle onlarca ülkenin kıyılarına ulaşabilir. Bu yüzden devletlerin tek tek düzenleme yapması yetmez; ortak kurallar, ortak yasaklar ve ortak sorumluluk gerekir.
Birçok temel düzenleme, Birleşmiş Milletler çatısı altında ve özellikle Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) ile deniz çevresinin korunmasını devletler için bağlayıcı bir yükümlülük haline getirmiştir. Birleşmiş Milletler+1
UNCLOS Part XII
Devletlerin Deniz Çevresini Koruma Yükümlülüğü
1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin XII. Bölümü, tüm devletlere şu genel ödevi yükler:
- “Deniz çevresini korumak ve muhafaza etmek”
- Kirliliği önlemek, azaltmak ve kontrol altına almak
- Kirlilik kaynaklarını karasal faaliyetler, gemiler, deniz tabanı faaliyetleri, atmosfer kaynaklı kirlilik gibi kalemler halinde ele almak
Bu bölüm, modern deniz çevresi hukukunun omurgası sayılır ve daha sonra gelen ayrıntılı sözleşmeler için üst çerçeveyi oluşturur. Birleşmiş Milletler+1
MARPOL 73/78
Gemi Kaynaklı Kirliliğin Ana “Anayasası”
MARPOL 73/78 (Gemilerden Kaynaklanan Kirliliğin Önlenmesi Sözleşmesi), gemi kaynaklı deniz kirliliği alanında dünyanın en önemli sözleşmesidir. Uluslararası Denizcilik Örgütü+2OSCE+2
Altı teknik ek ile:
- Ek I: Petrol
- Ek II: Zehirli sıvı maddeler
- Ek III: Zararlı maddelerin paketlenmiş halde taşınması
- Ek IV: Pis su deşarjı
- Ek V: Çöp ve katı atıklar
- Ek VI: Hava kirliliği (SOx, NOx, yakıt kükürt sınırları)
üzerinden standartlar getirir.
Gemiler için:
- Atık alım tesisleri,
- ayrıntılı kayıt zorunlulukları,
- yasak alanlar ve maksimum deşarj limitleri tanımlar.
Türkiye de MARPOL’e taraf olup, bu kuralları kendi iç hukukuna yansıtan ülkeler arasındadır. Adalet Bakanlığı+1
London Sözleşmesi ve 1996 Protokolü
Denize Atık Dökme Yasakları
1972 Londra Sözleşmesi ve onu güncelleyen 1996 Protokolü, denize atık dökümünü (dumping) sıkı biçimde sınırlandırır: Uluslararası Denizcilik Örgütü+1
- Amaç, kara kaynaklı atıkların deniz yoluyla “kolayca bertaraf edilmesini” engellemek
- Bazı maddeler için tam yasak (siyah liste), diğerleri için sıkı izin sistemi (gri liste)
- Özellikle plastikler ve kalıcı sentetik maddeler için dumping yasağı
Bu rejim, “gemiden denize çöp dökme devri bitti” diyen uluslararası mekanizmalardan biridir.
OPRC 1990 ve OPRC-HNS
Petrol ve Tehlikeli Madde Kazalarına Küresel Müdahale
OPRC 1990 (Petrol Kirliliğine Hazırlık, Müdahale ve İşbirliği Sözleşmesi), petrol kirliliği kazaları için devletlere: Canada+4Uluslararası Denizcilik Örgütü+4Centre for International Law+4
- Ulusal acil müdahale planları hazırlama,
- Ekipman ve eğitim altyapısı kurma,
- Kazalarda diğer devletlere yardım etme ve işbirliği yapma
yükümlülüğü getirir.
2000 tarihli OPRC-HNS Protokolü ise petrol dışı, tehlikeli ve zararlı maddeler (HNS) için benzer bir sistem kurar.
Böylece uluslararası hukuk, “kaza olduktan sonra ne yapılacağı”nı da ayrıntılı bir kriz yönetimi standardına bağlamıştır.
Bölgesel Deniz Sözleşmeleri
Akdeniz İçin Barcelona Örneği
Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) çatısı altında yürüyen “Bölgesel Denizler Programı”, belirli deniz havzaları için bölgesel sözleşmeler üretir.
Akdeniz için bu çerçeve, Barselona Sözleşmesidir:
- 1976’da “Akdeniz’in Kirliliğe Karşı Korunması Sözleşmesi” olarak imzalanmış,
- 1995’te güncellenerek “Akdeniz Deniz Çevresi ve Kıyı Bölgesinin Korunması” adını almıştır. IISD Earth Negotiations Bulletin+3UNEP - UN Environment Programme+3medwaves-centre.org+3
Türkiye, Barselona sistemi ve protokolleri aracılığıyla:
- Kıyı yapıları,
- Tehlikeli atık taşınımı,
- Petrol kirliliği acil durumları
konularında bölgesel standartlara uymayı kabul eder. Adalet Bakanlığı+1
Basel Sözleşmesi
Tehlikeli ve Plastik Atıkların Sınır Ötesi Hareketi
1989 Basel Sözleşmesi, tehlikeli atıkların sınır ötesi taşınması ve bertarafını düzenler. basel.int+1
- Tehlikeli atıkların “zayıf çevre mevzuatına sahip ülkelere gönderilmesini” sınırlamayı amaçlar
- Ön bildirim, rıza, izleme ve geri alma yükümlülükleri içerir
- Son yıllarda plastik atıklar için de ciddi kısıtlamalar getirilmiş, karışık plastik ihracatına yönelik kontroller sıkılaşmıştır
Bu rejim doğrudan “denize dökme”yi değil, denize ulaşabilecek atık akışlarının bütününü yönetir.
Sorumluluk ve Tazmin Rejimleri
Kirliliğin Bedelini Kim Öder
Kirlilik kazalarından doğan zararlar için de ayrı uluslararası sözleşme grupları vardır (örneğin petrol kirliliği tazmin rejimleri ve fon sistemleri). Amaç:
- Kirlilikten etkilenen kıyı devletlerinin, balıkçıların, turizm sektörünün zararlarının tazmini,
- “Kirleten öder” ilkesinin somutlaştırılması,
- Sigorta ve fon mekanizmalarıyla hızlı ödeme sağlanmasıdır.
Bu rejimler, çevre hukukunu salt yasaklar değil, ekonomik sorumlulukla da güçlendiren bir katman oluşturur.
Sürdürülebilir Kalkınma ve SDG 14
“Denizlerde Yaşam” Hedefi
Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (SDGs) içinde yer alan 14. Hedef – “Sudaki Yaşam”, 2025’e kadar deniz kirliliğini özellikle kara kaynaklı kirlilik, deniz çöpleri ve besin kirliliği yönünden ciddi biçimde azaltmayı hedefler. Vikipedi
Bu hedef, MARPOL, Basel, Barselona gibi sözleşmeleri aynı çatı altında stratejik bir vizyona bağlayan politik bir üst şemsiye işlevi görür.
Deniz Çöpleri ve Mikroplastikler
Yeni Kuşak Düzenlemeler
Plastik ve mikroplastik kirliliği, mevcut sözleşmelerin tek başına çözmekte zorlandığı yeni nesil bir kriz haline geldi.
Birçok BM kararı ve bilimsel rapor, deniz çöpleri ve mikroplastiklere karşı:
- “Sıfır emisyon” vizyonu,
- Küresel koordinasyon ve veri paylaşımı,
- Finansman ve teknoloji transferi
gibi başlıklarda yeni düzenleme ihtiyacını açıkça gösteriyor. unea.marinelitter.no+1

Küresel Plastik Anlaşması Müzakereleri
Gelinen Son Nokta
2022’de BM Çevre Meclisi’nin 5/14 sayılı kararı ile, plastik kirliliğine (denizler dahil) ilişkin yeni, hukuken bağlayıcı küresel bir anlaşma müzakereleri resmen başlatıldı. DergiPark+3UNEP - UN Environment Programme+3Environment+3
- 175’ten fazla ülke sürece katıldı
- Amaç: plastik yaşam döngüsünün tamamını (üretim, tasarım, kullanım, atık) kapsayan bir rejim kurmak
2024–2025 arasındaki toplantılarda;
- Bir grup ülke üretim kotaları, zararlı plastiklerin yasaklanması, küresel bağlayıcı hedefler isterken,
- Bazı petrol üreticisi ve yüksek plastik tüketicisi ülkeler odağın yalnızca atık yönetimi ve geri dönüşümle sınırlı kalmasını savundu. AP News+4TESS+4Le Monde.fr+4
2025 Cenevre turu sonunda metin üzerinde uzlaşma sağlanamadı; süreç devam etmekle birlikte, küresel plastik anlaşması henüz sonuçlanmış değil.

İşbirliği ve “Cooperate or Fail” İlkesi
UNCLOS’un deniz çevresine ilişkin hükümleri, devletler için yalnızca “kirletme” yasağı değil, aynı zamanda “işbirliği yapma ödevi” de öngörür:
- Kirlilik kazalarında karşılıklı yardım,
- Ön bildirim ve danışma,
- Ortak acil müdahale planları
mahkeme ve doktrin tarafından genel uluslararası hukuk ilkesi haline gelmiş bir “cooperate or fail” mantığıyla yorumlanmaktadır. files.pca-cpa.org+1

İzleme, Raporlama ve Bilgi Paylaşımı
Modern deniz kirliliği rejimi, sadece yasaklar ve izinler değil, aynı zamanda:
- Uydu ve AIS tabanlı gemi izleme,
- Kaza ve deşarj raporlaması,
- Bilgi ve teknoloji transferi,
- Ortak veri tabanları
gibi şeffaflık araçlarına dayanır.
OPRC ve bölgesel sözleşmeler, taraf devletlerin düzenli rapor sunmasını, olayları bildirmesini ve teknik yardım ağlarında yer almasını şart koşar. Uluslararası Denizcilik Örgütü+1

Türkiye Perspektifi
Uluslararası Rejime Uyumu
Türkiye;
- MARPOL başta olmak üzere birçok IMO çevre sözleşmesine,
- Akdeniz için Barselona Sözleşmesi ve protokollerine,
taraf olarak, gemi kaynaklı ve bölgesel kirliliğin önlenmesine yönelik uluslararası kuralları iç hukukuna aktarmış durumdadır. ER&GUN&ER Law Firm+3Adalet Bakanlığı+3cevreselgostergeler.csb.gov.tr+3
Buna paralel olarak:
- Çevre Kanunu,
- Deniz çevresinin petrol ve diğer zararlı maddelerle kirlenmesinde acil müdahale ve tazmin esaslarını belirleyen özel kanunlar,
- Liman ve kıyı tesislerine yönelik ayrıntılı yönetmelikler
uluslararası rejimle tamamlayıcı bir bütün oluşturur.

İklim Değişikliği ve Deniz Kirliliği Arasındaki Yeni Bağlantı
Son yıllarda uluslararası yargı organları ve doktrin, iklim değişikliğinin deniz çevresi üzerindeki etkilerini, UNCLOS kapsamındaki “deniz çevresini koruma” yükümlülüğü ile birlikte yorumlamaya başlamıştır. Voelkerrechtsblog
- Okyanus asitlenmesi,
- Deniz sıcaklığı artışı,
- Ekstrem hava olayları sonucu ortaya çıkan kirlilik riskleri
artık klasik “kirlilik” kavramının genişletilmiş, bütünleşik bir parçası gibi ele alınmaktadır.

Bilim, İzleme ve Kanıta Dayalı Politikalar
Uluslararası metinler;
- Bilimsel araştırmayı destekleme,
- Ortak izleme programlarına katılma,
- Verileri düzenli aralıklarla paylaşma
yükümlülükleriyle, devletleri bilim temelli çevre yönetimine zorlar.
UNEP’in deniz çöpleri ve mikroplastiklere ilişkin küresel değerlendirme raporları, yeni anlaşma müzakerelerinin de bilimsel altlığını oluşturur. Frontiers+1

Uygulama Zorlukları
Kâğıttaki Kural ile Denizdeki Gerçeklik Arasındaki Mesafe
Her ne kadar rejim güçlü görünse de:
- Bayrak kolaylığı sağlayan devletler,
- Yetersiz liman devleti denetimleri,
- Düşük yaptırımlar,
- Gelişmekte olan ülkelerde altyapı ve finansman eksikleri
kuralların sahada tam uygulanmasının önündeki en büyük engellerdir.
Bu yüzden son yılların ana tartışması, “yeni kural mı, yoksa mevcut kuralları etkin uygulama mı

Devlet Dışı Aktörler
STK’lar, Bilim İnsanları ve Özel Sektörün Rolü
Uluslararası deniz kirliliği rejimi artık yalnızca devletlerin oyunu değildir:
- STK’lar kirlenme vakalarını belgeleyip davalar açıyor,
- Bilim insanları veriyi sağlıyor,
- Özel sektör yeşil yakıt, atık yönetimi, geri dönüşüm ve yeni materyaller üzerinden çözüm üretmek zorunda kalıyor,
- Liman işletmeleri ve navlun müşterileri, “yeşil gemi” ve temiz tedarik zinciri kriterlerini giderek daha fazla öne çıkarıyor.
Böylece uluslararası düzenlemeler, çok aktörlü bir yönetişim alanına dönüşüyor.

Son Söz
Deniz Kirliliği ile Mücadelede Gerçek Sınav Nerede Başlar
Uluslararası düzenlemeler;
MARPOL’ün sert satırlarında,
Basel’in sınır ötesi atık hükümlerinde,
Barselona’nın Akdeniz’e bakan protokollerinde yazılı olabilir…
Ama deniz kirliliği ile gerçek mücadele,
bir damla yağın lavaboya dökülmeden önceki tereddütte,
tek kullanımlık plastiği almamaya karar verdiğimiz o saniyede,
devletlerin imza attığı metinleri gerçekten uygulamaya niyet ettiği o politik eşiğe dayanır.
Eğer insanlık; kâğıt üzerindeki kuralları
gemilerin makine dairelerine, limanların atık tesislerine,
şehirlerin kanalizasyon sistemlerine
ve en önemlisi bireylerin bilinçlerine indiremezse,
denizler sessizce kirlenmeye devam eder.
Ama her ülke, her kent, her liman ve her birey kendi payına düşeni üstlenirse,
deniz yalnızca “korunacak bir kaynak” olmaktan çıkar;
gelecek nesillerle yapılmış sessiz bir sözleşmeye dönüşür.
"Denizi gerçekten korumak, sadece kanunlara değil; suya bakarken içimizde uyanan sorumluluk duygusuna da bağlıdır."
— Ersan Karavelioğlu
Moderatör tarafında düzenlendi: